Karar Bülteni
AYM Bayrem Demir ve Diğerleri BN. 2022/76549
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm |
| Başvuru No | 2022/76549 |
| Karar Tarihi | 23.10.2024 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal / Kabul Edilemezlik |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Süregelen müdahalelerde zarar tarihi kesin olarak belirlenemez.
- Başvuru süresi müdahalenin kesildiği tarihten itibaren başlatılmalıdır.
- Sürelere ilişkin aşırı şekilci yorumlar hak ihlali doğurur.
- Uzun yargılama şikayetleri öncelikle Tazminat Komisyonuna yapılmalıdır.
Bu karar hukuken, mülke erişimin engellendiği ve süregelen müdahale teşkil eden durumlarda, idari başvuru sürelerinin idare ve yargı mercileri tarafından katı ve şekilci bir yaklaşımla hesaplanamayacağını net bir şekilde ortaya koymaktadır. Terör olayları veya güvenlik tedbirleri nedeniyle mülklerine ulaşamayan vatandaşların zararlarının tazmini amacıyla yaptıkları başvurularda, kanuni başvuru süresinin olayın başladığı ilk günden değil, müdahalenin veya engelin tamamen ortadan kalktığı tarihten itibaren işletilmesi gerektiği vurgulanmıştır. İdarenin ve yargı mercilerinin aksi yöndeki aşırı şekilci yorumlarının, bireylerin kanuni tazminat imkânından yararlanmasını fiilen imkânsız hâle getirerek mülkiyet hakkıyla bağlantılı etkili başvuru hakkını ağır şekilde ihlal ettiği tescil edilmiştir.
Benzer davalardaki emsal etkisi açısından bu karar, idarenin tazminat sorumluluğundan kaçınmak amacıyla usule ilişkin süreleri vatandaş aleyhine dar yorumlamasının önüne geçecek güçlü bir anayasal güvence sunmaktadır. İdarelerin, devam eden mağduriyetlerde başvuru süresini her gün yeniden doğmuş gibi kabul etmek yerine, eylemin ve mağduriyetin sona erdiği tarihi esas alması zorunlu kılınmıştır. Ayrıca, makul sürede yargılanma hakkına ilişkin iddialarda Adalet Bakanlığı bünyesindeki Tazminat Komisyonuna başvuru yolunun tüketilmesinin zorunlu kılındığı bir kez daha vurgulanarak, uzun yargılama şikayetlerinde izlenmesi gereken güncel hukuki prosedür pekiştirilmiştir. Bu durum, anayasal yargıda usul ekonomisini sağlarken mülkiyet ve hak arama hürriyetinin korunmasında idari makamlara daha adil ve esnek bir yaklaşım benimseme yükümlülüğü getirmektedir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Uyuşmazlık, başvurucuların terör ve güvenlik olayları nedeniyle mülklerine ulaşamamalarından kaynaklanan zararlarının karşılanması talebine dayanmaktadır. Başvurucular, sahip oldukları arazilere ve taşınmazlara uzunca bir süre boyunca erişim sağlayamamış, arazilerini ekip biçememiş ve bu sebeple ekonomik anlamda maddi zarara uğramışlardır. Söz konusu zararlarının tazmin edilmesi amacıyla kanunun öngördüğü usuller çerçevesinde Zarar Tespit Komisyonuna başvuruda bulunmuşlardır.
Ancak idari makamlar, söz konusu başvurunun yasal süre olan altmış gün içinde yapılmadığı gerekçesiyle, zararın üzerinden zaman geçtiğini belirterek talepleri süre aşımı yönünden reddetmiştir. Başvurucular, mülke erişim engelinin bir defaya mahsus bir olay olmadığını, sürekli devam eden bir durum olduğunu ve başvuru süresinin bu kadar katı yorumlanmaması gerektiğini belirterek uyuşmazlığı yargıya taşımıştır. İdari yargıda da idarenin şekilci yaklaşımı benimsenerek davaların reddedilmesi üzerine başvurucular, hem idari başvurularının haksız yere reddedildiğini hem de bu süreçteki yargılamaların çok uzun sürerek mağduriyetlerinin arttığını belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı incelerken, idarenin ve derece mahkemelerinin tutumunu Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkı ve Anayasa'nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkı çerçevesinde ele almıştır. Kararın temelini 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun hükümleri ve bu kanunun uygulanış biçimi oluşturmaktadır. Bu Kanun'un 6. maddesinde yer alan başvuru sürelerinin, olayın niteliğine ve mağduriyetin devamlılığına göre nasıl yorumlanması gerektiği temel inceleme konusudur.
Yerleşik anayasal içtihatlar uyarınca, süregelen ve devam eden nitelikteki müdahalelerde zarar konusu olayın belirli ve tek bir tarihte gerçekleştiğinden söz edilemez. Bu nedenle, mülke erişimin engellenmesi gibi uzun süreli ve devamlılık arz eden fiillerde kanuni başvuru süresinin, müdahalenin veya engelin kesildiği, yani mülke ulaşımın fiilen ve hukuken sağlandığı tarihten itibaren başlatılması hukuki bir zorunluluktur. Anayasa Mahkemesi, idarenin başvuru süresini olayın başladığı ilk günden itibaren hesaplamasını makul olmayan, aşırı şekilci ve katı bir yorum olarak nitelendirmiştir. Bu tür bir yorumun kabul edilmesinin, zarar gören vatandaşı her gün yeniden komisyona başvurmak zorunda bırakacak kadar hukukun ruhuna aykırı bir sonuç doğuracağı kabul edilmiştir.
Bunun yanında, makul sürede yargılanma hakkı şikayetleri yönünden, yakın zamanda yürürlüğe giren 7499 sayılı Kanun ile 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun'a eklenen 5/A maddesi temel kural olarak uygulanmıştır. Bu yasal değişiklikle birlikte, uzun süren yargılamalara ilişkin ihlal iddialarında Anayasa Mahkemesine başvurmadan önce kurulan Tazminat Komisyonuna başvurulması dava şartı hâline getirilmiştir. Bu usul kuralı, Anayasa Mahkemesi önünde hâlihazırda derdest olan dosyalar için de geçerli kılınarak, söz konusu idari başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvuruların incelenemeyeceği prensibi benimsenmiştir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, somut olayı değerlendirirken öncelikle başvurucuların mülkiyet haklarına yönelik müdahalenin niteliğini ve süresini tespit etmiştir. Başvurucuların yaşanan güvenlik sorunları nedeniyle mülklerine ulaşamamaları, anlık olarak başlayıp biten bir olay değil, uzun bir zamana yayılan ve kesintisiz şekilde devam eden süregelen bir müdahaledir. Zarar Tespit Komisyonunun ve ardından itirazları inceleyen idari yargı mercilerinin, başvuru süresini müdahalenin başladığı ilk günden itibaren hesaplayıp yasal sürenin geçtiği gerekçesiyle başvuruları usulden reddetmesi, mülkiyet ve hak arama özgürlüğüne ilişkin anayasal güvencelerle bağdaşmamaktadır.
Yüksek Mahkeme, bu dar ve şekilci yaklaşımın, başvurucuları müdahalenin devam ettiği her gün için idareye yeniden başvurmaya zorlayacak kadar hayatın olağan akışına aykırı bir sonuca yol açtığını tespit etmiştir. İdarenin bu katı yorumu, vatandaşların 5233 sayılı Kanun ile devlete yüklenen terör zararlarının tazmini yükümlülüğünden yararlanmalarını pratikte imkânsız hâle getirmektedir. Dolayısıyla, somut olayda süregelen bir engelleme söz konusu olduğundan, başvuru süresinin ancak mülke erişim engelinin tamamen ortadan kalktığı tarihte işlemeye başlayacağı bir kez daha teyit edilmiştir. Derece mahkemelerinin bu esnekliği göstermemesi, mülkiyet hakkının korunması için öngörülen idari ve yargısal yolların fiilen işlemez hâle getirilmesi anlamına geldiğinden, mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ağır şekilde ihlal edildiği saptanmıştır.
Öte yandan, başvurucuların makul sürede yargılanma hakkına ilişkin şikayetleri yönünden de güncel hukuki usul kuralları doğrultusunda değerlendirme yapılmıştır. Başvurucuların, tazminat davalarının makul süreyi aştığına dair iddiaları, yakın zamanda mevzuatta yapılan değişiklikler kapsamında ele alınmıştır. Yeni yasal düzenlemeler uyarınca, bu tür şikayetler için ilk bakışta ulaşılabilir ve başarı şansı sunan Adalet Bakanlığı bünyesindeki Tazminat Komisyonuna başvurulması gerekmektedir. Başvurucuların, bu olağan idari başvuru yolunu tüketmeden doğrudan Anayasa Mahkemesi önüne gelmeleri nedeniyle, şikayetlerinin bu kısmının esastan incelenmesi, bireysel başvurunun ikincilliği ilkesi gereği mümkün görülmemiştir. Başvurucuların bu ihlaller nedeniyle talep ettikleri maddi ve manevi tazminat talepleri ise, yeniden yargılama yapılmasının bizatihi yeterli bir hukuki giderim sağlayacağı gerekçesiyle mahkemece reddedilmiştir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla yeniden yargılama yapılmasına karar vererek başvuruyu kabul etmiştir.