Karar Bülteni
AYM Ömer Kılınç ve Zehra Emine Dulkadir BN. 2021/4551
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm |
| Başvuru No | 2021/4551 |
| Karar Tarihi | 15.04.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Özel sektörde çalışmayı engelleyen işlemler özel hayata müdahaledir.
- Mesleki itibarın zedelenmesi özel hayata saygı hakkını ihlal eder.
- Millî güvenlikle doğrudan bağlantısı olmayan sektörlerde belge iptali ölçüsüzdür.
- Kanuni dayanaktan yoksun hak sınırlamaları demokratik toplum düzenine aykırıdır.
Bu karar, olağanüstü hâl döneminde kamu görevinden ihraç edilen kişilerin özel sektörde mesleklerini icra etmelerini engelleyen idari işlemlerin, Anayasa ile güvence altına alınan özel hayata saygı hakkına doğrudan bir müdahale oluşturduğunu hukuken teyit etmektedir. İdare tarafından, şahıslar hakkında yürütülen ceza yargılamalarında adli kontrol tedbiri uygulanması gerekçe gösterilerek işyeri hekimliği belgelerinin pasif hâle getirilmesi, kişilerin mesleki faaliyetlerini sürdürmesini imkânsız hâle getiren ağır bir yaptırım olarak değerlendirilmiştir. Anayasa Mahkemesi, bu tür yaptırımların demokratik toplum düzeninin gereklerine uymadığını açıkça ortaya koymuştur.
Benzer davalar açısından bu kararın emsal etkisi son derece büyüktür. Özellikle millî güvenlikle ve kamu düzeniyle doğrudan bir bağlantısı bulunmayan, bunu olumsuz etkileme ihtimali zayıf olan sektörlerde faaliyet gösteren kişilerin yetki belgelerinin iptal edilmesi veya askıya alınması işlemlerinin ölçüsüz olduğu tescillenmiştir. Karar, kamu görevinden çıkarılmış olsa dahi bireylerin özel sektörde çalışma olanaklarının ellerinden alınamayacağını, mesleki ve sosyal ilişkilerini geliştirme haklarının korunması gerektiğini vurgulayarak idareye kesin sınırlar çizmektedir. Bu içtihat, işyeri hekimleri ve iş güvenliği uzmanları başta olmak üzere sertifikaya dayalı mesleklerini icra edemeyen binlerce kişi için önemli bir hukuki dayanak oluşturacaktır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucular, kamu görevinden kanun hükmünde kararname (KHK) ile ihraç edilmiş doktorlardır. İhraç sonrasında işyeri hekimliği sınavına girerek başarılı olmuşlar ve pasif durumda olan işyeri hekimliği sertifikalarının aktif hâle getirilmesi amacıyla İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğüne başvurmuşlardır. Ancak idare, başvurucular hakkında devam eden ceza yargılamalarında adli kontrol tedbiri uygulandığını gerekçe göstererek bu talepleri reddetmiştir.
Başvurucular, bu idari ret işleminin haksız olduğunu, aynı durumda olan bazı kişilere sertifika verilirken kendilerine verilmemesinin ayrımcılık yarattığını ve masumiyet karinelerinin zedelendiğini belirterek işlemin iptali talebiyle idare mahkemelerinde dava açmışlardır. İdare mahkemeleri ve bölge idare mahkemeleri tarafından davalarının reddedilmesi üzerine başvurucular, özel sektörde mesleklerini yapmalarının engellendiği ve özel hayata saygı haklarının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı çözerken öncelikle devletin temel hak ve özgürlüklere müdahale sınırlarını çizen Anayasa hükümlerini ve ilgili yasal mevzuatı dikkate almıştır. Değerlendirmeye esas alınan temel kural, Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan Özel hayata saygı hakkıdır. Bireylerin mesleklerini icra edebilmeleri, başkalarıyla ilişki kurabilmeleri ve sosyal itibarlarını koruyabilmeleri bu hakkın koruma alanı içindedir.
Uyuşmazlığın temel dayanağı olan idari işlemin kaynağı, 7081 sayılı Kanun'un 9. maddesidir. Bu maddede, terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapılara mensubiyeti veya iltisakı olan kişilerin yetki belgelerinin iptal edileceği düzenlenmiştir.
Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına göre, kamu görevinden çıkarılan kişilerin özel sektörde çalışma imkânlarının da ellerinden alınması, bireyin mesleki ve sosyal hayatına ciddi şekilde etki etmektedir. Bu etki belirli bir ağırlık düzeyine ulaştığında, özel hayata saygı hakkına yapılmış bir müdahale olarak nitelendirilmektedir. Nitekim Anayasa Mahkemesi daha önceki iptal kararlarında (E.2018/76, K.2022/125 sayılı karar), 7081 sayılı Kanun'un 9. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğuna hükmetmiş ve maddeyi iptal etmiştir. Bu iptal kararının gerekçesinde, millî güvenlik ve kamu düzeni ile doğrudan bağlantısı bulunmayan iş sağlığı ve güvenliği gibi alanlarda çalışan kişilerin yetki belgelerinin iptal edilmesinin, kamu hizmetinin sürdürülebilirliği açısından gereklilik unsuru taşımadığı, dolayısıyla ölçüsüz olduğu vurgulanmıştır. Temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması rejimini düzenleyen Anayasa'nın 13. maddesi gereğince, müdahalelerin demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine uygun olması zorunludur.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, somut olayı değerlendirirken öncelikle başvurucuların işyeri hekimliği belgesinin aktif duruma getirilmesi taleplerinin reddedilmesinin, özel hayata saygı hakkına yönelik bir müdahale olup olmadığını incelemiştir. Mahkeme, kamu görevinden çıkarılan ve özel sektörde doktor olarak çalışma olanakları kısıtlanan başvurucuların bu işlemler sonucunda mesleki çerçevede üçüncü kişilerle ilişki kurabilme ve geliştirebilme imkânlarının önemli ölçüde zayıfladığını tespit etmiştir. Mesleğin devam ettirilememesi, sosyal ve mesleki itibarın korunması açısından ağır sonuçlar doğurmaktadır. Bu nedenle söz konusu ret işleminin, başvurucuların özel hayatlarına ciddi şekilde etki ettiği ve mesleki hayata yönelik bu müdahalenin Anayasa'nın 20. maddesi kapsamında incelenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluğu test edildiğinde, ret işlemlerinin yasal dayanağını oluşturan 7081 sayılı Kanun'un 9. maddesinin daha önce Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği dikkate alınmıştır. İptal kararında belirtildiği üzere, iş sağlığı ve güvenliği alanı ile işyeri hekimliği gibi sektörler, devletin millî güvenliği ve kamu düzeninin sağlanması açısından stratejik önemi bulunan veya devletin güvenliğini doğrudan tehlikeye atabilecek alanlar değildir. Bu alanlarda çalışacak kişilerin belgelerinin, devam eden ceza yargılamalarındaki adli kontrol tedbirleri gerekçe gösterilerek iptal edilmesi veya pasif hâlde tutulması, hedeflenen kamu yararı amacına kıyasla bireye aşırı ve orantısız bir külfet yüklemektedir.
Somut olayda idarenin tesis ettiği işlem, kamu görevinden ihraç edilen doktorların özel sektörde dahi mesleklerini icra edememeleri sonucunu doğurmuştur. İdare tarafından uygulanan bu kısıtlamanın, demokratik bir toplumda zorunlu bir ihtiyacı karşılamadığı ve ölçülülük ilkesiyle bağdaşmadığı net bir şekilde ortaya konulmuştur. Dolayısıyla, işyeri hekimliği belgesinin aktif hâle getirilmemesi işlemi anayasal güvencelere aykırı bulunmuştur.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, başvurucuların özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği ve yeniden yargılama yapılması yönünde karar vermiştir.