Anasayfa Karar Bülteni AİHM | HORA | BN. 1048/20

Karar Bülteni

AİHM HORA BN. 1048/20

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi / 2. Bölüm
Başvuru No 1048/20
Karar Tarihi 23.09.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal Yok
Karar Linki HUDOC
  • Ağır suçlardan hükümlülerin oy hakkı kısıtlanabilir.
  • Seçim hakkı kısıtlamasında devletlerin takdir marjı geniştir.
  • Mevzuatın soyut denetimi yerine somut olaya bakılır.
  • Hükümlünün tehlikelilik hali kısıtlamayı orantılı kılabilir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bu kararı, hükümlülerin oy kullanma hakkının sınırlandırılması konusunda üye devletlerin sahip olduğu takdir yetkisinin sınırlarını ve uygulamasını netleştiren oldukça kritik bir içtihattır. Geçmişte verilen ünlü Hirst kararlarında, mahkumiyetin süresine veya suçun niteliğine bakılmaksızın tüm cezaevi tutuklularına ve hükümlülerine otomatik olarak uygulanan genel bir oy kullanma yasağının Sözleşme'ye aykırı olduğu tespit edilmişti. Ancak bu kararla birlikte Mahkeme, yasal çerçevenin genel olarak sorunlu olabileceği durumlarda dahi, kısıtlamanın somut olaydaki mahkumun bireysel durumuna ne ölçüde orantılı olduğuna odaklanmayı tercih etmiştir. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'nin Birleşik Krallık'ın aldığı kısmi idari önlemleri yeterli bularak denetim sürecini kapatması da bu yaklaşımı desteklemiştir.

Bu kararın uygulamadaki en büyük önemi, devletlerin oy kullanma hakkına yönelik yasal kısıtlamalarının, sadece ağır suçlar işleyen ve tehlikelilik hali devam eden mahkumlara uygulandığı ölçüde meşru kabul edileceğini göstermesidir. Mahkeme, mevcut mevzuatı soyut olarak denetlemek yerine, kişinin işlediği suçun ağırlığı ve toplum için oluşturmaya devam ettiği risk gibi bireysel faktörleri dengeleme sürecine dâhil etmiştir. Bu durum, benzer şekilde ömür boyu veya belirsiz süreli hapis cezası çeken diğer mahkumların açacağı muhtemel davalar için güçlü bir emsal niteliği taşımakta ve devletlerin cezalandırma politikalarına geniş bir esneklik alanı tanımaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvuran Michael Christopher Hora, Birleşik Krallık makamlarına karşı, cezaevinde bulunduğu sırada 12 Aralık 2019 tarihinde gerçekleştirilen genel seçimlerde oy kullanmasına izin verilmemesi sebebiyle dava açmıştır. Başvuran, 2007 yılında tecavüz ve cinsel saldırı suçlarından mahkum olmuş, kamu güvenliği açısından oluşturduğu risk nedeniyle kendisine asgari süresi dört yıl olan ancak ucu açık bırakılan belirsiz süreli hapis cezası verilmiştir. Asgari süresi 2011'de dolmasına rağmen, Şartlı Tahliye Kurulu'nun tehlikelilik halinin devam ettiğine karar vermesi sebebiyle cezaevinde tutulmaktadır. Başvuran, 1983 tarihli Halkın Temsili Kanunu'nun 3. maddesinde yer alan ve hükümlülerin oy kullanmasını yasaklayan kuralın, serbest seçim hakkını güvence altına alan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kuralını ihlal ettiğini ileri sürmektedir. Temel uyuşmazlık, ulusal hukuktaki oy kullanma yasağının başvuranın durumunda haklı, ölçülü ve meşru bir sınırlama olup olmadığına ilişkindir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne Ek 1 No.lu Protokol m. 3, yasama organının seçiminde halkın kanaatlerinin özgürce açıklanmasını sağlayacak şartlar altında gizli oyla ve makul aralıklarla serbest seçimler yapılmasını güvence altına almaktadır. Bu hak, demokratik bir toplumun temel direklerinden biri olmakla birlikte mutlak nitelikte değildir; devletlerin bu hakkın kullanımına çeşitli şartlar ve sınırlamalar getirme konusunda, özellikle hükümlülerin durumu söz konusu olduğunda, geniş bir takdir yetkisi bulunmaktadır.

AİHM'nin yerleşik içtihatlarına göre, hükümlülerin oy kullanma hakkından mahrum bırakılması, suçun önlenmesi, hukukun üstünlüğüne ve sivil sorumluluğa saygının artırılması gibi meşru amaçlara hizmet edebilir. Ancak, Mahkeme'nin daha önce verdiği Hirst v. Birleşik Krallık kararında vurgulandığı üzere, cezanın süresine veya işlenen suçun niteliğine bakılmaksızın cezaevindeki tüm mahkumlara ayrım gözetilmeksizin uygulanan otomatik ve genel bir oy kullanma yasağı, orantısız bulunmuş ve Sözleşme'ye aykırı kabul edilmiştir.

Bununla birlikte, sonraki süreçte gelişen içtihatlarda (Scoppola ve Kalda kararları gibi), ağır suçlardan hüküm giyen ve uzun süreli veya belirsiz süreli hapis cezası çeken mahkumların oy hakkından yoksun bırakılmasının Ek 1 No.lu Protokol m. 3 ile uyumlu olduğu netleşmiştir. Mahkeme'nin temel görevi, ilgili yasal düzenlemeleri yalnızca teorik ve soyut olarak incelemek değil, mevzuatın somut olayda başvurana uygulanma şeklinin Sözleşme'yi ihlal edip etmediğini belirlemektir. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'nin, Birleşik Krallık'ın Hirst kararı sonrasında aldığı idari ve kısmi yasal tedbirleri yeterli bularak denetim sürecini 2018 yılında kapatmış olması da, devletin takdir yetkisi kapsamında atılmış geçerli bir adım olarak kabul edilmekte ve değerlendirmelerde dikkate alınmaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Mahkeme, başvuranın 12 Aralık 2019 tarihli Birleşik Krallık genel seçimlerinde oy kullanma hakkından mahrum bırakılmasının, Ek 1 No.lu Protokol'ün 3. maddesi kapsamındaki haklarına yönelik açık bir müdahale teşkil ettiğini tespit etmiştir. Bununla birlikte, bu müdahalenin meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda orantılı olduğu değerlendirilmiştir.

Mahkeme, Birleşik Krallık'ın Hirst kararından sonra genel oy yasağına ilişkin temel mevzuatı tamamen değiştirmemiş olmasına rağmen, Bakanlar Komitesi'nin alınan idari önlemleri yeterli bulduğunu ve Birleşik Krallık üzerindeki denetim sürecini sonlandırdığını dikkate almıştır. Mahkeme, soyut bir yasa denetimi yapmak yerine, söz konusu yasaklayıcı kuralın başvurana uygulanışının bireysel koşullar altında orantılı olup olmadığını incelemiştir. Önceki emsal kararlara atıfla, ağır bir suçtan hüküm giymiş ve uzun süreli hapis cezası çeken bir mahkumun oy kullanma hakkından yoksun bırakılmasının Sözleşme'ye uygun olduğu teyit edilmiştir.

Somut olayda başvuran, cinsel saldırı ve tecavüz gibi son derece ağır suçlardan mükerrer olarak hüküm giymiş bir kişidir. Geçmişte işlediği benzer suçların ardından serbest bırakıldıktan sonra tekrar ağır cinsel suçlar işlemiştir. Bu nedenle kendisine kamu güvenliği için belirsiz süreli hapis cezası verilmiştir. Her ne kadar cezasının asgari süresini 2011 yılında doldurmuş olsa da, Şartlı Tahliye Kurulu kararıyla toplum açısından oluşturduğu ciddi ve devam eden risk nedeniyle cezaevinde tutulmaktadır. Mahkeme, böylesine ağır suçlar işleyen ve toplum için hala yüksek tehlike arz ettiği yetkili makamlarca belirlenen bir mahkumun oy hakkından mahrum bırakılmasının, işlenen suçun ağırlığı, hükümlünün ıslah durumu ve maruz kaldığı cezanın niteliği ile tamamen orantılı olduğuna karar vermiştir. Başvuranın tehlikelilik halinin kesintisiz olarak devam etmesi, uygulanan kısıtlamanın meşruluğunu pekiştirmiştir.

Sonuç olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İkinci Bölüm, Birleşik Krallık'ın takdir yetkisini aşmadığı ve serbest seçim hakkının ihlal edilmediği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: