Anasayfa Karar Bülteni AYM | Hakan Güler | BN. 2022/49212

Karar Bülteni

AYM Hakan Güler BN. 2022/49212

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2022/49212
Karar Tarihi 19.11.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Mahpusların süreli ve süresiz yayınlara erişim hakkı vardır.
  • Yayın kısıtlamaları mutlak surette somut haklı gerekçelere dayanmalıdır.
  • Güvenlik riskleri detaylı bir hukuki analizle somutlaştırılmalıdır.
  • İdare müdahalenin zorunlu bir ihtiyacı karşıladığını hukuken göstermelidir.

Bu karar, ceza infaz kurumlarında tutulan mahpusların haber ve fikirlere ulaşma özgürlüğünün, idarenin geniş ve denetimsiz takdir yetkisine terk edilemeyeceğini hukuken net bir biçimde teyit etmektedir. Ceza infaz kurumlarında disiplin ve güvenliğin sağlanması meşru bir amaç olsa da, bu amaca ulaşmak adına alınan yasaklayıcı tedbirlerin ifade özgürlüğünü bütünüyle ortadan kaldıracak veya anlamsız kılacak şekilde ölçüsüz uygulanamayacağı bir kez daha ortaya konulmuştur. Yargı mercilerinin, idarenin verdiği yasaklama kararlarını denetlerken yalnızca şekli bir inceleme yapmakla yetinmemesi gerektiği, yayının kurum güvenliğini somut olarak nasıl tehlikeye düşürdüğünün titiz ve derinlikli bir analizle incelenmesi zorunluluğu vurgulanmıştır.

Emsal etkisi bakımından bu karar, uygulamada sıklıkla karşılaşılan ve kitapların sırf içeriğindeki yazar veya konu nedeniyle "şifreli haberleşme aracı" ya da "güvenlik zafiyeti" yaratacağı şeklindeki basmakalıp gerekçelerle engellenmesi pratiğine güçlü bir duruş sergilemektedir. Anayasa Mahkemesi, mahkemelere idari işlemleri denetlerken daha aktif bir rol üstlenmeleri ve soyut varsayımlar yerine somut tehlikeleri ortaya koymaları gerektiğini hatırlatmıştır. Bu içtihat, mahpusların bilgiye erişim haklarının korunması ve kurum içi uygulamalarda standart bir denetim mekanizmasının yerleşmesi bakımından rehber niteliğindedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan Kocaeli 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu olarak bulunmaktadır. Ziyaretçisi tarafından başvurucuya verilmek üzere ceza infaz kurumuna "Kumpas Mektupları" isimli bir kitap getirilmiştir. Kurumun eğitim kurulu, söz konusu kitabın içeriğinde terör örgütü bağlantılı suçlardan cezaevinde bulunan kişilerin yazdığı mektupların yer aldığını tespit etmiştir. Kurul, bu mektupların şifreli veya gizli haberleşme aracı olarak kullanılabileceğini ve kurumun düzeni ile güvenliğini tehlikeye düşüreceğini ileri sürerek kitabın başvurucuya teslim edilmemesine karar vermiştir.

Başvurucu, kitabın başka ceza infaz kurumlarında veya ülke genelinde yasaklı bir yayın olmadığını, içindeki mektupların halihazırda cezaevi denetiminden geçerek dışarı çıkarıldığını belirterek karara karşı infaz hakimliğine şikayette bulunmuştur. İnfaz hakimliğinin ve itiraz mercii olan ağır ceza mahkemesinin idarenin gerekçelerini yeterli bularak itirazları reddetmesi üzerine uyuşmazlık, ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesi önüne taşınmıştır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümünde temel alınan düzenleme, Anayasa'nın ifade özgürlüğünü teminat altına alan 26. maddesi ile 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m.62 hükmüdür. Anılan Kanun maddesi uyarınca mahpuslar; mahkemelerce yasaklanmamış olmak ve kurum disiplinini, düzenini veya güvenliğini bozan ya da tehlikeye düşüren, hükümlülerin iyileştirilmesi amacına ulaşmayı zorlaştıran yahut müstehcen içerik taşımayan süreli ve süresiz yayınlardan bedelini ödemek suretiyle serbestçe yararlanma hakkına sahiptir.

Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına göre, hükümlü ve tutukluların süreli veya süresiz yayınlara ulaşabilmesi, haber ve kanaatlere erişim özgürlüğünün doğal bir sonucu olup ifade özgürlüğünün koruması altındadır. Ancak bu özgürlük mutlak olmayıp ceza infaz kurumunda düzenin ve güvenliğin korunması amacıyla kanunla sınırlandırılabilir.

Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratik toplum düzeninde kabul edilebilir olması için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve ölçülülük ilkesine uygun olması şarttır. Yüksek Mahkemenin yerleşik emsal kararlarında belirlendiği üzere, bir yayının mahpusa verilmemesi kararı alınırken çok yönlü bir denetim yapılmalıdır. Bu kapsamda; mahpusun kişisel durumu, cezaevinde bulunduğu suç türü, yayının içeriğinin şiddeti övüp övmediği, kurum güvenliğine yönelik doğrudan bir tehdit oluşturup oluşturmadığı somut verilerle analiz edilmelidir. İdare ve denetim makamları, söz konusu sınırlandırmanın zorunlu olduğunu ilgili ve yeterli bir gerekçeyle hukuken kanıtlamakla yükümlüdür.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucuya getirilen kitabın içeriğinde yer alan bazı mektuplar gerekçe gösterilerek teslim edilmemesini ifade özgürlüğüne yönelik açık bir müdahale olarak nitelendirmiştir. Yapılan incelemede, ceza infaz kurumu eğitim kurulunun yalnızca kitabın örgütsel suçlardan cezaevinde bulunan kişilerce yazılan mektupları içerdiği varsayımına dayanarak karar tesis ettiği görülmüştür. Kurul kararı, kitapta yer alan bu ifadelerin kurumun disiplinini, düzenini veya güvenliğini somut olarak nasıl zedeleyeceğine ya da şifreli bir haberleşmede nasıl araç olarak kullanılabileceğine dair ikna edici ve derinlikli hiçbir analiz içermemektedir.

Mahkeme, söz konusu kitabın ulusal düzeyde toplatılma veya yasaklanma kararı bulunmayan, yasal olarak basılmış ve dolaşımda olan bir eser olduğuna dikkat çekmiştir. Üstelik kitap içeriğindeki mektupların zaten ceza infaz kurumlarının resmi denetiminden geçerek dışarı çıktığı gerçeği karşısında, idarenin "gizli haberleşme" argümanının dayanaktan yoksun olduğu anlaşılmıştır. İnfaz hakimliğinin ve itiraz mercii olan ağır ceza mahkemesinin de idarenin bu soyut, genelgeçer gerekçelerini olduğu gibi tekrarlamakla yetindiği, müdahalenin demokratik bir toplumda neden zorunlu olduğunu anayasal standartlara uygun, ilgili ve yeterli bir gerekçeyle ortaya koyamadığı tespit edilmiştir. Mahpusların yayınlardan yararlanma hakkına getirilen kısıtlamaların, temel hak ve hürriyetlerin özüne dokunmadan özenli bir denetimden geçirilmesi yasal bir gerekliliktir.

Somut olayda, kamu makamları tarafından ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyaca karşılık geldiği somut delillerle kanıtlanamamıştır. İdare ve yargı mercilerinin, detaylı bir değerlendirme yapmaksızın soyut tehlike varsayımlarıyla söz konusu kitabı yasaklaması, anayasal güvence altında olan bilgiye ve fikre ulaşma hakkının ölçüsüz bir biçimde daraltılması anlamına gelmektedir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, kitabın mahpusa teslim edilmemesinin ifade özgürlüğünü ihlal ettiği yönünde karar vermiş ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla yeniden yargılama yapılması için başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: