Anasayfa/ Karar Bülteni/ Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Chaykovskyy - Ukrayna Kararı 48879/19 B.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Chaykovskyy - Ukrayna Kararı 48879/19 B.

Bu karar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin daha önce verdiği bir ihlal kararı üzerine yerel mahkemelerde gerçekleştirilen yargılamanın yenilenmesi sürecinde adil yargılanma hakkının nasıl korunması ve delillerin nasıl değerlendirilmesi gerektiğine dair kritik bir hukuki inceleme sunmaktadır. Hukuken bu karar, bir yüksek mahkemenin, AİHM ihlal kararına dayanarak yaptığı olağanüstü bir incelemede, bazı delilleri bir sanık için hukuka aykırı ve kabul edilemez bulurken, aynı dosyada yer alan diğer bir sanık olan başvurucu için geçerli kabul etmesinin adil yargılanma hakkını açıkça zedelediğini ortaya koymaktadır. AİHM, yerel mahkemenin bu çifte standardı sadece "cezai sorumluluğun bireyselleştirilmesi" gibi soyut bir kavrama dayandırarak yeterince gerekçelendirmemesini Sözleşme'nin ihlali olarak nitelendirmektir.
search

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
Chaykovskyy - Ukrayna Kararı 48879/19 B.

6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
Bölüm 5. Bölüm
Başvuru No 48879/19
Karar Tarihi 09.10.2025
Taraflar Chaykovskyy - Ukrayna
Karar Sonucu İhlal / İhlal Yok
Karar Linki HUDOC
Öne Çıkan Hükümler
Olağanüstü kanun yollarında adil yargılanma gözetilmelidir.
Yeniden yargılamada delillerin değerlendirilmesi keyfi olamaz.
Mahkemeler delil kabulünde çifte standart uygulayamaz.
Bozma sonrası inceleme yeterli gerekçeye dayanmalıdır.
Mücbir sebepler yargılama süresinin uzamasını haklı kılabilir.

Bu karar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin daha önce verdiği bir ihlal kararı üzerine yerel mahkemelerde gerçekleştirilen yargılamanın yenilenmesi sürecinde adil yargılanma hakkının nasıl korunması ve delillerin nasıl değerlendirilmesi gerektiğine dair kritik bir hukuki inceleme sunmaktadır. Hukuken bu karar, bir yüksek mahkemenin, AİHM ihlal kararına dayanarak yaptığı olağanüstü bir incelemede, bazı delilleri bir sanık için hukuka aykırı ve kabul edilemez bulurken, aynı dosyada yer alan diğer bir sanık olan başvurucu için geçerli kabul etmesinin adil yargılanma hakkını açıkça zedelediğini ortaya koymaktadır. AİHM, yerel mahkemenin bu çifte standardı sadece "cezai sorumluluğun bireyselleştirilmesi" gibi soyut bir kavrama dayandırarak yeterince gerekçelendirmemesini Sözleşme'nin ihlali olarak nitelendirmektir.

Emsal etkisi ve uygulamadaki önemi açısından bu karar, AİHM kararlarının icrası amacıyla yapılan yargılamanın yenilenmesi veya olağanüstü itiraz süreçlerinin sadece şekli bir incelemeden ibaret olamayacağını göstermektedir. Maddi delillerin yeniden değerlendirilmesi durumunda bu sürecin Sözleşme'nin 6. maddesi kapsamındaki güvencelere tabi olduğu kesin bir biçimde vurgulanmaktadır. Ayrıca karar, silahlı çatışma veya işgal gibi devletin kontrolü dışındaki mücbir sebeplerin, dava dosyalarına erişimi engellediği olağanüstü durumlarda, devletin elinden gelen tüm çabayı göstermesi koşuluyla makul sürede yargılanma hakkının ihlal edilmemiş sayılacağına dair uygulamadaki önemli bir istisnayı da teyit etmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu Vitaliy Viktorovych Chaykovskyy, kendisi ve diğer sanıkların daha önce yargılandığı ve ağır cezalara çarptırıldığı bir ceza davasında adil yargılanma hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurmuş ve haklı bulunmuştur. Bu ihlal kararı üzerine, başvurucu ve diğer sanıklar Ukrayna Yüksek Mahkemesi'ne başvurarak yargılamanın yenilenmesini talep etmişlerdir. Yüksek Mahkeme, bazı suçlamalar yönünden mahkûmiyeti bozup yeniden yargılama kararı verirken, bazı suçlamalar yönünden ise diğer sanıklardan elde edilen ve AİHM tarafından hukuka aykırı olduğu tespit edilen ifadeleri başvurucu aleyhine geçerli delil kabul etmiş ve mahkûmiyeti onamıştır. Başvurucu, Yüksek Mahkeme'nin bu çifte standartlı, eksik ve yetersiz gerekçeli incelemesi ile söz konusu mahkeme sürecinin makul olmayan bir şekilde aşırı uzun sürmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının yeniden ihlal edildiğini iddia ederek Ukrayna Devleti'ne karşı dava açmış ve mağduriyetinin giderilmesini talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

AİHM, uyuşmazlığı çözerken öncelikle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m. 6 (adil yargılanma hakkı) çerçevesinde olağanüstü kanun yollarının ve yargılamanın yenilenmesi kurumunun niteliğini detaylı bir biçimde değerlendirmiştir. Kural olarak, Sözleşme m. 6, daha önceden kesinleşmiş ve sonuçlanmış davaların yeniden açılması hakkını doğrudan güvence altına almaz. Ancak yerel mahkeme, bir olağanüstü itiraz yolu veya AİHM kararı sonrasında yargılamanın yenilenmesi kapsamında davanın esasına girer, mevcut kanıtları ve delilleri yeniden değerlendirerek bir suç isnadı hakkında yeni bir hukuki belirleme yaparsa, bu süreç artık yeni bir inceleme halini alır ve bütünüyle Sözleşme m. 6 kapsamındaki usuli güvencelere tabi olur.

Yerleşik içtihat prensiplerine göre, yerel mahkemelerin AİHM ihlal kararları sonrasında yaptıkları incelemeler, salt şekli bir düzeltmeden ibaret olmayıp, davanın temelini oluşturan delillerin yeniden değerlendirilmesini içeriyorsa bu durum orijinal ceza yargılamasının devamı ve bir uzantısı sayılır. Bu noktada mahkemelerin, delillerin kabul edilebilirliği, güvenilirliği ve diğer sanıklara sirayeti konusunda yeterli, mantıklı ve çifte standarta yer vermeyen açık gerekçeler sunması zorunludur.

Öte yandan, makul sürede yargılanma hakkı ihlalleri değerlendirilirken davanın hukuki karmaşıklığı, tarafların tutumu ve yetkili makamların süreci yürütme biçimi dikkate alınır. Devletin yargı sistemini düzgün işleyecek şekilde organize etme yükümlülüğü bulunmakla birlikte, ülkenin bir bölümünün silahlı çatışma veya işgal altında olması gibi nesnel ve aşılmaz engeller (mücbir sebepler) yaşandığında, yetkililerin dava dosyalarına erişmek ve yargılamayı sürdürmek için kendi yetkileri dahilindeki tüm makul ve olası önlemleri alıp almadığına bakılır. Devletin kontrolü dışındaki bu tür olağanüstü durumlar nedeniyle yaşanan gecikmeler, yetkililerin gerekli özeni ve çabayı gösterdiği sürece adil yargılanma hakkının ihlali olarak değerlendirilmez.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

AİHM, Ukrayna Yüksek Mahkemesi'nin yürüttüğü olağanüstü inceleme sürecinde, başvurucu aleyhindeki bazı kritik suçlamaları diğer sanıkların hukuka aykırı bulunan ilk ifadelerine dayanarak onamasını derinlemesine değerlendirmiştir. Yüksek Mahkeme, AİHM'in daha önceki kararlarında diğer sanıklar açısından açıkça Sözleşme ihlali yarattığını tespit ettiği ifadeleri, o sanıklar yönünden dosyadan çıkarırken, başvurucu yönünden geçerli ve temel bir delil olarak kabul etmeye devam etmiştir. AİHM, Yüksek Mahkeme'nin aynı davada ve aynı olgusal temele dayanan bir ceza yargılamasında, bir delilin bir sanık için hukuka aykırı ve geçersiz, diğeri için ise geçerli sayılmasına dair hukuken ikna edici, güçlü ve detaylı bir gerekçe sunmadığını tespit etmiştir. Yüksek Mahkeme'nin söz konusu ayrımı yaparken sadece "cezai sorumluluğun bireyselleştirilmesi" ilkesine yüzeysel bir atıf yapması yeterli bir hukuki açıklama olarak görülmemiş olup, bu durumun adil yargılanma hakkının temel güvencelerini yerine getirmediği sonucuna varılmıştır.

Yargılamanın makul sürede bitirilmemesi şikayeti yönünden ise AİHM, davanın incelenmesinin iki yıl civarında sürmesinin temel nedeninin, dava dosyasının 2014 yılından bu yana hükümetin fiili kontrolü dışında olan ve işgal altındaki Donetsk bölgesinde kalması olduğunu belirlemiştir. Yüksek Mahkeme'nin dosyayı yeniden oluşturmak için Kızılhaç da dahil olmak üzere çeşitli uluslararası kurumlardan yardım istediği, mevcut olan parça kısımları kullanarak hukuki süreci işletmeye çalıştığı ve yetkililerin olağanüstü durumun gerektirdiği tüm samimi çabayı gösterdiği tespit edilmiştir. Bu nesnel ve zorlayıcı engeller karşısında, yargılama süresinin makul süreyi aşmadığı kabul edilmiştir.

Sonuç olarak AİHM, inceleme sürecinin adilliği yönünden Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinin ihlal edildiğine, ancak yargılamanın uzunluğu yönünden 6. maddenin ihlal edilmediğine karar vermiş ve başvurucu lehine manevi tazminat talebini kabul etmiştir.

Benim davamda arkadaşımın ifadesi geçersiz sayıldı ama bana ceza verdiler. Yasal mı? expand_more
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına göre, aynı davada yer alan bir delilin bir sanık için hukuka aykırı ve geçersiz bulunurken, diğer bir sanık için geçerli sayılması adil yargılanma hakkının açık bir ihlalidir. Mahkemelerin delil değerlendirmesinde çifte standart uygulamaması ve bir ayrım yapılacaksa bunun hukuken ikna edici, güçlü ve detaylı bir gerekçeye dayandırılması şarttır. Sadece "cezai sorumluluğun bireyselleştirilmesi" gibi soyut kavramlar öne sürülerek bu çifte standart meşrulaştırılamaz.
AİHM ihlal kararı verince yerel mahkeme dosyayı öylesine inceleyip kapatabilir mi? expand_more
Hayır, kapatamaz. AİHM kararlarının icrası amacıyla başvurulan yargılamanın yenilenmesi süreçleri yalnızca şekli bir incelemeden ibaret olamaz. Yerel mahkeme olağanüstü kanun yoluyla davanın esasına giriyor ve mevcut delilleri yeniden değerlendirerek suç isnadı hakkında yeni bir hukuki tespitte bulunuyorsa, bu süreç Sözleşme'nin adil yargılanma hakkı kapsamındaki tüm usuli güvencelerine bütünüyle tabi olur.
Savaş veya işgal yüzünden mahkemem uzarsa bu adil yargılanma hakkımı ihlal eder mi? expand_more
Kural olarak devlet, yargı sistemini davaların makul sürede bitirileceği şekilde organize etmekle yükümlüdür. Ancak savaş, silahlı çatışma veya işgal gibi devletin kontrolü dışındaki mücbir sebepler yüzünden (örneğin dava dosyasının işgal altındaki bölgede kalması) mahkeme uzamışsa, bu durum otomatik olarak bir ihlal sayılmaz. Eğer yetkililer dosyayı yeniden oluşturmak ve hukuki süreci işletmek için uluslararası kurumlardan yardım istemek dahil kendi yetkileri dahilindeki tüm makul ve samimi çabayı göstermişse, bu olağanüstü durum makul sürede yargılanma hakkının ihlali olarak kabul edilmemektedir.
star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir