Karar Bülteni
AYM Yasin Selçuk ve Diğerleri BN. 2023/29076
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm |
| Başvuru No | 2023/29076 |
| Karar Tarihi | 27.11.2024 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Süregelen müdahalelerde zararın somut tarihi kesin olarak belirlenemez.
- İdari başvuru süreleri müdahale kesildiğinde başlatılmalıdır.
- Tazminat başvuru şartlarının aşırı şekilci yorumlanması hukuka aykırıdır.
- Makul sürede yargılanma şikayetlerinde tazminat komisyonu yolu tüketilmelidir.
Bu karar, terör ve terörle mücadele eylemleri nedeniyle mülklerine uzun süre erişemeyen vatandaşların tazminat taleplerinde karşılaştıkları usule ilişkin katı engellerin hukuka aykırı olduğunu net bir şekilde ortaya koymaktadır. İdare ve yargı mercilerinin, kanunda öngörülen başvuru sürelerini hesaplarken müdahalenin süregelen niteliğini göz ardı ederek aşırı şekilci bir yorum benimsemesi, kişilerin anayasal haklarını kullanmalarını fiilen imkânsız hâle getirmektedir. Karar, idarenin ve mahkemelerin mevzuatı yorumlarken temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunmayan, koruyucu ve hak arama hürriyetini destekleyici bir yaklaşım benimsemesi gerektiğini hukuken tescil etmektedir.
Özellikle mülkiyet hakkı gibi temel bir hakkın ihlalinden doğan zararların telafisi söz konusu olduğunda, devletin kurduğu idari mekanizmaların ulaşılabilir ve etkili olması anayasal bir zorunluluktur. Sürekli devam eden bir haksızlık ve erişim engeli durumunda, mağdurdan her gün yeni bir başvuru yapmasını beklemek hukukun genel ilkeleriyle bağdaşmaz.
Benzer davalar açısından bu kararın emsal etkisi son derece büyüktür. Bundan sonraki süreçte, mülküne erişimi engellenen vatandaşların yapacağı tazminat başvurularında, idare altmış günlük hak düşürücü süreyi müdahalenin başladığı andan değil, müdahalenin fiilen ve tamamen sona erdiği tarihten itibaren hesaplamak zorundadır. Bu durum, yalnızca usuli gerekçelerle ve süreden reddedilen pek çok dosya için yeniden yargılama yolunu açacak güçlü bir içtihat niteliğindedir.
Ayrıca yargılamaların makul sürede bitirilmemesine ilişkin şikâyetler bakımından da güncel bir yol haritası çizilmiştir. Anayasa Mahkemesi, yeni yasal düzenlemelerle kurulan Tazminat Komisyonunu işaret ederek, uzun yargılama şikâyetlerinde bireysel başvuru yapılmadan önce bu idari yolun mutlaka tüketilmesi gerektiğini kesinleştirmiş ve idari yollar tüketilmeden yapılan başvuruların usulden reddedileceğini netleştirmiştir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucular, yaşanan terör olayları ve güvenlik gerekçesiyle yürütülen eylemler nedeniyle mülklerine uzun bir süre boyunca ulaşamamış ve bu durumdan dolayı ciddi maddi zararlara uğramışlardır. Yaşadıkları bu mağduriyetin ve zararın devlet tarafından karşılanması amacıyla, ilgili kanunlar çerçevesinde idareye başvurarak tazminat talebinde bulunmuşlardır.
Ancak idari makamlar ve Zarar Tespit Komisyonu, başvurucuların tazminat taleplerini incelerken kanunda belirtilen başvuru sürelerinin aşıldığı gerekçesiyle dosyaları süreden reddetmiştir. Olayın süregelen bir engelleme olduğunu ve belirli bir tarihte başlayıp bitmediğini savunan başvurucular, idarenin bu katı ve şekilci tutumunun haksız olduğunu belirterek konuyu yargıya taşımışlardır.
Mahkemelerden de istedikleri sonucu alamayan başvurucular, hem mülklerine erişememelerinden doğan zararlarının tazmin edilmemesi nedeniyle mülkiyet haklarıyla bağlantılı etkili başvuru haklarının engellendiğini hem de bu dava süreçlerinin gereğinden çok daha uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia ederek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı değerlendirirken öncelikle Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile Anayasa'nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkı arasındaki yaşamsal bağlantıyı merkeze almıştır. Mülkiyet hakkına yönelik müdahalelere karşı kişilerin erişebileceği, ihlal iddialarıyla ilgili başarı şansı sunan ve yeterli giderim sağlama kapasitesi olan etkili yolların idarece açık tutulması zorunludur.
Uyuşmazlığın yasal temelini 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun m.6 oluşturmaktadır. Bu madde, zararın öğrenilmesinden itibaren belirli süreler içinde Zarar Tespit Komisyonuna başvurulmasını emretmektedir. Ancak yerleşik içtihat prensipleri gereği, mülke erişimin engellenmesi gibi süregelen müdahalelerde, zararın doğduğu ve bittiği net bir an tek seferlik olarak tespit edilemez. Bu nedenle kanundaki başvuru sürelerinin, müdahalenin tamamen ortadan kalktığı, yani kesildiği tarihten itibaren işlemeye başlaması gerektiği hukuki bir zorunluluk olarak kabul edilmektedir.
Makul sürede yargılanma şikâyetleri bakımından ise 7499 sayılı Kanun ile değişikliğe uğrayan 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun m.5/A ve anılan kanunun Geçici 3. maddesi dikkate alınmıştır. Yeni yasal düzenlemeler, doktrin ve içtihatlarda bireysel başvurunun ikincilliği ilkesi olarak bilinen kuralı pekiştirmiştir. Buna göre, makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddialarında, hukuk sisteminde ihlali gidermeye yönelik yeni kurulan idari yol olan Tazminat Komisyonu mekanizması tüketilmeden doğrudan Anayasa Mahkemesine başvurulması hukuken mümkün değildir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, başvurucuların mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddiasını incelerken daha önce verdiği emsal nitelikteki Osman Kızılcan kararına doğrudan atıfta bulunmuştur. Somut olayda başvurucuların mülklerine ulaşamaması tek seferlik bir olay değil, zaman içinde kesintisiz olarak devam eden süregelen bir müdahaledir. İdarenin ve yargı mercilerinin, sanki olay bir günde olup bitmiş gibi zararın başlangıç tarihini baz alarak idari başvuru sürelerini işletmesi temelden hatalı bulunmuştur.
Mahkemeye göre, süregelen müdahalelerde ilgili kanun maddesindeki başvuru süreleri ancak müdahalenin bütünüyle bittiği tarihten itibaren başlatılmalıdır. Aksi bir yorumun kabul edilmesi, başvuru süresini kaçıran bir vatandaşın devam eden müdahale karşısında zararının karşılanması için altmışıncı günden sonra her Allah'ın günü yeniden komisyona başvurmasını gerektirecek, mantık sınırlarını zorlayan bir sonuç doğuracaktır. İdarenin bu aşırı şekilci yaklaşımı, başvurucuların kanunla getirilen tazminat imkânından yararlanmasını zorlaştıran katı bir tutumdur ve devletin kurduğu başvuru mekanizmasını işlevsiz kılmıştır.
Bu nedenlerle Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili yargı mercilerine gönderilmesine hükmetmiştir. İhlalin ve sonuçlarının bizzat yeniden yargılama yoluyla giderileceği anlaşıldığından, başvurucuların ayrıca talep ettiği maddi ve manevi tazminat istekleri reddedilmiştir.
Öte yandan, başvurucuların davalarının makul sürede bitirilmediğine yönelik iddiaları usulden incelenmiştir. Mahkeme, yakın zamanda yürürlüğe giren kanun değişiklikleri ile yetkileri genişletilen Tazminat Komisyonunun, derdest olan bu tür şikâyetler için ilk bakışta ulaşılabilir ve ihlal iddiaları bakımından yeterli giderim sağlama kapasitesine sahip etkili bir başvuru yolu olduğunu tespit etmiştir. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği, bu idari başvuru yolu tüketilmeden Anayasa Mahkemesinden esasa girilerek bir ihlal kararı istenmesi mümkün görülmemiştir. Bu sebeple makul sürede yargılanma şikâyeti, başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulunmuştur.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.