Anasayfa Karar Bülteni AYM | Cemile Yiğit | BN. 2022/49620

Karar Bülteni

AYM Cemile Yiğit BN. 2022/49620

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2022/49620
Karar Tarihi 28.11.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Yargılama sırasındaki yasa değişikliği hak ihlalidir.
  • Mekanizmaların işlevsiz bırakılması etkili başvuruya aykırıdır.
  • Tahsil imkânının yasayla kaldırılması hukuka aykırıdır.
  • Mülkiyet hakkı yargısal güvencelerle birlikte korunmalıdır.
  • İhlalin giderimi için yeniden yargılama zorunludur.

Bu karar, bir alacağın tahsili amacıyla usulüne uygun şekilde başlatılan hukuki süreçlerin, yargılama devam ederken yürürlüğe giren kanuni düzenlemelerle işlevsiz kılınmasının anayasal haklar üzerindeki yıkıcı etkisini ve Anayasa'ya aykırılığını ortaya koyması bakımından hukuken büyük bir önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, bireylerin hak arama hürriyetlerini kullanırken karşılaştıkları sonradan ihdas edilen yasal engellerin, mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkını derinden zedelediğini net bir şekilde teyit etmektedir. Yargılama süreci devam ederken yasama organı tarafından yapılan müdahalelerle hukuki yolların kapatılması veya alacağın tahsil imkânının tamamen ortadan kaldırılması, modern hukuk devleti ilkesiyle ve hukuki güvenlik prensibiyle hiçbir şekilde bağdaşmamaktadır.

Bu kararın benzer nitelikteki uyuşmazlıklarda ve davalarda yaratacağı emsal etkisi, bilhassa şirketlere yatırılan paraların iadesine yönelik devam eden veya sonradan açılacak olan uyuşmazlıklar açısından son derece belirleyicidir. Yüksek Mahkemenin daha önce vermiş olduğu kararlara atıf yapılarak pekiştirilen ve yerleşik hâle getirilen bu güçlü içtihat, vatandaşların yasal haklarını aramak üzere yargı yoluna başvurmalarına rağmen sonradan yapılan kanuni düzenlemeler eliyle mağdur edilmelerinin önüne geçmeyi hedeflemektedir. Uygulamadaki asıl önemi ise, derece mahkemelerinin bu tür uyuşmazlıklarda şeklî kanuniliğin ötesine geçerek Anayasa'nın ruhuna uygun daha titiz bir hak incelemesi yapma zorunluluğunu doğurmasıdır. Hak arama yollarının yalnızca kâğıt üzerinde teorik bir güvence olarak kalmayıp fiilen de sonuç doğurucu, ulaşılabilir ve işlevsel bir nitelikte olması gerektiği bu karar ile bir kez daha kuvvetle vurgulanmıştır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlık, başvurucu Cemile Yiğit'in geçmiş dönemde bir şirkete yatırmış olduğu paranın iadesini sağlamak amacıyla açtığı alacak davası etrafında şekillenmektedir. Başvurucu, şirket bünyesinde kalan alacağına kavuşabilmek maksadıyla olağan yasal yollara başvurmuş ve görevli mahkemeler nezdinde hukuki süreci başlatmıştır.

Ancak, söz konusu dava henüz mahkeme önünde derdest durumdayken yasama organı tarafından konuyla ilgili yeni bir kanuni düzenleme yürürlüğe konulmuştur. Yürürlüğe giren bu yeni yasal düzenleme, uyuşmazlığın esasını doğrudan etkileyerek başvurucunun şirketten olan alacağının tahsil edilebilme imkânını fiilen ve hukuken bütünüyle ortadan kaldırmıştır. Başvurucu, devletin araya girerek çıkardığı bu yasa değişikliği nedeniyle başvurduğu yargı yolunun etkisiz ve anlamsız hâle geldiğini, meşru hakkını arama imkânının elinden alındığını ve sonuç olarak mal varlığı değerlerine ölçüsüz bir müdahalede bulunulduğunu belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Davadaki temel talep, kanun değişikliğiyle işlevsiz bırakılan dava yolunun yarattığı hak ihlallerinin tespiti ve yeniden yargılama yoluyla hukuki zararın giderilmesidir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuruyu incelerken uyuşmazlığın temelini oluşturan mülkiyet hakkı ve etkili başvuru hakkına ilişkin temel anayasal kuralları ve yerleşik içtihat prensiplerini detaylı olarak esas almıştır. Söz konusu yargısal uyuşmazlığın hukuki dayanağını, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 35 ile güvence altına alınan mülkiyet hakkı ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 40 ile güvence altına alınan etkili başvuru hakkı oluşturmaktadır.

Etkili başvuru hakkı, anayasal sistem içerisinde kişilerin temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiğini iddia ettikleri her durumda, bu ihlalin gecikmeksizin tespiti ve doğan zararların giderilmesi amacıyla yetkili makamlara başvurabilmelerini güvence altına alan temel bir mekanizmadır. Bu hakkın mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak ihlal edilmemesi ve gerçek bir koruma sağlayabilmesi için, devletin yargısal mekanizmaları fiilen işleyebilir, ulaşılabilir ve somut sonuç alıcı düzeyde tutma yönünde güçlü bir pozitif yükümlülüğü bulunmaktadır. Mahkemeye erişim ve sadece şeklen dava açma hakkının bulunması tek başına yeterli kabul edilemez; işleyen bu yargı yollarının uyuşmazlığı çözme, hakkı teslim etme ve tahsilatı sağlama kapasitesine de mutlaka sahip olması gerekmektedir.

Anayasa Mahkemesinin yerleşik hâle gelen ve somut olayda da doğrudan uygulanan Turgay Kılıç kararı, bu tür uyuşmazlıkların çözümünde temel anayasal ilkeleri açıkça belirlemiştir. Bu yerleşik içtihat prensibine göre, bir kişinin meşru alacağını tahsil etmek amacıyla hukuken uygun ve yasal yollara başvurmasına rağmen, bizzat kamu gücü tarafından yargılama aşamasında yapılan bir kanuni düzenlemeyle bu hukuki mekanizmaların işletilmesinin engellenmesi veya fiilen anlamsız hâle getirilmesi açık bir anayasal ihlal teşkil etmektedir. Devletin, bireylerin alacaklarını tahsil etmelerini imkânsızlaştıran ve devam eden davalara doğrudan olumsuz etki eden yasal engeller ihdas etmesi, hak arama hürriyetinin özüne dokunmak anlamına gelir. Doktrinde ve anayasa hukukunda da geniş çapta kabul edildiği üzere, kanunların yargısal süreçleri sonuçsuz bırakacak ve bireylerin haklarına kavuşmasını imkânsız kılacak şekilde uygulanması, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerini zedeleyen son derece ağır ve ölçüsüz bir müdahaledir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, somut başvuruya konu olan olay ve olguları incelerken, başvurucunun dosyaya sunduğu iddiaları ve derece mahkemelerinin yargılama sürecindeki tutumunu, mülkiyet hakkı ile etkili başvuru hakkının sağladığı anayasal güvenceler çerçevesinde kapsamlı bir biçimde değerlendirmiştir. Yapılan inceleme neticesinde, başvurucu Cemile Yiğit'in şirkete yatırdığı paranın iadesine yönelik alacağını tahsil etmek maksadıyla zamanında yetkili mahkemelere müracaat ettiği ve hukuki süreci işleterek üzerine düşen tüm yasal yükümlülükleri eksiksiz bir biçimde yerine getirdiği tespit edilmiştir. Ancak, başvurucunun hukuki umutla açtığı bu dava süreci henüz sonuçlanmadan ve devam ederken, yasama organı tarafından yapılan ani bir kanuni düzenleme ile söz konusu ticari uyuşmazlığın çözümsüz bırakıldığı, başvurucunun yasal alacağını tahsil etmesi için kurulan hukuki mekanizmaları işletme imkânından tamamen ve telafisi imkânsız biçimde mahrum bırakıldığı açıkça görülmüştür.

Yüksek Mahkeme değerlendirmesinde, olay ve olguları somut başvuru ile birebir örtüşen ve daha evvel karara bağlanan emsal nitelikteki kararlarına doğrudan atıf yapmıştır. Başvurucunun içinde bulunduğu bu durumun, bir vatandaşın alacağının tahsili için uygun yargı yollarına başvurmasına karşın bizzat yasa koyucunun sonradan yaptığı müdahaleyle yargı yolunun etkisiz ve sonuçsuz kılındığı standart ve açık bir hak ihlali örneği teşkil ettiği belirlenmiştir. Mahkeme heyeti, somut başvurunun incelenmesinde, anılan kararlarda çok önceden açıklanan temel anayasal ilkelerden ve ulaşılan hukuki sonuçlardan ayrılmayı, farklı bir yorum geliştirmeyi gerektiren herhangi bir istisnai veya hukuki durum bulunmadığını teyit etmiştir.

Bu kuvvetli bağlamda, başvurucunun yasal alacağına kavuşmasını kalıcı olarak engelleyen kanun yapım sürecinin ve yargı pratiğinin, Anayasa'nın özenle güvence altına aldığı mal varlığı haklarına yönelik son derece ölçüsüz bir müdahale olduğu ve bu müdahaleye karşı ulusal hukukta etkili bir koruma mekanizmasının fiilen işletilmediği kesin sonucuna varılmıştır. Başvuruda açıkça tespit edilen bu temel hak ihlalinin ve bu ihlalin yol açtığı olumsuz sonuçların hukuk düzeninden bütünüyle ortadan kaldırılabilmesi için ise davanın yeniden görülmesinde hukuki bir yarar ve zorunluluk bulunduğu belirtilmiştir. İhlalin sonuçlarının doğrudan yeniden yargılama yapılması suretiyle giderilebilecek nitelikte olması ve hukuki onarımın bu yolla sağlanabilmesi nedeniyle, başvurucunun ayrıca talep ettiği maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddedilmesine karar verilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiş ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılması amacıyla başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: