Anasayfa Karar Bülteni AİHM | NEMYTOV VE DİĞERLERİ | BN. 1257/21,...

Karar Bülteni

AİHM NEMYTOV VE DİĞERLERİ BN. 1257/21, 3244/21, 46231/21

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm AİHM 3. Bölüm
Başvuru No 1257/21, 3244/21, 46231/21
Karar Tarihi 27.05.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki HUDOC
  • Pandemi tedbirleri toplanma hakkını tamamen ortadan kaldıramaz.
  • Barışçıl gösterilere hapis cezası caydırıcı etki yaratır.
  • Genel ve mutlak yasaklar sıkı denetime tabidir.
  • İdari yargılamalarda iddia makamının yokluğu adil yargılanmayı ihlal eder.

Bu karar, olağanüstü halk sağlığı krizlerinde dahi toplanma ve ifade özgürlüğünün özüne dokunulamayacağını göstermesi açısından büyük önem taşımaktadır. AİHM, kriz dönemlerinde idarenin kamu sağlığını korumak amacıyla genel yasaklar getirmesinin meşru bir amacı olduğunu kabul etmekle birlikte, bu yasakların her somut olayda orantılılık ilkesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini açıkça belirtmiştir. Özellikle tek kişilik barışçıl eylemlere ve fiziki mesafe kurallarına uyulan küçük çaplı gösterilere hiçbir istisna tanınmaksızın mutlak yasak getirilmesi, demokratik toplum düzeninin gerekleriyle bağdaşmaz bulunmuştur.

Karar ayrıca, barışçıl göstericilere yönelik idari tutuklama gibi özgürlüğü bağlayıcı ağır yaptırımların uygulanmasının toplum üzerinde caydırıcı etki (chilling effect) yaratacağı yönündeki yerleşik içtihadı güçlü bir şekilde pekiştirmektedir. AİHM, yargı mercilerinin ceza verirken gösterinin barışçıl niteliğini, eylemin kamu sağlığına yönelik gerçek bir tehdit oluşturup oluşturmadığını dikkate almamasını hukuka aykırı bulmuştur. İlaveten, idari ceza yargılamalarında bağımsız bir iddia makamının bulunmamasının tarafsız mahkeme ilkesini zedelediğine yönelik tespit, idari yaptırım süreçlerinin yapısal bir denetime tabi tutulması gerektiğine dair Avrupa çapında güçlü bir emsal niteliğindedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Rusya vatandaşı olan Nemytov, Azar ve Burma isimli üç kişi, 2020 ve 2021 yıllarında Covid-19 pandemisi gerekçe gösterilerek uygulanan toptancı kısıtlamalar ve toplanma yasakları sırasında katıldıkları çeşitli barışçıl protestolar ve tek kişilik gösteriler nedeniyle kolluk kuvvetleri tarafından gözaltına alınmıştır. Ardından ulusal mahkemelerce idari para ve idari tutuklama cezalarına çarptırılmışlardır. Başvurucular, bu cezaların orantısız olduğunu, eylemlerinin tamamen barışçıl nitelik taşıdığını ve bulaş riskini artırmadığını belirterek, haklarında uygulanan yaptırımların hukuka aykırı olduğunu iddia etmiştir. İlgili kısıtlamaların demokratik bir düzende ifade ve toplanma özgürlüklerini ihlal ettiğini savunan başvurucular, iç hukuk yollarında adil bir sonuç alamayınca Rusya Federasyonu'na karşı AİHM'e başvurmuştur. Başvurucular, haksız gözaltı süreçleri, orantısız cezalar ve tarafsız olmayan yargılama süreçleri nedeniyle ihlal tespiti ve manevi tazminat talebinde bulunmuşlardır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Mahkeme, uyuşmazlığı değerlendirirken Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ifade özgürlüğünü düzenleyen 10. maddesi ile toplanma ve örgütlenme özgürlüğünü güvence altına alan 11. maddesi temelinde bir inceleme yapmıştır. Mahkemenin yerleşik içtihatlarına göre, kamu sağlığının veya kamu düzeninin korunması amacıyla toplanma hakkına kısıtlamalar getirilmesi meşru bir amaca hizmet edebilir; ancak bu kısıtlamaların acil bir toplumsal ihtiyacı karşılaması, demokratik bir toplumda gerekli ve ölçülü olması zorunludur.

Olay tarihinde Rusya'da yürürlükte olan İdari Suçlar Kanunu m. 20.2 (kamuya açık etkinlik düzenleme kurallarının ihlali) ve İdari Suçlar Kanunu m. 20.6.1 (yüksek alarm durumunda davranış kurallarına uymama) hükümleri, ihlaller karşısında idari tutuklama ve ağır para cezaları öngörmektedir. AİHM, bilhassa şiddet içermeyen eylemler nedeniyle özgürlüğü bağlayıcı yaptırımların uygulanmasının kural olarak ifade ve toplanma özgürlükleri üzerinde ağır bir baskı ve caydırıcılık yaratacağını belirtmektedir.

Sözleşme'nin kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını düzenleyen 5. maddesi ve adil yargılanma hakkını güvenceye alan 6. maddesi yönünden de önemli kurallar devreye girmektedir. AİHM içtihatlarına göre, bir idari ceza yargılamasında yargılama makamının (hakimin) hem iddia makamı hem de karar mercii gibi hareket etmesi, iddia makamını temsil eden bağımsız bir savcının bulunmaması Sözleşme m. 6/1 kapsamındaki "tarafsız ve bağımsız mahkeme" güvencesini ihlal etmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

AİHM, başvurucuların katıldığı gösterilerin barışçıl nitelikte olduğunu ve eylemlerin şiddet içermediğini tespit etmiştir. İlk iki başvurucunun Moskova'da gerçekleştirdiği tek kişilik gösteriler ile üçüncü başvurucunun St. Petersburg'daki eyleminin, Covid-19 pandemisinin farklı aşamalarında uygulanan genel toplanma yasaklarına aykırı bulunduğu gerekçesiyle yaptırıma bağlandığı anlaşılmıştır.

Mahkeme, pandeminin yayılmasını önlemek amacıyla alınan ilk tedbirlerin kamu sağlığını korumaya yönelik acil bir sosyal ihtiyaca yanıt verdiğini kabul etmiştir. Ancak, tek kişilik eylemleri bile kapsayacak şekilde hiçbir istisna öngörmeyen mutlak yasakların orantısız derecede uzun süre yürürlükte kalması ve yerel mahkemelerin bu kuralları esneklikten uzak bir şekilde uygulaması Sözleşme'ye aykırı bulunmuştur. Başvurucuların fiziksel mesafe kurallarına uymaları ve eylemlerinin kamu sağlığına yönelik somut bir tehdit yaratmaması göz ardı edilmiş; ulusal mahkemeler, daha hafif bir yaptırımın yeterli olup olmayacağını değerlendirmeden doğrudan hapis ve yüksek para cezalarına hükmetmiştir.

Özellikle ikinci ve üçüncü başvuruculara 10'ar gün, birinci başvurucuya ise Kızıl Meydan'daki kısa ve barışçıl tek kişilik gösterisi nedeniyle 20 gün idari tutuklama cezası verilmesi, demokratik bir düzende meşru görülemeyecek kadar ağır ve orantısız yaptırımlar olarak değerlendirilmiştir. Bu derece ağır cezalar, temel hakların kullanımını cezalandırarak demokratik katılım üzerinde caydırıcı bir etki doğurmuştur. Ek olarak, idari para veya tutuklama yaptırımlarının uygulandığı yargılama süreçlerinde iddia makamının yer almaması, doğrudan adil yargılanma hakkının tarafsız mahkeme unsurunu zedelemiştir.

Sonuç olarak AİHM, başvurucuların barışçıl toplanma ve ifade özgürlüklerinin orantısız şekilde sınırlandırıldığı, adil yargılanma ve kişi özgürlüğü haklarının ihlal edildiği yönünde karar vererek başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: