Anasayfa Karar Bülteni AYM | Kaan Bozgül ve Mehmet Velat İnci | BN....

Karar Bülteni

AYM Kaan Bozgül ve Mehmet Velat İnci BN. 2022/39494

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2022/39494
Karar Tarihi 18.07.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Adli kontrol kararları orantılılık ilkesine uygun olmalıdır.
  • Yurt dışına çıkış yasağı eğitim hakkını zedelememelidir.
  • Koruma tedbirlerinde gerekçelendirme yükümlülüğü esastır.
  • Eğitimi engelleyen ölçüsüz adli kontrol hak ihlalidir.

Bu karar, ceza muhakemesi süreçlerinde sıklıkla başvurulan yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbirlerinin, kişilerin anayasal hakları –özellikle de eğitim hakkı– üzerindeki etkilerini göstermesi bakımından büyük bir hukuki öneme sahiptir. Yargı mercilerinin, koruma tedbirlerine hükmederken basmakalıp ifadeler yerine, somut olayın özelliklerini ve kişilerin yurt dışındaki akademik kabullerini dikkate alarak bireyselleştirilmiş bir değerlendirme yapması gerektiği net bir biçimde vurgulanmıştır. Karar, adli kontrolün bir cezalandırma aracı olmadığını ve alternatif, daha hafif tedbirlerin öncelikle gözetilmesi gerektiğini teyit etmektedir.

Benzer davalarda bu karar, özellikle yurt dışında eğitim gören veya akademik programlara kabul edilen şüpheli ve sanıklar yönünden güçlü bir emsal teşkil edecektir. Uygulamada hâkimlerin, kuvvetli suç şüphesi ve tutuklama nedenlerini soyut olarak yazıp geçemeyeceklerini, uygulanan adli kontrol tedbiri ile elde edilmek istenen kamusal menfaat ile kişinin eğitim hayatı gibi telafisi imkânsız bireysel menfaatleri arasında adil bir denge kurmak zorunda olduklarını göstermektedir. Bu yönüyle karar, koruma tedbirlerinin sınırlarını hukukun üstünlüğü çerçevesinde yeniden çizmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Boğaziçi Üniversitesine rektör atanmasını protesto eden öğrenci eylemlerine katılan iki genç hakkında yürütülen ceza soruşturması kapsamında, sulh ceza hâkimliği tarafından yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmıştır. Öğrencilerden biri olay tarihinde Almanya'da bir üniversitede yüksek lisans eğitimine, diğeri ise İsviçre'deki prestijli CERN laboratuvarında staja kabul edilmiş durumdadır. Ancak haklarında uygulanan bu katı yurt dışı çıkış yasağı nedeniyle her ikisi de eğitim programlarına katılamamış ve telafisi zor bir hak kaybına uğramıştır. Öğrenciler, yurt dışındaki eğitimlerinin aksamaması için mahkemeye başvurarak bu tedbirin kaldırılmasını talep etmiş, fakat itirazları reddedilmiştir. Uyuşmazlık, uygulanan bu adli kontrol tedbirinin kişilerin eğitim hakkını ve akademik geleceklerini ölçüsüz bir biçimde engelleyip engellemediği noktasında toplanmaktadır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı incelerken öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.42 kapsamında güvence altına alınan eğitim hakkına odaklanmıştır. Eğitim hakkı, kişilerin yalnızca yurt içindeki değil, yurt dışındaki eğitim kurumlarına erişimini de güvence altına almaktadır. Kamu otoriteleri, bireylerin eğitim almasını engellememe yönünde negatif bir yükümlülüğe sahiptir. Yükseköğrenim seviyesini ve staj gibi akademik gelişim süreçlerini de kapsayan bu hak, kişilerin mevcut eğitim kurumlarına etkili bir biçimde erişimini anayasal bir kural olarak teminat altına almaktadır.

Öte yandan, ceza muhakemesinde kişilerin kaçmasını veya delilleri karartmasını engellemek amacıyla 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.109 uyarınca adli kontrol tedbirlerine başvurulabilmektedir. Tutuklamaya alternatif bir koruma tedbiri olan adli kontrol, kişi hürriyetini daha az kısıtlar ve kişinin bütünüyle özgürlüğünden yoksun bırakılmaksızın muhakemenin yürütülmesini sağlar. Ancak, 5271 sayılı Kanun m.110 kapsamında bu tedbirlerin uygulanabilmesi için kuvvetli suç şüphesinin ve bir tutuklama nedeninin somut delillerle ortaya konulması elzemdir.

Temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasında Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.13 uyarınca ölçülülük ve orantılılık ilkeleri kati surette gözetilmelidir. Yargı mercileri, koruma tedbiri kararı verirken hedeflenen amaca ulaşmak için kişinin temel haklarını daha az sınırlayan alternatif yöntemlerin bulunup bulunmadığını değerlendirmek zorundadır. Adli kontrol tedbirinin uygulanması ile beklenen kamusal menfaat ile kişinin eğitim hakkı arasındaki denge şablon ifadelerle değil, somut ve ikna edici hukuki gerekçelerle kurulmalıdır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayı incelerken başvurucuların yurt dışında kabul aldıkları yüksek lisans ve CERN stajı programlarına adli kontrol tedbiri nedeniyle katılamamalarının eğitim hakkına doğrudan bir müdahale olduğunu tespit etmiştir. Mahkemeye göre, her ne kadar adli kontrol kararları şüphelilerin kaçmasını önlemek ve maddi gerçeği ortaya çıkarmak gibi meşru bir amaca dayansa da, bu tedbirlerin uygulanmasında demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine uyulması zorunludur.

Sulh Ceza Hâkimliğinin yurt dışına çıkış yasağı kararı incelendiğinde, başvurucuların hangi delilleri karartma veya kimin üzerinde baskı kurma ihtimali bulunduğu somut olarak açıklanmamıştır. Kararda, yalnızca basmakalıp ve genelgeçer ifadeler kullanılmış, uygulanan koruma tedbirinin bireyselleştirilmiş gerekçeleri ortaya konulmamıştır. Üstelik başvurucuların yurt dışındaki eğitim programlarına katılmak zorunda oldukları ve tedbirin eğitim haklarını telafisi imkânsız şekilde zedeleyeceği yönündeki itirazları da yargı mercileri tarafından hiçbir şekilde tartışılmamıştır.

Yargı mercileri, adli kontrol tedbiriyle ulaşılmak istenen amaca, başvurucuların eğitim hayatına daha az zarar verecek alternatif ve daha hafif adli kontrol tedbirleriyle ulaşılıp ulaşılamayacağını değerlendirmemiştir. Başvurucular hakkında yaklaşık altı ay boyunca sürdürülen bu tedbir, eğitim hayatlarında dönem kayıplarına ve önemli hak mahrumiyetlerine yol açmıştır. Kamu yararı ile bireysel haklar arasında kurulması gereken adil denge, başvurucular aleyhine ölçüsüz bir biçimde bozulmuştur. Gerek ilk kararı veren mahkeme gerekse itirazları inceleyen merciler, uygulanan tedbirin zorunluluğunu ilgili ve yeterli bir gerekçeyle kanıtlayamamıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, uygulanan yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbirinin orantısız olması nedeniyle eğitim hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: