Karar Bülteni
YARGITAY 4. HD 2019/996 E. 2019/2856 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Yargıtay 4. Hukuk Dairesi |
| Esas No | 2019/996 |
| Karar No | 2019/2856 |
| Karar Tarihi | 15.05.2019 |
| Dava Türü | Haksız Eylem Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat |
| Karar Sonucu | Bozma |
| Karar Linki | Yargıtay Karar Arama |
- Tazminat taleplerinin kapsamı mahkemece açıkça belirlenmelidir.
- Fiziksel şiddet ve hakaret iddiaları eksiksiz incelenmelidir.
- Ceza davası sonuçları hukuk hakimini mutlak bağlamaz.
- Eksik inceleme ve yetersiz değerlendirmeyle karar verilemez.
Bu karar, işyerinde amir konumundaki kişiler tarafından gerçekleştirilen psikolojik taciz (mobbing), hakaret ve fiziksel şiddet gibi haksız eylemlere dayalı tazminat taleplerinin, hukuk mahkemelerince nasıl incelenmesi gerektiği hususunda kritik bir öneme sahiptir. Yargıtay, davacının delil listesini geç sunması veya ceza mahkemesinde karşılıklı hakaret nedeniyle ceza verilmesine yer olmadığına dair karar çıkması gibi kısıtlı gerekçelerle tazminat davasının toptan reddedilmesini hukuka aykırı bulmuştur. Karar, iddiaların tam olarak aydınlatılması ve özellikle fiziksel şiddete (kasten yaralama) ilişkin sağlık raporu gibi somut delillerin eksiksiz şekilde toplanarak bütüncül bir tahkikat yapılmasının mahkemenin asli görevi olduğunu vurgulamaktadır.
Benzer davalardaki emsal etkisi değerlendirildiğinde bu içtihat, usuli bir takım eksikliklerin veya ceza yargılamasındaki dar kapsamlı değerlendirmelerin, mağdurun hukuk mahkemelerindeki tazminat hakkını otomatik olarak ortadan kaldırmayacağını açıkça göstermektedir. İşyerinde psikolojik baskı ve fiziksel şiddet iddialarının büyük bir ciddiyetle ele alınması, iddia edilen her bir haksız eylem için talep edilen tazminat kalemlerinin mahkemece açıklattırılması gerektiği uygulayıcılara kesin bir dille hatırlatılmaktadır. Bu tutum, mağdurların hak arama hürriyetini güçlendirirken, yerel mahkemelerin eksik incelemeyle şekli kararlar verme pratiğinin de önüne geçecek güçlü bir dayanak niteliği taşımaktadır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Özel bir şirkette mühendis olarak görev yapan davacı, işyerinde amiri ve aynı zamanda müdürü konumunda olan davalının kendisine sürekli olarak psikolojik baskı (mobbing) uyguladığını, küfür ettiğini ve fiziksel şiddet göstererek sağ elini kırdığını iddia etmiştir. Davacı, bu ağır eylemler neticesinde elini bir buçuk ay boyunca kullanamadığını, iş göremez hale geldiğini ve en nihayetinde işten ayrılmak zorunda bırakıldığını belirterek, yaşadığı bu olaylardan kaynaklanan maddi ve manevi zararların karşılanması amacıyla amirine karşı tazminat davası açmıştır.
Davalı taraf ise söz konusu iddiaları tamamen reddederek davanın reddedilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi, davacının delil listesini mahkemeye süresinde ibraz etmemesini ve yaşanan olayla ilgili ceza mahkemesinde hakaretin karşılıklı olduğu gerekçesiyle ceza verilmediğini öne sürerek davayı tamamen reddetmiş, bunun üzerine davacı kararı temyiz etmiştir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Uyuşmazlığın çözümünde temel teşkil eden hukuki kurallar, haksız fiil sorumluluğu, ispat yükü ve medeni usul hukukunda hakimin davayı aydınlatma ödevi etrafında şekillenmektedir. Mahkemenin maddi gerçeği adil bir biçimde ortaya çıkarma yükümlülüğü bağlamında, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.31 uyarınca hakimin davayı aydınlatma ödevi büyük önem taşımaktadır. Bu ilke gereğince hakim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz ya da çelişkili gördüğü hususlar hakkında bizzat taraflara açıklama yaptırabilir, soru sorabilir ve delil gösterilmesini isteyebilir.
Olayın maddi boyutunu oluşturan haksız fiil sorumluluğu ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.49 ve devamı maddelerinde genel hatlarıyla düzenlenmiştir. Bir kimsenin kusurlu ve hukuka aykırı bir eylemle başkasına zarar vermesi halinde, bu zararı gidermekle yükümlü olduğu kurala bağlanmıştır. Ayrıca kişinin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi halinde tedavi ve iş göremezlik gibi nedenlerle maddi tazminat (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.54), kişilik haklarının ağır şekilde zedelenmesi halinde ise manevi tazminat (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.58) talep hakkı doğmaktadır.
Yerleşik Yargıtay içtihatları ve borçlar hukuku prensiplerine göre, ceza mahkemesince verilen beraat veya ceza verilmesine yer olmadığına dair kararlar, hukuk hakimini tazminat boyutuyla mutlak surette bağlamaz. Hukuk hakimi, tarafların eylemlerini, kusur durumunu ve zararın kapsamını özel hukuk kuralları çerçevesinde ve toplanacak tüm deliller ışığında bağımsız olarak değerlendirmelidir. İşyerinde psikolojik taciz (mobbing) ve kasten yaralama iddialarının bir arada bulunduğu durumlarda, iddia edilen her bir eylemin zarara etkisi ayrı ayrı irdelenmeli, özellikle fiziksel yaralanmalara ilişkin tıbbi raporlar mutlaka dosyaya kazandırılarak eksiksiz bir yargılama süreci yürütülmelidir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından yapılan temyiz incelemesinde, ilk derece mahkemesinin yargılama usulü ve delillerin toplanması noktasında ciddi eksiklikler sergilediği tespit edilmiştir. Mahkemenin, davacının delil listesini süresinde ibraz etmediği gerekçesiyle maddi zarar istemini şekli bir yaklaşımla reddetmesi ve ceza davasında hakaretin karşılıklı olması sebebiyle ceza verilmesine yer olmadığına dair kurulan hükme dayanarak manevi tazminat talebini ispatlanamadığı gerekçesiyle geri çevirmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
Dosya kapsamından anlaşıldığı üzere, davacı taraf olay nedeniyle başlangıçta sunduğu dilekçesinde toplam 6.500 TL maddi ve manevi tazminat talep etmiş, daha sonraki tarihli beyanında bu talebinin 2.100 TL’sinin maddi, 4.400 TL’sinin ise manevi tazminat olduğunu belirtmiştir. Ancak davacı, talep ettiği maddi tazminatın hangi zarar kalemlerini, örneğin kırık nedeniyle oluşan tedavi giderlerini mi yoksa iş göremezlikten doğan zararları mı kapsadığı hususunda dosyaya yeterli bir açıklama sunmamıştır.
Yargıtay, hakimin davayı aydınlatma ödevi çerçevesinde bu tür belirsizliklerin giderilmesi gerektiğini, davacının davalının gerçekleştirdiğini iddia ettiği her bir haksız eylem (mobbing, hakaret, kasten yaralama) sebebiyle talep ettiği tazminatın kapsamını ayrı ayrı açıklattırması gerektiğini açıkça vurgulamıştır. Davacının sağ elinin kırıldığı ve bir buçuk ay iş göremez duruma geldiği yönündeki kasten yaralamaya ilişkin ağır iddiaların, sadece ceza dosyasıyla sınırlı kalınmadan incelenmesi şarttır. Bu bağlamda, davacının kasten yaralamaya ilişkin iddialarını doğrulayabilecek nitelikteki bilgi, belge ve özellikle sağlık raporlarının dosya içerisine alınarak bütüncül bir değerlendirme yapılması ve tüm delillerin birlikte tartışılarak sonuca gidilmesi hukuki bir zorunluluktur. Eksik tahkikat ve yanılgılı değerlendirme ile davanın usulden veya esastan reddedilmesi bozma nedenidir.
Sonuç olarak Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, eksik inceleme ile karar verildiği gerekçesiyle ilk derece mahkemesinin kararını davacı yararına bozmuştur.