Anasayfa Karar Bülteni AYM | Yusuf Küçükçelik vd. | BN. 2022/12455

Karar Bülteni

AYM Yusuf Küçükçelik vd. BN. 2022/12455

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2022/12455
Karar Tarihi 27.11.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Kanuni düzenleme ile alacak hakkı engellenemez.
  • Hukuki yollara başvuru imkânı fiilen ortadan kaldırılamaz.
  • Tahsil imkânsızlığı mülkiyet hakkının ihlalidir.
  • Mülkiyet hakkıyla bağlantılı etkili başvuru güvence altındadır.

Bu karar, devam eden bir yargılama sürecinde sonradan yürürlüğe giren kanuni düzenlemelerle kişilerin alacaklarını tahsil etme imkânının fiilen ellerinden alınmasının anayasal hak ihlali oluşturduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, bireylerin alacaklarını tahsil etmek amacıyla hukuki yollara başvurmalarına rağmen, yasa koyucu tarafından yapılan geriye dönük veya devam eden davaları etkileyen müdahalelerin mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkını zedelediğini hüküm altına almıştır. Devam eden uyuşmazlıklarda devletin, kişilerin meşru beklentilerini boşa çıkaracak şekilde yasal mekanizmaları işlevsiz kılması hukuki güvenlik ilkesiyle bağdaşmamaktadır.

Bu kararın benzer davalardaki emsal etkisi, özellikle yatırımcıların veya şirket ortaklarının alacaklarının tahsiline yönelik yasal süreçlerin, sonradan çıkarılan kanunlarla fiilen durdurulamayacağı yönündedir. Uygulamada, alacak davaları derdestken şirketlerin hukuki statüsünü veya sorumluluk rejimini değiştiren yasal düzenlemelerin, davacıların hakkına ulaşmasını imkânsız hâle getirmesi sıklıkla karşılaşılan bir sorundur. Anayasa Mahkemesinin daha önceki Turgay Kılıç kararında benimsediği ilkeleri bu dosyada da istikrarlı bir şekilde uygulaması, alt derece mahkemelerine ve kanun koyucuya net bir mesaj vermektedir. Mahkemeler, yürürlüğe giren yeni yasal düzenlemeleri uygularken anayasal mülkiyet hakkını ve mahkemeye erişim hakkını ihlal etmemek adına hukuka uygun yorum yapmakla yükümlüdür. Bu yönüyle karar, mülkiyet hakkına dayalı alacak taleplerinin güvencesini pekiştiren ve yasal müdahalelerin sınırlarını çizen güçlü bir içtihat niteliği taşımaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvuruya konu olayda, Yusuf Küçükçelik ve Seyit Battal Kaymak isimli vatandaşlar, bir şirkete daha önceden yatırmış oldukları paranın iadesini talep etmektedir. Başvurucular, alacaklarına kavuşabilmek amacıyla ilgili mahkemelerde dava açarak hukuki yollara başvurmuşlardır. Ancak, söz konusu paranın iadesine ilişkin davanın devam ettiği süreçte kanun koyucu tarafından yeni bir yasal düzenleme yapılmıştır.

Yapılan bu yeni düzenleme, başvurucuların şirketten olan alacaklarını hukuken tahsil etme imkânını fiilen ortadan kaldırmıştır. Başvurucular, kendi iradeleri dışında gelişen bu yasal değişiklik sebebiyle mahkemeye başvurmalarının anlamsız hâle geldiğini ve alacaklarını tahsil edemediklerini belirterek mağdur olduklarını iddia etmişlerdir. Bunun üzerine, yargılama sürecinde haklarını aramalarının yasal bir engelle kesilmesi nedeniyle mülkiyet haklarının ve etkili başvuru haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkı ve etkili başvuru hakkına ilişkin uyuşmazlıkları çözerken temelde Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 35 ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 40 hükümlerine dayanmaktadır. Anayasa m. 35 uyarınca herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir ve bu haklar ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkı, kişilerin meşru beklentilerini ve alacak haklarını da koruma altına alan geniş bir güvence sunmaktadır.

Diğer yandan, Anayasa m. 40 hükmü, anayasal hakları ihlal edilen herkesin yetkili makama gecikmeden başvurma imkânının sağlanmasını devlete temel bir görev olarak yüklemektedir. Bu bağlamda, kişilerin mülkiyet haklarına yönelik iddia ve taleplerini mahkemeler önünde etkin bir şekilde ileri sürebilmeleri ve bu sürecin sonunda hakkına kavuşabilmeleri gerekir. Mahkemeye erişim hakkı ve etkili başvuru hakkı, sadece şeklî bir başvuru imkânı sunmakla kalmamalı, aynı zamanda davanın esasına girilerek alacağın tahsiline yönelik pratik ve etkili bir sonuç doğurmalıdır.

Yerleşik Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre, kişilerin alacaklarını tahsil etmek için açtıkları davalar derdestken yürürlüğe konulan kanuni düzenlemelerle davanın konusuz bırakılması veya tahsil imkânının yasal bir engelle ortadan kaldırılması hukuki güvenlik ilkesini zedeler. Mahkeme, uyuşmazlığın çözümünde dayandığı yerleşik Turgay Kılıç kararında da vurguladığı üzere, kanun koyucunun devam eden davalara müdahale niteliği taşıyan ve alacaklıların hukuki mekanizmaları işletme imkânını elinden alan düzenlemelerinin, mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkını açıkça ihlal ettiğini kabul etmektedir. Bu temel kurallar ışığında, kişilerin yargı yoluyla hak arama hürriyetinin sonradan çıkarılan yasalarla işlevsiz kılınması anayasal güvencelere aykırıdır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut başvuruyu incelerken öncelikle başvurucuların iddialarının temelini oluşturan mülkiyet hakkı ve etkili başvuru hakkına yönelik müdahaleyi mercek altına almıştır. Başvurucular Yusuf Küçükçelik ve Seyit Battal Kaymak, şirkete yatırdıkları paranın iadesi amacıyla açtıkları davanın, yargılama sürerken yapılan kanuni bir düzenleme neticesinde sonuçsuz bırakıldığından ve alacaklarını tahsil etme yollarının kapatıldığından şikâyet etmişlerdir. Mahkeme, yapılan yasal değişikliğin başvurucuların alacaklarını tahsil etmelerine olanak tanıyan tüm hukuki yolları fiilen işlevsiz hâle getirdiğini tespit etmiştir.

Kararda, Anayasa Mahkemesinin daha önce benzer maddi vakıalara sahip olan emsal başvurusunda ortaya koyduğu anayasal ilkelere atıf yapılmıştır. Söz konusu kararda, bir kişinin alacağını tahsil etmek maksadıyla uygun hukuki yollara başvurmasına rağmen, devam eden yargılama sürecinde yürürlüğe giren kanuni düzenlemeler sebebiyle hukuki mekanizmaları işletme imkânından mahrum bırakılmasının anayasal hakların ihlali anlamına geldiği açıkça belirtilmiştir. Somut olayda da idare ve yargı makamları önünde devam eden süreçlerin, yasama organının müdahalesiyle alacaklı aleyhine sonuçlanması veya tahsil kabiliyetini yitirmesi, mülkiyet hakkının korunmasına yönelik usul güvencelerini etkisiz kılmıştır.

Yüksek Mahkeme, eldeki başvuruda daha önce belirlenen bu anayasal ilkelerden ve ulaşılan hukuki sonuçtan ayrılmayı gerektirecek herhangi bir istisnai durum veya farklı bir olgu bulunmadığını teyit etmiştir. Başvurucuların alacaklarını elde etme yönündeki meşru beklentileri ve başvurdukları yargısal yollar, salt kanuni bir müdahale ile boşa çıkarılmıştır. Bu durum, hukuk devleti ilkesinin gereği olan hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik unsurlarını derinden zedelemiştir. Mahkeme, hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için dava dosyasının ilk derece mahkemesinden temin edilerek yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğuna ve bunun mağduriyeti giderecek yeterli bir önlem olduğuna karar vermiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, başvurucuların mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiş ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılması amacıyla başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: