Anasayfa Karar Bülteni AYM | 2023/15292 BN.

Karar Bülteni

AYM 2023/15292 BN.

Anayasa Mahkemesi | Taner Otay | 2023/15292 BN.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2023/15292
Karar Tarihi 19.11.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Mülkiyet hakkı sınırlaması ölçülü ve orantılı olmalıdır.
  • İhtiyati tedbirin makul süreyi aşması mülkiyeti ihlal eder.
  • Uzun süreli tedbir malike orantısız külfet yükler.
  • Yargısal makamlar tedbir sürecinde ivedilikle hareket etmelidir.

Bu karar hukuken, bir malvarlığı değeri üzerine konulan ihtiyati tedbirin makul olmayan bir süre boyunca devam etmesinin mülkiyet hakkına yönelik ağır bir müdahale teşkil ettiğini açıkça ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, kişinin mülkü üzerindeki tasarruf yetkisini fiilen ortadan kaldıran geçici hukuki koruma tedbirlerinin amacını aşarak kalıcı bir mağduriyete dönüşemeyeceğini hüküm altına almıştır. On beş yıl süren bir tedbir uygulamasının kişi üzerinde yarattığı orantısız külfetin, anayasal güvencelerle korunan mülkiyet hakkını zedelediği tespit edilmiştir.

Benzer davalarda bu kararın emsal etkisi, yargılama makamlarının geçici hukuki koruma tedbirlerini uygularken çok daha dikkatli davranmalarını zorunlu kılmasıdır. Uygulamadaki önemi ise ihtiyati tedbir ve haciz gibi kısıtlamaların, asıl yargılamanın uzaması bahane edilerek yıllarca sürdürülemeyeceği yönündeki net mesajıdır. Yargı makamları, mülkiyeti sınırlayan tedbirlerin devamı konusunda hak dengesini gözetmek zorundadır. Bu içtihat, uzun süren yargılamalar nedeniyle mağdur olanların tazminat taleplerinde güçlü bir hukuki dayanak oluşturmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Bu uyuşmazlık, başvurucu Taner Otay'ın malvarlığı üzerinde yıllar önce tesis edilen ihtiyati tedbir kararının çok uzun süre devam etmesi nedeniyle ortaya çıkmıştır. Başvurucunun taraf olduğu bir hukuki süreç kapsamında, mülkiyetinde bulunan değerler üzerine 3 Ağustos 2009 tarihinde ihtiyati tedbir konulmuştur. Aslında geçici bir hukuki koruma mekanizması olan bu tedbir, yargılama süreci boyunca kaldırılmamış ve ancak 29 Mayıs 2024 tarihinde sonlandırılabilmiştir.

Yaklaşık on beş yılı aşkın bir süre boyunca malvarlığı üzerindeki tasarruf yetkisini kullanamayan başvurucu, bu durumun mülkiyet hakkını ölçüsüz bir biçimde ihlal ettiğini ileri sürerek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucu, tedbirin bu kadar uzun sürmesi nedeniyle yaşadığı maddi ve manevi mağduriyetin giderilmesi için manevi tazminat talebinde bulunarak konuyu yüksek mahkemenin önüne taşımıştır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, bu uyuşmazlığı temel olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 35 kapsamında güvence altına alınan mülkiyet hakkı çerçevesinde ele almıştır. Mülkiyet hakkı, kişiye maliki olduğu şey üzerinde hukuk kuralları ve kanunlar çerçevesinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisi verir. Ancak bu hak mutlak olmayıp, kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlandırılabilir.

Sınırlandırmanın anayasaya uygun kabul edilebilmesi için en temel kural, müdahalenin ölçülü ve orantılı olmasıdır. İhtiyati tedbir, haciz veya ihtiyati haciz gibi geçici hukuki koruma önlemleri, mülkiyet hakkına yönelik meşru birer müdahale aracıdır. Ancak, bu tedbirlerin hukuka uygunluğunun devam edebilmesi için kapsamı ve süresi itibarıyla daima orantılı olması şarttır.

Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarında vurgulandığı üzere, bir tedbirin makul olmayan bir süre boyunca devam etmesi, mülkiyet hakkının sahibine tanıdığı yetkilerin kullanılmasını belirsiz bir tarihe kadar öteler. Bu durum, ulaşılmak istenen meşru kamu amacı ile bireyin katlanmak zorunda kaldığı külfet arasındaki adil dengeyi malik aleyhine şiddetle bozar. Geçici bir tedbirin temel amacı bir hakkın korunmasını sağlamakken, uzun yıllar boyunca sürdürülmesi, mülk sahibine doğrudan doğruya orantısız ve aşırı bir külfet yüklediğinden, mülkiyet hakkının özüne dokunan bir ihlal boyutuna ulaşmaktadır. Yargısal makamlar, her türlü tedbir sürecinde mülkiyet hakkının gerektirdiği ivediliği, ciddiyeti ve özeni göstermekle hukuken yükümlüdür.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin somut olayın şartları altında ölçülülük ilkesine uygun olup olmadığını detaylıca incelemiştir. Dosya kapsamındaki verilere göre, başvurucunun malvarlığı üzerinde 3 Ağustos 2009 tarihinde ihtiyati tedbir kararı tesis edilmiştir. Söz konusu geçici koruma tedbiri, aradan geçen on beş yılı aşkın süre boyunca muhafaza edilmiş ve ancak 29 Mayıs 2024 tarihinde kaldırılabilmiştir.

Mahkeme, geçici bir koruma önlemi olarak öngörülen ihtiyati tedbirin yaklaşık on beş yıl boyunca devam etmesinin, mülkiyet hakkının sağladığı yetkilerin kullanımını belirsiz bir şekilde engellediğini saptamıştır. Bu kadar uzun süreli bir kısıtlama, kamu yararı ile bireyin mülkiyet hakkı arasında gözetilmesi gereken adil dengeyi başvurucu aleyhine açıkça bozmuştur. Başvurucunun, malları üzerinde tasarrufta bulunma imkânından on beş yıl gibi olağanüstü uzun bir süre mahrum bırakılması, kendisine şahsi olarak ağır ve orantısız bir külfet yüklemiştir.

Ayrıca Yüksek Mahkeme, makul sürede yargılanma hakkının ihlaline yönelik şikâyeti, yeni hukuki düzenlemeler ışığında öncelikle Tazminat Komisyonuna gidilmesi gerektiği için başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulmuştur. Kişisel verilerin korunması kapsamında özel hayata ve aile hayatına saygı hakkına yönelik iddialar ise açıkça dayanaktan yoksun bulunmuştur. Bununla birlikte mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin ölçüsüzlüğünü ve yargısal makamların tedbir sürecinde gerekli ivedilik ve özeni göstermediklerini kesin olarak saptamış, eski hâle getirme ilkesi uyarınca başvurucuya 34.000 TL manevi tazminat ödenmesine hükmetmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: