Anasayfa/ Karar Bülteni/ Danıştay Danıştay 2. Dairesi 2022/3547 E. 2025/37 K.

Danıştay Danıştay 2. Dairesi 2022/3547 E. 2025/37 K.

Bu karar, kamu görevlilerinin idareye karşı ileri sürdükleri psikolojik taciz (mobbing) iddialarında ispat yükünün ve hizmet kusuru kavramının sınırlarını net bir şekilde ortaya koyması bakımından hukuken büyük önem taşımaktadır. Danıştay, bir eylem veya işlemin mobbing olarak nitelendirilebilmesi için süreklilik, kasıt ve sistemli bir yıldırma politikasının varlığının somut, her türlü şüpheden uzak delillerle kanıtlanması gerektiğine vurgu yapmaktadır. Kamu personelinin görev yeri değişiklikleri, disiplin cezaları veya amirleriyle yaşadığı adli süreçlere konu olan tekil olaylar, personel lehine sonuçlanmış olsa dahi, doğrudan idarenin hizmet kusuru veya sistematik bir mobbing uygulaması olarak değerlendirilmemektedir.
search
6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Danıştay 2. Dairesi
Esas No 2022/3547
Karar No 2025/37
Karar Tarihi 07.01.2025
Karar Sonucu Onama
Karar Linki Danıştay Karar Arama

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Mobbing iddiası somut delillerle ispatlanmalıdır.
  • gavel İdarenin hizmet kusuru açıkça ortaya konulabilmelidir.
  • gavel Mesleki zorluklar tek başına mobbing sayılamaz.
  • gavel Manevi tazminat için ağır elem şarttır.

Bu karar, kamu görevlilerinin idareye karşı ileri sürdükleri psikolojik taciz (mobbing) iddialarında ispat yükünün ve hizmet kusuru kavramının sınırlarını net bir şekilde ortaya koyması bakımından hukuken büyük önem taşımaktadır. Danıştay, bir eylem veya işlemin mobbing olarak nitelendirilebilmesi için süreklilik, kasıt ve sistemli bir yıldırma politikasının varlığının somut, her türlü şüpheden uzak delillerle kanıtlanması gerektiğine vurgu yapmaktadır. Kamu personelinin görev yeri değişiklikleri, disiplin cezaları veya amirleriyle yaşadığı adli süreçlere konu olan tekil olaylar, personel lehine sonuçlanmış olsa dahi, doğrudan idarenin hizmet kusuru veya sistematik bir mobbing uygulaması olarak değerlendirilmemektedir.

Benzer davalarda bu kararın emsal etkisi, kamu çalışanlarının manevi tazminat taleplerinde karşılaşacakları ispat standardının yüksekliğini göstermesi yönündedir. İdare mahkemeleri, personelin yaşadığı psikolojik rahatsızlıklar ile idarenin eylemleri arasındaki illiyet bağını ararken, mesleğin kendi doğasından kaynaklanan zorlukları ve olağan idari tasarrufları doğrudan mobbing kapsamında görmemektedir. Bu içtihat, idareyi asılsız veya ispatlanamayan tazminat yüklerinden korurken, personeli de iddialarını somut delillerle, yargı kararları ve sağlık raporlarıyla desteklemeye teşvik etmektedir. Dolayısıyla, uygulamada psikolojik taciz iddialarına dayalı tam yargı davalarında mahkemelerin daha sıkı bir nedensellik bağı aramaya devam edeceği anlaşılmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde uzman jandarma olarak görev yapan davacı, atandığı farklı görev yerlerinde amirleri tarafından kendisine sistematik olarak psikolojik taciz (mobbing) uygulandığını iddia ederek kuruma karşı tam yargı davası açmıştır. Davacı; haksız disiplin cezaları aldığını, bir amiri tarafından darp edilip ölümle tehdit edildiğini, makam koltuğuna fare yapıştırıcısı sürüldüğünü, hastaneye sevkinin kasten geciktirildiğini ve sürgün niteliğinde uzak ilçelere atandığını ileri sürmüştür. Bu olaylar zinciri neticesinde psikolojisinin bozulduğunu, psikiyatri kliniğinde tedavi gördüğünü ve "karışık anksiyete ve depresif bozukluk" tanısıyla malulen emekliye sevk edilmek zorunda kaldığını belirten davacı, yaşadığı ağır mağduriyetin telafisi amacıyla idareden 250.000,00 TL manevi tazminat talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümünde temel alınan hukuki kurallar, idarenin hukuki sorumluluğu ve manevi tazminat hukukunun genel prensiplerine dayanmaktadır. İdarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlü olduğu, anayasal bir güvence olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak bir kamu görevlisinin idareden manevi tazminat talep edebilmesi için idarenin ağır bir hizmet kusurunun bulunması, bu kusur neticesinde kişinin şeref ve haysiyetini zedeleyen, yaşama sevincini azaltan ağır bir elem, keder ve üzüntü yaşamış olması gerekmektedir.

Psikolojik taciz (mobbing) iddialarına dayalı tam yargı davalarında, idari yargının yerleşik içtihatlarına göre, mobbingin varlığından söz edilebilmesi için eylemlerin kasıtlı, sistematik, sürekli ve doğrudan bir yıldırma amacı taşıması şartı aranmaktadır. Birbiriyle bağlantısız, farklı amirler tarafından veya farklı kurumlarda gerçekleşen münferit disiplin cezaları, atama işlemleri veya adli vakalar tek başına mobbingin unsurlarını oluşturmaz. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 12 ve ilgili maddeleri gereği, ilgililer haklarını ihlal eden idari eylem ve işlemlerden dolayı tam yargı davası açabilirler; ancak burada zararın ve idareye atfedilebilecek illiyet bağının davacı tarafından somut delillerle ortaya konulması zorunludur.

Somut uyuşmazlıkta mahkemeler, kamu görevlisinin psikolojik rahatsızlıklarının doğrudan idarenin sistematik bir yıldırma politikasının bir sonucu mu olduğu, yoksa askerlik gibi disiplin ve zorluk derecesi yüksek bir mesleğin doğasından ve yaşanan bireysel husumetlerden mi kaynaklandığını değerlendirmiş, manevi tazminat için aranan nedensellik bağının sıkı şartlara tabi olduğunu vurgulamıştır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Davacı, görev yaptığı farklı birliklerde amirleri tarafından haksız soruşturmalara, sürgün niteliğindeki atamalara, fiziksel ve sözlü saldırılara maruz kaldığını; tüm bu eylemler neticesinde "karışık anksiyete ve depresif bozukluk" tanısıyla malulen emekliye sevk edildiğini belirterek manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde, davacının iddialarına konu olan amir tarafından darp edilme olayı, haksız disiplin cezasının iptali ve hukuka aykırı atama işleminin yargı yoluyla kaldırılması gibi bazı hususların gerçekten yaşandığı ve yargı kararlarıyla sabit olduğu görülmüştür.

Ancak İlk Derece Mahkemesi ve Bölge İdare Mahkemesi tarafından yapılan detaylı değerlendirmelerde, davacının karşılaştığı bu olumsuz durumların idare ajanlarının sistematik, sürekli ve doğrudan bir yıldırma (mobbing) amacı güden eylemleri bütünü olarak nitelendirilemeyeceği tespiti yapılmıştır. Davacının psikolojik rahatsızlıklar yaşayarak malulen emekliye sevk edilmesi üzücü bir durum olmakla birlikte; idarenin kurumsal eylem ve işlemleri ile davacının yaşadığı manevi zarar arasında doğrudan ve kesin bir illiyet bağı kurulamamıştır. Mahkemeler, davacının yaşadığı bu süreçlerin jandarma teşkilatı gibi disiplin ve hiyerarşinin ön planda olduğu, zorluk derecesi yüksek bir mesleğin kendi içindeki olağan sürtüşmelerinden veya şahıslar arası bireysel husumetlerden kaynaklandığına hükmetmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi, idarenin ağır bir hizmet kusurunun bulunmadığına ve manevi tazminat ödenmesini gerektirecek şartların oluşmadığına kanaat getirerek istinaf başvurusunu reddetmiştir. Danıştay İkinci Dairesi tarafından yapılan temyiz incelemesinde de, Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu ve bozulmasını gerektirecek herhangi bir neden bulunmadığı vurgulanmıştır.

Sonuç olarak Danıştay 2. Dairesi, Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması yönünde karar vermiştir.

Amirlerimle yaşadığım sorunlar yüzünden psikolojim bozuldu, tazminat alabilir miyim? expand_more
Bir kamu görevlisinin yalnızca amirleriyle yaşadığı husumetler veya psikolojisinin bozulması, idareden manevi tazminat alabilmesi için yeterli değildir. Mahkemeler, yaşadığınız psikolojik rahatsızlık ile idarenin kurumsal eylem ve işlemleri arasında doğrudan ve kesin bir illiyet (nedensellik) bağı kurmanızı beklemektedir. Tazminat alabilmeniz için, idarenin ağır bir hizmet kusuru işlediğini ve bu kusur neticesinde şeref ve haysiyetinizi zedeleyen ağır bir elem ve keder yaşadığınızı ortaya koymanız gerekmektedir.
İş yerinde mobbinge uğradığımı mahkemede nasıl ispatlarım? expand_more
Psikolojik taciz (mobbing) iddialarına dayalı davalarda ispat yükü davacıya aittir. Bir eylemin veya işlemin mobbing sayılabilmesi için eylemlerin kasıtlı, sürekli, sistematik ve doğrudan bir yıldırma amacı taşıdığını somut ve her türlü şüpheden uzak delillerle kanıtlamanız zorunludur. İddialarınızı mutlaka sağlık raporları, daha önce lehinize sonuçlanmış yargı kararları ve somut belgelerle desteklemelisiniz.
Amirimin bana haksız ceza vermesi doğrudan mobbing sayılır mı? expand_more
Hayır, amirinizin verdiği haksız bir disiplin cezası, yaşadığınız görev yeri değişiklikleri veya münferit bir olay tek başına mobbing olarak değerlendirilmez. Aldığınız haksız cezanın veya işlemin yargı yoluyla iptal edilmiş olması bile, durumu otomatik olarak idarenin hizmet kusuru veya sistematik bir mobbing uygulaması haline getirmez. Eylemlerin birbiriyle bağlantısız ve farklı olaylardan ziyade, belirli bir yıldırma politikasının parçası olması aranmaktadır.
İşin zorluğu yüzünden hastalanıp emekli olursam kuruma dava açabilir miyim? expand_more
Askerlik veya jandarma gibi disiplin ve hiyerarşinin ön planda olduğu zor mesleklerde, mesleğin kendi doğasından kaynaklanan zorluklar ve olağan sürtüşmeler doğrudan mobbing kapsamında görülmemektedir. Mesleki yıpranma sonucunda psikolojik rahatsızlık yaşayarak malulen emekliye sevk edilmiş olsanız dahi, bu durumun idarenin kurumsal ve sistematik bir baskısının sonucu olduğunu ispatlayamadığınız müddetçe manevi tazminat davanız reddedilecektir.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir