Anasayfa Karar Bülteni AYM | Zeliha Gezici | BN. 2020/32744

Karar Bülteni

AYM Zeliha Gezici BN. 2020/32744

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2020/32744
Karar Tarihi 19.11.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Savcı itirazının hükümlüye tebliği zorunludur.
  • Silahların eşitliği ilkesi dezavantajlı konumu yasaklar.
  • İtiraz merciinin kararı yeterli gerekçe içermelidir.
  • Gerekçesiz itiraz kabulü adil yargılanmayı ihlal eder.

Bu karar, ceza infaz kurumlarında disiplin cezalarına karşı yürütülen itiraz süreçlerinde hükümlülerin savunma haklarının ve adil yargılanma güvencelerinin korunması bakımından kritik bir öneme sahiptir. Karar, lehe verilen bir infaz hâkimliği kararının savcılık itirazı üzerine kaldırılması aşamasında, itiraz dilekçesinin hükümlüye tebliğ edilmemesinin silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerini açıkça ihlal ettiğini ortaya koymaktadır. İddia makamının sunduğu argümanlara karşı cevap verme fırsatı tanınmayan tarafın, yargılama sürecinde dezavantajlı duruma düşürülmesi hukuken kabul edilemez bulunmuştur.

Uygulamadaki emsal etkisi ve önemi değerlendirildiğinde, bu karar itiraz mercilerinin denetim sınırlarını ve gerekçelendirme yükümlülüklerini net bir şekilde çizmektedir. Ağır ceza mahkemelerinin, infaz hâkimliklerinin somut tespitlere dayalı lehe kararlarını kaldırırken, ilk derece mahkemesinin gerekçelerinin neden hukuka aykırı olduğunu detaylı ve ikna edici bir şekilde açıklamak zorunda olduğu vurgulanmıştır. Salt savcılık itirazına atıf yapılarak, yeterli nedensellik bağı kurulmadan verilen kararların gerekçeli karar hakkını ihlal edeceği yönündeki bu içtihat, infaz hukukundaki itiraz incelemelerinde şekli denetimden ziyade esasa yönelik ve gerekçeli bir hukuki denetim yapılması zorunluluğunu pekiştirmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Aliağa Kapalı Kadın Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu bulunan başvurucu, koğuşta yaşanan bir tartışma sonrasında diğer bazı mahpuslarla birlikte disiplin cezası almıştır. Tartışmanın, ilaçlarını kullanmayan başka bir mahpusun saldırgan tavırları ve koğuşta yarattığı korku ikliminden kaynaklandığını tespit eden infaz hâkimliği, uzun süre devam eden psikolojik baskı altındaki söylemlerin tehdit sayılamayacağını belirterek başvurucuya verilen beş günlük hücre cezasını iptal etmiştir. Ancak bu iptal kararına karşı Cumhuriyet savcısı tarafından itiraz edilmiştir. Savcılığın itiraz dilekçesi başvurucuya bildirilmemiş ve karşı beyanları alınmamıştır. İtirazı inceleyen ağır ceza mahkemesi ise, savcılığın talebini doğrudan kabul ederek lehe olan iptal kararını kaldırmış ve hücre cezasını onaylamıştır. Başvurucu, savcının itirazından haberdar edilmemesinin ve itiraz merciinin hiçbir gerekçe göstermeden aleyhine karar vermesinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı, hem silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerini hem de gerekçeli karar hakkını kapsamaktadır. Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına göre, silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarından birinin diğerine nazaran dezavantajlı bir duruma düşürülmemesini gerektirir. Çelişmeli yargılama ilkesi ise tarafların, davanın sonucunu etkileyebilecek nitelikteki tüm iddia, delil ve mütalaalardan haberdar olma ve bunlara karşı kendi görüşlerini bildirme imkânına sahip olmasını teminat altına alır. Ceza yargılamasında iddia ve savunma makamları arasındaki dengenin bozulması, hakkaniyete uygun bir yargılama yapılmasını doğrudan engeller.

Somut uyuşmazlığın temelini oluşturan cezaevi disiplin cezaları, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun hükümleri çerçevesinde uygulanmaktadır. Anılan Kanun'un disiplin cezalarına ilişkin usul kuralları işletilirken, mahpusların savunma haklarının kısıtlanmaması esastır. İnfaz hâkimliği tarafından hükümlü lehine verilen bir karara karşı iddia makamının yaptığı itirazın, hükümlüye tebliğ edilmemesi ve karşı beyanlarının alınmaması, savunma makamını iddia makamı karşısında açıkça zayıf düşürmektedir.

Gerekçeli karar hakkı bağlamında ise Anayasa'nın 141. maddesi uyarınca mahkemelerin tüm kararlarının gerekçeli olması zorunludur. İtiraz merciinin, ilk derece mahkemesinin olayları değerlendirdiği ve hukuki sonuca bağladığı kararını kaldırırken sadece itirazın kabul edildiğini belirtmesi yeterli bir denetim mekanizması oluşturmaz. İnfaz hâkimliğinin şikâyeti kabul ederken dayandığı somut gerekçelerin neden hukuka aykırı olduğunun, yeni hükme ulaşmayı sağlayan yasal sebeplerin ve sonuca götüren nedensellik bağının itiraz merciinin kararında yeterli açıklıkta gösterilmesi, adaletin tesisi, keyfiliğin önlenmesi ve yargısal denetimin şeffaflığı açısından temel bir hukuk kuralı olarak kabul edilmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayı adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği, çelişmeli yargılama ve gerekçeli karar hakkı ilkeleri yönünden ayrı ayrı incelemiştir. Öncelikle, infaz hâkimliğinin disiplin cezasını iptal eden kararına karşı Cumhuriyet savcısı tarafından yapılan itirazın başvurucuya tebliğ edilmediği tespit edilmiştir. İtiraz merci olan ağır ceza mahkemesinin, iddia makamı olan savcılığın itirazını doğrudan kabul ederek hüküm kurduğu görülmüştür. Başvurucunun itiraz dilekçesinden haberdar edilmemesi ve buna karşı karşıt beyanlarını sunma fırsatı bulamaması, iddia makamına karşı önemli ölçüde dezavantajlı duruma düşürülmesine neden olmuştur. Bu durum, menfaatlerini koruyan usule ilişkin güvencelerin başvurucuya sağlanmadığını ve yargılamanın bir bütün hâlinde adil olmaktan çıktığını göstererek silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerini ihlal etmiştir.

İkinci olarak, itiraz merciinin kararı gerekçeli karar hakkı yönünden değerlendirilmiştir. Hücre cezasının kaldırılmasına karar veren infaz hâkimliğinin gerekçesi incelendiğinde, koğuştaki başka bir hükümlünün saldırgan tutumunun ve yarattığı gerginliğin olaya neden olduğu hususunun somutlaştırılarak iptal kararına dayanak yapıldığı görülmektedir. Ancak itiraz merci olan ağır ceza mahkemesi, Cumhuriyet savcısının itirazını kabul edip başvurucunun şikâyetini kesin olarak reddederken bu kararının nedenlerini açıklamamıştır. İnfaz hâkimliğinin dayandığı somut gerekçelerin hangi sebeple hukuka uygun bulunmadığı, sonuca götüren nedensellik bağının ne olduğu itiraz merciinin kararında tartışılmamıştır. Yeterli ve ilgili bir gerekçe içermeyen bu ret kararı, adalet gereksinimini giderecek nitelikten uzak bulunarak gerekçeli karar hakkını ihlal etmiştir.

Öte yandan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı yönünden yapılan incelemede, ceza infaz kurumunda disiplin cezası neticesinde uygulanan hücre cezasının, hâlihazırda hürriyeti kısıtlanmış olan kişi bakımından Anayasa'nın 19. maddesi anlamında ilave bir müdahale oluşturmadığı belirtilmiş ve bu iddia açıkça dayanaktan yoksun bulunmuştur.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri ile gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği yönünde karar vererek ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla yeniden yargılama yapılması için başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: