Anasayfa Karar Bülteni YARGITAY | 9. HD | 2017/24607 E. | 2017/16263 K.

Karar Bülteni

YARGITAY 9. HD 2017/24607 E. 2017/16263 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2017/24607
Karar No 2017/16263
Karar Tarihi 19.10.2017
Dava Türü Alacak
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
  • Süresinden sonra yapılan zamanaşımı defi dikkate alınamaz.
  • İşçinin mahkeme önündeki beyanı bağlayıcı ikrar niteliğindedir.
  • Ödeme defi yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir.
  • Hükmedilen alacakların net veya brüt olduğu belirtilmelidir.

Bu karar, iş yargılamasında zamanaşımı definin ileri sürülme süresi, taraf ikrarlarının bağlayıcılığı ve ödeme definin niteliği açısından kritik bir öneme sahiptir. Yargıtay, ıslah dilekçesine karşı süresi içinde ileri sürülmeyen zamanaşımı itirazının mahkemece re'sen dikkate alınamayacağını kesin bir dille ifade etmiştir. Aynı zamanda, işçinin başka bir mahkeme dosyasında çalışma sürelerine dair verdiği beyanların kesin delil ve ikrar niteliği taşıdığı vurgulanmıştır.

Uygulamada sıklıkla karşılaşılan geç ileri sürülen zamanaşımı itirazları ve temyiz aşamasında sunulan ödeme belgeleri konusunda meslektaşlara önemli bir rehber niteliğindedir. Ödeme definin itiraz niteliğinde olması sebebiyle yargılamanın her aşamasında, hatta temyiz aşamasında dahi ileri sürülebileceği ilkesi pekiştirilmiştir. Ayrıca, mahkeme kararlarının infazında tereddüt yaratmamak adına alacak kalemlerinin net mi yoksa brüt mü olduğunun açıkça yazılması gerektiği kuralı bir kez daha hatırlatılmıştır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı işçi, davalı şirkete ait işyerinde uzun yıllar boyunca dokuma bölüm sorumlusu olarak çalışırken işverenin mobbingine maruz kaldığını, uzun saatler fazla mesai yaptığını, zorunlu ücretsiz izinlere çıkarıldığını ve bu sürelerde ücretlerinin ödenmediğini iddia etmiştir. Bu ağır çalışma koşullarına daha fazla dayanamayarak iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini belirten işçi; kıdem tazminatı ile fazla mesai, hafta tatili ve genel tatil ücreti alacaklarının davalı işverenden tahsil edilmesini talep ederek dava açmıştır. Davalı işveren ise davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, ödenmeyen herhangi bir işçilik alacağının bulunmadığını savunarak açılan davanın reddini talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Mahkemenin uyuşmazlığı çözerken dayandığı temel kuralların başında zamanaşımı ve ıslah müesseseleri gelmektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 317 ve 319 uyarınca, davalının ıslah dilekçesine karşı zamanaşımı defini iki haftalık yasal cevap süresi içinde ileri sürmesi zorunludur. Süresi geçtikten sonra ileri sürülen zamanaşımı defi, davacının açık muvafakati olmadıkça dikkate alınamaz. Zamanaşımı bir borcu ortadan kaldırmaz, yalnızca dava edilebilirliğini engeller. Bu sebeple hakimin zamanaşımını kendiliğinden dikkate alması yasal olarak mümkün değildir.

Diğer bir önemli kural ise taraf ikrarlarıdır. İşçinin mahkeme huzurunda, hatta farklı bir dava dosyasında dahi olsa, çalışma saatleri veya dinlenme günleri hakkında yaptığı açıklamalar bağlayıcı ikrar kabul edilir. Hakimin bu ikrarın aksine bir değerlendirme yaparak hesaplama yapması hukuka aykırıdır.

Ödeme defi ise hakkı ortadan kaldıran bir itiraz niteliğindedir. İşçiye yapılan ödemelerin, imzalı maaş bordrolarıyla veya benzeri kesin delillerle ispatlanması mümkündür. Ödeme defi, borcu tamamen sona erdirdiği için zamanaşımı definden farklı olarak yargılamanın her aşamasında, hatta temyiz aşamasında bile dosyaya sunularak incelenmesi talep edilebilir. Son olarak, mahkemelerin verdiği kararların infaz aşamasında sorun yaratmaması için 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 297 gereğince hükmedilen alacak kalemlerinin brüt mü yoksa net mi olduğunun kararda açıkça belirtilmesi yasal bir zorunluluktur.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Somut olayda Yargıtay, yerel mahkemenin usul kurallarını uygulama biçiminde önemli eksiklikler ve hatalar tespit etmiştir. Davacı tarafın ıslah dilekçesi davalıya 17.09.2014 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen, davalı işveren ıslaha karşı itirazlarını ve zamanaşımı defini iki haftalık yasal süre geçtikten sonra 02.10.2014 tarihinde sunmuştur. Yargıtay, süresi içinde yapılmayan zamanaşımı definin davacının açık muvafakati bulunmaksızın dikkate alınamayacağını ve yerel mahkemenin bu itirazı geçerli saymasının usul hukuku kurallarına aykırı olduğunu belirlemiştir.

Bununla birlikte, davacının dinlendiği başka bir iş mahkemesi dosyasında mahkeme huzurunda "ayda 1 gün hafta izni kullanıyorduk" şeklinde bir beyanda bulunduğu saptanmıştır. Yüksek Mahkeme, bu beyanın kesin ve bağlayıcı bir mahkeme içi ikrar olduğunu vurgulayarak, yerel mahkemenin bu beyanı göz ardı edip davacının ayda 4 pazar günü çalıştığını kabul ederek hesaplama yapmasını hatalı bulmuştur.

Öte yandan, davalı işveren temyiz aşamasında davacının imzasını taşıyan ve fazla mesai tahakkukları içeren maaş bordroları sunmuştur. Yargıtay, ödeme defi niteliği taşıyan bu tür belgelerin hakkı ortadan kaldıran niteliği sebebiyle yargılamanın her aşamasında dosyaya sunulabileceğini belirtmiş, mahkemece bu bordroların davacı işçiye gösterilerek beyanının alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiğine işaret etmiştir. Ayrıca, yerel mahkemenin hüküm fıkrasında belirtilen alacak miktarlarının net mi yoksa brüt mü olduğunu yazmamasının infazda tereddüt yaratacağı tespiti yapılmıştır.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, usule ve esasa ilişkin bu eksiklikler ile hatalı değerlendirmeler nedeniyle yerel mahkeme kararını bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: