Karar Bülteni
DANIŞTAY 8. Daire 2025/1238 E. 2025/1619 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Danıştay 8. Daire |
| Esas No | 2025/1238 |
| Karar No | 2025/1619 |
| Karar Tarihi | 04.03.2025 |
| Dava Türü | Tam Yargı (Tazminat) |
| Karar Sonucu | Ret (İncelenmeksizin) |
| Karar Linki | Danıştay Karar Arama |
- Temyiz sınırı davanın değerine göre belirlenir.
- Sembolik tazminat talepleri temyiz sınırına takılabilir.
- Miktar koşulunu sağlamayan kararlar kesin niteliktedir.
- Kesin kararlara karşı temyiz yolu kapalıdır.
Bu karar, idari yargıda sembolik tazminat talepleriyle açılan tam yargı davalarında kanun yollarına başvuru hakkının sınırlarını net bir şekilde ortaya koyması bakımından hukuken büyük önem taşımaktadır. Bilindiği üzere, idari işlem ve eylemlerden kaynaklanan zararların tazmini amacıyla açılan davalarda temyiz incelemesi yapılabilmesi, uyuşmazlık konusunun yasal olarak belirlenen parasal sınırı aşmasına bağlıdır. Bu kararda, davacının yaşadığı haksızlıkları yargı önüne taşımak amacıyla yalnızca iki kuruş gibi sembolik bir miktar talep etmesi, hukuki anlamda davanın temyiz edilebilirlik vasfını bütünüyle ortadan kaldırmıştır.
Emsal etkisi ve uygulamadaki önemi değerlendirildiğinde, bu içtihat, idari yargıda hak arayan vatandaşlar ve meslektaşlarımız için stratejik bir uyarı niteliğindedir. Mobbing veya haksız fiil iddialarında, mağduriyetin büyüklüğüne dikkat çekmek amacıyla düşük miktarlı sembolik tazminat davaları açılması kamuoyunda sıkça başvurulan bir yöntem olsa da, bu tür talepler istinaf aşamasında kesinleşmekte ve Danıştay denetiminden geçememektedir. Dolayısıyla, hukuki uyuşmazlığın en üst yargı merciine taşınması ve içtihat oluşturulması hedefleniyorsa, talep edilen tazminat miktarının İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda her yıl güncellenen temyiz sınırlarını aşacak şekilde belirlenmesi katı bir usuli zorunluluktur.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Uyuşmazlık, Bursa Şehir Hastanesi'nde asistan hekim olarak kamu görevi yürüten davacının, bu görev süresi boyunca kendisine sistematik olarak mobbing uygulandığı, çeşitli haksız fiillere ve hukuka aykırı idari işlem ile eylemlere maruz bırakıldığı iddialarına dayanmaktadır. Davacı hekim, tüm bu olumsuz idari pratiklerin yanı sıra, daha önceden kendi lehine verilmiş olan mahkeme kararlarının da idare tarafından kasten yerine getirilmediğini ileri sürmüştür. Bu kapsamda uğradığı manevi ve maddi çöküntünün telafisi talebiyle Sağlık Bakanlığı, Bursa Valiliği ve ilgili üniversite rektörlüğü husumetiyle bir tam yargı davası açmıştır. Ancak davacı, bu idari davayı açarken uğradığı zararların gerçek maddi karşılığını istemek yerine, idarenin eylemlerine dikkat çekmek ve bir nevi protesto niteliği taşımak üzere, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak sadece 1 kuruş maddi ve 1 kuruş manevi olmak üzere toplam 2 kuruşluk sembolik bir tazminat talebinde bulunmuştur. Bölge İdare Mahkemesi tarafından davanın karara bağlanmasının ardından davacı, verilen bu kararın hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle bozulması istemiyle Danıştay nezdinde temyiz yoluna başvurmuştur.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Danıştay 8. Dairesi, uyuşmazlığı esastan incelemeye geçmeden önce usul hukuku kuralları çerçevesinde değerlendirmiş ve kararını doğrudan 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu hükümlerine dayandırmıştır. İdari yargılama sistemimizde, kanun yollarına başvuru hakkı mutlak olmayıp, usul ekonomisi ve mahkemelerin iş yükü dikkate alınarak çeşitli miktar sınırlarına tabi tutulmuştur. İlgili kanunun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin 6. bendi, bölge idare mahkemelerinin temyize açık olmayan nitelikteki kararlarının kesin olduğunu, bu kararlara karşı bir üst kanun yoluna gidilemeyeceğini açıkça düzenlemektedir.
Bununla bağlantılı olarak, aynı kanunun "Temyiz" başlıklı 46. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi, hangi tür davaların Danıştay denetimine tabi tutulabileceğini miktar bazında net bir şekilde sınırlandırmıştır. Söz konusu emredici kurala göre, konusu dokuz yüz yirmi bin Türk Lirasını aşan vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan davalar ancak temyiz incelemesine konu edilebilmektedir. Bu sınırın altında kalan talepler için bölge idare mahkemesi kararları kesin hüküm teşkil etmektedir.
Yine aynı fıkranın (c) bendinde, konusu iki yüz yetmiş bin Türk Lirasını aşıp dokuz yüz yirmi bin Türk Lirasını aşmayan ve istinaf kanun yolu incelemesinde kaldırma kararı üzerine yeniden karar verilen davaların da temyize tabi olabileceği istisnasına yer verilmiştir. Kanun koyucu, uyuşmazlığın değerini davacının bizzat dava dilekçesinde gösterdiği talep miktarına bağlamıştır. 2577 sayılı Kanun'un 48. maddesinin 6. ve 7. fıkraları ise, temyiz başvurusunun aslında kesin bir karar hakkında yapıldığının dosyadan anlaşılması durumunda, esasa girilmeksizin temyiz isteminin usulden reddine karar verileceğini hükme bağlamaktadır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Danıştay 8. Dairesi, dosya üzerindeki temyiz incelemesinde uyuşmazlığın esasına, yani davacı asistan hekime çalışma ortamında sistematik bir mobbing uygulanıp uygulanmadığına, idarenin haksız fiillerinin bulunup bulunmadığına veya davacı lehine olan mahkeme kararlarının uygulanıp uygulanmadığına dair iddiaların hiçbirine girmemiştir. Yüksek Mahkeme, öncelikle usul kuralları yönünden bir değerlendirme yaparak davanın temyiz edilebilir olup olmadığını denetlemiştir. Daire, uyuşmazlığın temelinde yatan tam yargı (tazminat) talebinin, fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak kaydıyla şimdilik 1 kuruş maddi tazminat ve 1 kuruş manevi tazminat olmak üzere toplamda yalnızca 2 kuruşluk sembolik bir bedele dayandığını dosya içeriğinden tespit etmiştir.
Bu net tespitin ardından Daire, davacının talep ettiği 2 kuruşluk toplam bedeli, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu kapsamında öngörülen parasal sınırlarla karşılaştırmıştır. Davacının talebinin, kanunun 46. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz edilebilirlik sınırı olan dokuz yüz yirmi bin Türk Lirası miktarının çok uzağında kaldığı vurgulanmıştır. Aynı zamanda bu miktar, kanunun (c) bendinde istisnai olarak düzenlenen, istinaf incelemesinde kaldırma kararı üzerine yeniden karar verilen davalar için geçerli olan iki yüz yetmiş bin Türk Lirası sınırının dahi açıkça altında kalmaktadır. İdari yargılama usulünde parasal sınırlar kamu düzeninden sayıldığı ve kesinlik arz ettiği için, davacının idareyi protesto etmek veya uyuşmazlığa dikkat çekmek amacıyla dahi olsa belirlediği sembolik talep, hukuki olarak davanın üst yargı merciine taşınmasını doğrudan engellemiştir.
Daire, Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi tarafından verilen kararın, kanunda sayılan temyiz yolu açık bulunan davalar kategorisinde yer almadığına ve yasal olarak kesin nitelikte olduğuna kanaat getirmiştir. Kesin nitelikteki kararlara karşı temyiz yolunun usulen kapalı olması nedeniyle işin esasına girilmesinin yasal olarak mümkün olmadığını belirten Yüksek Mahkeme, hukuki süreci usul aşamasında sonlandırmıştır. Sonuç olarak Danıştay 8. Daire, miktar itibarıyla temyiz yolu açık olmayan davada, temyiz isteminin incelenmeksizin reddi yönünde karar vermiştir.