Anasayfa Karar Bülteni AYM | Gülnam Uysal ve Diğ. | BN. 2022/90604

Karar Bülteni

AYM Gülnam Uysal ve Diğ. BN. 2022/90604

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2022/90604
Karar Tarihi 23.10.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Süregelen müdahalelerde başvuru süresi müdahale kesilince başlar.
  • Süre kurallarının aşırı şekilci yorumlanması hakkı ihlal eder.
  • Zarar tespit başvurularında katı yorumdan kaçınılmalıdır.
  • Makul sürede yargılanma şikayetleri Tazminat Komisyonuna yapılmalıdır.

Bu karar hukuken, mülkiyet hakkına yönelik süregelen müdahaleler karşısında idari makamlara yapılacak başvurularda dikkate alınması gereken süre başlangıcına ilişkin hayati bir standart getirmektedir. Anayasa Mahkemesi, mülke erişimin engellenmesi gibi kesintisiz devam eden ihlallerde, başvuru süresinin zararı doğuran olayın başladığı tarihten değil, engellemenin fiilen sona erdiği tarihten itibaren işlemesi gerektiğini vurgulamaktadır. Aksi hâlde, mağdurların periyodik olarak idareye başvurmak zorunda bırakılması gibi makul olmayan ve aşırı şekilci bir sonucun ortaya çıkacağı tespit edilmiştir.

Uygulamadaki önemi dikkate alındığında bu karar, güvenlik kaygılarıyla mülklerine ulaşamayan vatandaşların tazminat taleplerinin usulden reddedilmesinin önüne geçecek güçlü bir emsaldir. İdari yargı mercilerinin, kanuni süreleri yorumlarken bireylerin tazminat imkânından yararlanmasını imkânsız kılacak katı yaklaşımlardan kaçınmaları gerektiği netleştirilmiştir. Ayrıca karar, makul sürede yargılanma hakkına ilişkin iddiaların Anayasa Mahkemesinden önce yeni ihdas edilen Tazminat Komisyonuna yöneltilmesi gerektiğini teyit ederek, yargısal yolların tüketilmesi kuralının güncel idari mekanizmaları da kapsadığını göstermektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucular, güvenlik olayları ve terör eylemleri nedeniyle kendilerine ait mülklere uzun bir süre boyunca ulaşamamış ve bu erişim engeli nedeniyle mülkiyet hakkından kaynaklanan çeşitli maddi zararlara uğramıştır. Bu zararlarının tazmin edilmesi amacıyla idareye ve Zarar Tespit Komisyonuna başvuruda bulunmuşlardır. Ancak uyuşmazlığı inceleyen komisyon ve yargı mercileri, başvurucuların mülke erişim engeli devam etmesine rağmen kanunda öngörülen idari başvuru süresini kaçırdıklarını öne sürerek talepleri süre aşımı gerekçesiyle reddetmiştir. Başvurucular, devam eden bir mağduriyet için süre aşımının işletilmesinin hukuka aykırı olduğunu, zararlarının karşılanması taleplerinin şekilci bir yaklaşımla incelenmediğini belirterek mülkiyet hakkıyla bağlantılı etkili başvuru haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunmuşlardır. Ayrıca dava ve başvuru sürecinin uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma haklarının da ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın temelini, 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun uyarınca yapılacak idari başvurularda sürenin nasıl hesaplanacağı ve Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkı ile Anayasa'nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının yargısal süreçlerde birlikte değerlendirilmesi oluşturmaktadır.

5233 sayılı Kanun m.6 hükmü, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen kamu faaliyetleri nedeniyle zarara uğrayan vatandaşların, zararın öğrenilmesinden itibaren belirli ve yasal bir süre içinde idareye müracaat etmesini öngörmektedir. Ancak Anayasa Mahkemesinin yerleşik hak ihlali içtihatlarına göre, mülke erişimin engellenmesi gibi durumlarda ortaya çıkan "süregelen (mütemadi) müdahalelerde" zarar konusu olayın salt belirli bir takvim gününde başlayıp bittiği kesinlikle kabul edilemez. Bu tür kesintisiz bir şekilde devam eden ve etki doğuran ihlallerde, idari başvuru süresinin müdahalenin fiilen kesildiği veya fiilen sona erdiği tarihten itibaren başlatılması hukuki belirlilik ve usulde hakkaniyet ilkelerinin doğal bir gereğidir.

Eğer idari başvuru süresi, erişim engelinin ilk başladığı tarihten itibaren başlatılırsa, bu durum mağdurun her gün veya zararın devam ettiği her ay yeniden komisyona başvurmasını zorunlu kılacak anlamsız bir hukuki sarmala yol açacaktır. Hukuk kurallarının yorumlanmasında, bireylerin hak arama özgürlüğünü ve etkili başvuru hakkını imkânsız kılacak ölçüde aşırı şekilci ve katı yorumlardan kaçınılması, Anayasa'nın güvence altına aldığı etkili başvuru hakkının temel bir şartıdır.

Öte yandan, 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun'da yapılan son yasal değişiklikler çerçevesinde, makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddialarına ilişkin olarak Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmadan önce ilk bakışta ulaşılabilir ve başarı şansı sunan Tazminat Komisyonuna başvuru yolunun tüketilmesi yasal bir zorunluluktur.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut başvuruyu mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkı ve makul sürede yargılanma hakkı çerçevesinde iki ayrı başlık altında incelemiştir.

Mülkiyet hakkı ve etkili başvuru hakkı yönünden yapılan değerlendirmede, başvurucuların mülklerine ulaşamamalarından kaynaklanan zararın süregelen bir nitelik taşıdığı saptanmıştır. Yüksek Mahkeme, olay ve olguları benzer nitelikteki emsal içtihatlarına atıf yaparak, süregelen müdahalelerde zarar konusu olay için tek ve somut bir tarih belirlenemeyeceğini, bu nedenle ilgili kanunda belirtilen idari başvuru sürelerinin müdahalenin ancak fiilen kesildiği tarihten itibaren işletilmeye başlanması gerektiğini vurgulamıştır. Derece mahkemelerinin ve idarenin aksine yorum yaparak süreleri müdahalenin en başından işletmesi, başvurucuların kanunla getirilen tazminat imkânından yararlanmasını zorlaştıran, makul olmayan ve aşırı şekilci bir tutum olarak nitelendirilmiştir. Bu katı yorum nedeniyle mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği tespiti yapılmıştır.

Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiaları yönünden ise, mevzuatta yapılan yasal değişiklikler doğrultusunda, Anayasa Mahkemesi önünde derdest olan bu tür başvurular için Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna başvuru yolunun açıldığı hatırlatılmıştır. Yüksek Mahkeme, ihlal iddialarına karşı başarı şansı sunan ve yeterli giderim sağlama kapasitesine sahip olan bu idari başvuru yolunun, bireysel başvurunun ikincilliği ilkesi gereği öncelikle tüketilmesi gerektiğini saptamıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna, mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için kararın yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemelere gönderilmesine karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: