Anasayfa Karar Bülteni AYM | 2021/1769 BN.

Karar Bülteni

AYM 2021/1769 BN.

Anayasa Mahkemesi | Güzelcan Derdiyok | 2021/1769 BN.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2021/1769
Karar Tarihi 18.07.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Tanık delilinin reddi silahların eşitliğini bozabilir.
  • Yargılamada zayıf duruma düşürülmemek adil yargılanma gereğidir.
  • Mahkeme usul kurallarını hakkaniyete uygun uygulamalıdır.
  • Çelişmeli yargılama delillerin eşit tartışılmasını zorunlu kılar.

Bu karar, işçilik alacaklarının ispatında sıklıkla başvurulan tanık delilinin mahkemeler tarafından usulüne uygun şekilde toplanmadan doğrudan davanın reddedilmesinin, anayasal bir güvence olan adil yargılanma hakkını nasıl zedeleyebileceğini hukuken ortaya koymaktadır. Mahkemelerin usul kurallarını katı bir şekilde uygulayarak, taraflardan birinin davasını ispat etmesini sağlayan tek ve belirleyici delil olan tanık beyanlarından mahrum bırakması, yargılamanın hakkaniyetini temelden sarsmaktadır. Karar, usul kurallarının katı ve esnemez bir biçimde değil, hakkın özünü ve adalete erişimi koruyacak esneklikte uygulanması gerektiğini göstermesi bakımından hukuken büyük önem taşımaktadır.

Benzer iş davalarında emsal teşkil edecek olan bu karar, özellikle yazılı delil sunmanın fiilen çok zor olduğu fazla mesai gibi alacak kalemlerinde tanık dinletme hakkının önemini vurgulamaktadır. Uygulamada iş mahkemelerinin sırf tanıkların bir celsede hazır edilmemesi sebebiyle hemen bu delilden vazgeçilmiş sayılmasına karar vermesi yönündeki yaygın alışkanlığın, adil yargılanma standartlarına aykırı olduğunu netleştirmektedir. Kararın, alt derece mahkemelerinin usul kanunlarında yer alan delil ikamesi kurallarını tarafları orantısız şekilde dezavantajlı konuma düşürmeden, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine uygun biçimde yorumlaması gerektiği yönünde çok güçlü bir emsal etkisi yaratacağı öngörülmektedir. İş mahkemelerinin delil toplama süreçlerinde artık daha titiz ve hak arama hürriyetini gözeten bir yaklaşım benimsemeleri zaruri hâle gelmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

İş sözleşmesi feshedilen bir işçi, kıdem tazminatı ve fazla mesai ücreti gibi işçilik alacaklarının ödenmediği gerekçesiyle eski işverenine karşı İstanbul 16. İş Mahkemesinde kısmi bir dava açmıştır. Dava sürecinde alacağın miktarını ve çalışma koşullarını ispatlayabilmek için mahkemeye bir tanık listesi sunmuş ve bu tanıkların dinlenmesini talep etmiştir. Mahkeme, işçiye tanıklarını bir sonraki duruşmada hazır etmesini, aksi hâlde bu delilden vazgeçmiş sayılacağını bildirmiştir. Sonraki duruşmada tanıklar bizzat hazır edilemediği için mahkeme, işçinin tanık dinletme talebinden vazgeçtiğini kabul etmiş ve dosyayı bilirkişiye göndermiştir. Bilirkişi dosyada 15.672,22 TL alacak hesaplamış olmasına rağmen, mahkeme fazla mesai yapıldığına dair işyerine ait yazılı bir belge bulunmadığını ve tanıkların da dinlenemediğini gerekçe göstererek ispatlanamayan davayı tümüyle reddetmiştir. İşçi, tanıklarının dinlenmemesi nedeniyle yargılamada haksızlığa uğradığını belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi bu uyuşmazlığı çözerken öncelikle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının temel bileşenlerinden olan silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine dayanmıştır. Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının usule ilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulmasını ve taraflardan birinin diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını mahkeme önünde makul bir şekilde dile getirme fırsatına sahip olmasını ifade etmektedir. Çelişmeli yargılama ilkesi ise taraflara gösterilen deliller ve sunulan görüşler hakkında bilgi sahibi olma ve bunlarla ilgili görüş bildirebilme imkânı verilmesini emreder.

Somut olayda temel usul kurallarından biri olan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.240 ve devamı maddelerinde yer alan tanık gösterme ve dinletme usullerinin uygulanma biçimi değerlendirilmiştir. Yerleşik içtihat prensiplerine göre yargı mercileri, delillerin kabul edilebilirliği ve değerlendirilmesinde geniş bir takdir yetkisine sahip olmakla birlikte, usule ilişkin kararlar alırken yargılamanın bütününe etki edecek hakkaniyetsizliklerden kaçınmak zorundadır. Özellikle bir tarafın iddiasını ispatlamada tek ve belirleyici delili olan tanık delilinin usul kuralları katı yorumlanarak dinlenmemesi, silahların eşitliğini bozabilmektedir. Anayasa Mahkemesi, usul kurallarının uygulanmasının hak arama hürriyetini ihlal etmemesi gerektiğini, delillerin taraflar arasında açık bir eşitsizlik yaratacak ve bir tarafı tamamen çaresiz bırakacak şekilde reddedilmesinin adil yargılanma hakkına ölçüsüz bir müdahale oluşturduğunu kabul etmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda ilk derece mahkemesinin yargılama usulünü nasıl işlettiğini ve bu durumun başvurucu üzerinde yarattığı etkiyi detaylı biçimde incelemiştir. Başvurucunun, işçilik alacaklarını ispatlayabilmek için tanık deliline dayandığı, bu bağlamda mahkemeye süresi içinde bir tanık listesi sunduğu tespit edilmiştir. Mahkemenin ise bir sonraki celsede tanıkların hazır olmaması hâlinde bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağına karar verdiği ve tanıkların hazır bulunmadığı celsede de gerçekten tanık dinletme talebinden vazgeçilmiş sayılmasına hükmettiği görülmüştür.

Mahkeme, davanın reddine dair gerekçesinde, fazla çalışma yapıldığı hususunda işyerine giriş çıkış saatlerini gösteren yazılı bir belgenin bulunmadığına ve başvurucunun bildirdiği tanıkların da dinletilemediğine dikkat çekmiştir. Oysa iş davalarında özellikle fazla çalışma gibi hususların yazılı belgeyle ispatının her zaman mümkün olmadığı, çoğu zaman işçinin bu tür iddialarını yalnızca tanık beyanlarıyla ispatlayabileceği bilinen bir gerçektir. Bilirkişi tarafından yapılan hesaplamalarda 15.672,22 TL gibi bir alacak miktarının belirlenmiş olmasına rağmen, mahkemenin tanık delilini dışlayarak davayı tümden reddetmesi, başvurucuyu davalı işveren karşısında adeta tamamen çaresiz ve savunmasız bırakmıştır.

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun iddialarını ispat etmesinde tanık delilinin tek ve belirleyici delil niteliği taşıdığı bir durumda, mahkemenin tanıkların bir celsede hazır bulunmaması nedeniyle hemen onları dinlemekten vazgeçmesinin başvurucuyu davalı tarafa nazaran oldukça zayıf bir konuma düşürdüğünü tespit etmiştir. Mahkemenin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu kapsamında yer alan tanık dinletmeyle ilgili düzenlemeleri hakkaniyete uygun gözetmeden, aşırı şekilci bir yaklaşımla karar vermesi, yargılamanın adil olma vasfını ve silahların eşitliği ilkesini açıkça zedelemiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla yeniden yargılama yapılmasına karar vererek başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: