Anasayfa/ Karar Bülteni/ Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2017/755 E. 2017/2536 K.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2017/755 E. 2017/2536 K.

Bu karar, usul hukukumuzda yargılamanın iadesi kurumunun işleyişini ve yargı mercilerinin kesin yetki sınırlarını hukuken son derece net bir şekilde ortaya koymaktadır. Bilindiği üzere, mahkeme kararlarının kesin hüküm teşkil etmesi, hukuki güvenlik ve istikrar ilkesinin en temel dayanağıdır. Kanun yolları tüketilerek kesinleşmiş olan mahkeme kararlarına karşı ancak çok istisnai ve kanunda sınırlı olarak sayılan hâllerde olağanüstü kanun yolu olan yargılamanın yenilenmesi talep edilebilir. Bu kurum, adaletsizliklerin giderilmesi için bir emniyet sübabı niteliğindedir. Yargıtay dairesi, bu süreçte talebin doğrudan temyiz merciine yapılmasının usule açıkça aykırı olduğunu, kanunun emredici hükmü gereği incelemenin mutlaka asıl kararı veren yerel mahkeme tarafından yapılması gerektiğini vurgulamıştır. Hukuken bu durum, görev ve yetki kurallarının kamu düzeninden olması ilkesinin olağanüstü kanun yollarında da titizlikle uygulandığını göstermektedir.
search
7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No 2017/755
Karar No 2017/2536
Karar Tarihi 04.05.2017
Karar Sonucu Tetkiksiz İade
Karar Linki Yargıtay Karar Arama

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Yargılamanın yenilenmesi talebi kararı veren mahkemece incelenir.
  • gavel Yargıtay'a doğrudan yargılamanın iadesi talebinde bulunulamaz.
  • gavel Görevli olmayan merciye sunulan dilekçe tetkiksiz iade edilir.
  • gavel Olağanüstü kanun yollarında görev kuralları dar yorumlanır.

Bu karar, usul hukukumuzda yargılamanın iadesi kurumunun işleyişini ve yargı mercilerinin kesin yetki sınırlarını hukuken son derece net bir şekilde ortaya koymaktadır. Bilindiği üzere, mahkeme kararlarının kesin hüküm teşkil etmesi, hukuki güvenlik ve istikrar ilkesinin en temel dayanağıdır. Kanun yolları tüketilerek kesinleşmiş olan mahkeme kararlarına karşı ancak çok istisnai ve kanunda sınırlı olarak sayılan hâllerde olağanüstü kanun yolu olan yargılamanın yenilenmesi talep edilebilir. Bu kurum, adaletsizliklerin giderilmesi için bir emniyet sübabı niteliğindedir. Yargıtay dairesi, bu süreçte talebin doğrudan temyiz merciine yapılmasının usule açıkça aykırı olduğunu, kanunun emredici hükmü gereği incelemenin mutlaka asıl kararı veren yerel mahkeme tarafından yapılması gerektiğini vurgulamıştır. Hukuken bu durum, görev ve yetki kurallarının kamu düzeninden olması ilkesinin olağanüstü kanun yollarında da titizlikle uygulandığını göstermektedir.

Benzer davalarda bu kararın emsal etkisi ve uygulamadaki önemi oldukça büyüktür. Uygulamada zaman zaman tarafların, daha önce uyuşmazlığı incelemiş ve kararı onamış olan Yargıtay dairelerine doğrudan dilekçe sunarak yargılamanın iadesini talep ettikleri görülmektedir. Yargıtay kararlarının son merci olması algısı, bu tür usuli hatalara yol açabilmektedir. Bu karar, usul ekonomisi ve yargılama süreci açısından zaman kaybını önleyecek, gereksiz yazışmaların önüne geçecek bir rehber niteliğindedir. Meslektaşlar, avukatlar ve vatandaşlar, yargılamanın yenilenmesi koşulları oluştuğunda, dosyayı bizzat karara bağlayan ilk derece mahkemesine başvurmaları gerektiğini bu emsal kararla açıkça görmüşlerdir. Doğrudan yüksek mahkemeye sunulan dilekçelerin esasa girilmeden tetkiksiz iade edileceği bir kez daha içtihat altına alınarak istikrarlı bir uygulama sağlanmıştır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı işçi, çalıştığı işyerinde kendisine yöneticileri veya iş arkadaşları tarafından mobbing (psikolojik taciz) uygulandığı, bu yıldırma politikaları ve psikolojik baskı eylemleri nedeniyle ciddi şekilde manevi zarara uğradığı iddiasıyla davalılar aleyhine manevi tazminat talepli bir dava açmıştır. Ancak Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda, davanın esasına girilmeden, davalıların taraf sıfatı ve husumet ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.

Davacı tarafın bu usulden red kararına karşı olağan kanun yoluna başvurması üzerine, uyuşmazlık Yargıtay denetiminden geçmiş, ilk derece mahkemesinin verdiği ret kararı Daire tarafından hukuka uygun bulunarak onanmıştır. Bununla da yetinmeyen davacı karar düzeltme yoluna başvurmuş, ancak karar düzeltme talebi de reddedilerek dosya tamamen kesinleşmiştir. Tüm bu olağan kanun yolları tükendikten yıllar sonra davacı, yeni bir dilekçe hazırlayarak doğrudan Yargıtay ilgili dairesine göndermiş ve yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuştur. Uyuşmazlığın temel konusu, davacının kanunun öngördüğü yerel mahkeme yerine Yargıtay'a doğrudan sunduğu yargılamanın iadesi talebinin usulen Yargıtay tarafından incelenip incelenemeyeceği ve bu dilekçenin akıbetinin hukuken ne olacağı sorunudur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Mahkemenin uyuşmazlığı çözerken dayandığı genel hukuk kurallarının temelini, medeni usul hukukumuzun olağanüstü kanun yollarını düzenleyen katı ve emredici hükümleri oluşturmaktadır. Uyuşmazlığın çözümünde en temel dayanak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 378/1 hükmüdür. Bu emredici kanun maddesine göre, "Yargılamanın iadesi talebini içeren dilekçe, kararı veren mahkemece incelenir." Kuralı gereğince, yargılamanın iadesi isimli olağanüstü kanun yolu, ancak ve ancak ilk derece yargılamasını yaparak uyuşmazlığın esasına veya usulüne ilişkin nihai kararı tesis eden yerel mahkeme önünde işletilebilir.

Yargılamanın yenilenmesi veya diğer yaygın adıyla yargılamanın iadesi, kesin hükme bağlanmış ve olağan kanun yolları tüketilerek tamamen kesinleşmiş olan davaların, kanunda tahdidi olarak sayılan çok ağır usul veya esas hatalarının varlığı iddiasıyla (örneğin belgede sahtelik, tanığın yalan yere yemin etmesi, hükme esas alınan ilamın bozulması vb.) yeniden görülmesini sağlayan oldukça istisnai bir kurumdur.

Hukuk doktrininde ve Yargıtay'ın yerleşik içtihat prensiplerinde olağanüstü kanun yollarının başvuru şartları ve başvuru mercileri her zaman dar yorumlanır. Yargıtay, kural olarak Türk yargı sisteminde bir temyiz, içtihat birleştirme ve hukuki denetim merciidir; Yargıtay'ın ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapma, delil toplama ve tanık dinleme yetkisi yasal istisnalar dışında bulunmamaktadır. Bu nedenle, maddi vakıaların yeniden incelenmesini ve yeni baştan bir yargılama faaliyetinin yürütülmesini gerektiren yargılamanın iadesi kurumu, doğası gereği davayı en başta inceleyip karara bağlayan yerel mahkemenin münhasır görev alanına girer. Dilekçenin doğrudan temyiz incelemesini yapmış olan yüksek mahkemeye sunulması hâlinde, Yargıtay'ın bu talebi esastan inceleme ve yeniden karar verme yetkisi kanunen yoktur.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Somut uyuşmazlıkta davacı taraf, çalışma hayatında işyerinde yaşadığını iddia ettiği haksız eylemler ve mobbing olayları nedeniyle manevi tazminat davası açmış, ancak bu dava husumet yokluğu gerekçesiyle yerel mahkeme konumundaki Asliye Hukuk Mahkemesince usulden reddedilmiştir. Davacının temyiz başvurusu üzerine dosya Yargıtay 4. Hukuk Dairesi önüne gelmiş ve ret kararı onanmış, sonrasında davacının karar düzeltme isteği de incelenerek reddedilmiş ve böylece yerel mahkemenin verdiği karar hukuken kesinleşerek kesin hüküm niteliğini kazanmıştır. Ancak davacı, davanın olağan şekilde tamamen kapanmasından belirli bir süre sonra yasal başvuru merciini atlayarak doğrudan Yargıtay 4. Hukuk Dairesine bir dilekçe göndermiş ve yargılamanın yenilenmesini talep etmiştir.

Daire tarafından dosya içerisindeki kâğıtlar ve tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor incelendiğinde, sunulan dilekçedeki talebin niteliği itibarıyla olağanüstü bir kanun yolu olan yargılamanın iadesi kurumu kapsamında olduğu açıkça tespit edilmiştir. Yargıtay, usul kanunumuzdaki amir hükümler çerçevesinde kendi yetki ve görev sınırlarını titizlikle değerlendirmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 378/1 hükmünün gayet açık olduğu, yargılamanın yenilenmesini inceleme görevinin uyuşmazlığın esası veya usulü hakkında ilk nihai kararı veren yerel mahkemeye ait olduğu tereddütsüz şekilde belirlenmiştir.

Doğrudan yüksek mahkemeye yapılan bu başvurunun usul kurallarına tamamen aykırı olması sebebiyle, Yargıtay Dairesinin bu dilekçeyi esastan inceleme, tarafları duruşmaya çağırma veya yargılamanın iadesi şartlarının kanunen oluşup oluşmadığını değerlendirme hak ve yetkisi kesinlikle bulunmamaktadır. Usul ekonomisi, mahkemelerin görev kurallarının kesinliği ve yargılamanın sağlıklı yürümesi ilkeleri gereği, söz konusu talep dilekçesinin doğru merci tarafından ele alınması yasal bir zorunluluktur.

Sonuç olarak Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, yargılamanın yenilenmesi talebini içeren dilekçenin mahal mahkemesince işlem yapılmak üzere tetkiksiz iadesi yönünde karar vermiştir.

Davam bittikten sonra yargılamanın yenilenmesi için Yargıtay'a başvurabilir miyim? expand_more
Hayır, doğrudan Yargıtay'a başvuramazsınız. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 378. maddesinin 1. fıkrasındaki emredici hükme göre, yargılamanın iadesi talebini içeren dilekçe mutlaka asıl kararı veren ilk derece mahkemesine sunulmalıdır. Yargıtay kural olarak bir temyiz merciidir ve bu tür olağanüstü kanun yollarında ilk derece mahkemesi sıfatıyla delil toplayıp yeni baştan yargılama yapma yetkisi bulunmamaktadır. Doğrudan Yargıtay'a sunulan dilekçeler esasa girilmeden tetkiksiz iade edilir.
Yargılamanın yenilenmesi dilekçemi yanlışlıkla Yargıtay'a gönderirsem ne olur? expand_more
Yargılamanın yenilenmesi dilekçenizi görevli olmayan Yargıtay'a sunmanız halinde, Yargıtay ilgili dairesi yetkisizlik nedeniyle talebinizi esastan inceleyemez. Usul kanunumuzdaki amir hükümler ve görev kuralları kamu düzenindendir, olağanüstü kanun yollarında son derece titizlikle uygulanır ve dar yorumlanır. Yargıtay, usule aykırı olarak doğrudan kendisine gönderilen bu dilekçeyi; tarafları duruşmaya çağırmadan veya şartları değerlendirmeden, doğru merci olan yerel mahkemece işlem yapılmak üzere tetkiksiz olarak geri iade edecektir.
Yargıtay yeniden yargılama şartlarının oluşup oluşmadığını inceler mi? expand_more
Olağanüstü bir kanun yolu olan yargılamanın iadesi taleplerinde Yargıtay'ın bu şartları ilk elden değerlendirme yetkisi kesinlikle yoktur. Hukuk doktrininde ve yerleşik içtihat prensiplerinde olağanüstü kanun yollarının başvuru merci kuralları daima dar yorumlanır. Yeniden yargılama şartlarının kanunen oluşup oluşmadığını inceleme ve maddi vakıaları yeni baştan değerlendirme görevi münhasıran davanın esası veya usulü hakkında nihai kararı tesis eden mahal mahkemesine aittir.
Reddedilen mobbing davamı yıllar sonra bu yolla tekrar açtırabilir miyim? expand_more
Kesinleşmiş olan mahkeme kararlarına karşı, ancak kanunda tahdidi (sınırlı) olarak sayılan çok istisnai hallerde yargılamanın yenilenmesi talep edilebilir. Davanız husumet yokluğu gibi usuli bir nedenle veya esastan reddedilip olağan kanun yolları tüketilerek kesinleşmişse; ancak belgede sahtelik, tanığın yalan yere yemin etmesi veya hükme esas alınan ilamın bozulması gibi çok ağır hukuka aykırılık hallerinin varlığı iddiasıyla davanın yeniden görülmesini isteyebilirsiniz. Ancak bu kurum adaletsizliklerin giderilmesi için bir emniyet sübabı olsa da, talebinizi doğrudan temyiz merciine değil bizzat kararı veren mahkemeye yöneltmeniz usuli bir zorunluluktur.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir