| Alan | Detay |
|---|---|
| Mahkeme | Yargıtay 9. Hukuk Dairesi |
| Esas No | 2021/6189 |
| Karar No | 2021/10549 |
| Karar Tarihi | 22.06.2021 |
| Karar Sonucu | Bozma |
| Karar Linki | Yargıtay Karar Arama |
Öne Çıkan Hükümler
- gavel Ödenmeyen fazla mesai haklı fesih sebebidir.
- gavel Ziraat teknikerinin budama yapması esaslı değişiklik değildir.
- gavel Borçlar Kanunu kapsamında kıdem tazminatı talep edilemez.
- gavel Haksız fesih tazminatı kıyas yoluyla uygulanamaz.
Bu karar, tarım iş kolunda çalışan ve işçi sayısı ellinin altında olan işletmelerde istihdam edilen kişilerin hukuki statülerini netleştirmesi bakımından oldukça kritik bir öneme sahiptir. Kararın hukuki merkezini, İş Kanunu kapsamı dışında kalarak Türk Borçlar Kanunu'na tabi olan işçilerin, iş sözleşmelerini haklı nedenle feshetmeleri halinde talep edebilecekleri tazminatların niteliği oluşturmaktadır. Yargıtay, ödenmeyen işçilik alacakları nedeniyle işçinin gerçekleştirdiği feshin haklı nedene dayandığını saptamış; ancak, İş Kanunu'na özgü bir kurum olan kıdem tazminatının, Borçlar Kanunu'nun "haksız fesih tazminatını" düzenleyen 438. maddesine dayandırılarak kıyasen dahi verilemeyeceğine hükmetmiştir.
Emsal niteliğindeki bu içtihat, uygulamada sıklıkla karşılaşılan ve her iş uyuşmazlığında doğrudan İş Kanunu hükümlerinin işletilebileceği yönündeki hatalı yaklaşımın önüne kesin bir set çekmektedir. Bilhassa meslektaşlarımızın, tarım işçileri gibi istisnai gruplara dahil olan müvekkilleri adına dava açarken, tabi olunan mevzuatın 4857 sayılı İş Kanunu mu yoksa 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu mu olduğunu önceden tespit etmeleri büyük önem taşımaktadır. Zira kanun koyucunun açıkça işverenin haksız feshine bağladığı bir cezai nitelikteki tazminatın, işçinin haklı feshinde emsal gösterilerek talep edilmesi, Yargıtay nezdinde bozma nedeni yapılmaktadır. Bu nedenle, hizmet sözleşmesi Borçlar Kanunu'na tabi olan işçiler, uğradıkları gerçek zararları genel ispat kuralları ve sözleşmeye aykırılık hükümleri çerçevesinde şekillendirmelidir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Tarım iş kolunda faaliyet gösteren davalı işverene ait işyerinde ziraat teknikeri olarak çalışan davacı işçi, iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini belirterek alacak davası açmıştır. İşçi, başlangıçta kendi ekibine nezaret etmekteyken, sonradan rızası alınmadan doğrudan budama ve ilaçlama işçisi olarak görevlendirildiğini, bu durumun çalışma koşullarında aleyhe esaslı bir değişiklik oluşturduğunu iddia etmiştir. Ayrıca, mobbinge uğradığını, yoğun mesai ve hafta tatili çalışmalarının ücretlerinin tam olarak ödenmediğini, sigorta primlerinin eksik yatırıldığını ve kış aylarında çalışılmayan günlerin hukuka aykırı şekilde yıllık izninden düşüldüğünü ileri sürmüştür.
Davalı işveren ise işyerindeki ziraat teknikerlerinin mühendislerin kontrolünde ekiplerin başında sahada çalıştığını, davacının görev tanımında veya çalışma şartlarında bir değişiklik yapılmadığını savunmuştur. Ücret ve mesai alacaklarının banka üzerinden düzenli ödendiğini, davacının aslında askerlik ve kredi borçları sebebiyle kendi isteğiyle ayrılmak istediğini, işsizlik maaşı alamayacağını öğrenince de asılsız kurgularla sözleşmeyi haksız şekilde feshettiğini ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Uyuşmazlığın çözümünde dayanılan temel yasal zemin, elli kişiden az işçi çalıştıran tarım işletmelerinin 4857 sayılı İş Kanunu'nun istisnalar kapsamında kalması nedeniyle, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun hizmet sözleşmesine ilişkin hükümleri olmuştur.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 435 uyarınca, taraflardan her biri, dürüstlük kurallarına göre hizmet ilişkisini sürdürmesi kendisinden beklenemeyen haklı sebeplerin varlığı hâlinde sözleşmeyi derhal feshedebilir. İşçinin veya işverenin sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği durumlarda, fesih nedeni karşı tarafın sözleşmeye aykırı davranışından kaynaklanıyorsa, fesheden taraf, hizmet ilişkisine dayanan bütün haklarını göz önünde tutarak uğradığı zararların tamamen giderilmesini isteyebilir. Bu maddenin temel amacı, haklı olarak sözleşmeyi sona erdiren tarafın, sözleşme normal süresine kadar devam etseydi içinde bulunacağı mali duruma getirilmesidir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 438 ise işverenin haklı bir sebep olmaksızın hizmet sözleşmesini derhal feshetmesi halini düzenler. Yasa koyucu bu durumda işçiye, belirsiz süreli sözleşmelerde fesih bildirim süresine, belirli süreli sözleşmelerde ise sözleşme süresine ait ücreti tutarında bir tazminat hakkı tanımış, ayrıca hakime ceza niteliğinde bir haksız fesih tazminatı (hakkaniyet tazminatı) belirleme yetkisi vermiştir.
Yerleşik içtihatlara göre, fazla çalışma ücretlerinin veya normal ücretlerin eksik ya da geç ödenmesi işçi açısından tartışmasız bir haklı fesih nedenidir. Fakat, iş sözleşmesi 6098 sayılı Kanun'a tabi olan bir işçinin, kendi iradesiyle haklı nedene dayanarak yaptığı fesihlerde 4857 sayılı Kanun'da yer alan kıdem tazminatını talep etme hakkı bulunmadığı gibi, mahkemelerin de bu kıdem tazminatı talebini şekil değiştirerek, kanunun sadece işverenin haksız feshi için öngördüğü 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 438 hükmüne kıyasen bağlaması yasal olarak mümkün değildir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Somut olayda, davalı işverenin tarım iş kolunda faaliyet gösterdiği ve elli kişiden az işçi çalıştırdığı tespit edilmiştir. Bu sebeple İlk Derece Mahkemesince verilen görevsizlik kararı isabetlidir ve taraflar arasındaki hizmet ilişkisi Borçlar Kanunu kurallarına göre çözümlenmelidir.
Yargılama safhasında toplanan delillere göre davacı işçinin 09.06.2012 tarihinde ziraat teknikeri sıfatıyla çalışmaya başladığı, budama ve ilaçlama yapan işçileri organize ettiği, sonrasında bizzat bu işlerde görevlendirildiği anlaşılmıştır. Tarım ve ziraat alanında tekniker olarak istihdam edilen bir çalışanın, işletmenin ihtiyaçları doğrultusunda doğrudan budama ve ilaçlama işlerini fiilen yapması, çalışma koşullarında aleyhe esaslı bir değişiklik veya mobbing olarak nitelendirilemez. Ancak dosya kapsamındaki bilirkişi raporlarından, davacı işçinin 2012 ile 2015 yılları arasındaki fazla çalışma ücretlerinin bordrolara tam yansıtılmadığı ve ödenmediği kesin olarak saptanmıştır. Bu ödememe hali, davacı işçi açısından haklı fesih nedenidir ve işçi noter kanalıyla çektiği ihtarname ile hizmet sözleşmesini haklı olarak feshetmiştir.
Ne var ki İlk Derece Mahkemesi, davacının dava dilekçesinde açıkça "kıdem tazminatı" talep etmesi karşısında, Borçlar Kanunu'nda kıdem tazminatının bir karşılığı olmadığından hareketle, söz konusu talebi Borçlar Kanunu'nun 438. maddesindeki "hakkaniyet tazminatı" olarak nitelemiş ve kabul etmiştir. Oysa Yargıtay denetiminde açıkça vurgulandığı üzere, Borçlar Kanunu 438. maddesi sadece ve münhasıran sözleşmenin işveren tarafından haksız olarak feshedildiği durumlara özgüdür. Feshin, bizzat işçinin kendisi tarafından haklı sebeple dahi olsa gerçekleştirilmesi halinde, bu madde hükmünün kıyas yoluyla uygulanıp tazminata hükmedilmesi yasaya aykırıdır. İşçi bu fesih durumunda ancak 435. madde çerçevesinde uğradığı somut ve gerçek zararları talep edebilir.
Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, davacı işçinin kıdem tazminatı talebinin Borçlar Kanunu'nun 438. maddesi kıyasen uygulanmak suretiyle hakkaniyet tazminatı adı altında kabul edilmesini hukuka aykırı bularak kararı bozmuştur.
Fazla mesai ücretim ödenmiyor, işten çıksam haklı sayılır mıyım? expand_more
Ziraat teknikeriyim, beni doğrudan budama işine verdiler. Bu mobbing sayılır mı? expand_more
Tarım işçisiyim, haklı sebeple istifa etsem kıdem tazminatı alabilir miyim? expand_more
Mahkeme, kıdem tazminatı yerine geçecek başka bir ceza tazminatı verebilir mi? expand_more
Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.
Bizi Değerlendirin
Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.
Google'da Değerlendir