Anasayfa Karar Bülteni AYM | Bilal Yıldız ve Veysi Yıldız | BN....

Karar Bülteni

AYM Bilal Yıldız ve Veysi Yıldız BN. 2022/89299

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2022/89299
Karar Tarihi 27.05.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Soruşturma dosyasına kısıtlama kararları gerekçeli olmalıdır.
  • Dosyaya erişim kısıtlaması kesin bir zorunluluk gerektirir.
  • Kısıtlama kararı savunma hakkını ölçüsüzce engellememelidir.
  • Tutuklamaya itiraz için temel delillere erişilmelidir.

Bu Anayasa Mahkemesi kararı, tutuklu şüphelilerin soruşturma dosyasına erişim hakkı ve tutuklamaya itiraz mekanizmasının işlevselliği açısından büyük bir hukuki öneme sahiptir. Karar, ceza muhakemesinde sıkça başvurulan "soruşturmanın gizliliği" veya "dosyaya kısıtlama getirilmesi" uygulamasının şablon ve soyut gerekçelerle verilemeyeceğini, tutuklunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını ihlal edecek boyutlara ulaşmaması gerektiğini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Soruşturma makamlarının kısıtlama kararı aldırırken, bu kısıtlamanın neden kesin bir zorunluluk olduğunu somut gerekçelerle kanıtlaması gerektiği vurgulanmıştır.

Uygulamadaki emsal etkisine bakıldığında, sulh ceza hâkimliklerinin ve Cumhuriyet başsavcılıklarının dosya kısıtlama kararlarında yalnızca "soruşturmanın amacının tehlikeye düşebileceği" şeklindeki genel ifadelerle yetinemeyeceği anlaşılmaktadır. Karar, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin soruşturma aşamasında da titizlikle gözetilmesi gerektiğini hatırlatmakta; tutuklama kararına temel teşkil eden delillerin savunma makamından gizlenmesinin, adil bir itiraz sürecini imkânsız kılacağını ve doğrudan hak ihlali doğuracağını göstermektedir. Bu bağlamda, meslektaşlarımız ve soruşturma mercileri açısından kısıtlama taleplerinin somut delillere ve detaylı gerekçelere dayandırılması gerekliliğini pekiştiren rehber niteliğinde bir içtihattır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucular Bilal Yıldız ve Veysi Yıldız, silahlı terör örgütüne üye olma suçlamasıyla başlatılan bir soruşturma kapsamında gözaltına alınmış ve akabinde tutuklanmışlardır. Yürütülen soruşturma aşamasında, Cumhuriyet başsavcılığının talebi üzerine sulh ceza hâkimliği tarafından, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebileceği genel gerekçesiyle soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanmasına karar verilmiştir.

Başvurucular, dosyada bulunan ve aleyhlerine olduğu iddia edilen delilleri, haklarındaki somut suçlamaları kısıtlılık kararı sebebiyle tam olarak öğrenemediklerini ifade etmişlerdir. Bu bilgisizlik nedeniyle tutuklama kararına karşı etkin, gerçek ve tatmin edici bir şekilde itiraz edemediklerini, savunma haklarının ellerinden alındığını belirtmişlerdir. Yargılama sürecinin sonunda beraat eden başvurucular, haksız yere tutuklandıklarını, soruşturma dosyasına getirilen kısıtlama kararı yüzünden etkili savunma yapamadıklarını, makul süreyi aşan gözaltı işlemi ve kamu görevlilerinden gördüklerini iddia ettikleri kötü muameleler nedeniyle Anayasa Mahkemesine başvurarak mağduriyetlerinin tespiti ile manevi tazminat talebinde bulunmuşlardır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, başvuruyu kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını temelden güvence altına alan Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası ışığında incelemiştir. Söz konusu anayasal hüküm uyarınca, her ne sebeple olursa olsun hürriyeti kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı hâlinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir. Tutuklu yargılamalarda bu hakkın etkili biçimde kullanılabilmesi için, tutuklu kişiye veya avukatına kendisine karşı yöneltilen suçlamalara neden olan unsurlara itiraz etme yönünde gerçek ve işlevsel bir fırsatın sunulması gerekmektedir.

Soruşturmanın gizliliği ve avukatın dosyayı incelemesi hususu 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 153 hükmünde düzenlenmiştir. Anılan düzenlemeye göre, müdafiin dosya içeriğini inceleme veya belgelerden örnek alma yetkisi, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecek ise Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim kararıyla kısıtlanabilir. Yüksek Mahkeme içtihatlarına göre, tutuklu kişinin veya müdafiinin soruşturma dosyasındaki bilgi ve belgelere her koşulda sınırsız bir erişim hakkı bulunmamaktadır. Üçüncü kişilerin temel haklarını korumak, adli makamların başvurdukları yöntemleri gizli tutmak veya delillerin karartılmasını önlemek gibi kamu menfaatini ilgilendiren zorunlu durumlarda kısıtlama getirilebilir.

Ancak Anayasa Mahkemesi, dosyaya erişim hakkına getirilecek bu kısıtlamanın, öngörülen amaçlar ışığında "kesinlikle gerekli" olması ve bu durumun yeterli bir gerekçeyle somutlaştırılarak ortaya konulması gerektiğinin altını çizmektedir. Kısıtlama kararı verilse dahi, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine riayet edilmeli; tutuklamaya temel oluşturan ve hukukiliğinin tartışılması bakımından zorunlu olan asli delillerin tutuklu kişi veya müdafii tarafından incelenebilmesi mutlaka temin edilmelidir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucular hakkındaki soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması kararını Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası bağlamında titizlikle değerlendirmiştir. Başsavcılığın, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 153 uyarınca müdafiin dosya içeriğini incelemesi ve belgelerden örnek almasının kısıtlanmasını talep ettiği, sulh ceza hâkimliğinin de yalnızca "soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebileceği" şeklindeki kanuni ifadeyi kopyalayarak genel ve soyut bir gerekçeyle bu kısıtlama talebini kabul ettiği görülmüştür.

Yüksek Mahkeme, söz konusu kısıtlama kararında ve başsavcılığın dayanak talebinde, soruşturmanın amacının tehlikeye düşme ihtimalinin somut olayda tam olarak nasıl gerçekleşeceğine dair hiçbir bireyselleştirmede ve somutlaştırmada bulunulmadığını tespit etmiştir. Başvurucuların ve avukatlarının soruşturma dosyasındaki belgelere erişiminin, yürütülen ceza soruşturmasının selametini hangi yönlerden ve ne şekilde tehlikeye düşüreceği adli makamlarca açıklanmamıştır. Geçerli, somut ve ikna edici bir gerekçe sunulmaksızın soruşturma dosyasına erişim imkânından yoksun bırakılan başvurucuların, tutuklanmalarını haklı göstermek için ileri sürülen iddialara karşı tatmin edici, etkin ve gerçek bir şekilde itiraz etme imkânı bulamadığı sonucuna varılmıştır.

Mahkeme, yetersiz gerekçelerle alınan bu kısıtlama kararının, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerini bertaraf ettiğini, tutukluluğa karşı itiraz mekanizmasını tamamen işlevsiz hâle getirdiğini ve netice itibarıyla başvurucuların kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını zedelediğini belirlemiştir. Diğer taraftan, başvurucuların gözaltının ve tutuklamanın hukuki olmadığı, gözaltı süresinin aşıldığı, suçlamaların bildirilmediği ve kötü muameleye uğradıkları yönündeki diğer iddiaları ise olağan başvuru ve tazminat yollarının (örneğin Ceza Muhakemesi Kanunu madde 141) tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez bulunmuştur.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedeniyle Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasında güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: