Anasayfa/ Karar Bülteni/ Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/594 E. 2025/2900 K.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/594 E. 2025/2900 K.

Bu karar, iş hukuku yargılamalarında işçinin iddialarını ispatlama hakkı ile anayasal bir güvence olan adil yargılanma hakkının sınırlarını ve önemini son derece net bir biçimde ortaya koymaktadır. Yerel mahkemenin, davacı işçinin bildirdiği on tanıktan sadece ikisini dinleyip geri kalan sekiz tanığı dinlemekten usul ekonomisi gerekçesiyle vazgeçmesi, yüksek mahkeme tarafından hukuka aykırı bulunmuştur. Yargıtay, özellikle işyeri uygulamaları, mobbing (psikolojik taciz) ve irade fesadı gibi soyut iddiaların ispatında tanık beyanlarının ne derece hayati olduğuna dikkat çekmektedir. Tarafın iddialarını ispatlayabilmesi için duruşma salonu kapısında dahi hazır ettiği tanıkların, sadece davalı işverenle kendi davaları bulunması veya benzer pozisyonda olmaları gibi gerekçelerle dinlenmemesi, ispat hakkının özüne açık bir müdahale olarak değerlendirilmiştir.
search
7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2025/594
Karar No 2025/2900
Karar Tarihi 19.03.2025
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Adil yargılanma hakkı tanık dinletme hakkını kapsar.
  • gavel Usul kuralları keyfi tanık kısıtlamasına gerekçe yapılamaz.
  • gavel İşverenle davası olan işçinin tanıklığı peşinen reddedilemez.
  • gavel İspat hakkı kısıtlanarak eksik incelemeyle karar verilemez.
  • gavel Mahkeme tanık beyanlarını serbestçe takdir etmekle yükümlüdür.

Bu karar, iş hukuku yargılamalarında işçinin iddialarını ispatlama hakkı ile anayasal bir güvence olan adil yargılanma hakkının sınırlarını ve önemini son derece net bir biçimde ortaya koymaktadır. Yerel mahkemenin, davacı işçinin bildirdiği on tanıktan sadece ikisini dinleyip geri kalan sekiz tanığı dinlemekten usul ekonomisi gerekçesiyle vazgeçmesi, yüksek mahkeme tarafından hukuka aykırı bulunmuştur. Yargıtay, özellikle işyeri uygulamaları, mobbing (psikolojik taciz) ve irade fesadı gibi soyut iddiaların ispatında tanık beyanlarının ne derece hayati olduğuna dikkat çekmektedir. Tarafın iddialarını ispatlayabilmesi için duruşma salonu kapısında dahi hazır ettiği tanıkların, sadece davalı işverenle kendi davaları bulunması veya benzer pozisyonda olmaları gibi gerekçelerle dinlenmemesi, ispat hakkının özüne açık bir müdahale olarak değerlendirilmiştir.

Karar, özellikle çok sayıda işçiyi ilgilendiren EYT (Emeklilikte Yaşa Takılanlar) süreçleri, toplu işten çıkarmalar veya arabuluculuk anlaşmalarının iptali gibi seri davalar açısından kritik bir emsal niteliği taşımaktadır. Yargıtay, işverenle husumeti bulunan başka işçilerin tanıklığının peşinen reddedilemeyeceği ilkesini vurgulayarak, hakimin tanık beyanlarını peşinen dışlamak yerine serbestçe takdir etmesi gerektiği kuralını hatırlatmıştır. Mahkemelerin usul kurallarını uygularken, işçilik alacaklarına kavuşma gayesi güden bir davacının yargılamayı uzatma amacı gütmeyeceğini mutlaka dikkate almaları zorunlu kılınmıştır. Uygulamada mahkemelerce sıklıkla başvurulan "yeterli kanaat oluştu" gerekçesiyle eksik tanık dinleme ve yargılamayı hızlandırma alışkanlığına karşı, bu kararla birlikte güçlü bir yargısal fren mekanizması oluşturulmuştur.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı işçi, davalı işverene karşı dava açarak, kamuoyunda EYT (Emeklilikte Yaşa Takılanlar) olarak bilinen düzenleme kapsamında emekliliğe hak kazandığı süreçte işten ayrılmaya zorlandığını iddia etmiştir. Davacı, işveren yetkililerinin emekliliğe hak kazanan işçilerle çalışmak istemediklerini belirterek sistematik bir psikolojik baskı oluşturduklarını ve bu baskı altında emeklilik dilekçesi ile ihtiyari arabuluculuk tutanaklarını imzalamak zorunda bırakıldığını öne sürmüştür.

Davacının temel itirazı, ihtiyari arabuluculuk sürecinde iradesinin fesada uğratıldığı ve kendisine eksik tazminat ödendiği yönündedir. Üstelik iş sözleşmesi sonlandırılan diğer bazı işçilere 5, 7 veya 9 aylık ücretleri tutarında ek menfaatler sağlanırken kendisine bu ödemenin yapılmamasının işverenin eşit işlem borcuna aykırılık teşkil ettiği belirtilmiştir. Bu gerekçelerle davacı, imzalanan ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağının iptalini, ödenmeyen ek menfaatlerin, kıdem ve ihbar tazminatı farklarının işverenden tahsil edilmesini talep etmiştir. Davalı işveren ise sürecin tamamen yasalara uygun yürütüldüğünü, arabuluculukla anlaşılan konularda dava açılamayacağını ve ek menfaatin bir işyeri uygulaması olmadığını savunarak davanın reddedilmesini istemiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümü, anayasal bir hak olan adil yargılanma hakkı ile medeni usul hukukunun en temel prensiplerinden biri olan hukuki dinlenilme hakkı çerçevesinde şekillenmektedir. Mahkemenin kararını dayandırdığı en temel hukuki zemin, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.36 ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.6 kapsamında güvence altına alınan hak arama hürriyeti ve adil yargılanma hakkıdır. Bu evrensel hakkın usul hukukumuzdaki doğrudan yansıması ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.27'de düzenlenen "hukuki dinlenilme hakkı"dır. İlgili emredici kural, davanın taraflarının kendi haklarıyla bağlantılı olarak iddia, savunma, açıklama ve ispat hakkına sahip olduğunu açıkça ortaya koyar. Tarafların yargılamada eşit şartlarda mücadele etmesini, delillerini eşit şekilde sunabilmesini sağlayan bu durum, evrensel hukukta "silahların eşitliği ilkesi" olarak da ifade edilmektedir.

Yerel mahkemenin tanıkların önemli bir kısmını dinlememe kararına dayanak yaptığı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.241 hükmü kararın odak noktasını oluşturmaktadır. Bu kanun maddesi, mahkemeye, gösterilen tanıklardan bir kısmının dinlenmesiyle ispat edilmek istenen husus hakkında yeterli derecede bilgi edindiği takdirde, geri kalan tanıkların dinlenilmemesine karar verme yetkisi tanır. Ancak kanun koyucunun bu maddeyi ihdas etmesindeki temel amaç, davayı sırf uzatma niyetiyle hareket eden kötü niyetli tarafın çabalarını engellemektir. İş hukukunda temel ilke, işçinin hak ettiği alacaklarına en kısa sürede kavuşmayı amaçlamasıdır; dolayısıyla işçinin davayı gereksiz yere uzatma niyetinde olduğu karinesi hayatın olağan akışına aykırıdır.

Bunlara ek olarak, usul hukukumuzda işverenle husumeti olan veya işverene karşı kendi davası bulunan bir kişinin tanık olarak dinlenemeyeceğine dair herhangi bir yasaklayıcı kural bulunmamaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu sistematiğinde tanık beyanı takdiri bir delildir ve hakimin bu beyanları maddi gerçeklik ve diğer deliller ışığında serbestçe takdir etme yetkisi esastır. Bu serbesti, tanığın peşinen reddedilmesini değil, dinlendikten sonra beyanının inandırıcılığının değerlendirilmesini gerektirir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

İlk Derece Mahkemesi yargılama aşamasında, davacı tarafın listesinde sunduğu on tanıktan yalnızca ikisini dinleyerek sonuca gitmiş ve davanın reddine karar vermiştir. Mahkeme, dinlenmeyen diğer tanıkların dinlenmeme gerekçesi olarak; bu kişilerin seri dosyalarda davacı sıfatı taşıdıklarını, işverenle husumetli olduklarını, bazı tanıkların fesih dönemindeki arabuluculuk görüşmelerine doğrudan şahitlik etmediklerini ve dinlenen iki tanığın beyanlarıyla iddia ve savunmalar hakkında yeterli derecede bilgiye ulaşıldığını göstermiştir. Bölge Adliye Mahkemesi de yerel mahkemenin bu tespitlerini ve gerekçesini isabetli bularak davacı vekilinin istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Ancak Yargıtay incelemesinde yerel mahkemenin ve istinaf dairesinin bu tutumu, açık bir ispat hakkı ve adil yargılanma ihlali olarak tespit edilmiştir. Yargıtay, 6100 sayılı Kanun m.241'in uygulanabilmesi için her şeyden önce davacının yargılamayı uzatma amacı gütmesi gerektiğini vurgulamıştır. İşçilik alacaklarını talep eden bir çalışanın böyle bir gayesi olamayacağı gibi, duruşma tutanaklarına yansıdığı üzere duruşma salonu kapısında dinlenmek üzere hazır edilen tanıkların dahi geri çevrilmesi, usul hükümlerinin amacına ve hak arama hürriyetine tamamen aykırıdır. Mahkemenin, işverenle davası olan işçilerin tanıklığını peşinen faydasız görerek reddetmesi usul hukukunda yeri olmayan, hatalı bir yaklaşımdır. Hakim, tanık beyanlarıyla mutlak surette bağlı olmayıp bunları serbestçe takdir etmelidir; fakat tanığı baştan dinlemekten imtina etmesi silahların eşitliği ilkesini derinden zedeler.

Dahası, mahkemenin dinlediği tanıklar davacı işçi lehine ifade vermiş olmalarına rağmen mahkemenin bu iddiaları ispatlanmamış sayması, esasen mahkemenin "yeterli bilgiye" ulaşmadığının kendi içinde bir çelişkisidir. Dolayısıyla, tam kanaat oluşuncaya ve gerçek aydınlanıncaya dek diğer tanıkların da dinlenmesi zorunludur. Öte yandan Yargıtay, ihbar tazminatının arabuluculuk belgesinde uyuşmazlık konusu yapılmadığı için usulden reddedilmesini doğru bulsa da, kıdem tazminatına ilişkin talebin esastan reddi gerekirken dava şartı yokluğundan usulden reddedilmesini hatalı bulmuş; ancak temyiz edenin sıfatını gözeterek bu teknik hatayı tek başına bir bozma nedeni saymamıştır.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, hukuki dinlenilme hakkı ile ispat hakkının kısıtlandığı ve eksik inceleme ile karar verildiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararını bozmuştur.

Şirketle davalık olan eski mesai arkadaşım bana şahitlik yapamaz mı? expand_more
Yargıtay kararlarına göre, usul hukukumuzda işverenle husumeti olan veya işverene karşı kendi davası bulunan bir kişinin tanık olarak dinlenemeyeceğine dair herhangi bir yasaklayıcı kural bulunmamaktadır. Mahkemenin, işverenle davası olan işçilerin tanıklığını peşinen faydasız görerek reddetmesi, usul hukukunda yeri olmayan ve hukuka aykırı hatalı bir yaklaşımdır. Hakim, bu kişileri tanık olarak baştan reddetmemeli, aksine dinledikten sonra beyanlarının inandırıcılığını serbestçe takdir etmelidir.
Hakim kapıda bekleyen şahitlerimin hepsini dinlemedi, bu yasal mı? expand_more
Tarafın iddialarını ispatlayabilmesi için duruşma salonu kapısında dahi hazır ettiği tanıkların dinlenmemesi, anayasal bir güvence olan ispat hakkının özüne açık bir müdahale olarak değerlendirilmektedir. Kanunda mahkemeye "yeterli kanaat oluştu" gerekçesiyle diğer tanıkları dinlememe yetkisi verilmiş olsa da, bu kuralın asıl amacı davayı sırf uzatma niyetiyle hareket eden kötü niyetli tarafı engellemektir. Alacaklarına en kısa sürede kavuşmayı amaçlayan bir işçinin davayı uzatma amacı güdemeyeceği kabul edildiğinden, şahitlerinizin kısıtlanması adil yargılanma ve hukuki dinlenilme hakkının ihlalidir.
EYT'de baskıyla arabulucu kağıdı imzalattılar, bunu iptal ettirebilir miyim? expand_more
Emekliliğe hak kazandığınız süreçte işveren yetkililerinin sistematik psikolojik baskısı (mobbing) altında emeklilik dilekçesi ve ihtiyari arabuluculuk tutanağı imzalamak zorunda kaldıysanız, iradenizin fesada uğratıldığı gerekçesiyle bu anlaşmanın iptalini talep edebilirsiniz. Yargıtay, özellikle irade fesadı ve psikolojik taciz gibi soyut iddiaların ispat edilmesinde tanık beyanlarının son derece hayati bir öneme sahip olduğunu vurgulamaktadır. Dolayısıyla açacağınız iptal davasında, sürece bizzat şahit olan mesai arkadaşlarınızı dinleterek bu baskıyı ispat edebilirsiniz.
İşten atılırken arkadaşlarıma ek tazminat verdiler bana vermediler, hak isteyebilir miyim? expand_more
İş sözleşmesi sonlandırılan diğer bazı işçilere belirli aylık ücretleri tutarında ek menfaatler sağlanırken aynı durumdaki size bu ödemenin yapılmaması, işverenin eşit işlem borcuna aykırılık teşkil etmektedir. Bu tür bir durumda, arabuluculukla ilgili tutanaklarınız irade fesadı sebebiyle iptal edilirse, ödenmeyen ek menfaatlerinizi, kıdem ve ihbar tazminatı farklarınızı işverenden hukuki yollarla talep etme hakkınız bulunmaktadır.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir