Anasayfa Karar Bülteni YARGITAY | 22. HD | 2017/25169 E. | 2019/20743 K.

Karar Bülteni

YARGITAY 22. HD 2017/25169 E. 2019/20743 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Yargıtay 22. Hukuk Dairesi
Esas No 2017/25169
Karar No 2019/20743
Karar Tarihi 11.11.2019
Dava Türü Alacak
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
  • İstifa iradesi fesada uğratılmadıkça geçerlidir.
  • İmzalı olaya ilişkin tutanaklar bağlayıcı delildir.
  • İşçi kusuruyla doğan zarar alacaktan mahsup edilir.
  • Soyut mobbing iddiası haklı fesih sayılamaz.

Bu karar, işçi ile işveren arasındaki uyuşmazlıklarda istifa iradesinin geçerliliği ve işçinin işverene verdiği zararların işçilik alacaklarından mahsup edilmesi hususlarında son derece kritik hukuki tespitler içermektedir. İşçi, kendi el yazısı ve imzasıyla işyerinde bazı usulsüzlükler yaptığını kabul edip zararın alacaklarından kesilmesine onay verdiği bir belge imzalamışsa, sonradan bu belgenin baskı altında (irade fesadı) alındığını somut ve inandırıcı delillerle kanıtlamak zorundadır. Yargıtay, işçinin sadece soyut iddialarına veya isticvap sırasındaki kendi beyanlarına dayanılarak istifanın geçersiz sayılamayacağını açıkça ortaya koymuştur.

Emsal etkisi bakımından bu içtihat, işçinin imzasını taşıyan olay tutanaklarının ve istifa dilekçelerinin, aksi ispat edilene kadar kesin delil niteliği taşıdığını teyit etmektedir. Uygulamada sıkça karşılaşılan "baskı altında istifa ettirildim" veya "mobbinge maruz kaldım" iddialarının, dinlenen görgüye dayalı tanık beyanları ve yazılı delillerle desteklenmemesi hâlinde mahkemelerce kabul görmeyeceği vurgulanmıştır. Ayrıca, işçinin haksız eylemleri sonucu işverene verdiği ve tutanakla sabit olan maddi zararların, işçinin yıllık izin veya benzeri alacaklarından mahsup edilebileceği kuralı, işverenlerin zarar tazmini süreçleri için yol gösterici bir uygulama standardı oluşturmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı işçi, emekliliğine az bir süre kala kıdem tazminatını almasını engellemek amacıyla şirket insan kaynakları tarafından kendisine zorla istifa dilekçesi imzalatıldığını, daha çok satış yapması yönünde baskı kurularak mobbing uygulandığını ve haksız yere işten çıkarıldığını ileri sürerek eski işverenine karşı dava açmıştır. İşçi; kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin, ulusal bayram, genel tatil ve fazla çalışma alacaklarının kendisine ödenmesini talep etmiştir.

Buna karşılık davalı işveren, davacının işyerinde kurallara aykırı hareket ettiğini, haksız menfaat sağladığını ve kasadan para aldığını belirterek bu durumun tutanak altına alındığını savunmuştur. İşveren, işçinin işyeri kurallarını ihlal ettiğini kabul ederek kendi isteğiyle istifa ettiğini, dolayısıyla herhangi bir tazminat hakkı bulunmadığını ve şirkete verdiği maddi zararın da kendi alacaklarından kesilmesini bizzat talep ettiğini belirterek davanın reddini istemiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

İş hukuku uygulamasında, iş sözleşmesinin işçi tarafından haklı nedenle derhal feshi 4857 sayılı İş Kanunu m. 24 kapsamında düzenlenirken, işverenin haklı nedenle derhal feshi aynı kanunun 25. maddesinde yer almaktadır. İşçinin hiçbir haklı nedene dayanmadan ve bildirim süresi tanımaksızın iş sözleşmesini tek taraflı olarak sona erdirmesi kural olarak istifa şeklinde değerlendirilir.

İş sözleşmesinin istifa yoluyla sona ermesi durumunda, işçi yasal olarak kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamaz. Ancak işçinin istifa dilekçesini baskı, tehdit veya iradeyi sakatlayan (irade fesadı) başka bir durum altında imzaladığı iddia ediliyorsa, bu iddianın somut, inandırıcı ve güçlü delillerle ispatlanması gerekir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, işçinin ıslak imzasını taşıyan tutanaklar ve istifa dilekçeleri aksi güçlü bir delille ispat edilene kadar geçerli kabul edilir.

Öte yandan, işçinin iş sözleşmesinden doğan sadakat borcuna aykırı davranması, işverenin güvenini kötüye kullanması veya haksız menfaat temin etmesi durumunda işverenin zararı doğabilir. İşçi, kusuruyla işverene verdiği maddi zararlardan sorumludur. Tarafların karşılıklı anlaşması veya işçinin yazılı muvafakati (kabulü) bulunması halinde, işverenin uğradığı bu zarar, işçinin doğmuş veya doğacak olan yıllık izin ücreti, tazminat gibi işçilik alacaklarından mahsup edilebilir. İmzalı bir belgede yer alan mahsup iradesi, imza inkarı veya zorla alındığı ispat edilmediği sürece hukuki geçerliliğini korur.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Mahkemece yapılan incelemede, davacı işçinin kendi el yazısı ve imzasını taşıyan dilekçesinde kişisel gerekçelerle ve maddi yetersizlik sebebiyle nakit paraya ihtiyaç duyduğunu, çeşitli tarihlerde yöneticileri yanıltarak ürün değişimi yaptığını ve kredi borcu nedeniyle kasadan 299,90 TL para aldığını kabul ettiği görülmüştür. Ayrıca işçi, söz konusu dilekçede şirket zararı olan bu tutarların kendi aylık maaşından, yıllık ücretli izin alacağından ve tazminatından mahsup edilmesini kabul etmiş, kalan bakiyeyi de ödeyeceğini taahhüt etmiştir.

Yerel mahkeme, işverenin bu iddialar karşısında usulüne uygun bir çıkış işlemi yapmayıp işçiden istifa dilekçesi almasını ve dilekçede "tazminat alacağımdan karşılanmak üzere" ifadesinin bulunmasını, işçinin istifa iradesinin bulunmadığına ve baskı altında alındığına yorarak kıdem ve ihbar tazminatı taleplerini kabul etmiştir. Ancak Yargıtay incelemesinde, dinlenen davacı tanıklarının çalışma koşullarını bilmeyen ve görgüye dayalı bilgisi olmayan kişiler olduğu, buna karşın işverence tutulan "olay tutanağı" içeriğinin tutanakta imzası bulunan tanıklarca doğrulandığı tespit edilmiştir. Davacının istifa dilekçesinin zorla alındığını ispatlayacak kendi isticvap beyanı dışında dosyada hiçbir somut delil bulunmamaktadır. Bu nedenle irade fesadı ispatlanamamış olup işçinin kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamayacağı açıkça vurgulanmıştır.

Yıllık izin ücreti yönünden ise, davacının hak kazandığı yıllık izin alacağından, bizzat işçinin imzaladığı ve zorla alındığı ispatlanamayan belgeye dayanılarak, şirkete verilen 299,90 TL'lik zararın mahsup edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Davacının imzasını inkar etmediği bir durumda yerel mahkemenin bu mahsup işlemini yapmaması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.

Sonuç olarak Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, davacının istifa iradesinin fesada uğratıldığını ispatlayamaması nedeniyle kıdem ve ihbar tazminatlarının reddedilmesi ve oluşan şirket zararının işçinin yıllık izin alacağından mahsup edilmesi gerektiği yönünde kararı bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: