Anasayfa Karar Bülteni AYM | Suzan Sarıkaya ve Hadice Ceylan | BN....

Karar Bülteni

AYM Suzan Sarıkaya ve Hadice Ceylan BN. 2022/5526

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2022/5526
Karar Tarihi 19.11.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Haksız tahsil edilen vergiye faiz ödenmelidir.
  • Açık kanun hükmü keyfî olarak yorumlanamaz.
  • Öngörülemez yargı kararları adil yargılanmayı zedeler.
  • Kanunun açık lafzından uzaklaşmak hakkaniyete aykırıdır.

Bu karar, idare tarafından haksız veya yersiz olarak tahsil edildiği kabul edilerek mükellefe iade edilen vergiler için tecil faizi ödenmesinin zorunlu ve yasal bir hak olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, kanun koyucunun ilgili vergi mevzuatında hiçbir tereddüde yer vermeyecek biçimde düzenlediği faiz hakkının, derece mahkemeleri tarafından dar veya amaca aykırı bir yoruma tabi tutularak reddedilmesinin hukuki öngörülebilirlik ilkesini zedelediğine hükmetmiştir. Karar, vergi iadelerinde faizin idarenin inisiyatifine bırakılmış bir lütuf değil, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ayrılmaz bir güvencesi olduğunu teyit etmesi bakımından emsal niteliğindedir.

Benzer nitelikteki uyuşmazlıklarda bu kararın yargı pratiğine çok güçlü bir emsal etkisi yapması kaçınılmazdır. İstinaf mercilerinin, kanunun açık ve sarih lafzına rağmen mükellef aleyhine olağan dışı hukuki argümanlar ve yorumlar geliştirerek hak kayıplarına yol açması, Anayasa Mahkemesi tarafından adil yargılanma hakkı kapsamında hakkaniyete uygun yargılanma ilkesinin açık ve bariz bir ihlali olarak görülmüştür.

Uygulamada, kamu idaresi ile vergi mükellefleri arasında sıkça rastlanan iade ve faiz uyuşmazlıklarında, bölge idare mahkemelerinin kanun hükümlerini yorumlarken lafza sıkı sıkıya sadık kalmaları gerektiği bir kez daha vurgulanmıştır. Söz konusu karar, yargı makamları arasındaki içtihat farklılıklarının veya yoruma dayalı hak gasplarının önlenmesi adına, vatandaşların adil yargılanma güvencelerini tahkim etmekte ve idare karşısındaki dezavantajlı konumlarını koruma altına almaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucular Suzan Sarıkaya ve Hadice Ceylan, Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesi'ne sattıkları eserler nedeniyle kendilerinden kesilen gelir vergisinin hatalı ve yersiz olduğunu belirterek idareye başvurmuştur. İdare bu başvuruyu haklı bularak kesilen gelir vergisini başvuruculara iade etmiştir. Bunun üzerine başvurucular, haksız yere tahsil edilen ve bir süre idarenin elinde kalan bu vergi tutarı için kanun gereği kendilerine tecil faizi ödenmesi talebiyle yeni bir şikâyet başvurusunda bulunmuştur.

İdarenin faiz ödenmesi talebini zımnen reddetmesi üzerine uyuşmazlık idari yargıya taşınmıştır. İlk derece vergi mahkemeleri davacıları haklı bularak faiz ödenmesine hükmetmiş ancak istinaf aşamasında bölge idare mahkemesi vergi dava daireleri, olayda vergi hatası kapsamında bir faiz ödemesi yapılamayacağı gerekçesiyle davaları esastan reddetmiştir. Temel uyuşmazlık, idarenin haksız olarak tahsil ettiğini kabul edip iade ettiği vergi tutarlarına faiz işletilmemesinin kanuna ve hakkaniyete uygun olup olmadığı noktasında toplanmıştır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı karara bağlarken adil yargılanma hakkının temel bir unsuru olan hakkaniyete uygun yargılanma hakkı çerçevesinde değerlendirme yapmıştır. Bu hakkın ihlal edilip edilmediği incelenirken, derece mahkemelerinin kanun hükümlerine olağanın dışında, mantık sınırlarını zorlayan ve vatandaş için öngörülemez anlamlar yükleyip yüklemediği dikkate alınmaktadır.

Somut uyuşmazlığın yasal ve hukuki temelini 213 sayılı Vergi Usul Kanunu m.112 oluşturmaktadır. İlgili maddenin dördüncü fıkrasında, idarece fazla veya yersiz olarak tahsil edilen vergilerin mükellefe iadesi aşamasında tecil faizi ile birlikte geri verilmesi gerektiği açık ve net bir şekilde hüküm altına alınmıştır. Bu emredici yasal kural, idarenin haksız olarak elinde tuttuğu vergi aslı nedeniyle mükellefin mahrum kaldığı ve zaman içinde eriyen ekonomik değerin telafi edilmesini amaçlamaktadır.

Yüksek Mahkeme uyuşmazlıkta ayrıca, Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun yerleşik içtihatlarına ve özellikle 2/3/2022 tarihli kararına atıf yaparak, 213 sayılı Kanun uyarınca ödenecek faizin, haksız veya fazla tahsil edilen verginin yasal ve ayrılmaz bir unsuru olduğu prensibine vurgu yapmıştır. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkı, mahkemelerin bu kadar açık kanun kurallarını uygularken keyfîlikten uzak, öngörülebilir ve hukuki güvenlik ilkesiyle uyumlu kararlar vermesini zorunlu kılar. Kanun hükmünün amaca aykırı şekilde dar yorumlanarak açık bir hakkın reddedilmesi, adil yargılanma güvenceleriyle hiçbir koşulda bağdaşmamaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda vergi idaresinin verginin yersiz tahsil edildiğini başından beri zaten kabul ettiğini ve asıl alacağı başvuruculara sorunsuz şekilde iade ettiğini tespit etmiştir. İade edilen bu ana vergi tutarı için başvurucular yalnızca yasadan doğan tecil faizi talebinde bulunmuşlardır. İlk derece vergi mahkemeleri 213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca bu talebi kanunun lafzına uygun bularak kabul etmişken, istinaf merci konumundaki Bölge İdare Mahkemesi Vergi Dava Daireleri, uyuşmazlığın düzeltme ve şikâyet hükümleri kapsamında bir "vergi hatası" sayılamayacağı yönünde şekilci bir gerekçeyle faiz taleplerini reddetmiştir.

Anayasa Mahkemesi, istinaf dairelerinin ortaya koyduğu bu ret gerekçesinin, kanunun açık hükmü karşısında hukuki dayanaktan tamamen yoksun olduğunu vurgulamıştır. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu m.112 kapsamında yer alan dördüncü fıkra, yersiz tahsil edilen vergilerin tecil faizi ile birlikte iadesini şarta bağlı olmayan kesin bir kurala bağlamıştır. İdarenin yersiz tahsilatı bizzat kabul edip ana parayı iade ettiği açık bir senaryoda, faiz talebinin ayrıca vergi hatası kapsamında teknik bir değerlendirmeye tabi tutulamayacağı şeklindeki istinaf yorumu, kanunun açık lafzına bütünüyle aykırı düşmektedir.

Yüksek Mahkeme, derece mahkemelerinin yasayı yorumlarken kurallara olağanın dışında ve vatandaş açısından öngörülemez bir anlam yüklemesinin, bireylerin mahkemelere, adalete ve hukukun üstünlüğüne olan güvenlerini kökünden sarsacağına dikkat çekmiştir. İstinaf mercilerinin söz konusu katı, şekilci ve kanunun varoluş amacına ters düşen yorumu, başvuruculara şahsi olarak taşıyamayacakları ağır bir külfet yüklemiş ve yargılamanın hakkaniyetini tamamen ortadan kaldırmıştır. Yasal düzenlemenin aksi ispatlanamayacak kadar net bir şekilde koruduğu menfaatin, yargı makamlarınca dar bir içtihatla yok sayılması hukuka aykırıdır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, başvurucuların adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: