Anasayfa/ Karar Bülteni/ Danıştay Danıştay 8. Dairesi 2024/673 E. 2024/772 K.

Danıştay Danıştay 8. Dairesi 2024/673 E. 2024/772 K.

Bu karar, idare hukuku alanında sıklıkla karşılaşılan psikolojik taciz (mobbing) iddialarının sınırlarını net bir şekilde çizmesi ve somut delil gerekliliğini vurgulaması bakımından büyük bir hukuki öneme sahiptir. Kamu görevlileri hakkında tesis edilen disiplin cezalarının veya atama işlemlerinin idari yargı mercilerince iptal edilmesi, tek başına idarenin ilgili kişiye mobbing kastıyla hareket ettiğini göstermez. Karar, mobbingin varlığının kabulü için amirlerin veya kurumun kasıtlı, sistematik ve sürekli bir yıldırma politikası güttüğünün şüpheye yer bırakmayacak şekilde somut delillerle ispatlanması gerektiği ilkesini güçlü bir şekilde pekiştirmektedir. Usuli eksiklikler nedeniyle iptal edilen işlemlerin ardından idarenin bu eksiklikleri gidererek yasal sınırlar içinde yeniden işlem tesis etmesi, hukukun olağan işleyişinin bir parçası olarak kabul edilmiştir.
search

Danıştay
Danıştay 8. Dairesi 2024/673 E. 2024/772 K.

7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Danıştay 8. Dairesi
Esas No 2024/673
Karar No 2024/772
Karar Tarihi 21.02.2024
Karar Sonucu Onama
Karar Linki Danıştay Karar Arama
Öne Çıkan Hükümler
İdari işlemlerin iptali tek başına mobbing sayılmaz.
Mobbing iddialarında kasıtlı ve sistematik yıldırma aranır.
Kişilik haklarına yönelik saldırının kesin kanıtlarla ispatlanması gerekir.

Bu karar, idare hukuku alanında sıklıkla karşılaşılan psikolojik taciz (mobbing) iddialarının sınırlarını net bir şekilde çizmesi ve somut delil gerekliliğini vurgulaması bakımından büyük bir hukuki öneme sahiptir. Kamu görevlileri hakkında tesis edilen disiplin cezalarının veya atama işlemlerinin idari yargı mercilerince iptal edilmesi, tek başına idarenin ilgili kişiye mobbing kastıyla hareket ettiğini göstermez. Karar, mobbingin varlığının kabulü için amirlerin veya kurumun kasıtlı, sistematik ve sürekli bir yıldırma politikası güttüğünün şüpheye yer bırakmayacak şekilde somut delillerle ispatlanması gerektiği ilkesini güçlü bir şekilde pekiştirmektedir. Usuli eksiklikler nedeniyle iptal edilen işlemlerin ardından idarenin bu eksiklikleri gidererek yasal sınırlar içinde yeniden işlem tesis etmesi, hukukun olağan işleyişinin bir parçası olarak kabul edilmiştir.

Benzer davalardaki emsal etkisi açısından bu karar, özellikle üniversiteler ve diğer idari kurumlarda amir-memur ilişkilerinden doğan uyuşmazlıklarda temel bir başvuru kaynağı olacaktır. Uygulamada, aleyhine tesis edilen her idari işlemi veya iptal edilen her disiplin cezasını doğrudan bir mobbing eylemi olarak nitelendirme eğiliminin önüne geçilmesi hedeflenmektedir. Yüksek mahkeme, idari işlemlerin hukuka aykırılığı ile kişiyi kasıtlı olarak hedef alan psikolojik taciz eylemleri arasına belirgin bir sınır çekmiştir. Bu yaklaşım, idarelerin kamu hizmetini yürütürken sahip oldukları takdir ve disiplin yetkilerini yasal çerçevede kullanmalarını güvence altına alırken, gerçekten sistematik bir saldırıya maruz kalan kamu görevlilerinin iddialarını daha güçlü, tutarlı ve somut temellere dayandırmaları gerektiği yönünde uygulayıcılara ve yargı mensuplarına kesin bir yön vermektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde öğretim üyesi olarak görev yapan davacı, kurum içinde kendisine yönelik kasıtlı ve sistematik bir şekilde psikolojik taciz (mobbing) uygulandığını iddia ederek Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörlüğü'ne karşı maddi ve manevi tazminat davası açmıştır. Davacı, bu iddiasını fakültenin taşınma sürecinde sosyal medyada yaptığı paylaşımlar nedeniyle kendisine art arda disiplin cezaları verilmesine, bu cezaların idare mahkemelerince iptal edilmesine rağmen idarenin aynı konudaki soruşturma tutumunu sürdürmesine dayandırmıştır. Ayrıca, beklentisi olan Sahne Sanatları Bölüm Başkan Vekilliği görevine kendisinin yerine başka bir akademisyenin atanması da mobbing iddiasının bir diğer dayanağı olarak sunulmuştur. Yaşadığı bu üst üste gelen disiplin süreçleri ve atama kararları nedeniyle maddi kayba uğradığını ve psikolojik olarak ciddi şekilde yıprandığını belirten davacı, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla bin Türk Lirası maddi ve yirmi dört bin Türk Lirası manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte idare tarafından kendisine ödenmesini talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Danıştay, mobbing (psikolojik taciz) iddialarını incelerken öncelikle idari eylem ve işlemlerin niteliğini, sürekliliğini ve asıl amacını mercek altına almaktadır. İdare hukukunda idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödeme yükümlülüğü, genel hatlarıyla 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu çerçevesinde yürütülen tam yargı davaları ile şekillenmektedir. İdarenin hizmet kusurunun varlığı, tazminata hükmedilebilmesinin temel şartıdır. Mobbing iddialarında ise idarenin hizmet kusurunun oluşup oluşmadığı; eylemlerin kasıtlı, sistematik ve belirli bir kamu görevlisini hedef alarak onu yıldırma, bıktırma veya kurumdan uzaklaştırma kastıyla yapılıp yapılmadığına göre titizlikle değerlendirilir.

İşyerinde psikolojik taciz (mobbing), çalışanlara yönelik olarak hiyerarşik yapı içindeki amirler veya bazen eş değer mevkideki diğer çalışanlar tarafından sistemli bir biçimde uygulanan, tekrarlanan, kişiyi işyerinde yalnızlaştırmayı, itibarını zedelemeyi veya pasifize etmeyi amaçlayan davranışlar bütünü olarak tanımlanmaktadır. Doktrinde ve yerleşik idari yargı içtihatlarında, idarece tesis edilen bir dizi eylemin mobbing sayılabilmesi için olayların süreklilik arz etmesi, çalışanın kişilik haklarına ağır bir saldırı niteliği taşıması ve eylemler arasında mantıksal, sistematik bir bütünlük bulunması şartı kesin olarak aranmaktadır.

Bununla birlikte, kamu görevlileri hakkında tesis edilen disiplin cezalarının, yer değiştirme veya atama işlemlerinin idari yargı yerlerince şekil, yetki veya sebep unsurları yönünden hukuka aykırı bulunarak iptal edilmesi, idarenin doğası gereği yerine getirdiği denetim ve yönetim faaliyetlerinin hukuki bir denetime tabi tutulmasının sonucudur. Bu tür iptal kararları, her zaman idarenin ilgili kişiye husumet beslediği veya kasten mobbing uyguladığı anlamına gelmemektedir. İdarenin, usuli eksiklikleri tespit edildikten sonra bunları tamamlayarak aynı fiil için mevzuata uygun şekilde yeniden disiplin cezası tesis etmesi hukuken mümkün olup, bu süreç tek başına bir yıldırma politikası olarak kabul edilemez.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Davacı hakkında Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nin taşınma sürecindeki tutum ve davranışları ile basına ve çeşitli haber portallarına yaptığı açıklamalar nedeniyle verilen disiplin cezaları, idari yargı mercilerince iptal edilmiştir. Ancak Mahkeme, söz konusu iptal kararlarının gerekçelerini detaylı olarak incelediğinde; ilk iki iptal kararının idarenin fiili ispat edememesinden ziyade salt usuli eksikliklerden kaynaklandığını tespit etmiştir. Davacıya verilen son ceza ise, davacının sosyal medya paylaşımlarının saygı sınırlarını aşan alaycı ve eleştirel tarzda olması sebebiyle, idare tarafından kanunda öngörülen ceza ile işlenen fiilin ölçüşmemesi (ölçülülük ilkesine aykırılık) gerekçesine dayanılarak iptal edilmiştir. İdarenin, usul eksiklikleri nedeniyle iptal edilen işlemler sonrasında bu eksiklikleri gidererek yeniden işlem tesis etmesinin olağan ve kanuni bir idari pratik olduğu, bunun doğrudan bir psikolojik taciz amacı taşımadığı vurgulanmıştır.

Diğer taraftan, davacının hak ettiğini ileri sürerek talep ettiği Sahne Sanatları Bölüm Başkan Vekilliği görevine kendisinin yerine bir başka akademisyenin atanmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açtığı davanın da idari yargı yerlerince daha önce reddedildiği anlaşılmıştır. Tüm bu hukuki süreçler ve idari işlemler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacıya uygulanan disiplin cezalarının ve atama tercihlerinin onu yıldırma, meslekten dışlama veya kişilik değerlerine doğrudan saldırı kastıyla yapıldığını gösteren somut, kesin ve inandırıcı bir kanıt bulunamamıştır. İdarenin tasarruflarının sistematik bir psikolojik baskı (mobbing) saikiyle değil, kurumun olağan işleyişi ve disiplin süreçlerinin bir gereği olarak gerçekleştirildiği sonucuna varılmıştır. Bu nedenle davacının iddialarının yersiz olduğu ve maddi ile manevi tazminat taleplerinin reddedilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır. İstinaf aşamasında da Bölge İdare Mahkemesi bu tespitleri hukuka uygun bularak davacının itirazını reddetmiştir. Davacı temyiz dilekçesinde parasal sınır ve Anayasa Mahkemesi kararlarına dayanarak çeşitli itirazlarda bulunmuşsa da, Danıştay bu iddiaların kararın bozulmasını gerektirecek hukuki bir ağırlığa sahip olmadığını belirlemiştir.

Sonuç olarak Danıştay 8. Dairesi, temyiz isteminin reddi ve usul ile hukuka uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması yönünde karar vermiştir.

Aldığım disiplin cezaları mahkemece iptal edildi. Bu mobbing sayılır mı? expand_more
Hakkınızda tesis edilen disiplin cezalarının veya atama işlemlerinin mahkeme tarafından usul yönünden iptal edilmesi, idarenin tek başına size mobbing uyguladığı anlamına gelmez. İdari işlemlerin hukuka aykırı bulunarak iptal edilmesi idari denetimin doğal bir sonucudur ve doğrudan idarenin size husumet beslediğini göstermez. Mobbing iddiasının kabulü için amirlerin kasıtlı, sistematik ve sürekli bir yıldırma politikası güttüğünün somut delillerle ispatlanması şarttır.
İptal edilen cezamı usulünü düzeltip tekrar verdiler. Kurum bana takmış mı oluyor? expand_more
Hayır, mahkemenin usul eksiklikleri nedeniyle verdiği iptal kararlarından sonra, idarenin bu eksiklikleri gidererek aynı fiil için yeniden disiplin cezası vermesi hukuken mümkündür. Danıştay içtihatlarına göre, idarenin mevzuata uygun şekilde tekrar işlem tesis etmesi idari işleyişin olağan bir parçasıdır ve bu durum tek başına sistematik bir yıldırma veya psikolojik taciz amacı taşıdığı şeklinde değerlendirilemez.
Hak ettiğim başkanlık görevine atanmadım. Mobbing davası açabilir miyim? expand_more
Beklentiniz olan bir kadroya sizin yerinize başka birinin atanması, diğer olağan idari işlemlerde olduğu gibi tek başına mobbing olarak nitelendirilemez. İdarenin atama ve disiplin süreçlerindeki tasarrufları, kurumun işleyişi ve yönetim yetkisi kapsamında değerlendirilir. İdarenin bu kararının sizi meslekten dışlama veya kişilik değerlerinize doğrudan saldırı kastıyla yapıldığını kesin kanıtlarla ispat edemediğiniz sürece, bu iddiaya dayalı maddi ve manevi tazminat talepleriniz reddedilecektir.
Kurumda bana mobbing yapıldığını mahkemede nasıl ispatlarım? expand_more
İdari yargıda mobbing iddiasını ispatlayabilmeniz için, size yönelik eylemlerin olaylar zinciri halinde süreklilik arz ettiğini ve aralarında mantıksal, sistematik bir bütünlük bulunduğunu kanıtlamanız gerekir. Bu davranışların belirli bir kamu görevlisini hedef alarak kasıtlı yapıldığını, sizi yalnızlaştırmayı, itibarınızı zedelemeyi veya yıldırmayı amaçladığını kesin, inandırıcı ve somut delillerle ortaya koymalısınız. Kişilik haklarınıza yönelik ağır bir saldırının varlığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanmalıdır.
star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir