Karar Bülteni
DANIŞTAY 2. Daire 2022/3112 E. 2022/6984 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Danıştay 2. Daire |
| Esas No | 2022/3112 |
| Karar No | 2022/6984 |
| Karar Tarihi | 28.12.2022 |
| Dava Türü | İptal Davası |
| Karar Sonucu | Bozma |
| Karar Linki | Danıştay Karar Arama |
- İdari işlemin tüm kısımları incelenerek hüküm kurulmalıdır.
- Eksik inceleme ile verilen yargı kararları hukuka aykırıdır.
- Fiili hizmetin karşılığı olan mali haklar korunmalıdır.
Bu karar, idari yargılamada mahkemelerin uyuşmazlığın tüm boyutlarını inceleme ve karara bağlama yükümlülüğünü hukuken teyit etmesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Davacının iptalini talep ettiği idari işlemin birden fazla unsur (hem atama hem de mali hakların geri alınması) içermesi durumunda, yargı mercilerinin sadece bir unsuru inceleyerek diğer talepleri cevapsız bırakması adil yargılanma hakkı ve hukuki dinlenilme hakkı kapsamında ciddi bir ihlal oluşturmaktadır. Danıştay bu kararıyla, idari işlemlerin bölünebilir nitelikteki kısımlarının her birinin ayrı ayrı yargısal denetime tabi tutulması gerektiğini vurgulamıştır.
Benzer davalardaki emsal etkisi değerlendirildiğinde, idare mahkemelerinin ve bölge idare mahkemelerinin davacının dava dilekçesinde, savunmalara cevaplarında ve istinaf aşamasında ısrarla dile getirdiği iddiaları görmezden gelemeyeceği açıkça ortaya konulmuştur. Uygulamada sıkça karşılaşılan, karmaşık idari işlemlerin yalnızca bir yönünün karara bağlanıp diğer mali veya özlük haklarına ilişkin kısımların sürüncemede bırakılması sorunu bu içtihatla engellenmektedir. Mahkemeler artık uyuşmazlığın tamamını çözecek şekilde kapsamlı bir irdeleme yapmakla yükümlü kılınarak, idari işlemlerin yargısal denetiminin eksiksiz yapılması ilkesi pekiştirilmiştir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Aydın Büyükşehir Belediyesi bünyesinde Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanı, sonrasında ise Kent Tarihi ve Tanıtımı Dairesi Başkanı olarak önemli görevler yürüten davacı, belediye başkanlığı tarafından tesis edilen bir işlemle tenzil-i rütbe yapılarak uzman kadrosuna atanmıştır. Ayrıca idare, davacının fiilen daire başkanı olarak görev yaptığı uzun döneme ilişkin kendisine fazladan ödendiği iddia edilen çeşitli mali hakların da geri alınmasına yönelik aynı evrak içerisinde bir işlem tesis etmiştir. Davacı taraf, daha önce lehine verilen yargı kararlarının idarece kasıtlı olarak etkisiz kılınmaya çalışıldığını, kendisine uzun süredir sistematik mobbing uygulandığını ve en önemlisi fiili hizmetinin yok sayılarak maaşlarının geri istenmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu belirterek, hem haksız atama işleminin hem de mali hakların iadesine yönelik işlemin iptali talebiyle dava açmıştır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
İdari yargılama hukukunun temel ilkelerinden biri, idari işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden kapsamlı bir şekilde denetlenmesidir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 2 uyarınca iptal davaları, idari işlemlerin bu unsurlardan biriyle hukuka aykırı olması durumunda açılır. Yargı mercileri, davacının iddiaları ve talepleri çerçevesinde uyuşmazlığı tüm yönleriyle incelemekle yükümlüdür.
Somut uyuşmazlığın çözümünde dikkate alınması gereken bir diğer önemli husus, memurların yer ve görev bakımından naklen atanmaları konusundaki idarenin takdir yetkisidir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m. 76 çerçevesinde idarelere tanınan bu yetki mutlak ve sınırsız olmayıp, kamu yararı ve hizmet gerekleri sınırları içinde kullanılmalıdır.
Öte yandan, idari yargılamada "taleple bağlılık ilkesi" ve "hukuki dinlenilme hakkı" gereğince, davacının dava dilekçesinde ve yargılamanın diğer aşamalarında açıkça ileri sürdüğü iddiaların mahkemelerce karşılanması zorunludur. İşlemin birden fazla sonuç doğuran (hem statü değişikliği hem de mali hakların iadesi gibi) kısımları bulunuyorsa, mahkeme kararı bu kısımların tamamını kapsayacak nitelikte bir hukuki irdeleme içermelidir. Eksik incelemeye dayalı olarak uyuşmazlığın sadece bir kısmı hakkında hüküm kurulması, adil yargılanma hakkının ihlali anlamına gelmekte olup, yerleşik Danıştay içtihatları gereği mutlak bir bozma nedenidir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Danıştay 2. Dairesi tarafından yapılan incelemede, davalı idare tarafından tesis edilen işlemin iki farklı boyutu olduğu tespit edilmiştir. İşlemle hem davacı uzman kadrosuna atanmış hem de fiilen daire başkanı olarak görev yaptığı döneme ilişkin kendisine ödenen mali hakların geri alınması istenmiştir.
Davacının dava dilekçesinde, savunmaya cevap dilekçelerinde ve istinaf başvurusunda, salt uzman kadrosuna atanma işlemine değil, aynı zamanda "15.11.2017 tarihinden itibaren Daire Başkanlığı görevine ilişkin fazla ödenen mali hakların geri alınması" yönündeki işlemin de hukuksuz olduğuna vurgu yaptığı görülmüştür. Davacı, fiili hizmetinin yok sayılarak mali haklarının iadesinin talep edilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu açıkça ileri sürmüştür.
Bölge İdare Mahkemesi kararında ise uyuşmazlık sadece davacının uzman olarak atanmasına ilişkin boyutuyla değerlendirilmiş, mali hakların geri alınması talebiyle ilgili hiçbir hukuki irdeleme yapılmamıştır. Mahkemece, uyuşmazlığın tüm unsurları dikkate alınarak kapsamlı bir yargılama yapılması ve her bir talep yönünden ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken, davanın yalnızca bir kısmı üzerinden eksik inceleme ile karar verilmesinde hukuki isabet bulunmamıştır. Davacının fiilen yürüttüğü görevin mali karşılığının geri istenmesine yönelik talepleri cevapsız bırakılarak verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu net bir biçimde ortaya konulmuştur.
Sonuç olarak Danıştay 2. Dairesi, uyuşmazlığın eksik incelenerek karara bağlanması nedeniyle Bölge İdare Mahkemesi kararını bozmuştur.