Anasayfa/ Karar Bülteni/ Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/606 E. 2025/2912 K.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/606 E. 2025/2912 K.

Bu karar, iş hukuku yargılamalarında sıklıkla karşılaşılan ve mağduriyetlere yol açan tanık dinletme hakkının sınırlandırılması ile hukuki dinlenilme hakkı bağlamında son derece kritik bir anlama sahiptir. Uygulamada yerel mahkemeler, usul ekonomisi ilkesi ve yargılamayı hızlandırmak amacıyla usul kanununun tanıdığı yetkileri bazen tarafların ispat hakkını ihlal edecek boyutlarda esnetebilmektedir. Yargıtay bu kararı ile, mahkemenin tanık sınırlaması yapabilmesi için o hususta gerçekten "yeterli bilgi edinmiş" olması gerektiğinin altını kalın bir çizgiyle çizmektedir. Eğer mahkeme, dinlediği iki tanığın beyanlarına rağmen iddiaların kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar veriyorsa, bu durum hukuken henüz yeterli bilginin edinilmediğini gösterir ve gösterilen diğer tanıkların da mutlak surette dinlenmesi gerekir.
search
7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2025/606
Karar No 2025/2912
Karar Tarihi 19.03.2025
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Tanıkların dinlenmemesi hukuki dinlenilme hakkının ihlalidir.
  • gavel İşverenle davası bulunmak tanıklığa engel değildir.
  • gavel İddia ispatlanamadı denilerek tanık sınırlaması yapılamaz.
  • gavel Silahların eşitliği ilkesi adil yargılanmanın temelidir.

Bu karar, iş hukuku yargılamalarında sıklıkla karşılaşılan ve mağduriyetlere yol açan tanık dinletme hakkının sınırlandırılması ile hukuki dinlenilme hakkı bağlamında son derece kritik bir anlama sahiptir. Uygulamada yerel mahkemeler, usul ekonomisi ilkesi ve yargılamayı hızlandırmak amacıyla usul kanununun tanıdığı yetkileri bazen tarafların ispat hakkını ihlal edecek boyutlarda esnetebilmektedir. Yargıtay bu kararı ile, mahkemenin tanık sınırlaması yapabilmesi için o hususta gerçekten "yeterli bilgi edinmiş" olması gerektiğinin altını kalın bir çizgiyle çizmektedir. Eğer mahkeme, dinlediği iki tanığın beyanlarına rağmen iddiaların kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar veriyorsa, bu durum hukuken henüz yeterli bilginin edinilmediğini gösterir ve gösterilen diğer tanıkların da mutlak surette dinlenmesi gerekir.

Ayrıca karar, uygulamada çok yaygın bir hatalı kabule de son vermektedir: İşverenle kendi davası olan işçilerin tanıklığının peşinen değersiz, taraflı veya geçersiz sayılması pratiği. Yüksek Mahkeme, usul hukukumuzda davalı ile husumeti olan bir kişinin tanık olamayacağına dair hiçbir yasal kural bulunmadığını açıkça ifade etmiştir. Hakim, tanık beyanlarını serbestçe takdir etmeli, peşin bir yargıyla duruşma salonu kapısında hazır bekleyen tanıkları dinlemekten imtina etmemelidir. Bu yönüyle inceleme konusu karar, silahların eşitliği ve ispat hakkı ilkelerinin iş davalarındaki en güçlü koruyucusu konumundadır. Karar, özellikle toplu işten çıkarmalar, EYT süreçleri ve ihtiyari arabuluculuk iptali davalarında yargılamanın seyrini doğrudan etkileyecek, işçinin iradesinin fesada uğratılıp uğratılmadığının tespitinde tüm delillerin eksiksiz toplanmasını zorunlu kılacak çok güçlü bir emsal içtihat niteliği taşımaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı işçi, kamuoyunda EYT olarak bilinen düzenlemenin yürürlüğe girmesinin ardından emekliliğe hak kazanmış ve işverenin yönlendirmesi neticesinde iş sözleşmesini emeklilik sebebiyle sonlandırmıştır. Bu süreçte taraflar arasında bir ihtiyari arabuluculuk tutanağı imzalanmış, işçiye kıdem tazminatı ile ihbar tazminatı ödenmiştir. Ancak davacı işçi, işverenin EYT kapsamındaki işçilerle çalışmak istemediğini, kendisinin sistematik bir baskı ve psikolojik taciz (mobbing) altında, iradesi fesada uğratılarak bu belgeyi imzalamaya zorlandığını iddia etmiştir.

Ayrıca davacı, kendisiyle aynı dönemde işten ayrılan bazı işçilere işveren tarafından fazladan bir "ek menfaat" ödemesi yapıldığını, bu ödemenin kendisine yapılmamasının işverenin eşit davranma borcuna ve işyeri uygulamalarına açıkça aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Davacı, bu nedenlerle iradesinin sakatlandığını belirterek, imzalanan ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağının iptali ile kendisine eksik ödenen kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve ek menfaat alacaklarının davalı işverenden tahsil edilmesini talep ederek dava açmıştır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümünde mahkemenin dayandığı kuralların başında, anayasal bir güvence olan adil yargılanma hakkı ve bu hakkın en önemli unsuru olan "hukuki dinlenilme hakkı" gelmektedir. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.36 ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6. maddesi ile teminat altına alınan bu hak, iç hukukumuzda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.27 ile somutlaşmıştır. İlgili usul hükmü uyarınca davanın tarafları, kendi haklarıyla bağlantılı olarak iddia, savunma, açıklama yapma ve ispat hakkına sahiptir. Tarafların yargılama süresince mahkeme nezdinde eşit haklara sahip olması ve mücadelenin eşit koşullarda yürütülmesi silahların eşitliği ilkesi olarak tanımlanır.

Mahkemenin tanık sınırlandırması yapabilmesinin yasal dayanağı ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.241 hükmüdür. Bu maddeye göre mahkeme, gösterilen tanıklardan bir kısmının tanıklığı ile ispat edilmek istenen husus hakkında yeter derecede bilgi edindiği takdirde, geri kalanların dinlenilmemesine karar verebilir. Maddenin asıl amacı, davayı sırf uzatma niyetiyle hareket eden tarafın kötü niyetli çabalarını usul ekonomisi gereği engellemektir.

Bunun yanı sıra işçi ve işveren ilişkisinde irade sakatlığı halleri 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.39 kapsamında hata, hile ve korkutma hükümleriyle değerlendirilir. İşverenin işçiler arasında ayrımcılık yapmaması kuralı ise 4857 sayılı İş Kanunu m.5 uyarınca eşit davranma borcu kapsamında ele alınmaktadır. Hakimin delilleri, özellikle de tanık beyanlarını serbestçe takdir etmesi esastır ve husumetli tanık dinletilemeyeceğine dair usul hukukumuzda herhangi bir yasaklayıcı hüküm bulunmamaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, dosya kapsamını ve ilk derece mahkemesinin gerekçesini incelediğinde, yargılamada usul hükümlerinin ve adil yargılanma hakkının hatalı şekilde uygulandığını tespit etmiştir. Somut olayda davacı taraf, iddialarını (özellikle irade fesadı, mobbing ve eşit davranma borcuna aykırılık) ispatlamak amacıyla on kişilik bir tanık listesi sunmuş ve duruşma salonu kapısında tanıklarını hazır etmiştir. Ancak ilk derece mahkemesi, sadece iki tanığı dinleyerek yargılamayı sonlandırmış ve davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle reddetmiştir.

Yerel mahkeme bu kısıtlamayı yaparken, dinlenmeyen bazı tanıkların işverenle seri işe iade veya alacak davalarının bulunduğunu, bazılarının ise fesih tarihlerinin uyuşmaması sebebiyle emsal işçi sayılamayacağını ve dinlenen iki tanığın yeterli bilgiyi sağladığını gerekçe göstermiştir. Yargıtay ise bu gerekçeyi bütünüyle hukuka aykırı bulmuştur. Kararda, davacının duruşma salonu kapısında hazır ettiği tanıkların dinlenilmesinin sırf davayı uzatma amacı taşıdığının söylenemeyeceği vurgulanmıştır. Daha da önemlisi, yerel mahkemenin dinlediği tanık beyanlarına rağmen davacının iddialarının ispatlanamadığı yönünde karar vermesi kendi içinde çelişkili bulunmuştur. Zira iddia ispatlanamamışsa, mahkemenin yasanın aradığı anlamda "yeterli bilgi edindiğinden" söz edilemez; dolayısıyla yeterli bilgi ve kanaat edinilene kadar gösterilen diğer tanıkların da mutlaka dinlenmesi zorunludur.

Bununla birlikte Yargıtay, işverenle kendi davası olan işçilerin tanık olarak dinlenemeyeceğine dair usul hukukunda hiçbir yasal kural veya yasak bulunmadığını açıkça belirtmiştir. Hâkimin tanık beyanını serbestçe takdir etme yetkisi varken, bu kişileri baştan hiç dinlememesi davacının hukuki dinlenilme ve ispat hakkının çok ağır bir ihlalidir. Ek olarak, arabuluculuk tutanağında uyuşmazlık konusu yapılmayan ihbar tazminatının usulden reddi yerinde görülmüş olsa da, anlaşma tutanağı kapsamındaki kıdem tazminatının usulden değil esastan reddi gerektiği belirtilmiş, ancak bu husus temyiz edenin sıfatı dikkate alınarak sonuca etkili bir bozma nedeni yapılmamıştır.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, eksik tanık dinlenmesi suretiyle hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle kararı bozmuştur.

Mahkeme şahitlerimin hepsini dinlemeden davamı reddedebilir mi? expand_more
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre mahkemenin tanık sınırlandırması yapabilmesi için, ispat edilmek istenen konuda gerçekten "yeterli bilgi edinmiş" olması gerekir. Yargıtay'ın emsal kararına göre, eğer mahkeme sınırlı sayıda tanığı dinledikten sonra "iddialar kanıtlanamadı" diyerek davayı reddediyorsa, bu durum henüz hukuken yeterli kanaatin ve bilginin oluşmadığının en açık göstergesidir. Mahkeme, iddia ispatlanana kadar veya tam kanaat getirene kadar gösterdiğiniz tüm tanıkları dinlemek zorundadır. Tanıklarınızın dinlenmemesi, anayasal teminat altında olan "hukuki dinlenilme hakkı" ve "ispat hakkı" ihlali anlamına gelir.
Patronla davası olan iş arkadaşım benim davamda şahitlik yapabilir mi? expand_more
Evet, kesinlikle şahitlik yapabilir. Uygulamada ilk derece mahkemelerinin, işverenle davası olan veya işe iade davası açan işçileri peşinen "husumetli" sayıp şahitliklerini reddetmesi sık karşılaşılan hatalı bir yaklaşımdır. Yargıtay, usul hukukumuzda işverenle husumeti bulunan bir kişinin şahitlik yapamayacağına dair hiçbir yasal engel bulunmadığını açıkça hükme bağlamıştır. Hâkimin görevi, şahitleri baştan reddetmek değil; onları dinledikten sonra beyanlarının doğruluğunu ve güvenilirliğini serbestçe takdir etmektir. Bu şahitlerin dinlenmemesi silahların eşitliği ve adil yargılanma ilkelerine aykırıdır.
Baskıyla imzalatılan arabuluculuk tutanağı iptal edilebilir mi? expand_more
İşçinin iradesinin hata, hile veya korkutma yollarıyla sakatlandığı durumlarda, imzalanan ihtiyari arabuluculuk tutanağının iptali talep edilebilir. Özellikle EYT süreci gibi dönemlerde işverenin psikolojik tacizi (mobbing) veya işçiler arasında ayrımcılık yapması (eşit davranma borcuna aykırılık) neticesinde işçi bu tutanağı imzalamaya zorlanmışsa, irade fesadı gündeme gelir. Yargıtay kararı uyarınca, işçinin baskı altında olup olmadığının ve iradesinin sakatlanıp sakatlanmadığının tespit edilebilmesi için mahkemenin sunulan tüm delilleri eksiksiz toplaması ve gösterilen tüm tanıkları dinlemesi şarttır. İddiaların kanıtlanması halinde tutanak iptal edilebilir ve eksik ödenen alacaklar tahsil edilebilir.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir