Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Sabri Serin Kararı 2020/25587 B.

Anayasa Mahkemesi Sabri Serin Kararı 2020/25587 B.

Bu karar, depremzede vatandaşların mevzuattan doğan kalıcı konut edinme haklarının mülkiyet hakkı kapsamında nasıl korunması gerektiğine dair çok kritik bir içtihat niteliği taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, ilgili mevzuat uyarınca hak sahibi olarak kabul edilen kişilerin, aradan geçen kırk yılı aşkın zamana rağmen kendilerine vadedilen konutların mülkiyetini fiilen elde edememelerini hukuki güvenlik ilkesi ve mülkiyet hakkı bağlamında değerlendirmiştir. Yargı mercilerince, idarenin ilgili tapu kaydını oluşturup oluşturmadığının dahi araştırılmamış olması, vatandaşın mağduriyetini derinleştiren bir faktör olarak ele alınmış, devletin pozitif yükümlülüklerini yerine getirmediği saptanmıştır.
search

Anayasa Mahkemesi
Sabri Serin Kararı 2020/25587 B.

6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 2. Bölüm
Başvuru No 2020/25587
Karar Tarihi 19.11.2025
Taraf Sabri Serin
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
Öne Çıkan Hükümler
Afetzedelerin konut edinme hakkı meşru beklenti yaratır.
Makul sürede tapu tahsisi mülkiyet hakkı gereğidir.
Kırk yıllık gecikme mülkiyet hakkını ihlal eder.

Bu karar, depremzede vatandaşların mevzuattan doğan kalıcı konut edinme haklarının mülkiyet hakkı kapsamında nasıl korunması gerektiğine dair çok kritik bir içtihat niteliği taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, ilgili mevzuat uyarınca hak sahibi olarak kabul edilen kişilerin, aradan geçen kırk yılı aşkın zamana rağmen kendilerine vadedilen konutların mülkiyetini fiilen elde edememelerini hukuki güvenlik ilkesi ve mülkiyet hakkı bağlamında değerlendirmiştir. Yargı mercilerince, idarenin ilgili tapu kaydını oluşturup oluşturmadığının dahi araştırılmamış olması, vatandaşın mağduriyetini derinleştiren bir faktör olarak ele alınmış, devletin pozitif yükümlülüklerini yerine getirmediği saptanmıştır.

Benzer uyuşmazlıklarda bu kararın emsal etkisi, özellikle afet yönetimi ve afetzedelere yapılacak yardımları düzenleyen kanunlar uyarınca doğan meşru beklentilerin sınırsız bir süre sürüncemede bırakılamayacağı yönündedir. Uygulamada, idare mahkemelerinin vatandaşların kalıcı konut talepli uyuşmazlıklarını incelerken aradan geçen süreyi ve mülkiyet hakkından doğan meşru beklentileri çok daha dikkatli irdelemeleri gerekecektir. Afetzedelere yönelik taahhütlerin mazeretsiz olarak yerine getirilmemesi durumunda, idarenin eylemsizliği mülkiyet hakkının doğrudan ihlali sayılacak ve idari yargı makamlarınca daha aktif ve titiz bir inceleme usulü yürütülmesi zorunlu olacaktır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvuruya konu uyuşmazlık, geçmişte meydana gelen bir deprem felaketi sonrasında afetzede olarak hak sahibi ilan edilen Sabri Serin'in kalıcı konut tahsisi talebine dayanmaktadır. Başvurucu, devletin afetzedeler için yapmayı taahhüt ettiği konutlardan yararlanma hakkı elde etmiş ancak aradan kırk yılı aşkın bir süre geçmesine rağmen kendisine herhangi bir kalıcı konut tahsis edilmemiştir.

Bunun üzerine başvurucu, idarenin hareketsiz kalması ve konut tahsisini gerçekleştirmemesi nedeniyle maddi zarara uğradığını belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Diyarbakır 1. İdare Mahkemesinde dava açmıştır. Görülen davada olumlu bir sonuç alamayan ve mahkemenin tapu kaydı oluşturulup oluşturulmadığını dahi araştırmadan karar verdiğini belirten başvurucu, bu hukuksuzluğun giderilmesi talebiyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi bu başvuruyu karara bağlarken mülkiyet hakkının korunmasına dair temel evrensel hukuk kuralları ve anayasal ilkelere dayanmıştır. Öncelikle, Anayasa'nın 35. maddesi ile güvence altına alınan mülkiyet hakkı çerçevesinde, kişilerin mevcut malvarlığı değerlerinin yanı sıra, hukuki bir düzenleme veya yerleşik bir idari uygulama neticesinde ortaya çıkan meşru beklentilerinin de mülk statüsünde değerlendirilerek korunması gerektiği vurgulanmıştır.

Somut uyuşmazlığın çözümünde dayanılan temel yasal düzenleme 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu kanun, deprem, yangın, sel gibi doğal afetler nedeniyle zarara uğrayan vatandaşlara devlet tarafından konut, arsa veya kredi tahsis edilmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemektedir. Bu kanun kapsamında afetzede olarak hak sahibi tespit edilen kişilerin, kendilerine güvenli bir konut tahsis edileceğine dair haklı ve meşru bir beklenti içine girmeleri hukuken korunmaya değer bulunmuştur.

Anayasa Mahkemesi, yerleşik içtihat prensipleri doğrultusunda, devletin ilgili mevzuat uyarınca vatandaşına hak sahipliği tanıdıktan sonra, bu hakkın fiilen kullanılmasını sağlayacak idari işlemleri makul ve kabul edilebilir bir süre içerisinde tamamlaması gerektiğine işaret etmektedir. Hak sahipliği kararına rağmen yıllar boyu tapu kaydının oluşturulmaması ve durumun belirsizlik içinde sürüncemede bırakılması, vatandaşlara orantısız bir külfet yüklemektedir. Yargılama aşamasında mahkemelerin de bu tür davalarda idarenin yükümlülüklerini özenle yerine getirip getirmediğini titizlikle araştırması, hukuki dinlenilme hakkı ile mülkiyet hakkının temel bir gereği olarak kabul edilmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvuru dosyasını ve derece mahkemelerinin yargılama sürecini mülkiyet hakkı bağlamında detaylı bir şekilde incelemiştir. İnceleme neticesinde, başvurucunun geçmişte yaşanan bir deprem felaketi nedeniyle hak sahibi kılındığı ve kendisine bir konut tahsis edilmesi hususunda hukuki sürecin başladığı tespit edilmiştir.

Yüksek Mahkeme, başvurucunun 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun hükümleri çerçevesinde konut edinme yönünde hukuken korunan son derece haklı bir meşru beklentisinin bulunduğunu açıkça ortaya koymuştur. Ancak uyuşmazlıktaki asıl hukuki sorun, bu hak sahipliğinin fiiliyata dökülme aşamasında yaşanan aşırı ve izah edilemez gecikmedir. Kararda da vurgulandığı üzere, idare tarafından hak sahipliği tespitinin yapılmasının üzerinden tam kırk yılı aşkın bir süre geçmesine rağmen, başvuruya konu konuta ait tapu kaydının düzenlenip düzenlenmediğinin derece mahkemelerince yeterince araştırılmadığı belirlenmiştir.

İlk derece mahkemesi olan Diyarbakır 1. İdare Mahkemesi tarafından yürütülen yargılamada, idarenin onlarca yıl boyunca pasif kalmasının mülkiyet hakkı üzerindeki yıkıcı etkileri göz ardı edilmiş ve idarenin tapu tesis işlemine dair yükümlülükleri konusunda uyuşmazlığın esasına dair derinlikli bir araştırma yapılmamıştır. Anayasa Mahkemesi, kırk yılı bulan bir eylemsizlik ve belirsizlik durumunun başvurucuya şahsi olarak katlanılması güç, olağan dışı bir külfet yüklediğine ve kamu yararı ile birey yararı arasındaki adil dengenin başvurucu aleyhine ölçüsüzce bozulduğuna kanaat getirmiştir. Devletin, vatandaşın kanundan doğan meşru beklentisini böylesine uzun bir süre cevapsız bırakması mülkiyet hakkının açık bir ihlali olarak değerlendirilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla yeniden yargılama yapılması yönünde başvuruyu kabul etmiştir.

Depremzedeyim, devlet ev verecekti ama yıllardır vermedi. Ne yapmalıyım? expand_more
Devletin 7269 sayılı Kanun kapsamında afetzedelere kalıcı konut tahsis etme taahhüdü, hukuken korunan "meşru bir beklenti" yaratır ve bu beklenti mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilir. İdarenin hak sahipliği kararından sonra, kırk yılı aşan bir eylemsizlikle tapu tahsisini gerçekleştirmemesi mülkiyet hakkının ihlalidir. Bu durumda idari yargıda dava açabilir, mahkemelerden olumlu sonuç alamazsanız Anayasa Mahkemesine mülkiyet hakkının ihlali iddiasıyla bireysel başvuruda bulunabilirsiniz.
Afet sonrası hak sahibi oldum ama tapum çıkmadı. Bu bir hak ihlali mi? expand_more
Evet, devletin hak sahipliğini tanıdıktan sonra bu hakkın fiilen kullanılmasını sağlayacak tapu ve tahsis işlemlerini makul sürede tamamlamaması mülkiyet hakkının açık bir ihlalidir. Anayasa Mahkemesi, bu tür belirsizliklerin ve idarenin on yıllarca süren hareketsizliğinin vatandaşa katlanılması güç, orantısız bir külfet yüklediğini belirtmektedir.
Mahkeme tapumu hiç araştırmadan davamı reddetti. AYM buna ne diyor? expand_more
Anayasa Mahkemesi, idare mahkemelerinin bu tür uyuşmazlıklarda idarenin yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğini ve tapu kaydının oluşturulup oluşturulmadığını derinlemesine araştırmadan karar vermesini hukuka aykırı bulmaktadır. Mahkemelerin vatandaşı mağdur eden bu eksik incelemesi mülkiyet hakkının ve adil dengenin ölçüsüzce bozulması sayılmakta olup ihlalin ortadan kaldırılması için yeniden yargılama sebebi oluşturmaktadır.
Devletin afette vadettiği evi çok geç vermesi mülkiyet hakkını bozar mı? expand_more
Kesinlikle bozar. Devlet, ilgili mevzuat uyarınca vatandaşına hak sahipliği tanıdıktan sonra, konut tahsisi için gerekli işlemleri makul ve kabul edilebilir bir sürede bitirmekle yükümlüdür. Afetzedelere yönelik taahhütlerin mazeretsiz olarak yıllarca yerine getirilmemesi ve sürüncemede bırakılması, mülkiyet hakkından doğan meşru beklentinin doğrudan ihlali anlamına gelir.
star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir