Karar Bülteni
AYM Gökhan Bozkurt ve Diğerleri BN. 2021/18059
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm |
| Başvuru No | 2021/18059 |
| Karar Tarihi | 02.10.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Vekalet ücreti yükümlülüğü mahkemeye erişim hakkıdır.
- Haklara müdahaleler ancak kanunla düzenlenebilir.
- Kanunun açıkça hatalı yorumlanması kanuniliği zedeler.
- Maktu yerine nispi vekalet ücreti kanunsuzdur.
Bu karar, trafik kazasından kaynaklanan tazminat davalarında hükmedilen vekalet ücretlerinin hesaplanma usulünün, Anayasa ile güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkı üzerindeki doğrudan etkisini ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, yargılama giderlerinden olan vekalet ücretinin taraflar aleyhine orantısız ve mevzuata aykırı şekilde hükmedilmesinin, kişilerin hak arama hürriyetini ve mahkemeye erişim hakkını kısıtlayıcı bir müdahale oluşturduğunu somut bir biçimde vurgulamıştır. Mahkemelerin, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde açıkça düzenlenen kuralların dışına çıkarak, yasal bir dayanak veya makul bir gerekçe göstermeksizin aleyhe nispi vekalet ücretine hükmetmesi, anayasal güvencelerin ve kanunilik ilkesinin açık bir ihlali niteliğinde bulunmuştur.
Bu içtihat, benzer nitelikteki tazminat davaları ve özellikle manevi tazminat taleplerinin kısmen veya tamamen reddedildiği dosyalar açısından büyük bir emsal etkisi ve pratik önem taşımaktadır. Uygulamada yerel mahkemelerin zaman zaman yürürlükteki tarife dışına çıkarak maktu yerine nispi vekalet ücreti belirlemesi, hak arayan vatandaşlar üzerinde ağır bir maddi külfet ve adalete erişimde caydırıcı bir etki yaratmaktadır. Karar, yargı mercilerinin vekalet ücreti hesaplamalarında kanunilik ilkesine ve tarife hükümlerine sıkı sıkıya bağlı kalmaları gerektiğini kesin bir dille hatırlatmakta, hatalı tarife uygulamalarının doğrudan hak ihlali doğuracağına işaret ederek usul hukukundaki öngörülebilirliği teminat altına almaktadır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucular, oğulları ve kardeşleri olan yakınlarının yolcu olarak bulunduğu bir aracın kaza yapması ve hayatını kaybetmesi üzerine, kusurlu araç sürücüsü ve ilgili şirketlere karşı maddi ve manevi tazminat davası açmıştır. İlk derece mahkemesi davayı kısmen kabul ederek maddi ve manevi tazminata hükmetmiş, ancak davalı bir şirket yönünden davanın ispatlanamaması sebebiyle reddine karar vermiştir. Yargıtay'ın manevi tazminat miktarını az bularak kararı bozmasının ardından mahkeme, tazminat tutarlarını artırmış fakat davası tamamen reddedilen şirket lehine, başvurucular aleyhine oransal (nispi) olarak yüksek bir vekalet ücretine hükmetmiştir. Başvurucular, reddedilen manevi tazminat taleplerinde maktu (sabit) bir vekalet ücreti ödemeleri gerekirken, aleyhlerine orantısız ve hukuka aykırı şekilde nispi vekalet ücreti hesaplandığını, bu durumun hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı değerlendirirken temel olarak mahkemeye erişim hakkı ve bu hakkın sınırlandırılmasına ilişkin anayasal prensipleri dikkate almıştır. Yargılama giderlerinden sayılan vekalet ücreti yükümlülüğü, dava aşamasında kimin lehine ya da aleyhine olacağının önceden belli olmaması sebebiyle doğrudan hak arama hürriyeti ve mahkemeye erişim hakkı ile ilişkilidir. Taraflardan birinin davasındaki başarı oranına göre aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi, mahkemeye erişim hakkına yönelik bir müdahale teşkil eder. Bu müdahalenin anayasaya uygun kabul edilebilmesi için Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.13 kapsamında kanunilik, meşru amaç ve ölçülülük şartlarını taşıması zorunludur.
Hukuk sistemimizde vekalet ücretinin ne şekilde hesaplanacağı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu uyarınca bağlayıcı olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) ile belirlenmektedir. Olay tarihinde yürürlükte olan ilgili AAÜT'nin 10. maddesinin üçüncü fıkrasında, manevi tazminat davalarının tamamen reddedilmesi durumunda avukatlık ücretinin tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre, yani maktu (sabit) olarak hükmolunacağı açıkça düzenlenmiştir.
Hak ve özgürlüklere yapılacak müdahalelerin şekli manada bir kanuna dayanması gerektiği gibi, kanun metninin ve uygulamasının da bireylerin davranışlarının sonucunu öngörebileceği kadar hukuki belirlilik taşıması şarttır. Mahkemelerce müdahaleye imkan tanıyan kanun hükümlerinin açık ve bariz bir biçimde hatalı yorumlanması veya uygulanması, müdahaleyi kanunilik temelinden yoksun bırakır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, başvuru dosyasını incelerken ilk derece mahkemesinin kararında yer alan vekalet ücreti hesaplamasının yasal dayanaklarını mercek altına almıştır. Somut olayda, başvurucuların davalı bir şirkete karşı açtığı maddi ve manevi tazminat davası ispatlanamadığı gerekçesiyle tamamen reddedilmiştir. Mevzuat ve olay tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, manevi tazminat istemlerinin tümden reddi halinde maktu, yani önceden belirlenmiş sabit bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmektedir. Ancak, ilk derece mahkemesinin bu yasal ve bağlayıcı kuralı uygulamayarak, başvurucular aleyhine 18.010,90 TL gibi oldukça yüksek ve nispi (oransal) bir vekalet ücretine hükmettiği tespit edilmiştir.
Daha da önemlisi, ilk derece mahkemesi kararında ilgili tarife hükmünün neden uygulanmadığına veya aleyhe hükmedilen fahiş nispi vekalet ücretinin hukuki dayanağının ne olduğuna dair hiçbir tatmin edici gerekçe sunulmamıştır. Başvurucuların mahkemeye erişim haklarına ciddi bir müdahale niteliği taşıyan bu ağır mali külfetin, yürürlükteki mevzuata açıkça aykırı olduğu ve mahkemenin yasal kuralları bariz bir biçimde hatalı uyguladığı görülmüştür. Bu açık hatanın olağan kanun yolları olan temyiz ve karar düzeltme aşamalarında da Yargıtay tarafından düzeltilmediği ve başvurucuların itirazlarının dikkate alınmadığı belirlenmiştir.
Anayasa Mahkemesi, mahkemeye erişim hakkına yönelik bu müdahalenin kanuni dayanağının yerel mahkemece somut ve hukuki bir temelle ortaya konulamadığını, dolayısıyla müdahalenin kanunilik şartını taşımadığını değerlendirmiştir. Müdahalenin doğrudan kanunilik temelinden yoksun bulunması sebebiyle, ölçülülük veya meşru amaç gibi diğer anayasal kriterlerin ayrıca incelenmesine dahi gerek görülmemiştir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, aleyhe nispi vekalet ücretine hükmedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.