Karar Bülteni
YARGITAY 9. HD 2025/575 E. 2025/2881 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Yargıtay 9. Hukuk Dairesi |
| Esas No | 2025/575 |
| Karar No | 2025/2881 |
| Karar Tarihi | 19.03.2025 |
| Dava Türü | Alacak |
| Karar Sonucu | Bozma |
| Karar Linki | Yargıtay Karar Arama |
- Tanıkların eksik dinlenmesi hukuki dinlenilme hakkını ihlaldir.
- İspat yeterliliği oluşmadan tanık kısıtlaması yapılamaz.
- Seri davalarda husumetli olmak tanıklığa mutlak engel değildir.
- Geçerli arabuluculuk belgesi varlığında dava esastan reddedilmelidir.
Bu karar, iş hukuku ve medeni usul hukuku pratiği bakımından tarafların delillerinin toplanması ve mahkemece değerlendirilmesinde adil yargılanma ile hukuki dinlenilme hakkının ne denli kritik bir öneme sahip olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Özellikle iddiaların ispatı için en sık başvurulan delil olan tanık beyanlarının, hakimin takdiriyle hangi sınırlarda kısıtlanabileceği hususu bu kararla somut bir çerçeveye oturtulmuştur. Mahkemenin çok sayıda tanık arasından sadece iki tanığı dinleyerek, diğerlerini "yargılamayı uzatmak" veya "işverenle husumetli olmak" gerekçeleriyle reddetmesi ve akabinde davanın ispatlanamadığına hükmetmesi, hakkın özüne yönelik bir müdahale olarak değerlendirilmiştir.
Benzer işçi-işveren uyuşmazlıklarında bu karar, seri davalar açan veya işverenle husumeti bulunan kişilerin de tanık sıfatıyla dinlenmesine yasal bir engel bulunmadığını vurgulaması açısından güçlü bir emsal niteliğindedir. Hakimlerin, Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca tanık kısıtlamasına gidebilmesi için dinlenen kişilerden "yeterli bilgiyi" kesin olarak edinmiş olması şarttır. Yeterli bilgi edinilmeden, kapıda bekleyen tanıkların dinlenmesinden vazgeçilmesi ve davanın reddedilmesi hukuka aykırıdır. Bu yönüyle karar, usul kurallarının titizlikle uygulanması gerektiği konusunda alt derece mahkemelerine rehberlik sunmaktadır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Davacı işçi, kamuoyunda EYT (Emeklilikte Yaşa Takılanlar) olarak bilinen yasal düzenlemenin ardından emekliliğe hak kazanmıştır. Davacı, davalı işverenin EYT kapsamında emekli olan personelle çalışmak istememesi üzerine yoğun psikolojik baskı ve yönlendirmeler neticesinde emeklilik başvurusunda bulunmak zorunda kaldığını iddia etmiştir. İşten ayrılma sürecinde ihtiyari arabuluculuk yoluyla bazı tazminat haklarını almış olsa da, bu süreçte iradesinin fesada uğratıldığını ve aynı dönemde işten ayrılan diğer işçilere verilen "ek menfaat" ödemelerinin eşit davranma ilkesine aykırı olarak kendisine verilmediğini ileri sürmüştür.
Davacı, imzalanan ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağının iptali ile kendisine ödenmeyen ek menfaat alacaklarının ve eksik hesaplandığını iddia ettiği kıdem ve ihbar tazminatı farklarının tahsilini talep etmiştir. İşveren tarafı ise sürecin hukuka uygun yürütüldüğünü, arabuluculukla anlaşılan hususlarda dava açılamayacağını ve ek menfaatin bir işyeri uygulaması olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Mahkemenin uyuşmazlığı çözerken dayandığı temel hukuk kurallarının merkezinde adil yargılanma ve hukuki dinlenilme hakkı yer almaktadır. Bu haklar, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.36 ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesi ile temel bir teminat altına alınmıştır.
Usul hukukumuzda bu ilke, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.27 kapsamında "Hukuki Dinlenilme Hakkı" olarak düzenlenmiştir. Bu maddeye göre davanın tarafları, iddia, savunma, açıklama yapma ve ispat hakkına eşit şekilde sahiptir. Silahların eşitliği ilkesinin bir gereği olarak, tarafların delillerini eksiksiz sunma hakkının mahkemece gözetilmesi şarttır.
Yargıtay denetiminde özellikle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.241 hükmünün sınırları vurgulanmıştır. Madde, hakime "ispat edilmek istenen husus hakkında yeter derecede bilgi edindiği takdirde, geri kalan tanıkların dinlenilmemesine karar verebilme" yetkisi tanımaktadır. Bu maddenin yegane ihdas amacı, davayı kötü niyetle uzatma çabalarının önüne geçmektir. Ancak usul hukukunda davalı ile davası olan (husumetli) bir kişinin tanık olarak dinlenemeyeceğine dair yasaklayıcı hiçbir hüküm yoktur. Hakim, tanık ifadeleriyle doğrudan bağlı olmayıp beyanları serbestçe takdir ederek aksi yönde karar verebilir; fakat tanıkları kategorik olarak dinlemekten kaçınamaz.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
İlk derece mahkemesi, davacı tarafından bildirilen on tanıktan sadece ikisini dinlemiş ve kalan sekiz tanığı; seri davalarda davacı olmaları, EYT kapsamında işten ayrılmaları veya arabuluculuk görüşmelerine bizzat şahit olmamaları gibi çeşitli gerekçelerle 6100 sayılı Kanun m.241 kapsamında dinlememiştir. Yargıtay, bu uygulamanın adil yargılanma ilkesine ağır bir aykırılık oluşturduğunu tespit etmiştir.
Yargıtay kararında, işçi alacaklarına kavuşmak isteyen bir davacının davayı sırf uzatma kastı taşıyamayacağı açıkça belirtilmiştir. Özellikle duruşma salonu kapısında bizzat hazır edilen tanıkların dahi dinlenmemesi, yargılamayı uzatma ihtimalinin dahi bulunmadığı bir senaryoda tamamen isabetsizdir. Mahkemenin, dinlenen iki davacı tanığının beyanlarına rağmen iddiaların "ispatlanamadığı" sonucuna varması; kanunda kastedilen "yeterli bilginin edinildiği" aşamaya fiilen gelinemediğinin en büyük kanıtıdır. Yeterli kanaat oluşmamışsa, eldeki diğer tanıkların da mutlaka dinlenmesi yasal bir zorunluluktur. İşveren ile derdest davası olan kişilerin tanıklığının peşinen, hiç dinlenilmeden reddedilmesi, hakimin delilleri serbestçe takdir yetkisi sınırlarını aşarak ispat hakkının ihlaline sebebiyet vermiştir.
Bunun yanı sıra Yargıtay, İlk Derece Mahkemesinin fark kıdem tazminatı talebine yönelik kurduğu hükümdeki usuli hatayı da incelemiştir. Arabuluculuk anlaşma belgesinde üzerinde anlaşılan hususlarda dava açılamayacağı kabul edilerek bir talebin "dava şartı yokluğu" nedeniyle usulden reddedilmesi hukuken hatalıdır. Zira geçerli bir anlaşma belgesinin varlığı usuli bir engel (dava şartı) değil, davanın esasına ilişkin bir ret sebebidir. Ancak bu husus, temyiz edenin sıfatı gereği somut olayda doğrudan bozma nedeni yapılmamıştır.
Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, eksik tanık dinlenmesi suretiyle hukuki dinlenilme hakkının kısıtlandığı ve eksik inceleme yapıldığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına yönünde karar vermiştir.