Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Hasan Şahin Kararı 2022/51731 B.

Anayasa Mahkemesi Hasan Şahin Kararı 2022/51731 B.

Bu karar, olağanüstü dönemlerde veya kriz anlarında dahi idarenin temel hak ve özgürlüklere müdahale ederken Anayasa'nın çizdiği kanunilik sınırları içinde kalması gerektiğini kesin bir dille ortaya koyması bakımından hukuken son derece kritik bir anlama sahiptir. Anayasa Mahkemesi, koronavirüs pandemisi gibi tüm toplumu etkileyen ve acil önlemler alınmasını gerektiren bir halk sağlığı krizinde bile, meslek örgütlerinin seçim süreçlerinin yalnızca bakanlık genelgeleri veya yerel umumi hıfzıssıhha kurullarının kararları ile engellenemeyeceğini hüküm altına almıştır. Karar, idarenin kısıtlayıcı ve düzenleyici işlemlerinin temel hakları sınırlandırabilmesi için mutlaka yasama organı tarafından çerçevesi açık, belirgin ve öngörülebilir bir şekilde çizilmiş kanuni bir yetkiye dayanması gerektiği kuralını pekiştirmektedir.
search

Anayasa Mahkemesi
Hasan Şahin Kararı 2022/51731 B.

7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 2. Bölüm
Başvuru No 2022/51731
Karar Tarihi 19.11.2025
Taraf Hasan Şahin
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
Öne Çıkan Hükümler
Temel hak ve hürriyetler ancak kanunla sınırlandırılabilir.
İdarenin kısıtlayıcı işlemleri açık kanuni dayanağa sahip olmalıdır.
Salgın hastalık tedbirleri örgütlenme özgürlüğünü keyfî olarak askıya alamaz.
Genelge ve idari kurul kararları ile temel haklara müdahale edilemez.

Bu karar, olağanüstü dönemlerde veya kriz anlarında dahi idarenin temel hak ve özgürlüklere müdahale ederken Anayasa'nın çizdiği kanunilik sınırları içinde kalması gerektiğini kesin bir dille ortaya koyması bakımından hukuken son derece kritik bir anlama sahiptir. Anayasa Mahkemesi, koronavirüs pandemisi gibi tüm toplumu etkileyen ve acil önlemler alınmasını gerektiren bir halk sağlığı krizinde bile, meslek örgütlerinin seçim süreçlerinin yalnızca bakanlık genelgeleri veya yerel umumi hıfzıssıhha kurullarının kararları ile engellenemeyeceğini hüküm altına almıştır. Karar, idarenin kısıtlayıcı ve düzenleyici işlemlerinin temel hakları sınırlandırabilmesi için mutlaka yasama organı tarafından çerçevesi açık, belirgin ve öngörülebilir bir şekilde çizilmiş kanuni bir yetkiye dayanması gerektiği kuralını pekiştirmektedir.

Benzer uyuşmazlıklarda ve idari davalarda bu kararın emsal etkisi son derece yüksek olacaktır. Pandemi döneminde birçok sivil toplum kuruluşunun, derneğin, sendikanın ve meslek odasının genel kurul toplantıları benzer idari kurulların kararlarıyla uzun süreler boyunca ertelenmiş, bu durum çok sayıda hukuki ihtilafa zemin hazırlamıştır. Bu karar, idari yargı mercilerine, kriz yönetim süreçlerinde tesis edilen sınırlandırıcı idari işlemlerin yargısal denetiminde öncelikle ve titizlikle "kanunilik" unsurunun test edilmesi hususunda güçlü bir içtihat sunmaktadır. Karar, demokratik toplum düzeninin işleyişi ve hukuk devleti ilkesinin korunması adına, temel hak ve özgürlüklerin yürütme organının keyfî veya kanunsuz işlemleriyle askıya alınamayacağını açıkça tescil etmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Bilecik Barosu başkan adayı olan başvurucu, koronavirüs (COVID-19) salgını gerekçe gösterilerek yapılması planlanan Bilecik Barosu Olağan Genel Kurul toplantısının ertelenmesi üzerine hukuk mücadelesi başlatmıştır. İlgili toplantı, İçişleri Bakanlığının salgın tedbirleri konulu genelgesine dayanılarak Bilecik Valiliği İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulu tarafından alınan kararla iki ay süreyle ertelenmiştir. Başvurucu, kanunun açıkça emrettiği bir takvimde ve iki yılda bir gerçekleştirilmesi zorunlu olan baro genel kurullarının sadece idari bir genelge ve kurul kararı ile ertelenmesinin hukuka aykırı olduğunu, bu ertelemenin kanuni dayanaktan yoksun bulunduğunu ileri sürmüştür. Başvurucu, örgütlenme özgürlüğü ile seçme ve seçilme hakkının ihlal edildiğini belirterek söz konusu idari işlemin iptali talebiyle idare mahkemesinde dava açmıştır. İdare mahkemesi tarafından davanın reddedilmesi ve bu kararın istinaf incelemesinden de geçerek kesinleşmesi üzerine, baro genel kurulunun gecikmeli olarak altı ay sonra yapılabilmiş olması sebebiyle uğranılan hak ihlalinin tespiti için Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümünde başvurulan temel hukuki metinler ve kurallar, Anayasa'nın temel hakların sınırlandırılması rejimi ile idarenin eylem ve işlemlerinin kanuniliğine dayanmaktadır. Öncelikle Anayasa'nın örgütlenme özgürlüğünü düzenleyen 33. maddesi güvencesi altındaki haklara yönelik müdahalelerin, Anayasa'nın 13. maddesi kapsamında kanunla sınırlandırılabileceği esastır. Temel hak ve hürriyetlere yönelik bir müdahalenin idari eylem veya işlemle gerçekleştirilebilmesi için, yürütme organına veya idareye bu müdahaleye açıkça ve kesin bir dille cevaz veren bir kanun hükmünün varlığı şarttır. Hukuk devleti ilkesi, idarenin kanunların çizdiği sınırlar içinde kalmasını ve bireyler için öngörülebilir şekilde hareket etmesini zorunlu kılar.

Müdahalenin temel dayanağı olarak idare tarafından gösterilen 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu incelendiğinde, il umumi hıfzıssıhha kurullarının yetki ve görevlerinin sınırları gündeme gelmektedir. İlgili Kanun'un 27. maddesi ile 77. maddesi, il umumi hıfzıssıhha kurullarına il genelinde yapılacak her türlü etkinlik veya sivil toplum örgütü toplantısının, özellikle baro genel kurulları gibi kanunla düzenlenmiş meslek kuruluşu seçimlerinin ertelenmesi hususunda açık, öngörülebilir ve belirgin bir yetki vermemektedir.

Öte yandan, aynı Kanun'un 64. maddesi kanunda zikredilen tedbirlerin uygulanmasında Sağlık Bakanlığını yetkili kılmış olmasına karşın; idare, sadece Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak İçişleri Bakanlığı genelgesi ile bir yasaklama kararı almıştır. Oysa genelgeler ve mülki idareye bağlı kurulların kararları, doğrudan bir kanuni yetki devri olmadan sivil toplum kuruluşlarının toplantılarını erteleme yetkisine sahip değildir. İdarenin kanuni temelden yoksun idari tasarruflarla örgütlenme özgürlüğünü sınırlandırması hukuki güvenlik ve kanunilik ilkelerine doğrudan aykırılık teşkil etmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun şikâyetine konu olan baro genel kurul toplantısının idari bir işlemle ertelenmesi sürecini titizlikle değerlendirmiş ve bu müdahalenin anayasal ölçütlere uygunluğunu incelemiştir. Somut olayda İçişleri Bakanlığının genelgesine dayanılarak Bilecik Valiliği İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulu tarafından verilen genel kurulun ertelenmesi kararı, bir kamu kurumu niteliğindeki meslek örgütünün seçim yapma ve toplanma hakkına doğrudan, ağır bir müdahale niteliği taşımaktadır. Mahkeme, idarenin koronavirüs pandemisiyle mücadele etmek, halk sağlığını korumak ve hastalığın yayılmasını önlemek amacıyla aldığı bu sınırlandırıcı tedbirlerin meşru ve zorunlu bir amaca dayandığını kabul etse de, böylesi kısıtlayıcı adımların mutlaka kanuni bir temeli olması gerektiğinin altını çizmiştir.

Yapılan detaylı incelemede, müdahalenin dayanağı olarak idarece gösterilen 1593 sayılı Kanun kapsamında il umumi hıfzıssıhha kurullarına, baro genel kurulları dâhil olmak üzere sivil toplum kuruluşlarının mesleki toplantılarını doğrudan erteleme şeklinde sınırsız ve belirsiz bir yetki verilmediği saptanmıştır. Salgın hastalıklarla mücadelede bazı idari kararlar alma ve tedbirler uygulama yetkisi yürütmeye verilmiş olsa dahi, Anayasa'nın 33. maddesi kapsamındaki örgütlenme özgürlüğünü kısıtlayan idari eylemlerin ancak yasama organı tarafından açık ve sınırları net şekilde çizilmiş bir kanunla düzenlenebileceği vurgulanmıştır. Anayasa Mahkemesine göre, söz konusu müdahalenin hukuki temeli, Anayasa'nın aradığı belirli ve öngörülebilir olma unsurlarından tamamen yoksundur.

Mahkeme ayrıca, iptal davası aşamasında idare mahkemesinin ve sonrasındaki süreçte istinaf merciinin bu temel kanunilik sorununu yeterince irdelemeden davanın reddine karar verdiğini de tespit etmiştir. Hak ihlalini doğuran asli unsurun, Anayasa uyarınca ancak kanunla yapılması gereken bir sınırlamanın idari bir genelge ve hıfzıssıhha kurulu kararıyla tesis edilmesi olduğu açıkça ifade edilmiştir. Başvuru konusu baro genel kurulu kanunun öngördüğü takvimden altı ay sonra gecikmeli olarak yapılmış olduğundan, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması bakımından yeniden yargılama yapılmasında güncel bir hukuki yarar bulunmadığına kanaat getirilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın 33. maddesinde güvence altına alınan örgütlenme özgürlüğünün ihlal edildiği yönünde karar vererek başvuruyu kabul etmiştir.

Valilik genelgesiyle dernek veya baro seçimleri iptal edilebilir mi? expand_more
Anayasa Mahkemesi'nin açık içtihadına göre, idarenin kısıtlayıcı işlemleri mutlaka açık bir kanuni dayanağa sahip olmalıdır. Sivil toplum kuruluşlarının, derneklerin, sendikaların ve baroların genel kurul gibi toplantıları, yalnızca bakanlık genelgeleri veya yerel umumi hıfzıssıhha kurullarının kararları ile engellenemez. İdarenin temel hakları sınırlandıran bu tür erteleme veya iptal kararları alabilmesi için, söz konusu müdahaleye açıkça cevaz veren, çerçevesi net ve öngörülebilir bir şekilde çizilmiş kanuni bir yetkiye dayanması hukuk devleti ilkesinin tartışmasız bir gereğidir.
Salgın hastalık var diye toplantı haklarımız tamamen yasaklanabilir mi? expand_more
Salgın hastalık gibi olağanüstü kriz anlarında dahi temel hak ve özgürlükler, özellikle de örgütlenme özgürlüğü keyfî olarak askıya alınamaz. Anayasa Mahkemesi, koronavirüs pandemisi gibi halk sağlığını ilgilendiren acil durumlarda hastalık yayılımını önlemek amacıyla alınan tedbirlerin meşru bir amaca hizmet ettiğini kabul etse de, bu adımların mutlak surette anayasal ölçütlere uygun olması gerektiğini vurgulamıştır. Somut olayda incelenen 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu, kurullara baro genel kurulları gibi mesleki sivil toplum toplantılarını doğrudan erteleme yetkisini açıkça vermemektedir. Kanuni temelden yoksun bu tip idari tasarruflar anayasal hakların ihlali niteliğindedir.
Devletin haklarımızı kısıtlaması için mutlaka kanun mu çıkarması gerekir? expand_more
Evet, kesinlikle anayasal kural budur. Anayasamızın temel hakların sınırlandırılması rejimini düzenleyen 13. maddesi ve örgütlenme özgürlüğünü düzenleyen 33. maddesi uyarınca, temel hak ve hürriyetlere yönelik her türlü kısıtlama ancak ve ancak kanunla yapılabilir. Yürütme organının veya mülki idarenin, temel haklara müdahale eden bir işlem tesis edebilmesi için kendisine yasama organı tarafından açıkça ve kesin bir dille yetki devri yapan bir kanun hükmü bulunmak zorundadır. Kanuni bir temelden yoksun olan ve yalnızca genelgeye dayanan idari eylemler, Anayasa'nın aradığı belirli ve öngörülebilir olma koşullarını karşılamaz.
Pandemide ertelenen baro seçimleri için Anayasa Mahkemesi ne dedi? expand_more
Anayasa Mahkemesi, koronavirüs tedbirleri kapsamında İçişleri Bakanlığı genelgesi ve valilik bünyesindeki hıfzıssıhha kurulu kararıyla baro olağan genel kurulunun ertelenmesini incelemiş ve başvurucuyu haklı bularak örgütlenme özgürlüğünün ihlal edildiğine kesin olarak hükmetmiştir. Yüksek Mahkeme, söz konusu müdahalenin anayasal bağlamda "belirli" ve "öngörülebilir" bir kanuni dayanaktan tamamen yoksun olduğunu, dolayısıyla demokratik toplum düzeninin işleyişi adına yürütme organının kanunsuz işlemlerle temel hakları askıya alamayacağını emsal nitelikte bir kararla tescil etmiştir.
star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir