Anasayfa Karar Bülteni AYM | Servet Yılmaz | BN. 2022/66404

Karar Bülteni

AYM Servet Yılmaz BN. 2022/66404

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2022/66404
Karar Tarihi 03.07.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Mülkiyet hakkı yasal düzenlemeyle etkisizleştirilemez.
  • Derdest davalarda hak arama yolları açık olmalıdır.
  • Etkili başvuru hakkı teorik değil pratik olmalıdır.
  • Alacak tahsil imkânının yasayla kaldırılması ihlaldir.

Bu karar, vatandaşların mülkiyet haklarına dayalı alacaklarını yargı yoluyla tahsil etmeye çalışırken, dava sürecinde sonradan yapılan yasal değişikliklerle bu imkânın fiilen ve hukuken ellerinden alınmasının Anayasa'ya açıkça aykırı olduğunu net bir biçimde ortaya koymaktadır. Kişilerin mülkiyet hakkını korumak ve yasal alacaklarına kavuşmak için başvurdukları meşru hukuki yolların, uyuşmazlık devam ederken yürürlüğe giren yeni kanuni düzenlemelerle işlevsiz hâle getirilmesi, yalnızca maddi bir kayba yol açmamakta; aynı zamanda anayasal düzenin temel direklerinden olan etkili başvuru hakkını da telafisi güç biçimde zedelemektedir. Anayasa Mahkemesi bu tespitiyle, hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak, kanun koyucunun sürmekte olan yargılamalara müdahale niteliği taşıyan ve hak arama hürriyetini boşa çıkaran adımlardan kaçınması gerektiğini kuvvetle vurgulamaktadır.

Benzer uyuşmazlıklarda bu kararın emsal etkisi son derece kritik bir öneme sahiptir. İdare veya yasama organı, sürmekte olan davaları veya icra takiplerini fiilen sonuçsuz bırakacak nitelikte, geriye dönük veya derhâl uygulanarak tahsil imkânını tamamen ortadan kaldıran yasal müdahalelerde bulunduğunda, mahkemelerin bu kuralı doğrudan Anayasa'nın etkili başvuru güvencesi ışığında değerlendirmesi gerekecektir. Karar, hukuk güvenliği prensibi gereği kanun değişikliklerinin derdest davalardaki meşru beklentileri ve kazanılmış hakları ortadan kaldıracak şekilde yorumlanamayacağını ve uygulanamayacağını göstermesi bakımından, alt derece mahkemelerinin vereceği hükümlere doğrudan yön verecek temel bir içtihat niteliği taşımaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu Servet Yılmaz, bir şirkete yatırmış olduğu parasının iade edilmesi talebiyle uyuşmazlığı yargı mercilerine taşımış ve Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde alacak ve iade davası açmıştır. Ancak, mahkeme süreci olağan seyrinde devam ederken, uyuşmazlığın esasına ve tahsilat süreçlerine doğrudan etki eden yeni bir kanuni düzenleme yürürlüğe girmiştir. Yapılan bu yeni yasal değişiklik neticesinde, başvurucunun şirket nezdindeki alacağını tahsil etme imkânı fiilen ve hukuken ortadan kaldırılmıştır. Derece mahkemesi de yürürlüğe giren bu yeni yasal düzenlemeyi uyuşmazlığa uygulayarak davayı başvurucu aleyhine sonuçlandırmıştır. Başvurucu, alacağını tahsil etmek amacıyla hukuka uygun şekilde mahkemeye müracaat etmesine rağmen, yargılama aşamasında çıkarılan kanun sebebiyle hukuki mekanizmaları işletme imkânından bütünüyle mahrum bırakıldığını, bu durumun mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkını zedelediğini iddia ederek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, önüne gelen bu hukuki uyuşmazlığı temel olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 35 hükmünde düzenlenen mülkiyet hakkı ile Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 40 hükmünde güvence altına alınan etkili başvuru hakkı çerçevesinde ele almış ve değerlendirmiştir. Mülkiyet hakkı, kişilerin malvarlığı değerleri ve alacak hakları üzerinde diledikleri gibi tasarrufta bulunabilmelerini ve bu değerleri talep edebilmelerini güvence altına alan temel bir insan hakkıdır. Etkili başvuru hakkı ise, ihlal edildiği iddia edilen hakların yargı mercileri önünde etkin, ulaşılabilir ve sonuç doğurucu bir şekilde savunulabilmesini temin eder. Subjektif bir hakkın varlığı, ancak o hakkın ihlali durumunda koruma sağlayacak usuli mekanizmaların işlevsel olması hâlinde anlam ifade eder.

Yüksek Mahkeme, bu uyuşmazlığın çözümü noktasında daha önce benzer mahiyetteki hukuki sorunları detaylıca irdelediği ve karara bağladığı Turgay Kılıç emsal kararına (B. No: 2020/21022) doğrudan atıf yapmıştır. Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihat prensiplerine göre, bireylerin alacaklarını tahsil edebilmek amacıyla usulüne uygun şekilde yargı yoluna müracaat etmelerinin ardından, bizzat kamu otoritesi tarafından yürürlüğe konulan bir kanuni düzenleme ile söz konusu hukuki yolların işletilmesinin engellenmesi hak ihlali oluşturmaktadır.

Doktrin ve evrensel hukuk ilkeleri ışığında, hak arama hürriyetinin kâğıt üzerinde kalmaması, pratik ve fiilî olarak uygulanabilir bir koruma sağlaması şarttır. Kişilerin hukuki güvenlik ilkesine ve meşru beklentilerine güvenerek başlattıkları yargısal süreçlerin, yasama faaliyetleri yoluyla tahsil kabiliyetini ortadan kaldıracak şekilde etkisiz bırakılması hukuk devleti anlayışıyla bağdaşmaz. Yargılamaya kanun yoluyla yapılan bu tür müdahaleler, bireylerin mülkiyet haklarını korumak için başvurdukları makamların etkinliğini yok eder.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayın değerlendirmesinde başvurucunun durumunu mülkiyet hakkı ve etkili başvuru hakkı kapsamında kapsamlı bir şekilde incelemiştir. Başvurucunun, yatırım yaptığı şirketten parasını geri alabilmek amacıyla hukuki yollara usulüne uygun bir biçimde başvurduğu ve Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde davasını açtığı hususunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Ancak, yargılama süreci devam ederken yasama organı tarafından yürürlüğe konulan yeni bir kanuni düzenleme, davanın seyrini ve sonucunu doğrudan etkilemiş, başvurucunun yasal alacağını mahkemeler aracılığıyla tahsil etme imkânını bütünüyle elinden almıştır.

Yüksek Mahkeme, maddi olay ve olguları itibarıyla somut başvuruyla büyük ölçüde paralellik taşıyan Turgay Kılıç kararında belirlenen anayasal ilkelerin bu dosya için de aynen geçerli olduğuna hükmetmiştir. Söz konusu emsal kararda da vurgulandığı üzere, alacağın tahsili için uygun hukuki yollara başvurulmasına rağmen, yargılama esnasında gerçekleştirilen kanuni bir değişiklikle vatandaşların yargısal mekanizmaları işletme hakkından fiilen mahrum bırakılması anayasal düzende kabul edilemez. Mevcut başvuru dosyasında, emsal kararda açıklanan ilkelerden, ortaya konulan değerlendirmelerden ve nihai sonuçtan ayrılmayı gerektirecek herhangi bir farklı hukuki durum, istisna veya özel bir olgu saptanmamıştır.

Mülkiyet hakkının etkin bir biçimde korunabilmesi için uyuşmazlığın çözümüne hizmet eden başvuru yollarının sadece teorik olarak kanunlarda yer alması yeterli değildir; bu yolların aynı zamanda fiilen işletilebilir ve sonuç elde etmeye elverişli olması gerekmektedir. Dava sürerken yapılan kanun değişikliğiyle alacağın tahsilinin engellenmesi, başvurucunun hak arama hürriyetini ve etkili başvuru hakkını tamamen illüzyona çevirmiştir. Mahkeme, meydana gelen bu ihlalin ve olumsuz sonuçlarının ortadan kaldırılması için dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere derece mahkemesine gönderilmesinde hukuki yarar ve zorunluluk bulunduğu tespitini yapmıştır. İhlalin sonuçlarının giderilmesi amacıyla yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir hukuki giderim sağlayacağı anlaşıldığından, başvurucunun maddi ve manevi tazminat taleplerinin ise reddine karar verilmesi gerekmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar vermiş ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla kararın yeniden yargılama yapılmak üzere ilk derece mahkemesine göndermesine hükmetmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: