Anasayfa Karar Bülteni YARGITAY | 9. HD | 2025/593 E. | 2025/2899 K.

Karar Bülteni

YARGITAY 9. HD 2025/593 E. 2025/2899 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2025/593
Karar No 2025/2899
Karar Tarihi 19.03.2025
Dava Türü İşçilik Alacakları ve Arabuluculuk Tutanağının İptali
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
  • Tanıkların dinlenmemesi hukuki dinlenilme hakkını ihlal eder.
  • İşverenle davası olan işçi tanık dinlenebilir.
  • Yargılamayı uzatma amacı yoksa tüm tanıklar dinlenmelidir.
  • Hakim, tanık beyanlarını delillerle serbestçe takdir eder.

Bu karar, iş yargılamasında hukuki dinlenilme hakkının ve ispat hakkının sınırlarını net bir biçimde çizmesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Mahkemelerin usul ekonomisi ve yargılamayı uzatma niyetini önleme amacıyla düzenlenmiş olan kuralları, işçinin iddialarını ispat etme hakkını elinden alacak şekilde katı yorumlamaması gerektiği vurgulanmıştır. Özellikle duruşma salonu dışında hazır edilen tanıkların dinlenmekten vazgeçilmesi, adil yargılanma hakkının ağır bir ihlali olarak değerlendirilmiştir.

Uygulamada sıklıkla karşılaşılan "işverenle husumeti bulunan işçinin tanıklığına itibar edilmemesi" veya "bu kişilerin tanık olarak dinlenmemesi" yönündeki hatalı mahkeme pratiklerine karşı Yargıtay kesin bir duruş sergilemiştir. Usul hukukumuzda işverenle davası olan bir kişinin tanık olarak dinlenemeyeceğine dair bir kural bulunmadığı, hakimin bu beyanları dosyadaki diğer delillerle birlikte serbestçe takdir edeceği açıkça ifade edilmiştir. Bu karar, seri iş davalarında ve kalabalık tanık listelerinin sunulduğu uyuşmazlıklarda yerel mahkemelerin tanık kısıtlamasına giderken çok daha titiz ve kanuna uygun gerekçeler oluşturmaları gerektiği yönünde güçlü bir emsal teşkil etmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı işçi, kamuoyunda EYT (Emeklilikte Yaşa Takılanlar) olarak bilinen düzenleme kapsamında emekliliğe hak kazanmış ve iş sözleşmesini sonlandırmıştır. Ancak işçi, bu sürecin işverenin baskısı, yönlendirmesi ve uyguladığı mobbing ile gerçekleştiğini, ihtiyari arabuluculuk sürecinde iradesinin fesada uğratıldığını ileri sürmüştür. Ayrıca işten ayrılan bazı işçilere sağlanan ek menfaatlerin kendisine ödenmeyerek eşit davranma borcuna aykırı hareket edildiğini iddia etmiştir. Davacı, arabuluculuk anlaşma tutanağının iptalini, ödenmeyen ek menfaatlerin ve eksik yatan kıdem ile ihbar tazminatı farklarının tahsilini talep ederek dava açmıştır. İşveren ise sürecin hukuka uygun işlediğini, tutanağın geçerli olduğunu ve davacının alacağı bulunmadığını savunmuştur. Mahkeme, davacının gösterdiği on tanıktan sadece ikisini dinleyerek davayı reddetmiş, uyuşmazlık tanıkların kısıtlanması sebebiyle Yargıtay önüne gelmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Yargıtay incelemesinde temel alınan kuralların başında, adil yargılanma hakkı gelmektedir. Bu hakkın en önemli unsuru olan hukuki dinlenilme hakkı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.27 ile iç hukukumuzda güvence altına alınmıştır. Bu maddeye göre davanın tarafları, kendi haklarıyla bağlantılı olarak iddia, savunma, açıklama yapma ve ispat hakkına sahiptir. Silahların eşitliği ilkesi gereğince her iki tarafın da delillerini sunma ve tartışma imkanı mahkemelerce eksiksiz sağlanmalıdır.

Bununla birlikte, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.241 uyarınca mahkeme, gösterilen tanıklardan bir kısmının tanıklığı ile ispat edilmek istenen husus hakkında yeter derecede bilgi edindiği takdirde, geri kalanların dinlenilmemesine karar verebilir. Ancak bu yasal düzenlemenin asıl amacı, davayı uzatma niyetiyle hareket eden tarafın çabalarını önlemektir. İş hukukunda işçinin alacaklarına kavuşma çabası kural olarak davayı uzatma kastı taşımaz.

Ayrıca, usul hukukumuzda işveren ile husumeti veya derdest davası bulunan bir işçinin tanık olarak dinlenemeyeceğine dair herhangi bir yasaklayıcı kanun hükmü bulunmamaktadır. Hakim, tanık ifadeleriyle doğrudan bağlı değildir; beyanların doğruluğunu ve tutarlılığını dosyadaki diğer deliller ve belirtilerle birlikte serbestçe takdir etmekle görevlidir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Somut uyuşmazlıkta ilk derece mahkemesi, davacı tarafından bildirilen on kişilik tanık listesinden yalnızca ikisini dinleyerek sonuca gitmiştir. Mahkeme, dinlenmeyen tanıkların işverenle husumetli olması, seri davalarda davacı konumunda bulunmaları veya arabuluculuk sürecine bizzat şahitlik etmemeleri gibi gerekçelere dayanarak tanık kısıtlamasına gitmiştir. Ancak Yargıtay, davacı vekilinin duruşma salonu kapısında hazır ettiğini zapta geçirdiği tanıkların dahi dinlenmemesini, davayı uzatma amacının bulunmadığı açıkken adil yargılanma hakkına ve ispat hakkına ciddi bir aykırılık olarak değerlendirmiştir.

Yargıtay tespitlerine göre, dinlenen iki tanık davacı lehine beyanda bulunmasına rağmen mahkemenin davacı iddialarının ispat edilemediğine kanaat getirmesi, esasen mahkemenin uyuşmazlık hakkında henüz yeterli bilgi edinemediğinin en açık göstergesidir. Yeterli bilgi edinilmediği durumlarda, kanunun hakime tanıdığı yetki genişletilerek diğer tanıkların dinlenmesinden vazgeçilemez. İşverene karşı dava açmış olan işçilerin tanıklığına başvurulmasına yasal bir engel olmadığı gibi, bu durum tanıkların reddi için hukuki bir gerekçe de oluşturamaz.

Ek olarak Yargıtay, arabuluculuk anlaşamama tutanağında ihbar tazminatı yer almadığı için bu talebin usulden reddedilmesini yerinde bulmuş; ancak kıdem tazminatı farkının "geçerli bir anlaşma belgesi" gerekçe gösterilerek dava şartı yokluğundan usulden reddedilmesini hatalı bulmuştur. Tutanağın geçerli sayılması halinde davanın esastan reddedilmesi gerektiği belirtilmiş, fakat bu husus temyiz edenin sıfatı dikkate alınarak doğrudan bir bozma nedeni yapılmamıştır.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, eksik tanık dinlenmesi suretiyle davacının hukuki dinlenilme ve ispat hakkının sınırlandığı gerekçesiyle istinaf kararını ortadan kaldırmış ve yerel mahkeme kararını bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: