Karar Bülteni
DANIŞTAY 8. Daire 2023/6234 E. 2023/5930 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Danıştay 8. Dairesi |
| Esas No | 2023/6234 |
| Karar No | 2023/5930 |
| Karar Tarihi | 16.11.2023 |
| Dava Türü | İptal Davası |
| Karar Sonucu | Ret (İncelenmeksizin Ret) |
| Karar Linki | Danıştay Karar Arama |
- Temyiz edilebilecek kararlar kanunda tahdidi sayılmıştır.
- Bölge idare mahkemesinin kesin kararları temyiz edilemez.
- Avukata soruşturma izni verilmemesi kararı temyize tabi değildir.
- Kişinin lehine olan idari işleme karşı dava açılamaz.
Bu karar, idari yargılama usulünde hangi tür uyuşmazlıkların Danıştay nezdinde temyiz incelemesine tabi tutulabileceği konusuna net bir açıklık getirmektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinde temyiz edilebilecek kararlar sınırlı (tahdidi) olarak sayılmış olup, istisnai haller dışında bölge idare mahkemesi kararlarının kesin olduğu ilkesi benimsenmiştir. Bir avukat hakkında soruşturma izni verilmemesine veya eylemin görevden kaynaklanmadığı gerekçesiyle genel hükümlere göre işlem yapılmasına yönelik işlemlerin iptali talebiyle açılan davalar, kanundaki bu dar kapsamlı listede yer almamaktadır. Dolayısıyla, bölge idare mahkemesinin bu tür uyuşmazlıklarda istinaf incelemesi neticesinde verdiği kararlar kesin nitelik taşımakta ve uyuşmazlığın esasına girilmeksizin temyiz kanun yoluna başvurulması hukuken mümkün olmamaktadır.
Öte yandan karar, şikayet edilen kamu görevlisi veya avukat hakkında idarece "genel hükümler kapsamında işlem yapılmasına" karar verilmesinin, şikayetçinin menfaatini ihlal eden bir idari işlem niteliğinde olmadığını, bilakis şikayetçinin soruşturma sürecini doğrudan işletebilmesi açısından lehine bir durum olduğunu ortaya koyması bakımından da idare hukuku prensipleri açısından büyük önem taşımakta ve emsal niteliği barındırmaktadır. Uygulamada sıklıkla karşılaşılan, avukatların veya kamu görevlilerinin yürüttükleri kurumsal işlemler sırasındaki hukuki metinlerinin ve ifadelerinin doğrudan şikayet konusu yapılması durumlarında, yargı mercilerinin subjektif menfaat ihlali ve temyiz edilebilirlik sınırlarını nasıl katı bir biçimde çizdiğini göstermesi açısından meslektaşlar için yol gösterici bir içtihattır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Bir üniversitede öğretim üyesi olarak çalışan davacı, kendisi hakkında yürütülen bir disiplin soruşturması ve açtığı idari davada, üniversite avukatının ilgili kanun maddesini tam metin olarak yazarak mahkemeye sunduğunu ifade etmiştir. İlgili maddede "cinsel taciz" ibaresi geçtiği için davacı, avukatın mahkemeyi yanılttığını, sahte belge düzenlediğini ve kendisine mobbing uyguladığını iddia etmiştir. Davacı, bu gerekçelerle söz konusu avukat hakkında hukuki ve cezai işlem yapılması için Adalet Bakanlığına şikayette bulunmuştur. Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ise iddiaların bir kısmı için avukata soruşturma izni verilmemesine, bir kısmı için ise eylemin avukatlık göreviyle ilgisi olmaması sebebiyle genel hükümlere göre işlem yapılmasına karar vermiştir. Davacı, bu kararın iptal edilmesi ve avukat hakkında doğrudan soruşturma açılması talebiyle idari yargıda dava açmıştır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Uyuşmazlığın çözümünde başvurulan temel hukuki kurallar, idari yargılamanın kanun yolları aşamasını düzenleyen katı usul hükümlerinden ve avukatların yargılanma usullerinden oluşmaktadır. Öncelikle davanın esasını şekillendiren 1136 sayılı Avukatlık Kanunu hükümleri çerçevesinde, avukatların görevlerinden doğan veya görevleri sırasında işledikleri iddia edilen suçlardan dolayı haklarında cezai soruşturma açılabilmesi Adalet Bakanlığının özel iznine tabidir. Ancak isnat edilen eylem doğrudan avukatlık görevi kapsamında değilse, soruşturma izni sistemine tabi olmaksızın kişi hakkında doğrudan genel hükümlere göre işlem yapılır.
Kanun yolları bağlamında ise 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 45 gereğince, idare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine istinaf yoluna başvurulabilmektedir. İstinaf incelemesi sonucunda bölge idare mahkemelerinin verdiği kararlar kural olarak kesin niteliktedir.
Bir istinaf kararının Danıştay nezdinde temyiz incelemesine tabi tutulabilmesi için, davanın konusunun 2577 sayılı Kanun m. 46 kapsamında tahdidi (sınırlı) olarak sayılan işlemlerden biri olması şartı aranır. Bu maddede; düzenleyici işlemler, konusu belli bir parasal miktarı aşan tam yargı davaları, belli bir meslekten veya kamu görevinden çıkarılma sonucunu doğuran işlemler gibi çok spesifik dava türleri tek tek sayılmıştır. Açılan bir iptal davası, bu maddede listelenen katalog suç veya işlem türlerinden birine girmiyorsa, bölge idare mahkemesinin o uyuşmazlık hakkında verdiği karar kesinleşir ve hiçbir surette Danıştay'da temyiz edilemez.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Danıştay 8. Dairesi, dosyadaki iddiaları inceleyerek ilk derece mahkemesi ve bölge idare mahkemesi kararlarının hukuki dayanaklarını şekli ve usuli yönden değerlendirmiştir. Olayda ilk derece mahkemesi, davacı hakkında yürütülen disiplin cezasına ilişkin kanun maddesinin avukat tarafından savunma dilekçesinde kısaltılmadan tam metin olarak yazılmasının, davacıyı doğrudan "cinsel taciz" ile suçlamak anlamına gelmeyeceğini tespit etmiştir. Bu yazımın hukuki durumu özetlemekten ibaret olduğu ve mahkemeyi yanıltma ihtimalinin bulunmadığı anlaşıldığından, eylemin avukatın savunma dokunulmazlığı sınırları içinde kaldığı vurgulanmıştır.
Ayrıca bölge idare mahkemesi, Adalet Bakanlığının şikayet edilen avukat hakkındaki iddiaların bir kısmı için "genel hükümler kapsamında işlem yapılması" yönünde verdiği kararın mahiyetini incelemiştir. Adalet Bakanlığınca avukatlar hakkında genel hükümler uyarınca işlem yapılması kararı, aslında avukatı mesleki koruma kalkanından çıkaran ve şikayetçinin lehine olan bir durumdur. Bu nedenle davacının, kendi lehine sonuç doğuran ve şikayet sürecini kolaylaştıran bu tespite karşı dava açmakta hukuken korunacak bir menfaati (dava ehliyeti) bulunmadığı kesin olarak belirlenmiştir.
Danıştay 8. Dairesi ise temyiz aşamasında uyuşmazlığın esasından ziyade, doğrudan kanun yollarına başvuru şartları açısından emredici bir inceleme yapmıştır. İptali istenilen işlem; Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün bir avukat hakkında kısmen soruşturma izni verilmemesi, kısmen de genel hükümlere göre işlem yapılması yönündeki kararıdır. Bu dava konusu işlem, 2577 sayılı Kanun m. 46 maddesinde tek tek sayılan ve temyiz edilebilen ayrıcalıklı dava türleri (örneğin kamu görevinden çıkarılma) arasında yer almamaktadır. Kanunda açıkça sayılmayan bir idari uyuşmazlık türü olduğu için, bölge idare mahkemesince istinaf incelemesi sonucunda verilen ret kararı kesin nitelik taşımaktadır. Kesin nitelikteki bir karara karşı temyiz yoluna başvurulması usulen olanaklı değildir.
Sonuç olarak Danıştay 8. Dairesi, temyiz istemine esas teşkil eden kararın temyiz yolu açık olmayan kesin kararlardan olduğu gerekçesiyle temyiz isteminin incelenmeksizin reddi yönünde karar vermiştir.