Anasayfa Karar Bülteni AYM | Kadriye Doğan ve Diğerleri | BN. 2022/40537

Karar Bülteni

AYM Kadriye Doğan ve Diğerleri BN. 2022/40537

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2022/40537
Karar Tarihi 23.12.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Mülkiyet hakkına yönelik tedbirler ölçülü olmalıdır.
  • Uzun süren ihtiyati tedbir mülkiyet hakkını ihlal eder.
  • Makul olmayan tedbir mülk sahibine orantısız külfet yükler.
  • Başvurucu ölürse mirasçılar takip iradesini göstermelidir.

Bu karar, mahkemeler tarafından yargılama süreçlerinde verilen geçici hukuki koruma tedbirlerinin, mülkiyet hakkı üzerindeki etkilerini göstermesi bakımından hukuken büyük bir önem taşımaktadır. İhtiyati tedbir kararları, davanın sonucunu güvence altına almak amacıyla verilse de, bu tedbirlerin makul olmayan süreler boyunca devam etmesi, mülk sahibinin eşya üzerindeki tasarruf yetkisini fiilen ortadan kaldırmaktadır. Anayasa Mahkemesi bu kararıyla, mülkiyet hakkını sınırlandıran tedbirlerin uygulanmasında orantılılık ilkesinin gözetilmesi gerektiğini ve geçici bir önlem olması gereken ihtiyati tedbirin kalıcı bir mağduriyete dönüşemeyeceğini kesin bir dille ifade etmiştir. Ayrıca, başvuru sürecinde vefat eden başvurucuların mirasçılarının durumu hakkında usule ilişkin önemli bir kural pekiştirilmiştir.

Benzer davalarda emsal etkisi oldukça yüksektir. Zira ülkemizde uzun süren yargılamalar nedeniyle on yılı aşan ihtiyati tedbir ve haciz uygulamaları sıklıkla görülmektedir. Bu içtihat, alt derece mahkemelerine tedbir süreçlerinde daha hızlı hareket etmeleri ve mülkiyet hakkının gerektirdiği ivediliği göstermeleri yönünde güçlü bir mesaj vermektedir. Uygulamadaki önemi, mülkiyet hakkı kısıtlanan vatandaşların bu uzun süreli tedbirlere karşı tazminat talep edebileceklerinin açıkça kabul edilmesidir. Aynı zamanda avukatlar için, vefat eden müvekkillerinin bireysel başvurularını sürdürebilmek adına mirasçıların iradelerini kuruma zamanında bildirmelerinin ne denli kritik olduğunu da net biçimde göstermektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucular Kadriye Doğan, Seviye Salcan ve Salih Salcan, Bismil 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan bir uyuşmazlık kapsamında kendi adlarına kayıtlı taşınmazları üzerinde uzun yıllardır devam eden kısıtlamaya karşı Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Dava sürecinde, 28 Ağustos 2015 tarihinde başvurucuların mülkleri üzerine ihtiyati tedbir konulmuştur. Bu geçici koruma önleminin aradan geçen on yılı aşkın süreye rağmen hâlen kaldırılmaması ve yargılamanın bir türlü sonuçlanmaması olayın temel hikâyesini oluşturmaktadır. Başvurucular, mülkleri üzerindeki bu çok uzun süreli kısıtlamanın mülkiyet haklarını kullanmalarını imkânsız hâle getirdiğini belirtmişlerdir. Sonuç olarak, ihtiyati tedbirin makul olmayan bir süre boyunca devam etmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğinin tespit edilmesini, yargılamanın yenilenmesini ve uğradıkları maddi ile manevi zararların tazmin edilmesini talep etmişlerdir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı incelerken öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 35 ile güvence altına alınan mülkiyet hakkının sınırlarına ve bu hakkın korunmasına ilişkin evrensel hukuk prensiplerine dayanmıştır. Mülkiyet hakkını sınırlandıran bir tedbirin anayasal ölçütlere uygun olabilmesi için, uygulamanın kapsamı ve süresi itibarıyla mutlaka orantılı olması gerekmektedir. Bir koruma tedbirinin makul olmayan bir süre boyunca sürdürülmesi, mülk sahibinin sahip olduğu hukuki yetkileri kullanmasını belirsiz bir zamana kadar ötelemektedir. Yerleşik içtihat prensipleri gereğince, bu durum mülkiyet hakkının özüne zarar vermekte ve kişiye katlanılması zor, orantısız bir külfet yüklemektedir. Mahkemelerin tedbir sürecinde mülkiyet hakkının gerektirdiği ivediliği ve özeni gösterme sorumluluğu bulunmaktadır.

Bunun yanı sıra, usul hukukunu ilgilendiren önemli kurallar da kararda yer bulmuştur. 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun m. 49 ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 26 hükümleri çerçevesinde, bireysel başvuru yapıldıktan sonra başvuran kişinin vefat etmesi durumunda izlenecek yol netleştirilmiştir. Bu kurallara göre, vefat eden kişinin mirasçıları, makul bir süre içinde bireysel başvuruyu takip etme iradelerini bilgi ve belgeleriyle kanıtlayarak Anayasa Mahkemesine iletmek zorundadır. Aksi takdirde, mirasçıların hak kaybına uğramasını engellemek ile başvuruların neticelendirilmesini sağlamak dengesi gözetilerek, vefat eden kişi yönünden başvurunun işlemden kaldırılması esası uygulanmaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü tarafından yapılan incelemede, somut olayı çevreleyen iki farklı durum tespit edilmiştir. Öncelikle, bireysel başvuru yapıldıktan sonra 28 Temmuz 2022 tarihinde başvuranlardan Salih Salcan'ın vefat ettiği görülmüştür. Yüksek Mahkeme, vefat eden başvurucunun mirasçılarının makul bir süre içinde başvuruyu takip etme yönünde herhangi bir irade ortaya koymadıklarını ve menfaatlerini ispatlayan gerekli bilgi ile belgeleri sunmadıklarını tespit etmiştir. Bu usule ilişkin eksiklik nedeniyle, ölen başvurucu Salih Salcan yönünden bireysel başvurunun işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir.

Diğer başvurucular Kadriye Doğan ve Seviye Salcan yönünden yapılan maddi incelemede ise, 28 Ağustos 2015 tarihinde Bismil 1. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından mülkleri üzerine konulan ihtiyati tedbirin hâlen aktif olduğu belirlenmiştir. Yaklaşık on yılı aşkın bir süredir devam eden bu tedbir uygulamasının, geçici hukuki koruma niteliğini aşarak kalıcı bir sınırlamaya dönüştüğü vurgulanmıştır. Yüksek Mahkeme, söz konusu tedbirin süresi itibarıyla ölçülülük ilkesini açıkça ihlal ettiğini ve başvuruculara orantısız bir külfet yüklediğini saptamıştır. Mülkiyet hakkına yapılan bu ağır müdahalenin asıl sebebinin yargısal makamların tedbir sürecinde göstermesi gereken ivediliği ve özeni göstermemesinden kaynaklandığına dikkat çekilmiştir.

İhlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması bakımından uygulanacak giderim yöntemi değerlendirilirken, mülkiyet hakkına yapılan müdahaleyi ölçüsüz kılan durumun bizzat tedbirin uzun sürmesi olduğuna işaret edilmiştir. Bu sebeple, ihlalin mahiyetinden ötürü yeniden yargılama yapılmasında hukuki bir yarar bulunmadığı, etkin giderim yolunun tazminat ödenmesi olduğu tespit edilmiştir. Başvurucular maddi zarar konusunda yeterli belge sunmadığından maddi tazminat talepleri reddedilmiş; ancak yaşanan ihlal nedeniyle uğranılan manevi zararların giderilmesi için Kadriye Doğan ve Seviye Salcan'a müştereken 70.000 TL manevi tazminat ödenmesine hükmedilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, uzun süren ihtiyati tedbir nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: