Karar Bülteni
AYM 2023/16860 BN.
Anayasa Mahkemesi | Lütfi Orhan | 2023/16860 BN.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm |
| Başvuru No | 2023/16860 |
| Karar Tarihi | 23.12.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Tazminatın enflasyon karşısında erimesi külfet oluşturur.
- Kamulaştırmasız el atma bedeli değerini korumalıdır.
- Makul süre şikayetinde komisyona başvuru zorunludur.
- Enflasyon kaynaklı değer kaybı mülkiyeti ihlal eder.
Bu karar hukuken, mülkiyet hakkı kapsamında bireylerin kamulaştırmasız el atma nedeniyle hak kazandıkları tazminatların enflasyon karşısında erimesinin anayasal bir ihlal oluşturduğunu bir kez daha teyit etmektedir. Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkının etkin bir şekilde korunabilmesi için, idarenin haksız eylemi neticesinde hükmedilen bedelin, aradan geçen zaman ve ekonomik dalgalanmalar sebebiyle aşırı derecede değer kaybetmemesi gerektiğinin altını çizmektedir. Başvurucuya ödenen bedelin enflasyon karşısında değer kaybetmesi, kişiye şahsi ve olağan dışı bir külfet yüklemekte olup bu durum anayasal koruma altındaki mülkiyet hakkını doğrudan zedelemektedir.
Öte yandan, benzer davalardaki emsal etkisi ve uygulamadaki önemi bakımından karar, idare mahkemelerinde ve asliye hukuk mahkemelerinde görülen tazminat davalarında hükmedilecek bedellerin güncel ekonomik koşullara uyarlanması gerektiğine dair yargı mercilerine güçlü bir mesaj vermektedir. Ayrıca, makul sürede yargılanma hakkının ihlaline ilişkin şikâyetlerde Tazminat Komisyonuna başvuru yolunun tüketilmesi gerektiği kuralı vurgulanarak, bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği pekiştirilmiştir. Bu durum, yargılamanın uzun sürmesinden şikâyetçi olan vatandaşların ve avukatların öncelikle alternatif uyuşmazlık yollarını tüketmeleri gerektiğini, aksi hâlde başvurularının esastan incelenmeyeceğini açıkça göstermektedir. Bu içtihat, idarenin haksız müdahalelerinde mülkiyetin gerçek değerinin korunmasını sağlayacak önemli bir güvence oluşturmaya devam etmektedir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucu, kendisine ait olan taşınmaza idare tarafından herhangi bir kamulaştırma işlemi yapılmaksızın fiilen el atılması sebebiyle dava açmış ve mahkemece lehine tazminata hükmedilmiştir. Ancak yargılama sürecinin uzaması ve yaşanan ekonomik dalgalanmalar neticesinde, başvurucu lehine hükmedilen kamulaştırmasız el atma tazminatı, enflasyon karşısında ciddi bir değer kaybına uğramıştır. Başvurucu, idarenin haksız el atması karşılığında alacağı bedelin enflasyon nedeniyle erimesinin kendisine aşırı bir külfet yüklediğini belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Ayrıca, uyuşmazlığa ilişkin yargılama sürecinin gereğinden fazla uzun sürmesi sebebiyle adil yargılanma güvenceleri arasındaki makul sürede yargılanma hakkının da zedelendiğini iddia ederek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucunun temel talebi, yaşadığı maddi değer kaybının tespit edilerek hak ihlali kararı verilmesi ve tazminata hükmedilmesidir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin değerlendirilmesinde öncelikle Anayasa m.35 hükmünü dikkate almaktadır. İlgili madde uyarınca herkes mülkiyet hakkına sahiptir ve bu hak ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabilir. Kamulaştırmasız el atma davalarında ise temel dayanak olarak 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümleri ve Yargıtay'ın bu yöndeki yerleşik içtihat prensipleri devreye girmektedir. Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına göre mülkiyet hakkı, kişilere mülkleri üzerinde serbestçe tasarrufta bulunma yetkisi veren temel bir haktır. İdarelerin kamu gücünü kullanarak bireylerin taşınmazlarına hukuki bir sürece dayanmaksızın el atması, mülkiyet hakkına yapılmış ağır bir müdahaledir.
Bu müdahalenin telafisi için idarece ödenecek tazminat bedellerinin, makul bir sürede ve gerçek değerini yansıtacak şekilde ödenmesi şarttır. Kamulaştırma bedellerinin veya kamulaştırmasız el atma karşılığında hükmedilen tazminatların enflasyon karşısında değer kaybına uğratılarak ödenmesi, bireye şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklemektedir. Tazminatın satın alma gücünü koruması, hukuki güvenlik ve hakkaniyet ilkelerinin zorunlu bir gereğidir.
Diğer taraftan, makul sürede yargılanma hakkına ilişkin iddialarda ise 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun esas alınmaktadır. Anayasa Mahkemesi, 6384 sayılı Kanun Geçici m.2 ve 7445 sayılı Kanun m.40 ile yapılan yasal değişiklikleri gözeterek, belirli bir tarih itibarıyla derdest olan makul sürede yargılanma hakkının ihlali başvurularında öncelikle Tazminat Komisyonuna başvuru yolunun tüketilmesi gerektiğini kurala bağlamıştır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, somut başvuruda iki temel iddiayı ayrı ayrı değerlendirmiş ve sonuca bağlamıştır. İlk olarak, başvurucunun kamulaştırmasız el atma karşılığında hükmedilen tazminatın enflasyon karşısında değer kaybına uğratılarak ödendiği yönündeki şikâyeti incelenmiştir. Mahkeme, daha önce verdiği Ali Şimşek, Mehmet Akdoğan ve Kadir Çakar gibi benzer kararlarındaki anayasal ilkelere doğrudan atıf yapmıştır. Bu kararlarda da vurgulandığı üzere, mülkiyet hakkına yapılan müdahale karşılığında takdir edilen tazminatların enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılması, başvurucular üzerinde şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet oluşturmaktadır. Somut olayda idare tarafından ödenmesine karar verilen bedelin zaman içinde enflasyon nedeniyle eridiği ve bu durumun başvurucunun mülkiyet hakkına ölçüsüz bir müdahale teşkil ettiği saptanarak mülkiyet hakkının ihlal edildiğine kanaat getirilmiştir.
İkinci olarak, başvurucunun yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiası ele alınmıştır. Anayasa Mahkemesi, Veysi Ado kararında belirlenen ilkeler doğrultusunda, mevzuatta yapılan yasal değişiklikleri dikkate almıştır. Buna göre, yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddialarıyla yapılan başvurularda, öncelikle kanunla kurulan Tazminat Komisyonuna müracaat edilmesi zorunludur. Somut başvuruda, başvurucunun bu hukuki yolu tüketmeden doğrudan Anayasa Mahkemesine başvurduğu tespit edilmiş ve bu iddia başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulunmuştur.
Mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması bakımından ise yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk görülmüştür. İhlalin niteliği gereği yeniden yargılamanın, uğranılan maddi değer kaybı mağduriyetini gidermede yeterli bir araç olduğu değerlendirilerek başvurucunun ayrıca ileri sürdüğü manevi tazminat talebinin reddedilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.