Anasayfa Karar Bülteni AYM | Bülent Yalçın | BN. 2020/39991

Karar Bülteni

AYM Bülent Yalçın BN. 2020/39991

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2020/39991
Karar Tarihi 28.11.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Aynı konumdaki öğretim üyelerine farklı uygulama yapılamaz.
  • Farklı muamele nesnel ve haklı bir temele dayanmalıdır.
  • Mülkiyet hakkı bağlamında ayrımcılık yasağı ihlal edilemez.

Bu karar, askerî yükseköğretim kurumlarından devredilen öğretim üyeleri ile sivil üniversitelerde baştan beri görev yapan öğretim üyeleri arasındaki özlük hakları ve mali ödemeler eşitsizliğini gidermesi bakımından büyük bir hukuki öneme sahiptir. Anayasa Mahkemesi, aynı unvan ve kadroda görev yapan profesörler arasında salt geldikleri kurumun askerî veya sivil olması temel alınarak ek gösterge rakamlarında farklılık yaratılmasının kanuni ve hukuki bir dayanağı olmadığına açıkça hükmetmiştir. Derece mahkemelerinin bu farklı muameleyi haklı kılacak, anayasal denetime uygun orantılı bir külfet analizi yapamaması, Anayasa'nın eşitlik ve mülkiyet haklarına aykırı bulunmuştur.

Uygulamadaki emsal etkisi ve önemi değerlendirildiğinde, bu karar Sağlık Bilimleri Üniversitesi gibi askerî kurumlardan devralınan personeli istihdam eden diğer üniversitelerdeki benzer hukuki uyuşmazlıklar için doğrudan ve güçlü bir emsal teşkil etmektedir. Özellikle kamu personel rejiminde ve mali hakların tespitinde, asker kökenli profesörlerin 6400 yerine 5800 ek göstergeye tabi tutulması uygulaması bu hak ihlali kararıyla birlikte sürdürülemez bir hâl almıştır. İhlalin tespiti ve yeniden yargılama yolunun açılması, benzer durumdaki tüm akademisyenlerin yıllardır eksik ödenen mali haklarına kavuşabilmeleri ve mülkiyet haklarının iadesi için son derece önemli bir anayasal zemin sağlamaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu Bülent Yalçın, askerî üniversite kurumlarında profesör olarak görev yapmaktayken, yasal düzenlemeler neticesinde bu kurumların devredilmesi üzerine sivil üniversite kadrosuna (Sağlık Bilimleri Üniversitesi) profesör unvanıyla geçiş yapmıştır. Ancak görev yapmaya başladığı yeni kurumunda, sivil kökenli diğer profesörler 6400 ek gösterge rakamı üzerinden maaş ve özlük hakları alırken, başvurucu sadece askerî kurumdan devredildiği gerekçesiyle 5800 ek gösterge rakamına tabi tutulmuştur. Başvurucu, aynı statüde ve aynı kadroda görev yaptığı meslektaşlarıyla arasında idare tarafından yaratılan bu maaş ve ek gösterge farklılığının hukuka aykırı olduğunu belirterek dava açmıştır. İdari yargıda açtığı davalarda olumlu bir hukuki sonuç alamayan başvurucu, uğradığı bu sürekli maddi kaybın mülkiyet hakkını ve kanun önünde eşitlik ilkesini zedelediğini belirterek, ayrımcılık yasağının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi bu uyuşmazlığı inceleyip çözerken öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 10 kapsamında güvence altına alınan "Kanun önünde eşitlik" ilkesi ve ayrımcılık yasağı ile Anayasa m. 35 kapsamında korunan "Mülkiyet hakkı" kurallarını temel anayasal normlar olarak ele almıştır. Mülkiyet hakkı bağlamında ayrımcılık yasağının incelenmesinde, aynı ya da oldukça benzer durumdaki kişilere haklı, makul ve nesnel bir neden olmaksızın idare tarafından farklı muamele yapılıp yapılmadığı hususu titizlikle değerlendirilmektedir.

Mahkemenin maddi uyuşmazlığı çözerken dayandığı temel kanuni düzenleme ise 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu hükümleridir. Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihat prensiplerine göre, kamu görevlilerinin özlük hakları belirlenirken aynı unvan ve kadroda bulunan kişiler arasında farklılık yaratılabilmesi için idarenin haklı bir neden sunması, bu ayrımın kanuni bir temele dayanması ve yapılan farklı muamelenin orantılılık ilkesini ihlal etmemesi zorunludur.

Daha önce Anayasa Mahkemesi tarafından verilmiş olan yerleşik içtihat niteliğindeki Mehmet Fatih Bulucu kararında da altı çizildiği üzere, askerî yükseköğretim kurumlarından sivil üniversitelere devredilen personelin 2914 sayılı Kanun kapsamındaki ek gösterge rakamlarından ve mali haklardan tam olarak yararlanmasını engelleyen hiçbir açık ve sınırlandırıcı yasal düzenleme bulunmamaktadır. İdarenin kanuni bir engel olmaksızın, sadece fiilî bir idari tasarrufla asker kökenli ve sivil kökenli profesörler arasında mali haklar yönünden ayrım yapması, Anayasa'nın güvence altına aldığı mülkiyet hakkı temelinde ayrımcılık yasağının açık bir ihlali olarak kabul edilmektedir. İdarenin takdir yetkisi, kanunların Anayasa'nın temel ruhuna aykırı yorumlanmasına cevaz vermez.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, başvurucunun durumunu somut olay özelinde incelerken öncelikle başvurucunun sivil kökenli diğer profesörlerle karşılaştırılabilir ve benzer bir durumda olup olmadığını tespit etmiştir. Yapılan detaylı inceleme sonucunda, sivil veya askerî kurum kökenli olmalarına bakılmaksızın tüm bu öğretim üyelerinin aynı üniversite çatısı altında, aynı kanunlara tabi olarak ve tamamen aynı profesör kadrosunda görev yaptıkları net bir biçimde belirlenmiştir.

Derece mahkemeleri tarafından yürütülen yargılamalarda, başvurucunun emsallerinden farklı olarak 6400 yerine 5800 ek gösterge rakamına tabi tutulmasına yönelik oluşturulan bu dezavantajlı ve farklı muamelenin, nesnel ve haklı bir temeli hiçbir şekilde ortaya konulamamıştır. Başvurucuya yıllar boyu sürecek şekilde yüklenen bu haksız mali külfetin orantılı olduğu veya kamu yararı açısından zorunlu bir nedene dayandığı yönünde derece mahkemelerince yeterli bir hukuki gerekçe sunulmamıştır. Bunun da ötesinde, başvurucunun 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu kapsamında öngörülen yüksek ek gösterge rakamına tabi olmasını ve tam maaş almasını engelleyen açık ve emredici bir kanun hükmü veya kısıtlama da mevcut değildir.

Anayasa Mahkemesi, derece mahkemelerinin bu uyuşmazlığı karara bağlarken Anayasa m. 10'da vücut bulan eşitlik ilkesine ve ayrımcılık yasağına uygun, anayasal standartları karşılayan bir hukuki inceleme yapmadıklarını saptamıştır. Daha önce tamamen benzer bir uyuşmazlıkta Mehmet Fatih Bulucu başvurusunda verilen emsal karardaki anayasal ilkelerin bu somut başvuru için de harfiyen geçerli olduğu, olayda anılan içtihattan ayrılmayı gerektirecek herhangi bir istisnai hukuki durumun bulunmadığı karara bağlanmıştır. Başvurucunun asker kökenli olmayan diğer öğretim üyelerinden farklı ve keyfî bir şekilde eksik ek gösterge ile maaş almaya zorlanması, mülkiyet hakkı bağlamında ayrımcılık yasağına haksız ve orantısız bir müdahale olarak nitelendirilmiştir. Meydana gelen bu ihlalin ve ağır sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla, dava dosyasının ilk derece mahkemesinden temin edilerek ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmek üzere yeniden yargılama işlemlerinin başlatılması gerektiği ifade edilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak ayrımcılık yasağının ihlal edildiği yönünde karar vererek yeniden yargılama yapılması için başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: