Anasayfa/ Karar Bülteni/ Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/1565 E. 2021/39 K.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/1565 E. 2021/39 K.

Bu karar, iş uyuşmazlıklarında verilen mahkeme kararlarının temyiz edilebilirliği açısından usul hukukuna ilişkin son derece kritik bir kuralı teyit etmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, yerel mahkemenin Özel Daire bozmasına karşı verdiği direnme kararlarının dahi, karar tarihinde yürürlükte olan parasal kesinlik sınırlarına tabi olduğunu net bir şekilde vurgulamıştır. Geçiş hükümleri ve temyiz sınırlarını düzenleyen kurallar gereğince, temyiz hakkının doğduğu andaki hukuki durum esas alınmalıdır.
search
6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
Esas No 2017/1565
Karar No 2021/39
Karar Tarihi 04.02.2021
Karar Sonucu Ret (Miktardan)
Karar Linki Yargıtay Karar Arama

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Temyiz sınırı kararın verildiği tarihe göre belirlenir.
  • gavel Direnme kararları da kesinlik sınırına tabidir.
  • gavel Kesinlik sınırı altındaki tutarlar temyiz edilemez.

Bu karar, iş uyuşmazlıklarında verilen mahkeme kararlarının temyiz edilebilirliği açısından usul hukukuna ilişkin son derece kritik bir kuralı teyit etmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, yerel mahkemenin Özel Daire bozmasına karşı verdiği direnme kararlarının dahi, karar tarihinde yürürlükte olan parasal kesinlik sınırlarına tabi olduğunu net bir şekilde vurgulamıştır. Geçiş hükümleri ve temyiz sınırlarını düzenleyen kurallar gereğince, temyiz hakkının doğduğu andaki hukuki durum esas alınmalıdır.

Uygulamadaki ve benzer davalardaki emsal etkisi, özellikle kısmi taleplerin reddi veya kabulü sonrasında ortaya çıkan temyiz süreçlerinde parasal sınırların titizlikle gözetilmesi gerekliliğini ortaya koymasıdır. Bir tazminat kaleminin veya uyuşmazlık konusunun miktarı kanuni temyiz sınırının altında kalıyorsa, bu kısma ilişkin verilen kararlar kesinleşmekte ve Yargıtay incelemesine tabi tutulamamaktadır. Karar, usul ekonomisi ilkesi doğrultusunda, kesinlik sınırı altında kalan uyuşmazlıkların üst derece mahkemelerini gereksiz yere meşgul etmesini önleyen yerleşik içtihadın tavizsiz biçimde sürdürüldüğünü açıkça göstermektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı işçi, ödenmeyen birtakım işçilik alacaklarının ve işyerinde uğradığını iddia ettiği psikolojik baskı (mobbing) nedeniyle doğan zararlarının tazmini amacıyla davalı işveren aleyhine dava açmıştır. İşçi, dava dilekçesinde diğer alacak kalemlerinin yanında özellikle 1.000,00 TL tutarında manevi tazminat talebinde bulunmuştur. İlk derece mahkemesi, işçinin taleplerini değerlendirerek davanın kısmen kabulüne ve 1.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar vermiştir.

Ancak işveren vekilinin temyizi üzerine Yargıtay Özel Dairesi, kararı sadece manevi tazminat yönünden bozmuştur. Yerel mahkeme, bozma kararına uymayarak eski kararında direnmiş ve manevi tazminatın ödenmesi gerektiğine yeniden hükmetmiştir. Uyuşmazlık, bu direnme kararı üzerine işveren vekilinin dosyayı tekrar Yargıtay Hukuk Genel Kurulu önüne taşımasıyla ve temyize konu olan 1.000,00 TL'lik tutarın kanuni temyiz sınırının altında kalıp kalmadığı sorunuyla şekillenmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Mahkemenin ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun uyuşmazlığı çözerken dayandığı temel kurallar usul hukukunun yargı yollarına ilişkin kesinlik sınırlarını belirleyen kanun maddeleridir.

Öncelikle, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Geçici m. 3 hükmü gereğince, bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kararlar kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu m. 427 ila m. 454 hükümlerinin uygulanmasına devam edileceği düzenlenmiştir. Bu kural, mülga kanun döneminde verilmiş mahkeme kararlarının temyiz süreçlerinde eski kanundaki parasal sınırların geçerli olacağını güvence altına almaktadır.

İkinci olarak, 1086 sayılı Kanun m. 427 hükmü, belirli bir parasal değerin altındaki mahkeme kararlarının kesin olduğunu ve temyiz edilemeyeceğini emretmektedir. Bu sınır, her yıl yeniden değerleme oranına göre artırılmaktadır. Yerleşik içtihat prensiplerine göre, bir mahkeme kararının temyiz edilip edilemeyeceği belirlenirken, davanın açıldığı tarih değil, temyiz hakkının doğduğu, yani kararın verildiği tarihteki hukuksal durum ve kesinlik sınırı esas alınır.

Yargılama hukukundaki doktrin tanımları ve yerleşik Yargıtay uygulamaları uyarınca, karar kavramı yalnızca ilk verilen hükmü değil, yerel mahkemenin Yargıtay Özel Dairesinin bozma kararına karşı verdiği direnme kararını da kapsamaktadır. Dolayısıyla, direnme kararlarının da verildiği tarihteki parasal sınırlara tabi olması hukuki bir zorunluluktur. Parasal sınırın altında kalan uyuşmazlıklarda mahkemelerin verdiği kararlar kesin nitelik taşır ve hiçbir şekilde Yargıtay esastan incelemesine tabi tutulamaz. Yasa koyucu bu emredici kurallarla adil yargılanma hakkı kapsamında makul sürede yargılamanın tamamlanmasını ve usul ekonomisini hedeflemiştir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, önüne gelen uyuşmazlıkta öncelikle dosyanın usulden incelenmesine yönelik tespitler yapmıştır. Somut olayda, davacı işçinin talep ettiği ve yerel mahkemece hüküm altına alınan mobbinge dayalı manevi tazminat tutarı 1.000,00 TL'dir. Özel Dairenin sadece manevi tazminata yönelik bozma kararı sonrasında, yerel mahkeme 08.04.2016 tarihinde önceki kararında direnmiş ve uyuşmazlık konusu olan bu 1.000,00 TL'lik tutarın kabulüne yeniden hükmetmiştir.

Hukuk Genel Kurulu, direnme kararının verildiği 08.04.2016 tarihi itibarıyla temyiz kesinlik sınırının incelenmesi gerektiğini tespit etmiştir. Bu tarihte, ilgili yasal düzenlemeler uyarınca uygulanan temyiz ve kesinlik sınırı 2.190,00 TL olarak belirlenmiştir. Yargıtay uygulamasında, temyiz hakkının doğduğu tarihteki yasal sınırların esas alınacağı ve yerel mahkemelerin verdiği direnme kararlarının da bu usul kuralına tabi olduğu açıkça vurgulanmıştır.

Direnme kararına konu olan ve Özel Daire ile yerel mahkeme arasında uyuşmazlık yaratan manevi tazminat miktarı olan 1.000,00 TL, karar tarihinde yürürlükte olan 2.190,00 TL'lik kesinlik sınırının açıkça altında kalmaktadır. Bu durum, kararın miktar itibarıyla kesin olduğunu ve temyiz yasa yoluna götürülemeyeceğini göstermektedir. Uyuşmazlık konusu bedelin kanuni sınırın altında kalması, davanın esasına girilerek mobbing iddiaları veya tazminat şartlarının oluşup oluşmadığına dair bir inceleme yapılmasını usulen imkânsız hâle getirmiştir. Bu nedenle Kurul, dosyada esasa yönelik bir değerlendirme yapmamıştır.

Sonuç olarak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, temyize konu direnme kararının miktar itibarıyla temyiz kesinlik sınırının altında kalması nedeniyle davalı vekilinin temyiz isteminin miktardan reddine kesin olarak karar vermiştir.

Kazandığım 1000 TL'lik tazminat için karşı taraf Yargıtay'a gidebilir mi? expand_more
Hayır, gidemez. Hukuk sistemimizde mahkeme kararlarının temyiz edilebilmesi, yani Yargıtay incelemesine gönderilebilmesi için uyuşmazlık konusu bedelin kanunla belirlenen kesinlik sınırının üzerinde olması gerekmektedir. Emsal kararda da görüldüğü üzere, yerel mahkemece hükmedilen 1.000 TL tutarındaki manevi tazminat, karar tarihinde geçerli olan kanuni sınırın (2.190 TL) altında kaldığından karar miktar itibarıyla kesinleşmiş ve temyiz talebi usulden reddedilmiştir. Bu kural, kesinlik sınırı altında kalan uyuşmazlıkların üst mahkemeleri meşgul etmesini engellemek için tavizsiz uygulanır.
Yargıtay'a başvurmak için belli bir para sınırı var mı? expand_more
Evet, usul hukukumuzda davaların makul sürede tamamlanması ve usul ekonomisinin sağlanması amacıyla bir parasal kesinlik sınırı uygulanmaktadır. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427. maddesi gereğince, belirli bir parasal değerin altındaki mahkeme kararları kesin nitelik taşır ve hiçbir şekilde Yargıtay esastan incelemesine tabi tutulamaz. Ayrıca bu sınır her yıl yeniden değerleme oranına göre artırılmaktadır.
Karara itiraz ederken hangi tarihteki miktar sınırı geçerlidir? expand_more
Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, bir mahkeme kararının temyiz edilip edilemeyeceği değerlendirilirken davanın açıldığı tarih değil; mahkemenin kararını verdiği, yani temyiz hakkının doğduğu tarihteki yasal hukuki durum ve kesinlik sınırı esas alınmaktadır. Geçiş hükümleri ve temyiz sınırlarını düzenleyen kurallar gereğince bu ilke tüm temyiz süreçlerinde titizlikle gözetilmelidir.
Mahkeme Yargıtay'ın kararına direnirse dava tekrar incelenir mi? expand_more
Eğer uyuşmazlık konusu bedel yasal sınırın altındaysa incelenmez. İlk derece mahkemesinin, Yargıtay Özel Dairesi'nin bozma kararına uymayarak kendi ilk kararında direnmesi (direnme kararı) hâlinde de bu kararlar kesinlik sınırına tabidir. Somut olayda olduğu gibi, direnilen miktar karar tarihindeki parasal sınırın altında kalıyorsa, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu davanın esasına girip iddiaları (örneğin mobbing şartlarının varlığını) yeniden incelemez ve temyiz istemini miktardan kesin olarak reddeder.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir