Anasayfa/ Karar Bülteni/ AYM | Günay Özcan | BN. 2020/22028

Karar Bülteni

AYM Günay Özcan BN. 2020/22028

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2020/22028
Karar Tarihi 27.11.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal Yok
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • OHAL döneminde haklara anayasaya aykırı tedbirler alınabilir.
  • Mesleki hayata yönelik tedbirler keyfî olmamalıdır.
  • Pilot açığının ivedilikle kapatılması mutlak bir zorunluluktur.
  • Kamu menfaati ile kişisel menfaat arasında denge kurulmalıdır.
  • Zorunlu hizmet süresinin artırılması ölçüsüz bir külfet değildir.

Anayasa Mahkemesi tarafından verilen bu karar, olağanüstü hâl dönemlerinde devletin kamu güvenliğini ve millî savunmayı korumak amacıyla bireylerin çalışma hürriyetlerine ve özel hayatlarına ne ölçüde müdahale edebileceğini gösteren son derece kritik bir içtihat niteliği taşımaktadır. Türk Silahlı Kuvvetlerinden kendi isteğiyle ayrılmış olan tecrübeli pilotların, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında oluşan nitelikli personel açığını kapatmak üzere yeniden göreve çağrılmaları, ilk bakışta kazanılmış haklara ve hukuki güvenlik ilkesine aykırı gibi görünebilir. Ancak Yüksek Mahkeme, konuyu dar kalıplarla değil Anayasa'nın 15. maddesi ekseninde geniş bir perspektifle değerlendirmiştir. Karar, devletin varlığına ve bağımsızlığına yönelik ağır tehditlerin bulunduğu kriz dönemlerinde, hayati kamu hizmetlerinin kesintisiz yürütülmesi için alınan olağanüstü tedbirlerin hukuka uygunluğunu teyit etmektedir.

Özellikle askeri pilotluk gibi yüksek eğitim, büyük maliyet ve uzun zaman gerektiren stratejik bir alanda oluşan zafiyetin hızla giderilmesi zorunluluğu, bu kararla bireysel beklenti ve kariyer planlarının önüne geçmiştir. Benzer davalar açısından bu karar, OHAL dönemlerinde kanun hükmünde kararnamelerle getirilen zorunlu hizmet süresi artışlarının ve göreve geri çağırma işlemlerinin "durumun gerektirdiği ölçüde" olduğu sürece hak ihlali sayılmayacağına dair çok güçlü bir emsal oluşturmaktadır. Uygulamadaki önemi, devletin acil ihtiyaçları ile bireyin hakları arasındaki hassas terazide, ulusal güvenliğin ağır bastığı istisnai durumlarda kamu otoritesine tanınan geniş takdir yetkisinin sınırlarını kesin ve net çizgilerle belirlemesinden ileri gelmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu, Türk Silahlı Kuvvetlerinde pilot subay olarak zorunlu yükümlülük süresini tamamlamış ve 2013 yılında kendi isteğiyle istifa ederek ordudan ayrılıp sivil havacılık sektöründe kariyerine devam etmeye başlamıştır. Ancak, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından çıkarılan olağanüstü hâl kararnamesi ile Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayrılan pilot subayların zorunlu hizmet süresi geriye dönük olarak on sekiz yıla çıkarılmış ve bu kişiler kamu görevlerine yeniden çağrılmıştır. Başvurucu, rızası dışında gerçekleştirilen bu işlemin iptali talebiyle idare mahkemesinde dava açmış fakat davası idarenin bağlı yetki içinde hareket ettiği gerekçesiyle reddedilmiştir. İstinaf aşamasından da sonuç alamayan başvurucu, sivil havacılıktaki mesleki kariyerinin kesintiye uğradığını, aile düzeninin telafisi imkânsız şekilde bozulduğunu ve kazanılmış haklarının hukuka aykırı biçimde ihlal edildiğini öne sürerek bireysel başvuruda bulunmuştur. Temel mesele, geçmişte yasal süresini doldurarak ayrılan bir pilotun, mecburi hizmete yeniden alınmasının hak ihlali yaratıp yaratmadığıdır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümünde Anayasa Mahkemesi öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.20 kapsamında koruma altına alınan özel hayata ve aile hayatına saygı hakkını ele almıştır. Bireylerin mesleki kariyerlerine, sosyal çevreleriyle olan ilişkilerine ve gelecek planlarına yönelik ağır müdahaleler doğrudan bu hakkın koruma alanına girmektedir.

Ancak somut olay bir olağanüstü hâl dönemi işlemi olduğundan, asıl hukuki inceleme Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.15 çerçevesinde, temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması bağlamında yapılmıştır. Anayasa'nın bu maddesine göre savaş, seferberlik veya olağanüstü hâllerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir. Çekirdek haklara dokunulmadığı sürece bu tür tedbirler anayasaya aykırı sayılmaz.

Ayrıca uyuşmazlığın temel dayanağını oluşturan 694 sayılı KHK'nın 37. maddesi ile 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu metnine eklenen ek geçici 98. madde, TSK'dan ayrılan pilot subayların yükümlülük sürelerini on sekiz yıla çıkarmış ve bu kişilerin güvenlik soruşturmalarının olumlu olması şartıyla yeniden subay olarak nasbedilmelerini amir kılmıştır. Bu yasal düzenlemeler, idareye herhangi bir takdir yetkisi veya esneklik payı bırakmaksızın doğrudan uygulanan bağlı yetki kuralları ihdas etmiştir. Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına göre, OHAL dönemlerinde kişilerin kendilerinin veya ailelerinin geleceğini derinden etkileyen mesleki hayata yönelik tedbirler alınırken, bu tedbirlerin keyfîlikten kesinlikle uzak, ulaşılmak istenen amaca elverişli, zorunlu ve mutlaka ölçülü olması gerekmektedir. Devletin pozitif ve negatif yükümlülükleri bu zorlu çerçevede titizlikle değerlendirilmelidir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucu hakkında uygulanan zorunlu olarak göreve geri çağırma işleminin özel hayata saygı hakkına belirgin bir müdahale oluşturduğunu tespit etmekle birlikte, bu müdahalenin ülkenin içinden geçtiği olağanüstü hâl koşullarında gerçekleştirildiğini özellikle dikkate almıştır. Yapılan derinlemesine inceleme, temel hakların kısıtlanmasında başvurulan Anayasa'nın 15. maddesinde yer alan "durumun gerektirdiği ölçüde" olma kriteri etrafında ve kamu menfaati bağlamında şekillenmiştir.

Yüksek Mahkeme, 15 Temmuz silahlı darbe girişimi sonrasında terör örgütleriyle irtibatlı veya iltisaklı olduğu saptanan çok sayıda pilotun Türk Silahlı Kuvvetlerinden ihraç edilmesiyle birlikte orduda ciddi ve telafisi güç bir nitelikli personel açığı doğduğunu vurgulamıştır. Ülke savunmasının zafiyete uğramaması ve millî güvenliğin kesintisiz şekilde sağlanması için, savaş uçağı pilotu gibi yetişmesi uzun yıllar, yoğun emek ve yüksek maliyetler gerektiren personelin ivedilikle temin edilmesinin devlet için mutlak bir zorunluluk olduğu belirtilmiştir. Bu acil ve hayati ihtiyacın yeni personel yetiştirilerek veya kurum içi sınıf değişikliği yapılarak kısa sürede giderilmesinin fiilen imkânsız olması nedeniyle, daha önce ordudan ayrılmış tecrübeli pilotların göreve geri çağrılması şeklindeki radikal işlemin, hedeflenen amaca ulaşmak için hem elverişli hem de kaçınılmaz olarak gerekli olduğu kanaatine varılmıştır.

Öte yandan mahkeme, uygulanan bu katı tedbirin bireyler üzerindeki etkilerini de ölçülülük ilkesi kapsamında tartışmıştır. Göreve iade edilen pilot subaylara mali imkânlar sağlanmasına yönelik yasal düzenlemelere ve özlük haklarında yapılan iyileştirmelere dikkat çekilmiştir. Bu iyileştirmeler göz önüne alındığında, kamunun korunması gereken üstün menfaati ile kişilerin katlanmak zorunda bırakıldığı külfet arasında makul ve adil bir dengenin kurulduğu saptanmıştır. Başvurucunun yeniden mecburi hizmete alınmasının kendisine tahammül edilemez, aşırı ve orantısız bir yük getirmediği, idarenin uyguladığı tedbirin herhangi bir keyfîlik taşımadığı ifade edilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, olağanüstü hâl döneminde uygulanan göreve geri çağırma tedbirinin durumun gerektirdiği ölçüde olduğuna kanaat getirerek başvurucunun Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının ihlal edilmediği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: