Karar Bülteni
AİHM H.Q. VE DİĞERLERİ BN. 46084/21, 40185/22, 53952/22
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 2. Bölüm |
| Başvuru No | 46084/21, 40185/22, 53952/22 |
| Karar Tarihi | 24.06.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | HUDOC |
- Toplu sınır dışı yasağı mutlaktır.
- İltica talepleri bireysel olarak değerlendirilmelidir.
- Sınır dışı işleminde etkili başvuru şarttır.
- Güvenli üçüncü ülke incelemesi titizlikle yapılmalıdır.
Bu karar, sığınma talebinde bulunan yabancıların bireysel durumları incelenmeksizin ve sığınma prosedürüne etkili erişim hakları sağlanmaksızın sınır dışı edilmelerinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında yarattığı ihlalleri hukuken somutlaştırmaktadır. Mahkeme, göçmenlerin otomatik ve toplu olarak geri gönderilmesinin, Ek 4 No.lu Protokol'ün 4. maddesi uyarınca açık bir hak ihlali olduğuna hükmetmiştir. Sınır dışı edilen kişilerin geri gönderildikleri ülkede yeterli bir iltica prosedürüne erişimlerinin olup olmadığının araştırılmaması, Sözleşme'nin 3. maddesinin usul boyutunun ihlali olarak nitelendirilmiştir.
Kararın emsal etkisi, özellikle düzensiz göç ve sığınma talepleriyle başa çıkmak için ulusal düzeyde alınan kısıtlayıcı önlemlerin Sözleşme standartlarına uygunluğunu sorgulamasında yatmaktadır. Macaristan'ın pandemiyi gerekçe göstererek uygulamaya koyduğu ve sığınma taleplerinin yalnızca belirli büyükelçilikler üzerinden yapılmasına izin veren prosedürü, hukuki ve pratik açıdan etkisiz bulunmuştur. Bu durum, taraf devletlerin göç krizleriyle mücadele ederken uluslararası insan hakları hukukundan doğan yükümlülüklerini, özellikle de geri göndermeme ilkesini ve etkili başvuru hakkını askıya alamayacaklarını göstermesi açısından uygulamada büyük bir öneme sahiptir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Afganistan ve Suriye vatandaşı olan üç göçmen, sığınma talebinde bulunmak istemelerine rağmen Macaristan makamları tarafından bireysel durumları değerlendirilmeden ve resmi bir karar alınmadan Sırbistan'a sınır dışı edildikleri gerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurmuştur. Birinci başvurucu, Macaristan'da daha önce yasal olarak bulunmuş ancak ikamet süresi dolduktan sonra yaptığı sığınma talebi reddedilerek doğrudan sınır dışı edilmiştir. İkinci ve üçüncü başvurucular ise ülkeye yasa dışı yollardan girmiş, geçirdikleri ağır trafik kazası sonrası hastanede tedavi görürken sığınma taleplerini yetkililere iletmelerine rağmen polis tarafından alınarak doğrudan Sırbistan'a gönderilmişlerdir. Başvurucular, bu uygulamaların toplu sınır dışı yasağını, kötü muamele yasağını ve etkili başvuru hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüşlerdir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi uyuşmazlığı çözerken temel olarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne Ek 4 No.lu Protokol'ün 4. maddesi (Yabancıların toplu olarak sınır dışı edilmeleri yasağı), Sözleşme'nin 3. maddesi (İşkence ve kötü muamele yasağı) ve Sözleşme'nin 13. maddesi (Etkili başvuru hakkı) üzerinde durmuştur.
Mahkemenin yerleşik içtihatlarına göre, toplu sınır dışı yasağının temel amacı, her bir yabancının kişisel durumunun makul ve objektif bir şekilde incelenmeden gruptan çıkarılmasını ve sınır dışı edilmesini engellemektir. Macaristan'ın Devlet Sınırı Kanunu'nun 5(1b) maddesi, yasa dışı olarak ülkede bulunan yabancıların polis tarafından herhangi bir resmi karar olmaksızın sınır tellerinin dışına çıkarılmasına olanak tanımaktadır. Mahkeme, bu tür otomatik sınır dışı işlemlerinin, kişilere itirazlarını sunma konusunda gerçek ve etkili bir fırsat verilmediği sürece toplu sınır dışı niteliğinde olduğunu belirtmektedir.
Sözleşme'nin 3. maddesi bağlamında, geri göndermeme (non-refoulement) ilkesi gereğince, bir devletin sığınmacıyı durumunu esastan incelemeden üçüncü bir ülkeye sınır dışı etmesi halinde, o kişinin geri gönderildiği ülkede uygun bir iltica prosedürüne erişiminin olup olmadığını titizlikle değerlendirme yükümlülüğü bulunmaktadır.
Ayrıca, Sözleşme'nin 13. maddesi kapsamında, toplu sınır dışı iddialarında bulunan veya 3. madde bağlamında geri döndürülemez bir zarar riski taşıdığını ileri süren kişilerin, sınır dışı kararını durdurucu etkiye sahip ve iddialarını bağımsız bir mercie taşıyabilecekleri etkili bir başvuru yoluna sahip olmaları gerekmektedir. Olay tarihinde yürürlükte olan 2020 tarihli Geçiş Kanunu ile getirilen büyükelçilik prosedürü, hukuki koruma standartlarını karşılamamaktadır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Mahkeme, somut olayda başvurucuların Macaristan makamları tarafından Sırbistan'a sınır dışı ediliş şeklini ve maruz kaldıkları muameleyi detaylı bir şekilde incelemiştir. Birinci başvurucunun sınır dışı edilmesi tek başına gerçekleştirilmiş gibi görünse de, işlem doğrudan Devlet Sınırı Kanunu'nun 5(1b) maddesine dayanılarak otomatik bir şekilde uygulanmıştır. İkinci ve üçüncü başvurucular ise ağır yaralı olarak hastanede tedavi gördükleri sırada, durumlarının kırılganlığı ve sığınma talebinde bulunma iradeleri dikkate alınmaksızın sınır dışı edilmişlerdir. Mahkeme, hiçbir başvurucu için kişisel durumlarının makul ve objektif bir şekilde incelenmediğini, dolayısıyla işlemlerin Ek 4 No.lu Protokol'ün 4. maddesi anlamında toplu sınır dışı niteliğinde olduğunu tespit etmiştir.
Macaristan Hükümeti'nin sığınma prosedürü olarak sunduğu ve sığınmacıları Belgrad veya Kiev'deki büyükelçiliklere yönlendiren prosedürün, sığınmacıların yasal giriş yollarına gerçek ve etkili bir şekilde erişimini sağlamadığı belirlenmiştir. Başvurucuların Sırbistan'a gönderilmesinden önce, Macaristan makamlarının bu kişilerin Sırbistan'da yeterli bir iltica prosedürüne erişip erişemeyeceklerini ve geri gönderme riskine karşı korunup korunmayacaklarını hiçbir şekilde araştırmadığı saptanmıştır. Bu eksiklik, Sözleşme'nin 3. maddesinin usuli yükümlülüklerinin açık bir ihlali olarak değerlendirilmiştir.
Bunun yanı sıra, başvurucuların, otomatik olarak uygulanan sınır dışı işlemlerine karşı durdurucu etkiye sahip ve kişisel durumlarının incelenmesini sağlayacak etkili bir iç hukuk yolundan mahrum bırakıldıkları belirlenmiştir. Ulusal mevzuatta idari mahkemelere başvuru imkanı geliştirilmiş olsa da, bu yolun uygulamada sınır dışı işlemini durdurma kabiliyeti bulunmamaktadır. Tüm bu sistematik sorunlar ışığında, uygulanan politikaların ve hukuki çerçevenin Sözleşme standartlarıyla açıkça bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.
Sonuç olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 2. Bölümü, Ek 4 No.lu Protokol'ün 4. maddesi ile Sözleşme'nin 3. ve 13. maddelerinin ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.