Karar Bülteni
YARGITAY 9. HD 2017/15390 E. 2020/4699 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Yargıtay 9. Hukuk Dairesi |
| Esas No | 2017/15390 |
| Karar No | 2020/4699 |
| Karar Tarihi | 02.06.2020 |
| Dava Türü | Alacak |
| Karar Sonucu | Bozma |
| Karar Linki | Yargıtay Karar Arama |
- Gece çalışması fazla mesaisi zamlı kısımdan hesaplanır.
- Maktu ücrete gece çalışmasının zamsız kısmı dâhildir.
- Çelişkili bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulamaz.
Bu karar, maktu ücretle çalışan işçilerin gece çalışmasından kaynaklanan fazla mesai alacaklarının nasıl hesaplanması gerektiğine dair çok net bir yasal çerçeve çizmektedir. Yargıtay, haftalık kırk beş saatlik normal çalışma süresi aşılmasa dahi, sırf gece çalışma limitlerinin aşılması nedeniyle doğan fazla mesai hakkının hesaplanma usulüne kesin bir açıklık getirmiştir. İşçinin temel ücreti maktu ise, çalışma süresinin zamsız çıplak kısmının esasen bu maktu aylık ücretin içinde işçiye çoktan ödendiği yasal olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle, işverenin ödemesi gereken tutarın sadece 0,5 katsayısı üzerinden hesaplanacak zamlı kısım olduğu kararda bir kez daha vurgulanmıştır.
Özellikle yoğun bakım hemşireliği, güvenlik görevliliği ve turizm çalışanları gibi hizmet sektörlerinde sıkça rastlanan kesintisiz vardiyalı ve uzun gece çalışmalarında, bilirkişi raporlarının teknik ve hukuki denetiminin mahkemelerce titizlikle yapılması uygulamanın selameti açısından elzemdir. Bilirkişinin hukuki ilkeyi doğru belirtmesine rağmen kendi açıklamasıyla çelişen matematiksel bölmelere gitmesi veya kanuni katsayıları hatalı uygulaması doğrudan doğruya bir bozma sebebi olarak kabul edilmiştir. Yargıtay'ın bu kararı, iş mahkemesi hakimlerinin raporları körü körüne kabul etmeyip matematiksel katsayı denetimi yapmaları gerektiği konusunda önemli bir emsal oluşturmaktadır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Davacı, özel bir sağlık kuruluşunda yoğun bakım hemşiresi sıfatıyla çalıştığı dönemde işveren yetkilileri tarafından kendisine sürekli olarak psikolojik baskı, çalışma ortamında aşağılama ve kötü muamele yapıldığını iddia ederek işverene karşı tazminat davası açmıştır. Olayların gelişiminde davacı, yaşadığı bu baskılar nedeniyle önce istifa etmek istemiş, ancak işverenin çalışma şartlarının düzeleceği ve içeride kalan ücretlerinin eksiksiz ödeneceği yönündeki taahhüdüyle ikna edilerek çalışmaya devam ettirilmiştir. Fakat ilerleyen süreçte işverenin verdiği bu sözlerin hiçbirinin tutulmaması üzerine davacı, çaresiz kalarak işten ayrılmak zorunda kalmıştır. Davacı, bu hikayenin sonucunda ödenmeyen kıdem tazminatı ile fazla çalışma ücreti gibi bir kısım işçilik alacaklarının tarafına ödenmesini talep etmiştir. Davalı hastane yönetimi ise, davacının kendi hür iradesiyle istifa dilekçesi verip ihbar süresine uyarak işten ayrıldığını, kendisine iddia edildiği gibi kesinlikle mobbing uygulanmadığını ve içeride herhangi bir alacağı kalmadığını ileri sürerek açılan davanın bütünüyle reddedilmesini savunmuştur.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Mahkemenin ve Yargıtay'ın uyuşmazlığı çözerken referans aldığı temel hukuki prensipler, özellikle çalışma sürelerinin yasal sınırları ve gece vardiyasından kaynaklı fazla çalışma ücretinin usulüne uygun şekilde hesaplanmasına ilişkindir. İş hukukumuzun genel prensiplerinde, haftalık normal çalışma süresi 4857 sayılı İş Kanunu m.63 uyarınca kural olarak en çok kırk beş saat şeklinde sınırlandırılmıştır. Bu yasal süreyi aşan fiili çalışmalar fazla çalışma olarak nitelendirilmekte olup, karşılığında işçiye yasa gereği zamlı ücret ödenmesi ana kuraldır.
Bununla birlikte, işçilerin fiziksel ve ruhsal sağlığını korumak amacıyla gece çalışmaları 4857 sayılı İş Kanunu m.69 kapsamında ayrıca ve özel olarak düzenlenmiştir. Yargıtay'ın istikrar kazanmış yerleşik içtihat prensiplerine göre, bir işçinin haftalık kırk beş saatlik genel çalışma süresi aşılmasa dahi, yasal gece çalışma sınırı olan yedi buçuk saati aşan bütün gece çalışmaları doğrudan fazla mesai sayılmaktadır. Ancak tam da bu tür durumlarda hesaplama yöntemi kritik bir farklılık gösterir. Eğer işçi aylık maktu sabit bir ücretle çalışıyorsa, gece çalışmasından kaynaklanan bu fazla sürenin zamsız kök kısmının (1 çarpanının) bu maktu ücretin içinde zaten işçiye peşinen ödendiği kabul edilir.
Dolayısıyla, işçiye bu gece çalışması eforu için ödenmeyen tek kısım, işin kanundan kaynaklanan zamlı tarafıdır. Bu sebeple işçilik alacakları hesaplamalarının doğrudan 1,5 katsayısı ile değil, sadece aradaki zam farkını ifade eden 0,5 katsayısı kullanılarak yapılması yasal bir zorunluluktur. Ayrıca, Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca mahkemelerin hükme esas aldıkları bilirkişi raporlarının kendi içinde matematiksel olarak tutarlı, denetime elverişli ve emsal içtihatlara tam uyumlu olması gerekmektedir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Somut olayda, davacı yoğun bakım hemşiresinin fazla mesai ücretlerinin hesaplanmasına yönelik olarak mahkemece alınan bilirkişi raporu Yargıtay tarafından inceleme konusu yapılmıştır. Yargıtay incelemesinde, hazırlanan bilirkişi raporunda hukuka ve dosya kapsamına aykırı iki temel hesaplama hatası tespit edilmiştir. Birinci hata, davacının hizmet süresinin başlangıç tarihi ile ilgilidir. Raporun, davacının davalı iş yerinde fiilen çalışmaya başladığı 01.08.2012 tarihi esas alınarak hesaplama yapması gerekirken, anlaşılmaz ve dayanaksız bir şekilde hesaplamaları 10.06.2010 tarihinden başlatması açıkça hatalı bulunmuştur.
İkinci ve en önemli hata ise fazla çalışma ücretinin hesaplanma usulündedir. Dosya kapsamından davacının haftalık 41 saat çalıştığı, yani genel kural olan 45 saati aşan bir çalışmasının bulunmadığı tespit edilmiştir. Ancak davacının gece çalışmasından kaynaklı olarak haftalık 6,5 saatlik bir fazla mesaisi mevcuttur. Bilirkişi raporunda, Yargıtay içtihatlarına açıkça atıf yapılarak maktu ücret alan işçinin gece çalışmasından kaynaklanan fazla mesaisinin zamsız kısmının maktu ücret içinde çoktan ödendiği, ödenmeyen kısmın sadece 0,5 katsayısıyla hesaplanması gereken zamlı kısım olduğu bizzat ifade edilmiştir. Fakat bilirkişi, bu kendi doğru tespitiyle açıkça çelişerek 6,5 saatlik fazla mesai süresini mantıksız bir şekilde ikiye bölmüş; 4 saatlik kısmı 0,5 katsayısı ile, kalan 2,5 saatlik kısmı ise 1,5 katsayısı ile hesaplamıştır.
Bu durum, bilirkişi raporunu kendi içinde çelişkili, denetlenemez ve hukuka aykırı hale getirmiştir. Yerel mahkemenin, söz konusu hatalı ve açıkça çelişkili tespitlere dayanan bu rapora itibar ederek hüküm kurması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, hatalı ve çelişkili bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulması bozma nedeni olduğundan kararı bozmuştur.