Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Nazan Albayrak Kararı 2021/29399 B.

Anayasa Mahkemesi Nazan Albayrak Kararı 2021/29399 B.

Bu karar, vakıf üniversitelerinde görev yapan akademik personelin iş akdinin feshi ve buna bağlı işçilik alacakları konularında hangi yargı kolunun görevli olduğuna dair yaşanan tereddütleri anayasal boyutta açıklığa kavuşturması bakımından büyük önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, idari yargının görevli olduğuna yönelik derece mahkemesi kararının mahkemeye erişim hakkını ihlal etmediğine hükmederek, Uyuşmazlık Mahkemesi kararlarına atıfla oluşturulan içtihadın adil yargılanma hakkı kapsamında öngörülebilir olduğunu teyit etmiştir. Anayasa Mahkemesinin bu değerlendirmesi, yargı kolları arasındaki görev dağılımının usul ekonomisi ve iyi adalet yönetimi açısından taşıdığı meşruiyeti pekiştirmektedir.
search

Anayasa Mahkemesi
Nazan Albayrak Kararı 2021/29399 B.

7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 1. Bölüm
Başvuru No 2021/29399
Karar Tarihi 12.06.2025
Taraf Nazan Albayrak
Karar Sonucu İhlal Yok
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
Öne Çıkan Hükümler
Vakıf üniversitesi öğretim elemanları idari yargıya tabidir.
Görevsizlik kararı verilmesi mahkemeye erişim hakkını ihlal etmez.
Usul ekonomisi yargı yolu kısıtlamaları için meşru amaçtır.

Bu karar, vakıf üniversitelerinde görev yapan akademik personelin iş akdinin feshi ve buna bağlı işçilik alacakları konularında hangi yargı kolunun görevli olduğuna dair yaşanan tereddütleri anayasal boyutta açıklığa kavuşturması bakımından büyük önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, idari yargının görevli olduğuna yönelik derece mahkemesi kararının mahkemeye erişim hakkını ihlal etmediğine hükmederek, Uyuşmazlık Mahkemesi kararlarına atıfla oluşturulan içtihadın adil yargılanma hakkı kapsamında öngörülebilir olduğunu teyit etmiştir. Anayasa Mahkemesinin bu değerlendirmesi, yargı kolları arasındaki görev dağılımının usul ekonomisi ve iyi adalet yönetimi açısından taşıdığı meşruiyeti pekiştirmektedir.

Karar, özellikle vakıf üniversitelerinde çalışan öğretim elemanlarının hukuki statüsünün idare hukuku prensipleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Öğretim elemanlarının vakıf üniversiteleriyle imzaladıkları sözleşmelerin idari nitelikte olduğu ve bu sözleşmelerden doğan kıdem, ihbar gibi parasal hak taleplerinin idari eylem ve işlemlerden doğan tam yargı davası kapsamında idari yargıda görülmesi gerektiği tescillenmiştir.

Benzer davalarda emsal etkisi yaratacak olan bu karar, vakıf üniversitesi çalışanlarının alacak talepleri için doğrudan iş mahkemelerine başvurmak yerine idari yargı yolunu tercih etmeleri gerektiğine dair güçlü bir mesaj vermektedir. Uygulamada iş hukuku ile idare hukuku arasındaki gri alanda kalan bu tür uyuşmazlıklarda, avukatların ve ilgililerin görevli yargı yolunu belirlerken Anayasa Mahkemesinin usul kurallarının dar yorumlanmadığına dair bu yaklaşımını temel almaları, hak kayıplarını ve görevsizlik nedeniyle usulden ret kararlarını önleyecektir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlık, bir vakıf üniversitesinde okutman olarak çalışan başvurucunun, iş sözleşmesinin ağırlaştırılan şartlar nedeniyle kendisi tarafından yenilenmemesi ve işten çıkarılması üzerine başlattığı hukuki süreçten kaynaklanmaktadır. Başvurucu, işten çıkarılmasının ardından öncelikle idari yargıda işlemin iptali davası açmış ancak bu dava reddedilmiştir. Daha sonra, ödenmeyen kıdem ve ihbar tazminatı gibi işçilik alacaklarını talep etmek amacıyla iş mahkemesinde yeni bir dava açmıştır. İş mahkemesi kıdem tazminatı talebini kabul ederken, dosyanın istinaf aşamasında Bölge Adliye Mahkemesi, vakıf üniversitesi çalışanlarının taleplerinin idari yargıda görülmesi gerektiğini belirterek davayı yargı yolu caiz olmaması (görevsizlik) nedeniyle usulden reddetmiştir. Başvurucu, bu görevsizlik kararı sebebiyle davasının esastan incelenmediğini, yargı kollarının farklı kararlar vermesinden dolayı mağduriyet yaşadığını iddia ederek mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, başvuruyu değerlendirirken öncelikle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ve bu hakkın ayrılmaz bir unsuru olan mahkemeye erişim hakkı prensiplerini dikkate almıştır. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek, iddialarını sunabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde esastan karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir.

Uyuşmazlığın çözümünde başvurulan temel yasal düzenlemeler arasında, usul kurallarını belirleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, öğretim elemanlarının statüsünü çizen 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ve iş ilişkisinin temelini oluşturan 4857 sayılı İş Kanunu yer almaktadır. Ayrıca, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin (b) fıkrası kapsamında yer alan idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davalarına ilişkin kurallar da belirleyici olmuştur. Vakıf Yüksek Öğretim Kurumları Yönetmeliği hükümleri de dikkate alınarak vakıf üniversitelerinin kamu tüzel kişiliğine sahip olduğu ve personelinin de kamu hukukuna tabi bulunduğu kuralı hukuki değerlendirmenin merkezine alınmıştır.

Anayasa Mahkemesi, mahkemeye erişim hakkına yönelik kısıtlamaların Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen kanunilik, meşru amaç ve ölçülülük ilkelerine bütünüyle uygun olması gerektiğini vurgulamıştır. Yargılama usullerinin usul ekonomisi, adil yargılamanın sağlanması ve iyi adalet yönetimi ilkeleri gözetilerek düzenlenmesi meşrudur. Bu çerçevede, idari işlemlerin dava konusu edilebilirliğinin belli koşullara, dolayısıyla görevli yargı yolunun kesin sınırlarına bağlanması anayasal anlamda meşru bir amaç taşımaktadır. Ölçülülük ilkesi bağlamında ise, Uyuşmazlık Mahkemesinin istikrarlı içtihatları ön plana çıkmaktadır. Uyuşmazlık Mahkemesinin idari yargıyı görevli kılan kararları, mahkemeye erişim hakkını ihlal eden bir engel değil, usul kurallarının olağan ve gerekli bir uygulaması olarak kabul edilmiştir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun işçilik alacaklarına ilişkin davasının yargı yolu caiz olmadığı gerekçesiyle reddedilmesini mahkemeye erişim hakkına yapılmış bir müdahale olarak nitelendirmiş ve bu müdahalenin Anayasa'ya uygunluğunu titizlikle incelemiştir. Mahkeme, müdahalenin doğrudan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ilgili maddelerine dayandığı için kanunilik şartını şeklen ve madden taşıdığını; öte yandan usul ekonomisi ile iyi adalet yönetimini sağlama bakımından meşru bir amaca da hizmet ettiğini net bir şekilde tespit etmiştir.

Ölçülülük ilkesi yönünden yapılan derinlemesine incelemede, Bölge Adliye Mahkemesinin görevli yargı kolunu belirlerken Uyuşmazlık Mahkemesinin 2014 yılından bu yana istikrarlı bir şekilde devam eden içtihatlarına dayandığı güçlü bir biçimde vurgulanmıştır. Uyuşmazlık Mahkemesi kararlarında vakıf üniversitelerinde çalışan akademik personelin idare hukuku anlamında kamu personeli sayıldığı, üniversite ile imzalanan sözleşmelerin idari birer tasarruf olduğu açıkça ifade edilmiştir. Bu sebeple, söz konusu sözleşmelerin feshinden doğan kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve diğer alacak kalemlerine ilişkin taleplerin idari yargı makamlarında tam yargı davasına konu edilmesi gerektiği ortaya konulmuştur.

Başvurucunun, iş akdinin feshi işleminin iptali talebine yönelik davayı 2015 yılında, işçilik alacaklarına ilişkin mevcut davayı ise 2017 yılında açtığı dikkate alındığında, Uyuşmazlık Mahkemesinin süregelen istikrarlı kararları karşısında görevli yargı yolunun belirlenmesinde başvurucu açısından öngörülemez bir durum veya hukuki belirsizlik bulunmadığı kanaatine varılmıştır. İstinaf mahkemesinin ilgili mevzuatı ve Uyuşmazlık Mahkemesi içtihatlarını birlikte değerlendirerek idari yargının görevli olduğuna karar vermesi, başvurucunun dava açmasını aşırı derecede zorlaştıran, imkânsız kılan veya hakkın özünü zedeleyen katı bir yorum olarak görülmemiş; aksine usul kurallarının yerinde bir tatbiki olarak değerlendirilmiştir.

Tüm bu hususlar ışığında müdahalenin ölçülü olduğuna ve başvurucunun adalete erişimini imkânsız kılan bir durumun bulunmadığına karar verilmiştir. Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, başvurucunun adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edilmediği yönünde karar vermiştir.

Vakıf üniversitesinde çalışıyorum, işten çıkarıldım. Tazminat davasını nerede açmalıyım? expand_more
Vakıf üniversiteleri kamu tüzel kişiliğine sahip olduğu için, bu kurumlarda görev yapan akademik personel idare hukuku kapsamında kamu personeli sayılmaktadır. Bu nedenle, iş akdinizin feshi sonucunda doğan kıdem ve ihbar tazminatı gibi alacak talepleriniz için doğrudan iş mahkemelerine başvurmanız usul yönünden görevsizlik kararıyla sonuçlanacaktır. Anayasa Mahkemesi ve Uyuşmazlık Mahkemesinin istikrarlı içtihatları doğrultusunda, bu tür parasal hak talepleriniz için idari yargı makamlarında idari eylem ve işlemlerden doğan tam yargı davası açmanız gerekmektedir.
İş mahkemesinde açtığım tazminat davası görevsizlikten reddedildi. Hakkım kayıp mı oldu? expand_more
Esas yönünden hakkınızı doğrudan kaybetmiş sayılmazsınız; davanız sadece yanlış yargı kolunda açıldığı için usulden reddedilmiştir. Anayasa Mahkemesi, davanızın yargı yolu caiz olmaması (görevsizlik) nedeniyle usulden reddedilmesini Anayasa'nın 36. maddesindeki mahkemeye erişim hakkının bir ihlali olarak görmemektedir. Yargılama usullerinin ve yargı kolları arasındaki sınırların belli koşullara bağlanması, usul ekonomisi ve iyi adalet yönetiminin sağlanması açısından anayasal anlamda meşru bir uygulama kabul edilmektedir.
Vakıf üniversitesi ile imzaladığım belge normal bir iş sözleşmesi değil mi? expand_more
Hukuki açıdan yalnızca özel hukuk kurallarına tabi bir iş sözleşmesi değildir. Anayasa Mahkemesi kararına göre, vakıf üniversiteleri ile akademik personel arasında imzalanan sözleşmeler idari birer tasarruf niteliği taşımaktadır. Vakıf yükseköğretim kurumları ilgili mevzuat gereği kamu hukukuna tabi olduğundan, bu kurumlardaki personel rejimi de 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ve idare hukuku prensipleri çerçevesinde değerlendirilmektedir. Dolayısıyla uyuşmazlığınızın genel iş hukuku kapsamında değil, idari yargı sınırları içerisinde çözümlenmesi esastır.
Avukatım davayı iş mahkemesinde açmış, Anayasa Mahkemesi bu konuda ne diyor? expand_more
Anayasa Mahkemesi, vakıf üniversitesi akademik personelinin davalarında Uyuşmazlık Mahkemesinin 2014 yılından bu yana idari yargıyı görevli kılan çok net ve istikrarlı bir içtihadı bulunduğunu tespit etmiştir. Mahkemeye göre ortada öngörülemez bir durum veya hukuki bir belirsizlik yoktur. Yerleşik içtihatlar ortadayken davanın iş mahkemesinde açılması sonucu verilen görevsizlik kararı, adalete erişimi aşırı zorlaştıran bir durum değil; aksine yasal usul kurallarının olağan ve hukuka uygun bir tatbiki olarak değerlendirilmektedir. Hak kayıplarının önüne geçilmesi için bu aşamada emsal içtihatların esas alınması elzemdir.
star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir