Anasayfa Karar Bülteni AYM | Coşkun Başer ve Diğerleri | BN. 2022/19111

Karar Bülteni

AYM Coşkun Başer ve Diğerleri BN. 2022/19111

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2022/19111
Karar Tarihi 18.09.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Sendikal fesih iddiaları derinlemesine araştırılmalıdır.
  • Feshin sendikal nedene dayandığı somut kanıtlarla ispatlanabilir.
  • İşyeri kayıtları ve sendikalılık oranları dikkatle incelenmelidir.
  • Sendikal faaliyet kavramı örgütlenme bağlamında geniş yorumlanmalıdır.
  • Derece mahkemeleri yerleşik somut ispat kriterlerini uygulamalıdır.

Bu karar, işçilerin sendikal nedenlerle işten çıkarıldıkları yönündeki iddialarının derece mahkemeleri tarafından ne ölçüde derinlemesine incelenmesi gerektiğine dair son derece önemli ve kapsamlı bir çerçeve sunmaktadır. Anayasa Mahkemesi, iş sözleşmesinin feshinin sendikal bir nedene dayanıp dayanmadığının salt yüzeysel bir değerlendirmeyle geçiştirilemeyeceğini açıkça vurgulamaktadır. Mahkemelerin eksik inceleme ile sendikal tazminat taleplerini reddetmesi, anayasal bir güvence olan sendika hakkının özüne dokunmakta ve işçileri işveren karşısında tamamen korumasız bırakmaktadır. Sendikal özgürlüklerin güvence altına alınması devletin anayasal bir pozitif yükümlülüğüdür.

Özellikle benzer iş davalarında mahkemeler için güçlü bir rehber niteliği taşıyan bu karar, sendikal fesih şüphesi bulunan durumlarda iddiaların çok yönlü ele alınmasını şart koşmaktadır. İşverenin genel fesih politikasının, işyerindeki sendikalı işçi sayısındaki anlık değişimlerin ve fesihten hemen sonra yapılan yeni işçi alımlarının titizlikle analiz edilmesi büyük bir zorunluluktur. Mahkemeler, Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi tarafından geliştirilen bu objektif ispat kriterlerini her somut olaya istisnasız uygulamakla yükümlüdür. Bu yönüyle karar, sendikal örgütlenmenin önündeki engellerin kesin olarak kaldırılması ve iş güvencesinin tam anlamıyla sağlanması adına uygulamadaki tüm yargı mercilerine ağır bir özen yükümlülüğü getirmekte, emsal teşkil eden yapısıyla iş hukuku pratiğine doğrudan yön vermektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlık, iş sözleşmeleri feshedilen bir grup işçinin, işten çıkarılma sebeplerinin aslında sendikal faaliyetlere katılmaları olduğunu ileri sürerek işverene karşı dava açmasıyla başlamıştır. İşçiler, anayasal bir hak olan sendikaya üye olma haklarını kullandıkları için işveren tarafından haksız yere işten atıldıklarını iddia etmişlerdir.

Açılan davalarda işçiler hem işe iade edilmeyi hem de sendikal tazminat ödenmesini talep etmişlerdir. İlk derece mahkemeleri, işçilerin işe iade taleplerini kabul etmesine rağmen, işten çıkarılmanın "sendikal bir nedenle" gerçekleştiğinin tam anlamıyla ispatlanamadığına hükmederek sendikal tazminat taleplerini kesin olarak reddetmiştir. Bunun üzerine işçiler, mahkemelerin eksik inceleme yaparak sendika haklarını ihlal ettiğini belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır. Temel sorun, işverenin fesih gerekçesinin gerçekten işletmesel bir neden mi yoksa işçilerin sendikal bağları mı olduğunun mahkemelerce yeterince araştırılıp araştırılmadığı noktasında toplanmaktadır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümü, temel olarak 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu m.25 hükmüne dayanmaktadır. Bu yasal düzenleme, sendika özgürlüğünün güvencesini içermekte olup, işçilerin sendikaya üye olmaları veya olmamaları, sendikal faaliyetlere katılmaları gibi nedenlerle işten çıkarılamayacaklarını veya farklı bir işleme tabi tutulamayacaklarını kesin bir dille hüküm altına alır. İşverenin bu kurallara aykırı hareket etmesi hâlinde işçinin bir yıllık ücret tutarından az olmamak üzere sendikal tazminata hükmedilmesi yasal bir zorunluluktur. İş sözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiğini iddia eden işçi kural olarak bunu ispatla yükümlü olmakla beraber, işçi sendikal ayrımcılığı güçlü biçimde gösteren bir durum ortaya koyduğunda ispat yükü derhal işverene geçmektedir.

Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu içtihatlarına göre, bir feshin sendikal amaca dayanıp dayanmadığının tespiti için derece mahkemelerinin belirli ispat kriterlerini dikkate alması şarttır. Bu kritik kriterler arasında; fesih tarihine yakın zamanlarda işyerindeki sendikalı ve sendikasız işçi sayıları, üyelikten çekilenlerin durumu, işten çıkarılanların ne kadarının sendikalı olduğu ve aynı süreçte yeni işçi alınıp alınmadığı gibi hususlar yer almaktadır. Ayrıca, sendikal faaliyet kavramının sadece kurulu bir sendikaya üye olmakla sınırlı kalmadığı, henüz kurulmamış bir sendikayı destekleme veya propaganda çalışmalarının da bu güvence kapsamında değerlendirilmesi gerektiği yerleşik bir içtihat prensibidir. Derece mahkemelerinin, işverenin feshi son çare olarak uygulayıp uygulamadığını araştırması ve alınan işletmesel kararların arkasında gizli bir sendikal ayrımcılık olup olmadığını teknik yönden titizlikle incelemesi gerekmektedir. İşbu emsal kurallar, Anayasa'nın 51. maddesinde güvence altına alınan sendika hakkının fiilen kullanılabilmesinin en büyük teminatlarıdır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut başvuruda derece mahkemelerinin sendikal tazminat taleplerinin reddine yönelik kararlarını, Anayasa'nın 51. maddesinde güvence altına alınan sendika hakkı bağlamında değerlendirmiştir. İncelemede, işçilerin sendikal nedenlerle işten çıkarıldıklarına dair ileri sürdükleri ciddi iddiaların derece mahkemeleri tarafından hukuka uygun şekilde ve yeterince araştırılıp araştırılmadığı derinlemesine sorgulanmıştır.

Anayasa Mahkemesi, derece mahkemelerinin bir iş sözleşmesinin salt sendikal nedenlerle feshedilip feshedilmediğini belirlerken yüksek mahkemeler tarafından belirlenen objektif ve yerleşik kriterleri dikkate almadığını net bir şekilde tespit etmiştir. Davalara bakan yerel mahkemelerce yapılması gereken asli görev; fesih dönemindeki sendikalı işçi sayılarının oranını, eşzamanlı olarak yeni işçi alımı yapılıp yapılmadığını, işyerinde sendikalı işçilere yönelik sistematik bir baskı olup olmadığını ve sendikal faaliyetlerin iddia edildiği gibi iş gücüne olumsuz etki edip etmediğini detaylı bir biçimde araştırmaktır. Ancak somut olaydaki yargılamalarda, bu önemli kriterlerin hiçbirine derinlemesine girilmediği ve sadece eksik verilere dayanılarak sendikal feshin gerçekleşmediği yönünde yüzeysel bir kanaate varıldığı anlaşılmıştır.

Yüksek Mahkeme, bu eksik inceleme ve yetersiz gerekçelerle verilen kararların, devletin sendika hakkını koruma yönündeki pozitif yükümlülüklerine açıkça aykırı olduğunu belirtmiştir. Mahkemelerin, sendikal fesih iddialarını ulusal ve uluslararası hukuk normları çerçevesinde değerlendirmeden ve gerekli araştırmaları yapmadan reddetmesi, işçilerin örgütlenme özgürlüğünü doğrudan zedelemiştir. Bu nedenle, yargı mercilerince gerçekleştirilen eksik incelemenin Anayasa'nın 51. maddesini ihlal ettiği kanısına varılmış ve manevi tazminat ile yargılamanın yenilenmesi kararı verilmiştir. Öte yandan, bir başvurucu vekilinin eylemi başvuru hakkının kötüye kullanımı sayılmış ve kendisine disiplin para cezası uygulanmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, sendika hakkının ihlal edildiğinin tespitiyle yeniden yargılama yapılması amacıyla başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: