Anasayfa Karar Bülteni AYM | HDP Genel Merkezi | BN. 2022/68933

Karar Bülteni

AYM HDP Genel Merkezi BN. 2022/68933

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2022/68933
Karar Tarihi 06.01.2026
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Toplantı hakkı kanunsuz sınırlandırılamaz.
  • Hıfzıssıhha kurullarının genel yasaklama yetkisi yoktur.
  • Kamu sağlığı ve kamu düzeni kavramları farklıdır.
  • Temel haklara müdahalede kanunilik şartı mutlaktır.

Bu karar, idarenin toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkına yönelik müdahalelerinde kanunilik şartının ne kadar katı ve belirleyici bir anayasal kriter olduğunu hukuken ortaya koymaktadır. Özellikle COVID-19 pandemisi gibi tüm toplumu etkileyen olağanüstü halk sağlığı tehditlerinin yaşandığı dönemlerde dahi, anayasal hakların ve temel özgürlüklerin sınırlandırılmasının ancak açık, anlaşılır ve öngörülebilir bir kanuni dayanakla mümkün olabileceği kesin bir dille vurgulanmıştır. Anayasa Mahkemesi, idarenin salt kamu sağlığı gerekçesiyle aldığı bir genel yasaklama kararının, kamu düzeni ve güvenliğinin bozulmasına ilişkin kanun maddelerine dayandırılamayacağını net bir şekilde ifade etmiştir.

Benzer davalardaki emsal etkisi açısından bu karar, mülki idare amirlerinin ve hıfzıssıhha kurullarının yetki sınırlarını netleştirmesi bakımından büyük bir hukuki öneme sahiptir. Karar, Umumi Hıfzıssıhha Kanunu'nun il kurullarına il genelindeki tüm toplantı ve gösterileri kategorik olarak yasaklama veya erteleme gibi son derece geniş ve sınırsız bir yetki vermediğini açıkça ortaya koymuştur. Bu durum, idari mercilerin gelecekte alacakları benzer yasaklama veya kısıtlama kararlarında hukuki dayanaklarını çok daha dikkatli, dar yorumlayarak ve hukuka uygun şekilde belirlemeleri gerektiğini göstermektedir. Uygulamada, temel hak ve özgürlüklere yönelik idari müdahalelerin yargısal denetiminin de sadece şeklî bir kanun maddesi atfından ibaret kalamayacağına, mutlak surette maddi bir kanunilik denetimi gerektirdiğine dair çok güçlü bir içtihat niteliği taşımaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Halkların Demokratik Partisi (HDP) İpekyolu İlçe Başkanı, 1 Eylül Dünya Barış Günü kapsamında bazı milletvekillerinin de katılımıyla Van Kalesi’nden Semaver Kavşağı’na kadar bir yürüyüş düzenlemek amacıyla yasal bildirim süresi içinde Van Valiliğine başvuruda bulunmuştur. Ancak Valilik, koronavirüs (COVID-19) salgını nedeniyle Van İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulunun daha önceden aldığı il genelindeki tüm toplu etkinliklerin yasaklanması kararına dayanarak yürüyüşün gerçekleştirilmesini uygun bulmamıştır.

Başvurucu siyasi parti, demokratik haklarının engellenmesine dayanak olan bu idari işlemin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek iptali talebiyle idare mahkemesinde dava açmıştır. İdare mahkemesi, valiliğin işleminin kamu sağlığını koruma amacına hizmet ettiğini belirterek davanın reddine karar vermiş, bölge idare mahkemesi de bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunu reddederek idarenin yasaklama kararını hukuka uygun bulmuştur. Bunun üzerine başvurucu parti, herhangi bir alternatif sınırlama yolu veya tedbiri değerlendirilmeden doğrudan verilen katı yasaklama kararıyla seçmenleriyle buluşmasının engellendiğini, bu durumun toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı ile ifade özgürlüğünü ihlal ettiğini belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yapılan müdahaleleri incelerken öncelikle ve titizlikle müdahalenin kanuni bir dayanağının olup olmadığını değerlendirmektedir. Temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması rejimini düzenleyen Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca, temel hak ve özgürlükler yalnızca Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu anayasal kanunilik ölçütü, sınırlandırmanın vatandaşlar açısından erişilebilirliğini, öngörülebilirliğini ve idarenin keyfîliğini önleyen kesinliğini ifade eden belirliliğini garanti altına almaktadır.

Somut uyuşmazlıkta, idare mahkemesi tarafından yürüyüşün engellenmesine dayanak olarak gösterilen kararda 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu m.11 hükmü işaret edilmiştir. Bu kanun maddesinin (C) fıkrası, il sınırları içinde huzur ve güvenliğin, kişi dokunulmazlığının ve kamu esenliğinin sağlanması amacıyla valilere geniş bir önleyici kolluk yetkisi vermektedir. Ancak yüksek mahkemenin içtihatlarına göre bu yetki, yalnızca kamu düzeni veya güvenliğinin olağan hayatı kesintiye uğratacak şekilde bozulduğu veya bozulacağına dair ciddi ve somut belirtilerin bulunması hâllerinde kullanılabilir niteliktedir.

Oysa somut olaydaki yasaklama kararı, açıkça kamu düzeni endişesiyle değil, genel sağlığın ve toplum sağlığının salgın hastalıktan korunması meşru amacıyla alınmıştır. Kamu sağlığının korunması amacıyla alınacak tedbirlerin hukuki dayanağı ise kural olarak 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu hükümleridir. Anayasa Mahkemesinin bu konudaki yerleşik hâle gelen içtihatlarına göre, 1593 sayılı Kanun m.27, 1593 sayılı Kanun m.72 ve 1593 sayılı Kanun m.77 hükümleri, il umumi hıfzıssıhha kurullarına il genelinde yapılacak tüm toplantı, gösteri yürüyüşü ve etkinlikleri tamamen erteleme veya yasaklama şeklinde genel bir müdahale yetkisi vermemektedir. İlgili kanuni düzenlemede salgın durumunda başvurulabilecek tedbirler ve sınırlandırılabilecek konular açık ve sınırlı olarak sayılmış olup, bu yasal tedbirler arasında toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkını genel, soyut ve kategorik bir şekilde sınırlamaya imkân tanıyan bir yetki kuralı bulunmamaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucu partinin toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yapılan idari müdahalenin anayasal bir güvence olan kanunilik şartını taşıyıp taşımadığını dosya kapsamındaki verilerle detaylı bir şekilde incelemiştir. İdarenin yasaklama kararının temelinde yatan sebebin, bir kamu düzeni veya güvenliğinin bozulması tehlikesi olmadığı, aksine açıkça COVID-19 salgını nedeniyle toplum sağlığının korunması meşru amacına ve buna istinaden alınan İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulu kararına dayandığı görülmüştür. İlk derece mahkemesi müdahalenin kanuni dayanağı olarak İl İdaresi Kanunu'nu göstermiş olsa da, Yüksek Mahkeme bu kanunun idareye ancak kamu düzeninin olağan hayatı kesintiye uğratacak şekilde ciddi bir şekilde bozulması hâlinde toplantılara müdahale yetkisi tanıdığını, salt sağlık endişesiyle bu kanuna dayanılamayacağını kesin bir şekilde tespit etmiştir.

Kamu sağlığının korunması amacına yönelik alınan tedbirlerin yasal dayanağının sadece Umumi Hıfzıssıhha Kanunu olması gerektiği belirtilmiş, ancak bu kanunun da mülki idare amirlerine veya il hıfzıssıhha kurullarına il genelindeki tüm toplantı ve gösteri yürüyüşlerini kategorik ve toptancı bir yaklaşımla erteleme veya yasaklama yetkisi vermediği saptanmıştır. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun daha önceki emsal nitelikteki Selma Atabey kararına atıf yapılarak, bulaşıcı ve salgın hastalık dönemlerinde il hıfzıssıhha kurullarının sadece kanunda açıkça yazılı olan spesifik tedbirlerin uygulanmasına karar verebileceği, bunun ötesinde temel hakları askıya alacak genel yasaklar koyamayacağı vurgulanmıştır.

Bu bağlamda, idarenin aldığı yasaklama kararının ve buna dayalı olarak başvurucu partinin 1 Eylül Dünya Barış Günü yürüyüşüne izin verilmemesi işleminin öngörülebilir olmadığı ve Anayasa'nın 13. maddesinde açıkça emredilen kanunilik ölçütünü hiçbir şekilde karşılamadığı sonucuna varılmıştır. Kanuni bir temeli bulunmayan bu müdahalenin, doğrudan Anayasa'nın 34. maddesinde güvence altına alınan hakları ihlal ettiği değerlendirilmiştir. Ayrıca, yasaklama kararıyla engellenen yürüyüşün olay tarihi itibarıyla başvurucu açısından taşıdığı özel anlam dikkate alındığında, bu aşamada ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki bir yarar bulunmadığı tespiti yapılmış, uğranılan zararın eski hâle getirme kuralı çerçevesinde telafi edilebilmesi adına manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: