Anasayfa/ Karar Bülteni/ YARGITAY | 9. HD | 2025/605 E. | 2025/2911 K.

Karar Bülteni

YARGITAY 9. HD 2025/605 E. 2025/2911 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2025/605
Karar No 2025/2911
Karar Tarihi 19.03.2025
Dava Türü Alacak, İptal
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
  • İşverenle husumeti olan işçinin tanıklığı geçerlidir.
  • Tanıkların dinlenmemesi hukuki dinlenilme hakkını ihlal eder.
  • Tanık dinletme hakkı ancak davayı uzatma kastıyla kısıtlanabilir.
  • Duruşmada hazır edilen tanıklar mahkemece mutlaka dinlenmelidir.

Bu karar, iş yargılamasında tanık dinletme hakkının sınırlandırılmasına ve ihtiyari arabuluculuk tutanaklarının iptali taleplerinin ispatına yönelik oldukça önemli usuli güvenceler getirmektedir. Yüksek Mahkeme, tarafın gösterdiği tanıkların bir kısmının mahkemece dinlenilmesinden vazgeçilebilmesi için aranan temel şartın yalnızca "davayı uzatma kastı" olduğunu ve işçi alacaklarına kavuşmaya çalışan bir davacının böyle bir kasta sahip olduğunun peşinen kabul edilemeyeceğini vurgulamaktadır. Ayrıca, işverenle kendi davası bulunan işçilerin tanıklığının reddedilemeyeceği, bu durumun usul hukukunda bir engel teşkil etmediği açıkça ifade edilerek adil yargılanma hakkı koruma altına alınmıştır.

Uygulamada sıkça rastlanan, EYT gibi toplu işten çıkış süreçlerinde işverenlerin ihtiyari arabuluculuk tutanakları ile işçilerin dava açma yollarını kapatmaya çalışması ve buna bağlı olarak açılan iptal davalarında ispat zorluğu yaşanması sorununa bu karar net bir yaklaşım sunmaktadır. Seri davalarda yer alan veya işverenle davası olan kişilerin tanıklığının mahkemelerce reddedilmesi eğiliminin hukuka aykırı olduğu tescillenmiştir. Bu durum, benzer davalarda işçilerin irade fesadı veya eşit davranma borcuna aykırılık iddialarını ispatlamaları noktasında onlara geniş bir hareket alanı sağlayacak olup, ilk derece mahkemelerinin usul kurallarını keyfi yorumlayarak tanık dinlemekten imtina etmelerinin önüne geçecektir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlık, Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) düzenlemesi kapsamında emekli olan bir işçi ile eski işvereni arasında yaşanmaktadır. İşçi, işverenin emekliliğe hak kazananlarla çalışmak istemediğini açıkça beyan ettiğini, bu nedenle emeklilik dilekçesini ve sonrasındaki ihtiyari arabuluculuk anlaşmasını baskı altında, iradesi sakatlanarak imzaladığını iddia etmiştir. Ayrıca, işverenin işten ayrılan bazı işçilere ek ücretler ödediği halde kendisine bu ödemeyi yapmadığını ve bu durumun eşit davranma borcuna aykırı olduğunu öne sürmüştür. Dava, imzalanan ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağının irade fesadı nedeniyle iptal edilmesi, ek menfaat alacağı ile eksik ödendiği iddia edilen kıdem ve ihbar tazminatı farklarının işverenden tahsil edilmesi talebiyle açılmıştır. İşveren ise arabuluculuk sürecinin hukuka uygun olduğunu savunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Mahkemenin uyuşmazlığı çözerken dayandığı temel hukuk kurallarının başında Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan "adil yargılanma hakkı" ve bu hakkın en temel unsurlarından olan "hukuki dinlenilme hakkı" gelmektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 27 hükmü gereğince, davanın tarafları kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak tarafların yargılamayla ilgili iddia ve savunmalarını tam olarak açıklama ile ispat etme hakkını barındırır.

Tanıkların sınırlandırılması konusunda ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 241 kuralı devreye girmektedir. Bu maddeye göre mahkeme, gösterilen tanıklardan bir kısmının dinlenilmesiyle ispat edilmek istenen husus hakkında yeterli bilgi edindiği takdirde, geri kalanların dinlenmemesine karar verebilme yetkisine sahiptir. Ancak bu istisnai kuralın kanun koyucu tarafından getiriliş amacı, yalnızca davayı uzatma kastıyla hareket eden tarafın kötü niyetli çabalarını engellemektir.

İş yargılamasına özgü yerleşik içtihat prensipleri uyarınca, işverenle husumeti olan, yani işverene karşı kendi davası bulunan kişilerin tanık olarak dinlenemeyeceğine dair usul hukukumuzda hiçbir engelleyici kural bulunmamaktadır. Hâkim, takdiri bir delil olan tanık beyanlarıyla doğrudan bağlı olmamakla birlikte, bu beyanları dosyadaki diğer nesnel delillerle birlikte serbestçe takdir etmek zorundadır. Yeterli hukuki ve vicdani kanaate varılmadan tanık dinlemekten vazgeçilmesi hukuka aykırıdır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Dosya kapsamındaki gelişmeler incelendiğinde, davacı işçinin irade fesadı, mobbing ve eşit işlem borcuna aykırılık iddialarını ispatlamak amacıyla mahkemeye on kişilik bir tanık listesi sunduğu, ancak ilk derece mahkemesinin bu tanıklardan sadece ikisini dinleyerek sonuca gittiği görülmüştür. Mahkeme, dinlenmeyen diğer tanıkların bir kısmının işverenle aralarında seri davalar bulunması sebebiyle husumetli olduklarını, bir kısmının ise aynı dönemde işten ayrılmadıkları için uyuşmazlığa doğrudan şahitlik edemeyeceklerini gerekçe göstermiştir. Hatta duruşma salonu dışında hazır edilen tanıklar dahi, mahkemece edinilen bilginin yeterli olduğu inancıyla dinlenmemiştir.

Yargıtay tarafından yapılan değerlendirmede, ilk derece mahkemesinin tanık kısıtlamasına dair kanun hükmünü uygulama gerekçesi hatalı bulunmuştur. İlgili kanun maddesinin yegâne amacı davayı uzatma niyetini engellemek iken; duruşma salonu önünde bizzat hazır bulunan ve işçilik alacaklarına kavuşmayı bekleyen bir davacının davayı uzatma gayesi güttüğünü kabul etmek hayatın olağan akışına aykırıdır. Mahkemenin, dinlediği iki tanığın davacı lehine ifade vermesine rağmen iddiaların ispatlanmadığına karar vermesi de çelişkili bulunmuştur; zira ispat sağlanamadıysa iddialar tam olarak aydınlatılana kadar diğer tanıkların da dinlenmesi usuli bir zorunluluktur.

Bunun yanında, işverene karşı dava açmış olan işçilerin sırf bu nedenle tanıklıklarının peşinen reddedilmesi usul hukukuna uygun görülmemiştir. İş davalarında işyeri uygulamaları genellikle aynı süreçleri yaşayan diğer işçilerin beyanlarıyla aydınlatılabilmektedir. Hâkimin tanıkları hiç dinlememesi davacının hukuki dinlenilme hakkının ağır bir ihlali olarak tespit edilmiştir.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, hukuki dinlenilme hakkının ve ispat hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle kararı bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: