Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Hale Şahin ve Diğerleri Kararı 2021/20410 B.

Anayasa Mahkemesi Hale Şahin ve Diğerleri Kararı 2021/20410 B.

Bu karar, bireylerin özel hukuk tüzel kişilerine veya şirketlere karşı yönelttikleri parasal iade ve alacak taleplerinin, yargılama süreci devam ederken yasama organı tarafından çıkarılan kanuni düzenlemelerle sonuçsuz bırakılmasının anayasal haklar bağlamında kabul edilemez olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, kişilerin hukuki yollara başvurarak hak arama hürriyetini fiilen kullandığı bir evrede, yasal bir düzenleme aracılığıyla tahsil imkânının ortadan kaldırılmasını mülkiyet hakkına ve etkili başvuru hakkına yönelik ölçüsüz bir müdahale olarak değerlendirmiştir.
search
6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 2. Bölüm
Başvuru No 2021/20410
Karar Tarihi 27.11.2024
Taraf Hale Şahin ve Diğerleri
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Kanuni düzenlemeyle alacak hakkı fiilen engellenemez.
  • gavel Devam eden davalarda kanunla tahsil imkânı kaldırılamaz.
  • gavel Mülkiyet hakkı yargısal yollarla etkin şekilde korunmalıdır.
  • gavel Etkili başvuru hakkı teorik değil pratik olmalıdır.

Bu karar, bireylerin özel hukuk tüzel kişilerine veya şirketlere karşı yönelttikleri parasal iade ve alacak taleplerinin, yargılama süreci devam ederken yasama organı tarafından çıkarılan kanuni düzenlemelerle sonuçsuz bırakılmasının anayasal haklar bağlamında kabul edilemez olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, kişilerin hukuki yollara başvurarak hak arama hürriyetini fiilen kullandığı bir evrede, yasal bir düzenleme aracılığıyla tahsil imkânının ortadan kaldırılmasını mülkiyet hakkına ve etkili başvuru hakkına yönelik ölçüsüz bir müdahale olarak değerlendirmiştir.

Benzer davalarda ve uygulamadaki emsal etkisi bakımından bu karar son derece kritik bir öneme sahiptir. Yargı organları önünde derdest olan alacak davalarında, devletin kanun yapma yetkisini kullanarak davanın tarafları arasındaki dengeyi bozması ve mülkiyet hakkının özüne dokunması bu içtihat ile engellenmektedir. Karar, kanun koyucunun yasama yetkisinin sınırlarını çizmekte ve vatandaşların yargısal mekanizmaları işletme imkânının salt teorik ve şeklî bir hakka dönüşmesini önlemektedir. Gelecekteki benzeri hukuki uyuşmazlıklarda, kanunların geriye yürüyerek veya doğrudan derdest davalara etki ederek mülkiyet hakkı ile hak arama hürriyetini işlevsiz kılamayacağı ilkesi, derece mahkemeleri tarafından daha güçlü bir şekilde gözetilecek ve hak kayıplarının önüne geçilecektir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucular, bir şirkete yatırdıkları paranın kendilerine iade edilmesi amacıyla söz konusu tüzel kişiliğe karşı alacak davası açmışlardır. Yargılama süreci ilgili mahkemeler nezdinde olağan şekilde devam ederken yasama organı tarafından yeni bir kanuni düzenleme yürürlüğe konulmuştur. Yürürlüğe giren bu yeni yasal düzenleme, şirketlere yatırılan söz konusu paraların tahsil imkânını hukuken ortadan kaldırmış ve devam eden davaların seyrini doğrudan etkilemiştir.

Açtıkları iade davasının kanun değişikliği sebebiyle sonuçsuz kalması ve alacaklarını fiilen tahsil etme yollarının kapanması üzerine başvurucular, mahkemeye başvurmalarının bir anlamının kalmadığını belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır. Başvurucular, yargısal yolları usulüne uygun olarak kullanmalarına rağmen sonradan çıkarılan kanun yüzünden alacaklarını elde edemediklerini, bu durumun hak arama hürriyetini ve mülkiyet hakkını doğrudan zedelediğini iddia etmişlerdir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı değerlendirirken öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.35 kapsamında koruma altına alınan mülkiyet hakkı prensiplerini ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.40 kapsamında düzenlenen etkili başvuru hakkı kurallarını temel almıştır.

Mülkiyet hakkı, kişilerin malvarlığı değerleri üzerinde diledikleri gibi tasarrufta bulunabilmelerini ve bu değerlere yönelik müdahalelere karşı hukuki yollara başvurarak haklarını arayabilmelerini en üst düzeyde teminat altına alır. Bir alacak hakkının dava yoluyla ileri sürülmesi ve mahkemeler aracılığıyla tahsilinin talep edilmesi de mülkiyet hakkının en temel ve yaygın görünümlerinden biridir. Etkili başvuru hakkı ise, anayasal hakları ihlal edilen veya tehlikeye düşen kişilerin yetkili makamlara başvurma imkânının teorik veya hayalî olmanın ötesinde, fiilen ulaşılabilir, işleyebilir ve sonuç doğurucu olmasını gerektirir.

Yerleşik anayasa yargısı ve içtihat prensipleri doğrultusunda, kişilerin mülkiyet haklarını korumak amacıyla uygun hukuki yollara başvurmasının ardından, yargılama sürecinde yapılan kanuni bir düzenleme ile hukuki mekanizmaları işletme imkânından mahrum bırakılmaları, adalete erişim ve hak arama hürriyetini yok sayar. Yargı mercileri önünde devam eden uyuşmazlıklarda, devletin yasama gücünü kullanarak alacağın tahsilini imkânsız hâle getirmesi, bireyin mahkeme yoluyla elde etmeyi umduğu anayasal korumayı tamamen işlevsiz kılar. Bu çerçevede, Turgay Kılıç emsal kararında da benimsendiği üzere, hukuki yolların işletilmesinin ve alacağa kavuşmanın sonradan çıkarılan yasalarla engellenmesi, mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının özüne dokunan hukuka aykırı bir müdahale olarak nitelendirilmekte ve bu durum anayasal güvencelerin açık bir ihlali olarak kabul edilmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut bireysel başvuruyu incelerken öncelikle başvurucuların içinde bulunduğu hukuki durumları ve şikâyetlerinin niteliğini derinlemesine değerlendirmiştir. Başvurucuların, şirkete yatırdıkları paranın iadesi talebiyle kanuna ve usule uygun hukuki mekanizmaları kullanarak dava açtıkları dosyada sabittir. Ancak yargılama olağan mecrasında devam ederken yapılan kanuni düzenleme, başvurucuların hukuken haklı çıkmaları durumunda dahi alacaklarını tahsil edebilme ihtimalini ortadan kaldırmıştır.

Yüksek Mahkeme, bu noktada meseleyi daha önce karara bağladığı Turgay Kılıç emsal kararında belirlenen anayasal ilkelere atıf yaparak ele almıştır. Anılan kararda açıkça vurgulandığı üzere, bireylerin alacaklarının tahsili amacıyla yasal mercilere başvurduğu bir dönemde, uyuşmazlığın esasını derinden etkileyecek ve tahsil imkânını imkânsız kılacak şekilde yasama organı tarafından yasal düzenleme yapılması, yargı yolunu yalnızca şeklî ve anlamsız bir prosedüre dönüştürmektedir. Hukuki mekanizmaları işletme hakkı, sadece şeklen dava açabilmeyi değil, aynı zamanda davanın sonucunda kazanılan hakkın fiilen ve madden elde edilebilmesi ihtimalini de mutlak surette barındırmalıdır. Başvurucular, tam da anayasal haklarını aradıkları sırada kanun koyucunun müdahalesiyle karşılaşmış ve mahkemeden bekledikleri etkili hukuki korumadan açıkça mahrum bırakılmışlardır.

Anayasa Mahkemesi, somut olayda Turgay Kılıç başvurusunda belirlenen emsal ilkelerden ayrılmayı gerektiren herhangi bir farklı veya istisnai durum bulunmadığını kesin olarak tespit etmiştir. İlgili kanuni düzenleme nedeniyle başvurucuların yargı yoluna başvurmalarının pratik bir faydası kalmamış, mülkiyet haklarını koruma yönündeki haklı girişimleri boşa çıkarılmıştır. Bu durum, mülkiyet hakkının korunmasına yönelik usul güvencelerinin zedelendiği anlamına gelmektedir. Hak ihlalinin olumsuz sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılması amacıyla ilgili derece mahkemelerince yeniden yargılama yapılmasında üstün bir hukuki yarar görülmüş, ihlalin bu yolla tam olarak telafi edilebileceği anlaşıldığından başvurucuların ayrıca talep ettikleri tazminata hükmedilmesine gerek görülmemiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Dava devam ederken çıkan yeni bir kanun alacağımı engeller mi? expand_more
Anayasa Mahkemesi kararlarına göre, devam eden bir alacak davasında sonradan çıkarılan kanunlarla alacağınızın tahsil imkânının fiilen ortadan kaldırılması hukuka aykırıdır. Devletin yasama yetkisini kullanarak yargı yolunu işlevsiz hâle getirmesi ve mülkiyet hakkınızın özüne dokunması anayasal hakların açık bir ihlali olarak kabul edilmektedir.
Şirkete yatırdığım parayı mahkemeyle geri almam neden mülkiyet hakkı sayılıyor? expand_more
Mülkiyet hakkı, yalnızca sahip olduğunuz fiziksel malları değil, malvarlığı değerlerinizi ve hukuki yollarla tahsilini talep ettiğiniz alacak haklarınızı da en üst düzeyde teminat altına alır. Anayasa Mahkemesi, bir alacak hakkının dava yoluyla ileri sürülmesini mülkiyet hakkının en temel görünümlerinden biri olarak değerlendirir ve bu hakkın yargısal yollarla etkin bir şekilde korunmasını şart koşar.
Meclis kanun çıkardı diye alacağımı alamadım, AYM ne karar verir? expand_more
Böyle bir durumda Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkınızın ihlal edildiğine hükmetmektedir. Hakkınızı aramanızın sonradan çıkarılan yasalarla engellenmesi adalete erişimi yok saydığından, ihlalin sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılması amacıyla derece mahkemesince yeniden yargılama yapılmasına karar verilir.
AYM hak ihlali kararı verince bana ayrıca tazminat da ödenir mi? expand_more
Anayasa Mahkemesi, ihlalin olumsuz sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılması için yerel mahkemelerce yeniden yargılama yapılmasında üstün bir hukuki yarar görmektedir. İhlalin yalnızca bu yolla (yeniden yargılama) tam olarak telafi edilebileceği anlaşıldığından, yüksek mahkeme ayrıca talep edilen tazminata hükmedilmesine gerek görmemektedir.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir