Anasayfa/ Karar Bülteni/ Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/595 E. 2025/2901 K.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/595 E. 2025/2901 K.

Bu karar, iş yargılamasında taraf tanıklarının dinlenmesi ve usul ekonomisi gerekçesiyle tanık kısıtlamasına gidilmesinin sınırları açısından büyük önem taşımaktadır. Yargıtay, ilk derece mahkemesinin Hukuk Muhakemeleri Kanunu kapsamında yer alan "tanıklardan bir kısmının dinlenmesiyle yetinilmesi" kuralını oldukça hatalı uyguladığını vurgulamıştır. Mahkemenin, duruşmada hazır edilen tanıkları sırf işverenle kendi aralarında devam eden davaları var diyerek veya davayı uzatma amacı taşıdığı şeklindeki bir ön kabulle dinlememesi, anayasal bir güvence olan hukuki dinlenilme hakkının açık bir ihlali olarak değerlendirilmiştir.
search
8 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2025/595
Karar No 2025/2901
Karar Tarihi 19.03.2025
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Tanıkların dinlenmemesi hukuki dinlenilme hakkının ihlalidir.
  • gavel İşverenle davası olan işçi tanık olarak dinlenebilir.
  • gavel Yeterli kanaat oluşmadan tanık dinlenmesinden vazgeçilemez.
  • gavel Adil yargılanma hakkı silahların eşitliğini de kapsar.

Bu karar, iş yargılamasında taraf tanıklarının dinlenmesi ve usul ekonomisi gerekçesiyle tanık kısıtlamasına gidilmesinin sınırları açısından büyük önem taşımaktadır. Yargıtay, ilk derece mahkemesinin Hukuk Muhakemeleri Kanunu kapsamında yer alan "tanıklardan bir kısmının dinlenmesiyle yetinilmesi" kuralını oldukça hatalı uyguladığını vurgulamıştır. Mahkemenin, duruşmada hazır edilen tanıkları sırf işverenle kendi aralarında devam eden davaları var diyerek veya davayı uzatma amacı taşıdığı şeklindeki bir ön kabulle dinlememesi, anayasal bir güvence olan hukuki dinlenilme hakkının açık bir ihlali olarak değerlendirilmiştir.

Kararın emsal etkisi, özellikle çok sayıda işçiyi ilgilendiren ve seri olarak açılan iş davalarında mahkemelerin tanık dinleme usulüne getirdiği somut standartta kendini göstermektedir. Yargıtay, görevli hâkimin dinlenen mevcut tanık beyanlarını ispat açısından yetersiz bulmasına rağmen, yeterli kanaate ulaşmadan diğer tanıkları dinlemekten vazgeçmesinin kendi içinde çelişkili olduğuna dikkat çekmektedir. Uygulamada işveren vekillerince sıkça rastlanan "işverenle husumetli tanık" itirazının da tek başına tanık dinlememe gerekçesi olamayacağı bu kararla netleşmiştir. Zira hâkim, doğası gereği takdiri bir delil olan tanık beyanını serbestçe değerlendirecek ve maddi gerçeği bu bütünlük içinde arayacaktır. Bu yönüyle karar, adil yargılanma ve silahların eşitliği ilkelerinin iş davalarındaki pratik yansımasını teminat altına almaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı işçi, davalı işveren aleyhine, EYT (Emeklilikte Yaşa Takılanlar) düzenlemesi süreci kapsamında işten ayrılmaya zorlandığını ve iradesinin sistematik baskılarla fesada uğratıldığını iddia ederek eldeki davayı açmıştır. Davacı, işverenin emekliliğe hak kazanan işçilerle çalışmak istemediğini ısrarla belirttiğini, bu psikolojik baskı altında kendisini ihtiyari arabuluculuk anlaşması imzalamaya mecbur bıraktığını ve sürecin usulüne uygun işletilmediğini savunmuştur. Bunun yanı sıra, işverenin bazı işçilere iş sözleşmesinin feshi aşamasında ek menfaat (fazladan birkaç aylık ücret) sağladığını, ancak kendisine ve belirli bir gruba bu ek menfaatin verilmediğini belirterek eşit davranma borcuna ve işyeri uygulamalarına aykırılık yapıldığını ileri sürmüştür. Davacı, bu haklı gerekçelerle iradesini sakatlayan ihtiyari arabuluculuk tutanağının iptalini, ödenmeyen ek menfaat alacağı ile eksik ödendiği anlaşılan kıdem ve ihbar tazminatı farklarının tahsilini mahkemeden talep etmiştir. Davalı işveren ise sürecin tamamen yasalara uygun yürütüldüğünü ve iddiaların asılsız olduğunu savunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Yargıtay incelemesinde uyuşmazlığın çözümü, öncelikle anayasal bir güvence olan adil yargılanma ve hukuki dinlenilme hakkı ekseninde değerlendirilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 36. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı, tarafların mahkeme önünde iddia ve savunmalarını tam ve eşit şartlarda sunabilmesini zorunlu kılar. Bu evrensel hak, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.27 hükmüyle usul hukukumuzda "hukuki dinlenilme hakkı" başlığı altında somutlaştırılmıştır. İlgili kanun maddesine göre bu hak; davanın taraflarının yargılamayla ilgili bilgi sahibi olmasını, serbestçe açıklama yapmasını ve iddialarını ispat hakkını kullanmasını kapsar. Yargılamada silahların eşitliği ilkesi gereği, her iki tarafın delillerini sunma ve mahkeme önünde tartışma imkânı mutlak surette eşit olmalıdır.

Diğer bir önemli kural olan 6100 sayılı Kanun m.241 hükmü ise, mahkemeye gösterilen tanıklardan sadece bir kısmının dinlenmesiyle yeterli bilgi ve kanaat edinilmesi halinde, hâkime geri kalan tanıkların dinlenmesinden vazgeçme yetkisi tanır. Ancak kanun koyucunun bu kuralı getirmesindeki temel amaç, davayı sırf uzatma niyetiyle hareket eden kötü niyetli tarafın çabalarını usul ekonomisi çerçevesinde engellemektir. Hâkimin bu istisnai yetkiyi kullanabilmesi için, halihazırda dinlenen tanık beyanlarıyla ispat edilmek istenen uyuşmazlık konusu vakıa hakkında mahkemede tam ve yeterli kanaatin oluşması yasal bir şarttır. İş hukuku yargılamasının doğası gereği, davalı işverenle kendi aralarında benzer mahiyette davaları veya husumetleri bulunan diğer işçilerin tanıklık yapmasını yasaklayan herhangi bir usul kuralı bulunmamaktadır. Yargılamada tanık beyanları her zaman takdiri delil niteliğinde olup, görevli hâkim tarafından diğer kanıtlarla birlikte serbestçe değerlendirilmelidir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Yerel mahkemece yapılan yargılama aşamasında, davacı taraf iddialarını ispatlamak amacıyla tam on kişilik detaylı bir tanık listesi sunmuş, hatta yargılamayı hızlandırmak adına duruşma günü bazı tanıkları salonun kapısında bizzat hazır etmiştir. Ancak ilk derece mahkemesi, bu listeden sadece iki tanığı dinlemekle yetinmiş; diğer tanıkların davalı işverenle benzer iş davalarının bulunması ve aynı dönemde EYT kapsamında işten ayrılmış olmaları gibi gerekçelere dayanarak 6100 sayılı Kanun m.241 uyarınca dinlenmelerinden vazgeçmiştir. Üstelik mahkeme, dinlediği sadece iki tanığın beyanlarını da davacının iddialarını ispatlamaya elverişli ve yeterli görmemiştir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, mahkemenin bu çelişkili yaklaşımını hukuka ve usule açıkça aykırı bulmuştur. Yargıtay tespitlerine göre, mahkeme henüz iddiaların tam olarak ispatlandığına dair somut ve yeterli bir kanaate ulaşmamışken, usul ekonomisini gerekçe göstererek eldeki diğer tanıkları dinlemekten vazgeçemez. Özellikle tanıkların duruşma salonu dışında hazır edildiği ve bekletildiği bir senaryoda, davacının yegane amacının davayı gereksiz yere uzatmak olamayacağı aşikardır. Bu nedenle kanunun kısıtlayıcı maddesinin uygulanma şartları fiilen oluşmamıştır. İşçilik alacaklarına ve haklarına bir an evvel kavuşmak isteyen bir işçinin kendi davasını asılsız yere uzatmak isteyeceği mantık kurallarıyla bağdaşmamaktadır.

Bununla birlikte, davalı işverenle kendi aralarında husumetleri veya devam eden davaları olan kişilerin tanık olarak dinlenemeyeceğine dair hukukumuzda hiçbir emredici usul kuralı mevcut değildir. Hâkim, tanık beyanlarını daima bütüncül bir yaklaşımla serbestçe takdir etmeli, tanığın gerçeği söyleyip söylemediğini dosyadaki diğer delil ve emarelerle birlikte tartmalıdır. İşverenle husumeti bulunan işçilerin peşinen önyargıyla reddedilerek dinlenmemesi, davacının hukuki dinlenilme hakkı kapsamındaki temel ispat hakkının çok açık bir ihlalidir. Gerekli tüm tanıklar dinlenmeden ve ispat hakkı kısıtlanarak eksik incelemeyle sonuca gidilmesi adil yargılanma ilkesine doğrudan terstir.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, eksik inceleme yapılması ve hukuki dinlenilme hakkının ihlal edilmesi gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarını ortadan kaldırarak kararı bozmuştur.

Patronla kendi davası olan mesai arkadaşım benim davamda şahit olabilir mi? expand_more
Evet, işverenle aralarında husumet bulunan veya kendi davası devam eden mesai arkadaşlarınızın sizin davanızda tanık olarak dinlenmesini engelleyen hiçbir emredici usul kuralı bulunmamaktadır. Yargıtay kararlarına göre, işveren vekillerinin sıklıkla öne sürdüğü "işverenle husumetli tanık" itirazı, mahkemenin tanığı dinlememesi için tek başına yeterli ve geçerli bir gerekçe oluşturamaz. İş davalarının doğası gereği, aynı ortamda çalışan ve benzer olaylara şahit olan diğer işçilerin tanıklığı oldukça mühimdir. Görevli hâkim, baştan önyargılı bir yaklaşımla bu kişileri reddedemez; aksine, doğası gereği takdiri bir delil olan tanık beyanını serbestçe değerlendirmeli ve gerçeği dosyadaki diğer kanıtlarla bütünlük içinde aramalıdır. Bu kişilerin peşinen dinlenmemesi, anayasal bir güvence olan hukuki dinlenilme hakkınızın ve temel ispat hakkınızın çok açık bir ihlali anlamına gelmektedir.
Hâkimin yeterli bilgi almadığı halde şahitlerimi dinlememesi hukuka uygun mu? expand_more
Hayır, hukuka uygun değildir ve Yargıtay uygulamalarına göre açık bir bozma sebebidir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 241. maddesine göre, mahkemenin gösterdiğiniz tanıkların sadece bir kısmını dinleyerek yetinmesi, ancak uyuşmazlık konusunda tam ve yeterli bir kanaatin oluşması yasal şartına bağlıdır. Hâkim, halihazırda dinlediği tanıkların beyanlarını iddialarınızı ispatlamaya elverişli ve yeterli bulmuyorsa, usul ekonomisini veya davayı hızlandırmayı gerekçe göstererek eldeki diğer tanıklarınızı dinlemekten keyfi olarak vazgeçemez. Yargıtay, gerekli tüm tanıklar dinlenmeden ve yeterli kanaate ulaşılmadan verilen kararları, adil yargılanma ve silahların eşitliği ilkelerine doğrudan ters düşen bir eksik inceleme olarak nitelendirmektedir.
İşten atılma baskısıyla imzaladığım arabuluculuk anlaşmasını bozabilir miyim? expand_more
İradenizin sistematik baskılarla fesada uğratıldığı veya işten ayrılmaya zorlandığınız durumlarda ihtiyari arabuluculuk tutanağının iptalini mahkemeden talep etme hakkınız mevcuttur. Somut olaylarda, EYT (Emeklilikte Yaşa Takılanlar) süreci gibi dönemlerde işverenin emekliliğe hak kazanan işçilerle çalışmak istememesi sebebiyle oluşturduğu psikolojik baskı altında imzalatılan arabuluculuk evraklarının iptali dava konusu yapılabilmektedir. İşverenin bazı işçilere iş sözleşmesinin feshi aşamasında ek menfaatler sağlarken, eşit davranma borcuna aykırı olarak size bu hakkı tanımaması durumunda da ek menfaat alacağı ve tazminat farkları için talepte bulunabilirsiniz. Bu iddialarınızı ispatlarken mahkemenin size eşit şartlarda iddia ve savunma hakkı tanıması, delillerinizi ve tanıklarınızı tam olarak değerlendirmesi adil yargılanma hakkının temel bir gereğidir.
Şahitlerimi duruşma kapısında hazır etmeme rağmen dinlenmedi, bu yasal mı? expand_more
Duruşmada bizzat hazır ettiğiniz tanıkların dinlenmesinin reddedilmesi hukuka uygun değildir ve hukuki dinlenilme hakkınızın ihlalidir. Kanun koyucunun hâkime tanık dinlemekten vazgeçme yetkisi vermesindeki asıl amaç, sadece davayı uzatma niyetiyle hareket eden kötü niyetli tarafların usul ekonomisini zedelemesini engellemektir. Siz yargılamayı hızlandırmak adına şahitlerinizi salon kapısında hazır edip beklettiğiniz bir senaryoda, davanızı gereksiz yere uzatmak gibi bir amacınızın olmadığı son derece aşikardır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin de altını çizdiği üzere, işçilik alacaklarına bir an evvel kavuşmak isteyen bir işçinin kendi davasını asılsız yere uzatmak isteyeceği mantık kurallarıyla bağdaşmamaktadır. Dolayısıyla mahkemenin bu tanıkları dinlememesi, kanunun ilgili kısıtlayıcı maddesinin ruhuna aykırıdır.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir