Karar Bülteni
YARGITAY 9. HD 2017/15419 E. 2020/6014 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Yargıtay 9. Hukuk Dairesi |
| Esas No | 2017/15419 |
| Karar No | 2020/6014 |
| Karar Tarihi | 18.06.2020 |
| Dava Türü | Alacak |
| Karar Sonucu | Bozma |
| Karar Linki | Yargıtay Karar Arama |
- İşçi kavgası haklı fesih nedenidir.
- Sona ermiş sözleşme tekrar feshedilemez.
- Hesaplamalarda asgari geçim indirimi dışlanmalıdır.
- Hükümde net veya brüt ayrımı yapılmalıdır.
Bu karar, iş hukukunda bozucu yenilik doğuran hakların kullanımına ilişkin çok temel bir kuralı yeniden hatırlatmaktadır. İşveren tarafından haklı nedene dayanılarak gerçekleştirilen bir fesih işlemi, yazılı olmasa dahi anında hukuki sonuç doğurur. Somut olayda kavgaya karışan her iki işçinin de aynı anda işten çıkarılması, işverenin eşit işlem borcuna riayet ettiğini ve feshin haklılığını pekiştirdiğini göstermektedir. İşçi tarafından sonradan gönderilen ihtarnamenin, zaten işverence sona erdirilmiş bir iş akdini yeniden feshedemeyeceği gerçeği, hukuki süreçlerde fesih iradesinin zamanlamasının önemini ortaya koymaktadır.
Benzer davalarda bu kararın emsal etkisi ve uygulamadaki önemi oldukça büyüktür. Özellikle işyerinde yaşanan sataşma ve darp olaylarında, işverenlerin olaya karışan taraflar arasında ayrım yapmaksızın eşit bir yaptırım uygulaması gerektiği vurgulanmaktadır. Ayrıca, işçilik alacakları hesaplanırken asgari geçim indiriminin (AGİ) çıplak ücretten ayrıştırılması kuralı, bilirkişi raporlarının denetiminde kritik bir kriter olarak öne çıkmaktadır. Mahkemelerin hüküm kurarken alacak kalemlerinin net mi yoksa brüt mü olduğunu belirtme zorunluluğu, ilamların icrasında yaşanabilecek muhtemel tereddütleri ve itirazları ortadan kaldırmak adına meslektaşlar için hayati bir uyarı niteliğindedir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Davacı işçi, davalı şirkette ön muhasebe görevlisi olarak çalışmaktayken, işverenin kendisini işten ayrılmaya zorlamak amacıyla psikolojik baskı (mobbing) uyguladığını iddia ederek dava açmıştır. İşçinin iddiasına göre, bu baskılar zamanla şiddete dönüşmüş ve nihayetinde başka bir çalışan tarafından darp edilmiştir. Davacı, can güvenliğinden endişe ederek savcılığa şikayette bulunduğunu ve işverenin sözleşmesini haksız yere feshettiğini belirterek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ile ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin ödenmesini talep etmiştir.
Buna karşılık davalı işveren, davacının iddia ettiği gibi tek taraflı bir darp olayı yaşanmadığını, aksine davacı ile diğer çalışan arasında karşılıklı bir kavga meydana geldiğini ve her iki işçinin de birbirini darp ettiğini savunmuştur. İşveren, bu olayın ardından eşit davranma yükümlülüğü gereği kavgaya karışan her iki çalışanın da iş sözleşmesinin haklı nedenle ve derhal feshedildiğini belirterek davanın reddedilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, bu uyuşmazlığı karara bağlarken iş hukukunun temel ilkelerine ve yasal düzenlemelere atıf yapmaktadır. Öncelikle, 4857 sayılı İş Kanunu m.25/II bendi, işverenin haklı nedenle derhal fesih hakkını düzenlemektedir. Bu maddenin ilgili alt bentleri uyarınca, işçinin işverenin başka bir işçisine sataşması veya kavga etmesi, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan hallerden sayılmakta ve işverene sözleşmeyi haklı ve bildirimsiz feshetme yetkisi vermektedir.
Bununla birlikte, iş hukukunda fesihe ilişkin irade açıklaması, bozucu yenilik doğuran bir haktır. Bozucu yenilik doğuran haklar, karşı tarafa ulaştığı anda hukuki sonuçlarını doğurur ve kural olarak tek taraflı irade beyanıyla geri alınamaz. İş sözleşmesi bir kez haklı veya haksız olarak feshedildiğinde, ortada hukuken varlığını sürdüren bir sözleşme kalmayacağından, aynı sözleşmenin daha sonradan diğer tarafça yeniden feshedilmesi hukuken mümkün değildir.
Ayrıca, işçilik alacaklarının hesaplanmasında dikkate alınan ücretin tespiti aşamasında asgari geçim indirimi (AGİ) kavramı da büyük önem taşır. Ücret hesaplamalarında, giydirilmiş veya çıplak ücretin tespiti sırasında, işçiye devlet tarafından sağlanan bir vergi iadesi niteliğinde olan asgari geçim indiriminin brüt veya net ücretten mutlak surette ayrıştırılması gerekmektedir.
Son olarak, usul hukuku çerçevesinde mahkeme ilamlarının infazında tereddüt oluşturmayacak şekilde açık ve net olması yasal bir zorunluluktur. İlamların icrası aşamasında hesaplama karmaşasına yol açmamak adına, hükmedilen işçilik alacaklarının brüt miktar üzerinden mi yoksa yasal kesintiler yapıldıktan sonraki net miktar üzerinden mi tahsil edileceğinin karar metninde açıkça belirtilmesi yerleşik Yargıtay içtihatlarının değişmez bir prensibidir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi tarafından yapılan incelemede, taraflar arasındaki temel uyuşmazlığın iş sözleşmesinin kimin tarafından ve hangi sebeple feshedildiği noktasında toplandığı belirlenmiştir. Ceza dosyası kayıtları ve olayın görgü tanıklarının ifadeleri incelendiğinde, davacı işçi ile iş arkadaşı arasında süregelen gerginliğin 21.01.2015 tarihinde kavgaya dönüştüğü ve tarafların karşılıklı olarak birbirlerini darp ettikleri kesin olarak saptanmıştır.
Bu vahim olayın hemen ardından davalı işveren, her iki işçiyi de işten çıkararak eşit davranma yükümlülüğünü yerine getirmiş ve iş sözleşmesini haklı nedenle feshetmiştir. Her ne kadar işveren davacı işçiye yönelik yazılı bir fesih bildirimi düzenlememiş olsa da, eylemli ve sözlü fesih derhal gerçekleşmiştir. Sözleşmenin feshedilmesinden beş gün sonra davacı işçinin noter aracılığıyla gönderdiği yazılı ihtarname ile iş akdini feshettiğini bildirmesinin hukuki hiçbir geçerliliği yoktur; zira daha önceden işveren tarafından feshedilmiş ve sona ermiş bir iş akdinin işçi tarafından yeniden feshedilmesi hukuken imkansızdır. Dolayısıyla, işverenin haklı nedene dayanan feshi geçerli olup, davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddedilmesi gerekirken yerel mahkemece kabulü hatalı bulunmuştur.
Bunun yanı sıra, davacı işçi aylık ücretinin 1.600 TL olduğunu iddia etmiş ve buna dair tediye makbuzları sunmuştur. Yargıtay, sunulan makbuzların incelenmesinde bu meblağın içine asgari geçim indiriminin (AGİ) de dahil olduğunu tespit etmiştir. Davacının işçilik alacakları hesaplanırken, asgari geçim indirimi tutarının ücretten dışlanarak hesaplama yapılması gerekirken bu kuralın göz ardı edilmesi bozma nedeni yapılmıştır.
Ek olarak, yerel mahkemenin kurduğu hükümde, hükmedilen alacak miktarlarının net mi yoksa brüt mü olduğunu açıkça belirtmemesi, kararın infazı sırasında icra dairelerinde tereddütlere yol açacak nitelikte görülmüş ve bu usuli eksiklik de ayrı bir bozma gerekçesi olarak kaydedilmiştir.
Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, işverenin feshinin haklı nedene dayandığı ve yapılan hesaplamalardaki eksiklikler gerekçesiyle yerel mahkeme kararını bozmuştur.