Anasayfa Karar Bülteni AYM | Güneş Edisün | BN. 2022/65678

Karar Bülteni

AYM Güneş Edisün BN. 2022/65678

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2022/65678
Karar Tarihi 27.11.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Önleyici tedbir kararları yeterli gerekçe içermelidir.
  • İtiraz mercileri esaslı iddiaları kararlarında karşılamalıdır.
  • Gerekçesiz kararlar adil yargılanma hakkını zedeler.
  • Delillerin etkili incelenmesi anayasal bir zorunluluktur.

Bu karar, aile hukuku bağlamında verilen önleyici tedbir kararlarına karşı yapılan itirazların yargı mercilerince nasıl incelenmesi gerektiğine dair son derece kritik bir anayasal çerçeve çizmektedir. Uygulamada sıklıkla karşılaşılan ve genellikle matbu gerekçelerle geçiştirilen tedbir uzatma veya itirazın reddi kararlarının, temel hak ve özgürlükler bağlamında ciddi hukuki sorunlara yol açtığı Anayasa Mahkemesi tarafından açıkça ortaya konulmuştur. Mahkeme, bireylerin sunduğu somut delillerin ve esaslı savunmaların görmezden gelinemeyeceğini vurgulayarak, adil yargılanma hakkının en önemli güvencelerinden biri olan gerekçeli karar hakkının şekli bir unsur olmadığını tescillemiştir.

Kararın emsal etkisi, özellikle kadına karşı şiddetin önlenmesi amacıyla uygulanan mevzuatın suiistimal edildiği iddialarının yargı mercilerince ciddiyetle ele alınması zorunluluğunda kendini göstermektedir. Aile mahkemelerinin, tedbir kararlarına yönelik itirazları incelerken sadece dosyanın genel durumuna veya davanın derdest olmasına dayanarak karar veremeyeceği, itiraz edenin sunduğu mesaj dökümleri gibi somut vakıaları mutlaka tartışması gerektiği hüküm altına alınmıştır. Bu durum, uygulamada mahkemelerin itiraz incelemelerinde daha titiz, delile dayalı ve tatmin edici gerekçeler yazmalarını zorunlu kılacak, hak arama hürriyetinin etkinliğini artırarak adalete olan inancı pekiştirecektir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlık, boşanma aşamasında olan eşler arasında uygulanan uzaklaştırma ve önleyici tedbir kararlarına karşı yapılan itirazların mahkemece yeterince incelenmemesinden kaynaklanmaktadır. Başvurucu ile eşi arasında devam eden boşanma davası sürecinde, başvurucunun eşi tarafından farklı tarihlerde başvurucunun kendisine ve müşterek çocuklarına zarar vereceği iddiasıyla tedbir taleplerinde bulunulmuştur. Aile mahkemesi bu talepleri kabul ederek başvurucu aleyhine defalarca uzaklaştırma ve önleyici tedbir kararı vermiştir.

Başvurucu, eşinin iddialarının tamamen asılsız olduğunu, eşi ile kendi kız kardeşi arasındaki mesajlaşmaların bu durumu kanıtladığını belirterek verilen karara itiraz etmiştir. Ancak itirazı inceleyen mahkeme, başvurucunun sunduğu delilleri ve detaylı savunmalarını dikkate almadan, sadece davanın derdest olduğu ve genel hususları gözeterek itirazı reddetmiştir. Başvurucu, bu haksız ve gerekçesiz ret kararı nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, bu uyuşmazlığı çözerken öncelikle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ve bu hakkın en temel alt unsurlarından biri olan gerekçeli karar hakkı prensiplerine dayanmıştır. Bilindiği üzere, mahkemelerin kararlarını gerekçeli olarak yazma zorunluluğu, yargılamanın şeffaflığı ve keyfiliğin önlenmesi açısından hayati öneme sahiptir.

Somut olayda temel hukuki dayanak olan 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Hakkında Kanun, şiddete maruz kalan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kişilerin korunması amacıyla idari ve mülki amirler ile hâkimlere hızlı ve etkili tedbirler alma yetkisi tanımaktadır. Bu kanunun temel amacı mağduru korumak olsa da, hakkında tedbir uygulanan kişinin hukuki güvenliği ve hak arama hürriyeti de gözetilmelidir. 6284 sayılı Kanun m.5 uyarınca verilen önleyici tedbir kararlarının uygulanmasında ve bu kararlara karşı yapılan itirazların incelenmesinde adil yargılanma güvenceleri mutlak surette devreye girmektedir.

Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarında vurgulandığı üzere, itiraz mercileri başvurucuların beyan ve delillerini etkili bir şekilde incelemek ve bunlara tatmin edici yanıtlar vermekle yükümlüdür. Açık ve somut bir biçimde öne sürülen, davanın veya uyuşmazlığın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddiaların mahkemelerce makul bir gerekçe ile karşılanması anayasal bir zorunluluktur. İtiraz mercilerinin, ivedilikle karar verme zorunluluğu bulunsa dahi, adil bir değerlendirme yapmak için tarafların sunduğu somut verileri tartışmadan, genel ve soyut ifadelerle ret kararı vermesi, Anayasa'da güvence altına alınan gerekçeli karar hakkının açık bir ihlali olarak kabul edilmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayı incelerken başvurucunun itirazının temelinde yer alan hususların derece mahkemesi tarafından ne ölçüde değerlendirildiğine odaklanmıştır. Başvurucunun itirazının özünü, eşine ve çocuğuna zarar verme ihtimalinin yüksek olduğu yönündeki iddiaların gerçek dışı olduğu ve kendisine yönelik tedbir kararlarının haksız yere uzatıldığı iddiaları oluşturmaktadır. Başvurucu, bu iddialarını desteklemek amacıyla eşi ile kendi kız kardeşi arasında geçen telefon yazışmalarını dosyaya delil olarak sunmuştur. Bu yazışmalarda eşinin, tedbir kararlarının avukatı tarafından kendisinden habersiz uzatıldığını belirttiği görülmektedir.

İtiraz mercii olan aile mahkemesi, itirazı reddederken yalnızca taraflar arasında devam eden bir boşanma davası bulunduğunu, tedbirin amacını, süresini ve dosya kapsamını dikkate aldığını belirten son derece genel ve soyut ifadelere yer vermiştir. Anayasa Mahkemesi, bu gerekçenin yetersiz olduğunu tespit etmiştir. Zira kararda, yaklaşık bir yıl boyunca kesintisiz uygulanan önleyici tedbirin devamını gerektiren güncel ve somut olguların neler olduğu açıklanmamıştır. Ayrıca, başvurucu hakkında daha önce zorlama hapsi uygulanmasına yer olmadığına dair verilen kararın gerekçeleri ile başvurucunun sunduğu telefon yazışmalarına dayalı somut iddialar hiçbir şekilde tartışılmamıştır.

Önleyici tedbir kararlarının doğası gereği ivedilikle verilmesi gerekse de, bu kararlara yapılan itirazları inceleyen mercilerin adil bir değerlendirme yapmak için yeterli zamana ve imkâna sahip olduğu açıktır. Buna rağmen itiraz merciinin, davanın sonucunu doğrudan etkileyebilecek nitelikteki esaslı iddia ve delilleri görmezden gelerek şablon gerekçelerle itirazı reddetmesi, adil yargılanma hakkının sağladığı güvenceleri işlevsiz kılmıştır. Başvurucunun iddialarının neden kabul edilmediği karardan anlaşılamamaktadır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, yargı mercilerince başvurucunun esaslı iddialarının ve sunduğu delillerin karşılanmaması nedeniyle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: