Karar Bülteni
YARGITAY 9. HD 2021/5819 E. 2021/11402 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Yargıtay 9. Hukuk Dairesi |
| Esas No | 2021/5819 |
| Karar No | 2021/11402 |
| Karar Tarihi | 08.07.2021 |
| Dava Türü | Alacak |
| Karar Sonucu | Bozma |
| Karar Linki | Yargıtay Karar Arama |
- Maddi hata usuli kazanılmış hak oluşturmaz.
- Haftalık çalışma süresi tespiti titizlikle yapılmalıdır.
- Fazla çalışma log kayıtlarıyla ispat edilebilir.
- Bozma ilamının gerekleri eksiksiz yerine getirilmelidir.
Bu karar hukuken, Yargıtay'ın kendi verdiği kararlardaki maddi hataları düzeltebileceğini ve bu tür maddi hataların taraflar lehine usuli kazanılmış hak yaratmayacağını bir kez daha vurgulamaktadır. Davacının haftalık çalışma süresinin 40 saat olduğu dosyadan açıkça anlaşılmasına rağmen, önceki temyiz incelemesinde bu durumun gözden kaçırılması maddi hata kabul edilmiş ve Daire kendi kararını ortadan kaldırarak adaletin tecellisini sağlamıştır. İşyerindeki mesai düzeninin sözleşme ve iç kayıtlarla 40 saat olarak belirlendiği durumlarda, fazla çalışma hesaplamalarının genel kural olan 45 saat üzerinden değil, bu özel süre üzerinden yapılması hukuki bir zorunluluktur.
Benzer davalardaki emsal etkisi, özellikle bankacılık veya kurumsal şirketlerdeki bilgisayar log kayıtlarının ve güvenlik defterlerinin fazla mesai ispatında nasıl değerlendirileceği konusundadır. Yargıtay, bozma ilamında belirtilen kayıtların usulünce celbedilmeden sadece eski dosyalar üzerinden yeniden bilirkişi raporu alınmasını yetersiz bularak, bozma kararlarına şeklen değil esastan uyulması gerektiğini kesin bir dille ifade etmiştir. Uygulamada mahkemelerin, işyeri kayıtlarını yerinde inceleme yetkisi vererek, kayıt bulunan dönemleri belgelere, bulunmayanları ise tanık beyanlarına göre ayrıntılı bir şekilde denetime elverişli olarak hesaplatması gerektiği ilkesi bu kararla iyice sağlamlaştırılmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Davacı işçi, davalı işverene karşı dava açarak kıdem tazminatı ile birlikte yıllık izin, fazla mesai, fazla sürelerle çalışma, hafta tatili, ikramiye ve eva prim alacaklarının tahsil edilmesini talep etmiştir. İşveren ise davacının bu taleplerinin yersiz ve haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Yerel mahkeme davacının taleplerini kısmen haklı bularak alacakların bir kısmını hüküm altına almıştır. Ancak verilen bu karar, Yargıtay tarafından işyeri kayıtlarının eksik incelendiği gerekçesiyle bozulmuştur. Temel uyuşmazlık, yerel mahkemenin Yargıtay'ın bozma kararına şeklen mi yoksa esastan mı uyduğu, işyerindeki çalışma düzeninin nasıl ispatlanacağı ve bilgisayar log kayıtları ile güvenlik defterlerinin fazla mesai ispatındaki rolü noktalarında toplanmaktadır. Ayrıca, Yargıtay'ın daha önce temyiz incelemesi sırasında haftalık 40 saatlik çalışma süresini gözden kaçırması nedeniyle oluşan maddi hatanın hukuki sonuçları da uyuşmazlığın önemli bir parçasını oluşturmaktadır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Mahkemenin uyuşmazlığı çözerken dayandığı temel kural, mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu kapsamında şekillenen "usuli kazanılmış hak" ve "maddi hata" kurumlarının hukuki sonuçlarıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 04.02.1959 tarihli ve 1957/13 esas, 1959/5 karar ile 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 esas, 1960/9 karar sayılı içtihatlarında detaylı bir biçimde açıklandığı üzere, Yargıtay tarafından maddi hata sonucu verilen bir karara mahkemece uyulmasına karar verilmesi halinde dahi usuli kazanılmış hak oluşmaz. Yargıtay'ın, dosyada halihazırda bulunan önemli bir belgeyi veya tespiti gözden kaçırması açık bir maddi hata sebebi olarak kabul edilmekte ve bu nitelikteki hatalı bozma kararından dönülmesi her zaman mümkün olmaktadır.
Ayrıca 4857 sayılı İş Kanunu gereğince fazla çalışma ve fazla sürelerle çalışma ücretlerinin ispatı noktasında, yazılı deliller her zaman öncelikli ispat aracıdır. Bilgisayar log kayıtları (sisteme giriş ve çıkış saatleri), banka içi yazılı talimatlar, emniyet müdürlüğü kayıtları ve güvenlik defterleri işyerindeki fazla çalışmanın tespitinde en temel ve güvenilir araçlardır. Yargıtay'ın bu konudaki yerleşik içtihatlarına göre, kayıt bulunan dönemler için mutlaka bu yazılı resmi kayıtlara itibar edilmeli, kayıt bulunmayan dönemler için ise tanık beyanları doğrultusunda denetime elverişli şekilde hesaplama yapılmalıdır. İş sözleşmesinde haftalık çalışma süresi kanuni sınır olan 45 saatin altında (örneğin 40 saat) belirlenmişse, 40 saati aşan 45 saate kadar olan çalışmalar "fazla sürelerle çalışma" olarak değerlendirilmeli ve ücreti %25 zamlı ödenmelidir. Keza, sözleşmede fazla çalışma ücretinin temel ücrete dahil olduğuna dair bir hüküm bulunuyorsa, bu kurala da hukuki geçerlilik tanınarak hesaplamaların bu yasal sınırlar çerçevesinde yapılması zorunludur.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Somut olayda, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi öncelikle daha önce kendi verdiği karardaki maddi hatayı tespit ederek işe başlamıştır. Davalı işyerinde haftalık çalışma süresinin 40 saat olduğu teftiş raporu, ücret bordrolarındaki %25 zamlı fazla sürelerle çalışma tahakkukları ve diğer delillerden açıkça anlaşılmasına rağmen, bu delillerin önceki temyiz incelemesi sırasında gözden kaçırıldığı saptanmıştır. Bu hukuki durum karşısında maddi hataya dayalı önceki kararın ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir.
Esas incelemede ise, yerel mahkemenin Yargıtay’ın daha önceki bozma kararına uyduğu, ancak bozma ilamının gerekliliklerini tam olarak yerine getirmediği görülmüştür. Yargıtay'ın bozma ilamında; uyuşmazlığın kesin olarak çözümü için davacıya ait bilgisayar açılış kapanış sistem kayıtları (log kayıtları), emniyet müdürlüğü kayıtları, banka içi talimatlar ve güvenlik defterlerinin kronolojik olarak temin edilmesi istenmiştir. Hatta gerekirse uzman bilirkişiye işyerinde yerinde inceleme yetkisi verilerek bu kayıtların incelenmesi gerektiği belirtilmiştir. Ancak yerel mahkeme, bu yeni kayıtları ilgili kurumlardan usulünce getirtmeden dosyayı doğrudan bilirkişiye tevdi etmiş, bozma öncesinde dosyada zaten var olan eksik kayıtlar üzerinden yeniden rapor tanzim edilerek hüküm kurulmuştur.
Yargıtay, kayıt getirtilmeden eski delillerle yapılan bu eksik hesaplamayı hukuka aykırı bulmuştur. İş sözleşmesinde haftalık çalışma saatinin 40 saat olduğu gerçeği gözetilerek, davacının "fazla sürelerle çalışma" ve "fazla çalışma" alacakları ile hafta tatili çalışmalarının yeniden, titizlikle değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Ayrıca, iş sözleşmesinde fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dahil olduğuna dair bir hüküm mevcutsa, buna da hukuki geçerlilik tanınarak hesaplamaların bu doğrultuda yapılması gerektiği ifade edilmiştir. Aksi yönde, şekli bir uyma kararı ile eksik incelemeye dayalı olarak kurulan hüküm kabul görmemiştir.
Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin maddi hataya düşerek ve bozma gereklerini eksik yerine getirerek verdiği kararı bozmuştur.